Pullarla DiLe GeLen Çiçekler ELişleri - Elişi Modelleri

'El Örgü Örnekleri' forumunda Siraç tarafından 23 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Pullarla DiLe GeLen Çiçekler ELişleri - Elişi Modelleri konusu
    Pullarla DiLe GeLen Çiçekler ELişleri


    Sanatın pek çok dalına ilham kaynağı olan çiçekler, pulla yapılan işlemelerde de ilk günkü tazelikleriyle ışıldamaya devam ediyor

    Osmanlı işlemelerinde doğanın ilahi yüzünü, güzelliğini sanki hayal aleminin peri kızları iğne, iplik, tel ve pulla çeşitli şekillerde resmetmiş gibidir Altın, gümüş pullarla işlenerek oluşturulan çiçeklerin, dalların, yaprakların ve sarmaşıkların üzerine güneşin, ayın, yıldızların ışığı, pırıltısı akseder Osmanlı’nın pullu çiçeği bir tür yeryüzüyle gökyüzünün birliğini sembolize eder…
    Çadırlarının içi, gelin odası, sünnet yatağı, mescidi, camisi bin bir çeşit çiçekle, yaprakla, sarmaşıkla motifli halılar, çiniler, ahşap süslemeler ve çeşitli sanat eserleriyle donanmıştırBöylece Göktürklerin, Selçukluların, yirmi dört Oğuz boyunun, Osmanlıların yaşam felsefeleri, inançları, duyguları, doğayla, çiçeklerle bütünleşir Doğanın yeryüzüne sunduğu çiçeklerin özünde kutsallığı görürler Bu nedenle Osmanlılar, giysileri, minyatürleri, mezar taşlarını, hatta kalkanını, topunu ve tüfeğini çiçeklerle bezemiştir Ayak bastığı çöllere bile türlü çiçekler resmetmiştir

    KOKU BAHÇELERİNDE

    Biri canlı, biri cansız, biri kokulu, biri kokusuz, biri solmayan, biri solan; biri doğanın, diğeri insan zekasının ürünü çiçeklerleTürk evlerinin içi ve bahçesi de çiçeksiz olmazdı Yerleşik yaşam sürmeyip göçebe olan, hayvancılıkla uğraşıp çadırlarda yaşayanlar ise kır çiçeklerini izleyebiliyorlardı Bahçeler doğanın çiçekleriyle bezenirken, sanat çiçekleriyle de her yer süslenirdi Kır ve bahçe çiçekleri ile motiflenen halılar, kilimler, cicimler yere serilirdi Telli pullu çiçekler mutlu günlerin hiç solmadan devam etmesini dile getirirdi
    Tüm sanat dallarına ilham kaynağı olan çiçekler, sözsüz bir iletişim de sağlardı Sevgililer çiçeklerin diliyle birbirlerine mesaj iletirlerdi İstanbul’da ‘Meclis-i Şükûfe’ adı verilen bir çiçek akademisinin varlığı biliniyor Çiçek, tomurcuk anlamına gelen şükûfe, aynı zamanda çiçek motiflerine dayanan bir süsleme tarzıdır Çiçek akademilerinde geliştirilen çiçek motifleri, tüm sanat dallarına yansımıştır
    Bursa’da ise bu koku merasimi sümbül bahçeleri arasında yapılırdı Ayrıca İstanbul’da, Bursa’da çiçek bayramları yapılırdıSadece sanatta değil, ilaç ve boya yapımında da bitkilerden, çiçeklerden faydalanılırdı Kağıthane ve Haliç sırtları nergis bahçeleri ve tarlalarıyla kaplıydı Nergisler açınca halk, kadın, erkek, çoluk çocuk akın akın bahçelere gider; Haliç’de kayıklarla gezintiler yapılıp nergis kokuları teneffüs edilirdi Kadınlar sümbül renginde giysiler giyip, baş hotozlarını sümbül rengi krepler ve sümbül motifli iğne oyalarıyla donatırlardı İstanbul’da ise konakların, yalıların, evlerin pencere içlerine sümbül saksıları sıralamak bir gelenekti Böylece odalar, sofalar bir ay boyunca sümbül kokardı Sümbül kokusunun, gönüllere ferahlık, bedenlere şifa verdiğine; hatta gönül yaralarına bile iyi geldiğine inanılırdı

    ÇEYİZLER ÇİÇEK ÇİÇEK

    Ve bunlar lale, sümbül, menekşe, yıldız çiçekleri, sarmaşık, yaprak, dal, budakla bezemeliydi… Atlas nişan bohçaları, gelin hamamı bohçaları, yatak örtüleri, hediye sunma yastıkları, para keseleri, kahve töreninde kullanılan stil örtüleri, gelin duvakları ve diğerleriSaray işlemelerinde altından ve gümüşten küçük zarif pullarla yapılan çiçek bezemeleri birer zarafet örneği idi Şehirli, varlıklı aileler de ona yakın, incelikli pul işlemeli, daha çok törensel günlerde kullanılabilen çeyiz eşyası üretiyorlardı Bir de gelinlere, genç kızlara, pullu yüz makyajı yapmak da gelenektendi
    Gelin kızın çeyiz eşyası da, hesap işi, zincir işi, iğne ardı, sarma işi (dival işi), hasır işi, kırma tel işi gibi bin bir çeşitli nakış örgeleriyle donatılırdı Osmanlı zamanında bazı yöre köylerinde yazın kızlar, her cuma nakış işlemek için bir araya gelirlermiş Ve dört ayaklı gergeflerini kurup, kutsallığına inandıkları ağaç altlarında, pınar başlarında toplanıp çeyiz eşyalarını işlerlermiş Ve orada işlenen çeyiz eşyasının kendilerine uğur getireceklerine inanırlarmış Bu gelenek İzmir’in Karaburun köylerinde yakın tarihlere kadar devam etmiş Bugün de yörede, pul ve tel, mutlu günlerin pırıltılı ışığıdır
    Böyle köklü bir olayı dile getiren bir öyküye değinelim Ayşe isminde Mordoğanlı bir genç kıza, bu inançla işlediği çeyizini kullanmak nasip olmaz Bir gün annesine vasiyet eder: “Ben ölürsem çeyizimi satın ve parasıyla küçük bir cami yaptırın Caminin içine resimle çeyizimi serin” der Dileği yerine getirilir ve Mordoğan’a Ayşe Kadın Camii yapılarak, duvarlarına ve tavanına kızın çeyiz eşyası resmedilir; bir çeyiz odası gibi süslenir Bu köy camisi bin bir çiçekle süslü olarak günümüze kadar gelmiştir

    İLK GÜNKÜ GİBİ PIRIL PIRIL

    Pul işlemeciliği de bugün halk arasında yalın bir şekilde devam ediyor Gelinler, kızlar ördükleri pullu oyaları hamam tülbentlerine, çiçekli yazmalarına dikiyorlar
    Gelin damat yatak örtülerine, nişan ve hamam bohçalarına pullardan pırıl pırıl sümbüller işleniyor; yuvaya mutluluk, sevgi, neşe, sağlık getirsin, soyları devam etsin diye Gelin duvaklarını, damat yağlıklarını, mendilleri, askere giden delikanlıların ay yıldızlı omuz şallarını işliyorlar Köy gelinleri, kızları düğünde tellerle, pullarla yüzlerine ‘yüz yazması’ yapıp süslüyorlar
    Eşi askere giden genç kadın, ‘Fadime Ana’nın kaftanı (üç eteği) denilen simgesel giysisi üzerine gün saya saya, dua ederek eşinin döneceği güne kadar pul işliyor Asker karşılama günü baştan ayağa pullarla donattığı bu giysiyi giyerek bir şekilde eşini güneş gibi, yıldızlar gibi pırıl pırıl karşılıyor Askerden dönen genç erkek de ay yıldız örgeli, pul işlemeli kırmızı ‘yağlığı’ (şalı) boynunda dönüyor Yine gelin duvakları sarmaşıklarla süsleniyor Ailenin ‘sarmaş dolaş’ olması, soyunun uzayıp gitmesi dilekleriyle Pul işlemelerinde çiçekler ilk günkü tazeliklerinde, hiç solmadan yaşamaya devam ediyorlar
    Fotoğraflarda görülen işlemeler, Sabiha Tansuğ Koleksiyonu’na aittir​



    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
  2. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    battaniyeler
    [​IMG]

    [​IMG][​IMG]
    BEBEK BATTANİYESİ

    [​IMG]
    BEBEK BATTANİYESİ



    [​IMG]
    BEBEK BATTANİYESİ
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


     
  3. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    [​IMG]
    [​IMG] Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 1600x1200 ve 291KB. Dir[​IMG]
    [​IMG] Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 1600x1200 ve 232KB. Dir[​IMG]
    [​IMG] Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 1600x1200 ve 214KB. Dir[​IMG]
    [​IMG] Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 1600x1200 ve 231KB. Dir[​IMG]



    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG] Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 700x621 ve 563KB. Dir[​IMG]


     
  4. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    [​IMG]



    Buda netten, çok basit ama bir o kadarda zarif duruyor Dümdüz örülmüş ve pullarla süsleme yapılmış
     
  5. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

  6. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Emeqine Saqlik...
     

Bu Sayfayı Paylaş