Rızık Tiyatro Oyunu Metni

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda SeLeN tarafından 15 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Rızık Tiyatro Oyunu Metni konusu kısa skeçler - kısa tiyatro metinleri - tiyatro metinleri - Rızık skeçi


    ŞAHISLAR: ORHAN,OSMAN,FİKRET,GÜZİN.

    Fikret: Abla,acımdan ölüyorum. Yiyecek bir şeyler yok mu?

    Güzin: Var var da,çalışmayana yok.

    Fikret:Ne çalışması abla?

    Güzin:Basbayağı çalışma,bedava ekmek yok bu evde. Hadi gel sen de bulaşıkları durula da,yemek yemeyi hak edesin.

    Fikret: (Gülerek)Abla sen de bir alemsin. Sanki herkes çalıştığının karşılığını yiyor.

    Güzin:Tabi,ne sandın. Bak Nedim amca işten çıkarıldı. Daha ona para veriliyor mu? Ben ise sabahtan beri çalışıyorum.Bulaşık,yer silme,toz alma. Artık karnımı doyurabilirim.

    Fikret: İyi ya,ben de bir yığın ders çalıştım. Seninle yemek yemeyi hak ettim herhalde.

    Güzin:Onlar senin şahsi işlerin. Ekstra işler yapman gerek Fikret.

    Fikret:Nihan teyzemin çocuklarının yemek yemeye hiç hakları yok,desene.

    Güzin: (Alaylı) Ebubekir�le,Ömer�in mi? Asıl onların hakkı var. Bütün gün çalışıyorlar. Ellerinden gelse gece de kırıp dökmeye devam ederler ama,teyzem zorla yatırıyor.

    Fikret:Abla biraz önce ciddi miydin? Kendi işlerinin haricinde işler de yapman gerekir derken.

    Güzin: Biraz. Herkese çalıştığının karşılığı yok mu?

    Fikret:O ahirette. Dünyada her şey çalıştığının karşılığı değil ki.

    Güzin:Neden? Çok iyi çalışan,yüksek tahsil yapan iyi bir mevkie gelir,iyi şeyleri hak eder. Tabi ki iyi de yer.

    Fikret:Bak,ama benim bulduğum bu böreği hiçbir amir,müdür bulamaz.Immm ne de nefis görünüyor. Şimdi bunu hak ettim mi?

    Güzin: Hak ettin mi bilmem ama,sana ayırmıştım Fikret. Ablam gitmeden önce yaptı, biz hepimiz yedik.

    Fikret:Nasıl oluyor peki bu iş? Herkes çalışmadı ama hepimiz bu börekten yedik.

    Güzin:Hatta kapıya gelen dilenciye de ablam iki dilim verdi.

    Fikret:Dilencinin bugün ki rızkını siz mi verdiniz yani?

    Güzin:Tövbe yarabbi,böyle şakalar yapma Fikret. O dilencinin nasibi varmış. Rızk Allah�a aittir.

    Fikret:Ama biraz önce çalışan hak eder diyordun.

    Güzin:Hak etmek daha ayrı bir şey Fikret.

    Fikret:Senin iyi yemekler yemeyi hak ettiğini söylediğin amirler için de aynı şey geçerli abla. Allah nasip etmezse en sevdiklerini bile yiyemiyorlar. Mesela şeker hastaları,kalp hastaları. Amma kodamanlar var onların içlerinde.

    Güzin:O da doğru. Ama Ebubekir�le Ömer şişmanlasınlar diye,tüm yaramazlıklarına karşın,Nidan teyzem elinde tabakla arkalarından koşturup duruyor.

    Fikret:Şu işe bak ya. Hem de her şeyin en iyisini yiyor şımarıklar.

    Güzin:Evet,sanki mükafat onlara. Gel içeri geçelim Fikret. Bulaşığım bitti,bardaklar da hazır. Sen de çayı al. Babama Nedim amcayı soralım. Çocuklarımın rızkı kesildi diye ağlıyordu.

    (FON)

    Fikret:Babacığım,Nedim amcanın rızkı ne alemde?

    Orhan:O ne demek Fikret?

    Osman:Baba,Nedim amca ağlıyordu ya,rızkımızı kestiler diye.

    Orhan:Haa o mu? O söylesin,ağlasın,dursun. Kim kimin rızkını kesebilirmiş?

    Osman:Kestiler ya Nedim amcaların rızkını.

    Orhan:Kimin rızkı kesmeye gücü yeter oğlum? Rızk Allah�a ait.

    Fikret:Ama Turan amca�da; �Zalimler,çocuklarımın rızkıyla oynuyorlar.� diyordu ya.

    Orhan: Oğlum Allah�a ait olan bir şeyle oynayamazlar.

    Osman:Fakat rızk endişesini çok insan taşıyor.

    Orhan:Sonra da böyle perişan oluyorlar.

    Fikret:Ne yapsınlar baba. Mecbur endişelenecekler. Aç mı kalsınlar?

    Orhan:Aç kalırlar mı oğlum? Allah bir insanın rızkını keserse bu dünyadaki misafirliği bitmiş demektir.

    Fikret:Demek anneannemin rızkını veriyor hala.

    Orhan:Evet,şimdi onun rızkını iyi ameliyat yaptı da doktor verdi diyebilir miyiz?

    Osman:Tıpkı Nedim amcanın rızkını da müdürünün vermediği gibi.

    Fikret:Ama onun yanında çalışınca para kazanıyordu. Şimdi kazanamayacak.

    Osman:Kazanamayacak olur mu? Ama çalışması şart.

    Fikret:İzin vermediler ki çalışmasına abi.

    Osman:Başka yerde başka şekilde çalışır Fikret. Buna mecbur.

    Fikret:Yaa bak,rızkını kazanmak için çalışmaya mecbur.

    Orhan: Oğlum rızkını kazanmak için değil,çalışmak ibadet olduğu için çalışmakla mükellef. Bu bir ibadet çünkü,kulluk gereği.

    Osman:Ama �Ben çalıştım da kazandım.� derse ayıp eder.

    Orhan:Haklısın,lütfeden Allah. Eğer herkes bu dünyada çalıştığı kadar kazanıp yeseydi,en rahat ve bol yiyenler rençperler,maden işçileri gibi işi ağır olanlar olurdu. Farkındaysanız,onlar çoğu zaman daha az yiyor.

    Fikret:Ama bu yanlış değil mi? Hem işleri çok zor,hem de gelirleri az. Çok acıyorum onlara.

    Osman:Eee herkes de kolay kazanıp zengin olacak diye bir şey yok.

    Orhan:Öyle olsaydı zor işleri kimse yapmazdı. Bu işlerin de yapılması gerekir sonuçta.

    Fikret:Doğrusu ben öyle işler yapmak istemem. Hem böyle olması bana biraz adaletsiz gibi geliyor.

    Osman:Bana da biraz imtihan gibi geliyor.

    Fikret:Yani kiminin kolay kazanması,kiminin zor kazanması mı imtihan?

    Osman:Hıı evet. Yani bazılarının zengin,bazılarının yoksul veya kuvvetli,sağlıklı yada hasta olmaları neden adaletsizlik olsun ki?

    Fikret:Tabi,kimi çok rahat edebilirken,kimi de rahatlık yüzü görmüyor.

    Osman:Ne bilelim. Demek denge böyle kuruluyor. (Gülerek) Fikret,keşke sen büyüyünce kanalizasyon işçisi olsan.Ne kadar iyi olur. Bu memlekette kanalizasyon sorunu hiç bitmiyor.

    Fikret:Iğğ Allah korusun. Niye kanalizasyonda çalışaymışım?

    Osman:Çok lazım bu Fikret. Hem memlekete hizmet ederisin.

    Fikret:Banane,bir ben mi varım?

    Osman:Canım bu önemli bir iş. Lağımlarda ciddi bir sorun her an baş gösterebilir.

    Fikret:Adam mı yok? Birileri temizlesin.

    Osman:Hani adam? Hiç kimse böyle bir iş yapmak istemez ki?

    Fikret:Ooo parayı verdin mi ihtiyacı olan biri öyle de bir gelir yapar ki.

    Osman:Ama bu haksızlık değil mi? Sen istemediğin işi yapmıyorsun,ötekine yaptırıyorsun gücün yetiyor diye.

    Fikret:parasıyla canım. Onda ne var? Bu bir haksızlık değil ki.

    Osman:Eee sen yap o zaman parasıyla.

    Fikret:Benim paraya ihtiyacım yok ki.

    Osman:Öyle de,ama bu işin de yapılmasına ihtiyaç var değil mi?

    Orhan:Bak gördün mü Fikret. Dünyada işlerin dengeli yürümesi için değişik,farklı konumlarda insanlara ihtiyaç var. Kiminin zengin,kiminin yoksul olması gerekiyor.

    Osman:Anladın mı Fikret,burada bir adaletsizliğin değil bir imtihanın söz konusu olduğunu?

    Fikret:Herhalde anladım. Peki çalışmak niye ibadet? Rızk için olsa ne olur?

    Orhan:Yaa ne güzel oğlum. Allah üzerimizden bir yük almış. Çünkü bu zor bir iş. Rızk için çalışmayı bize yükleseydi çok zorlanırdık.

    Osman:Bak,eniştem,babamın borcunun bir kısmına kefil olunca hepimiz nasıl da rahatladık.

    Orhan:Yaa Allah�da bizim rızkımıza kefil olunca bize sadece abid olmak kalıyor.

    Fikret: (Düşünceli) Yani ibadet olduğu için çalışmak.

    Osman:Hıhı evet. Dünyada ise biz abid oldukça ahirette hak ettiğimiz oranda eşit nimetlere kavuşuruz. Dünya�da ise biz çalışırız ama kazandığımız,elimize geçen şeyler her zaman emeğimizin ürünü olmaz.

    Orhan:Babam bana baktı,besledi,tahsilime yardım etti. Ondan sonra da miras olarak bana bahçesini bıraktı. Hiç çalışmadığım halde o bahçe benim oldu diye haksızlık mı bu?

    Osman: (Gülerek) Helal helal. Miras helaldir.

    Orhan:Biz karnımızı doyurmak için çalışsak kedilere benzeriz.

    Fikret:Kedilere mi? Niye benziyormuşuz kedilere baba?

    Orhan:Onlar da karnını doyurmak için farenin,ciğerin arkasından koşturmuyor mu?

    Fikret: (Gülerek) Ooo ona bakarsan daha nice şeylere benzeriz baba. Şimdi söylemeyelim bari.

    Orhan:Evet oğlum söyleme,sus. Kim bilir daha nelere benzeyeceğiz.

    Osman:O kadar da korkmayın canım. Bir de doyamayacak sanıp haram,haksız kazanç peşinde koşanlar var. Onlara benzemekten evladır bu.

    Fikret:Babacığım annemin yanına gitmeyecek miyiz? Onu da görmek istiyorum.

    Orhan:Gideceğiz de oğlum senin lafın bitmiyor ki. Ablan da güya çay demlemişti.

    Fikret:Namaz kılmayı unutmuş.

    Osman:Ooo namaza daldıysa şimdi de çayı unutmuştur.

    Fikret:Ben şimdi süzerim çayları. Offf şu annem eve bir gelseydi.

    Orhan:Oğlum annene de gidip öyle söyleme. Zaten annesinin başında üzülüp duruyor.

    Fikret:Yok canım hiç der miyim? Anneme dedim ki;abimle biz çok rahatız. Sen anneanneme iyi bak ki çabuk iyileşsin.

    Orhan:İyi demişsin oğlum,ben de öyle dedim. Fakat Osman, annen seninle olamadığı için de üzülüyor. Fark ettin mi?

    Osman:Tabi baba. Merak etme hastaneye çok sık gidiyorum. Önemli olan anneannemin sağlığı. Kısa zaman da yine geleceğim inşallah.

    Orhan: (Üzgün) Keşke gitmesen. (Çaylarınızı için) Burada bizimle kalsan,ne güzel olur.

    Fikret:Abim bizi yine bırakacak baba. Hiç söylemeyin boşuna.

    Orhan: (İçli) Bilemedim Osman,neyin peşindesin.

    Osman:Rızk peşinde olmadığımdan emin olabilirsiniz baba.

    Orhan:Eh,bu da bir teselli en azından. Hakkımız da hayırlısı diyeyim oğlum. Halbuki hepimizin sana ne çok ihtiyacı var.

    Fikret: (Duygusal,sitemli) Önce abimi düşünmeliyiz baba. Demek onun da bizden başka şeylere ihtiyacı var.

    Osman: (Duygusal) BabaFikret

     

Bu Sayfayı Paylaş