Psoriazis Sedef Hastalığı - Psoriazis Sedef Hastalığı Hakında Geniş Bilgi

'Cilt Hastalıkları' forumunda Dine tarafından 7 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Psoriazis Sedef Hastalığı - Psoriazis Sedef Hastalığı Hakında Geniş Bilgi konusu SEDEF HASTALIĞI (Psoriasis)

    Psoriasis, Grekçe kaşıntı anlamına gelen 'psora' kelimesinden köken alır. Sedef hastalığı olarak da bilinir. Hastalığın bulunduğu deri bölgesi kızarık hale gelir. Üzerinde kalın gümüş renkli kabuklanmalar oluşur. Saçlı deri, diz, dirsek ve sırtın alt kısmı sıklıkla tutulan bölgelerdir. Bazı vakalar kişinin hastalığının farkında olmayacak kadar hafif seyirlidir. Diğer taraftan vücudun büyük bir kısmını tutacak şekilde şiddetli seyredebilir. Bu çok şiddetli vakalarda bile yararlı tedavi metodları vardır. Sedef hastalığı aynı ailenin birden fazla bireyinde görülebilmesine rağmen bulaşıcı değildir. Toplumda hastalığın görülme sıklığı yüzde 1 ila 3 arasında değişmektedir.

    [​IMG]

    Sedef hastalığının sebebi nedir
    ? Sebep bilinmemektedir. Bununla birlikte güncel araştırmalar kanda bulunan akyuvarlardaki bir anormalliğin iltihabi olayı tetiklediğine ve hastalığın gelişime yol açtığına işaret etmektedir. İltihaptan dolayı deri üç dört günde bir dökülür. Bu normalden yedi sekiz kat daha hızlıdır. Hastalar deride kaşıma, yolma, yaralanma veya aşırı güneş yanığından 10-14 gün sonra beneklenme tarzında yeni plakların ortaya çıktığını farkeder. Sedef hastalığı aynı zamanda, streptokoksik boğaz iltihabı gibi bazı infeksiyonlardan sonra, bazı ilaçların alımıyla birlikte aktivite kazanabilir. Alevlenmeler kış aylarındadır çünkü deri kurur ve güneş ışığı azalmıştır.
    Sedef hastalığının tipleri Hastalık çeşitli formlarda görülebilir. Bu formlar hastalığın şekli, şiddeti, devam etme süresi, yerleşim yeri açısından farklı özellikler taşır. En sık görülen formda başlangıçta küçük kırmızı bir kabarıklık vardır.Giderek genişleme ve kabuklanmalar ortaya çıkar. Kabuklar kaldırıldığında altta küçük kırmızı kanama alanları görülür.

    • Dizler, dirsekler, kasık bölgesi ve genital bölge, kollar, bacaklar, avuç ve ayak tabanları, saçlı deri, vücuttaki kıvrım bölgeleri sedef hastalığının en çok görüldüğü bölgelerdir.
    • Tırnakta sedef hastalığı varsa üzerinde nokta şeklinde çöküntüler görülür. Tırnak yatağı kalınlaşır, peynirimsi bir görünüm alır. Tedavisi zordur.
    • Koltukaltında, kasık bölgesinde, genitalde, göğüs altlarında alışılmadık tarzda sedef hastalığı görülebilir.
    • Guttat sedef hastalığı genellikle bir boğaz iltihabını takiben görülür. Genellikle çocuklar etkilenir. Vucutta çok sayıda küçük kırmızı, üzeri kabuklu lekeler ortaya çıkar. Haftalar veya aylar içerisinde kendiliğinden kaybolur.
    • Sedef hastalığı olan kişilerde %30'a varan oranlarda eklem iltihaplanması şikayetleri görülür. %5-10'unda çeşitli eklemlerde iltihabi olaydan dolayı işlevsel kısıtlılık oluşur. Bazı kişilerde eklem iltihaplanması şikayetleri, deri tutulumu arttığı zaman kötüleşebilir. Bazen de deri tutulumu düzeldiğinde eklem şikayetleri de düzelir.
    Nasıl teşhis konulur ? Bir deri hastalıkları uzmanı fizik muayene ile sedef hastalığını kolaylıkla teşhis edebilir. Eğer şüphe varsa biyopsi ile kesinleştirilir.
    Nasıl tedavi edilir ? Amaç iltihabi durumu azaltmak ve derinin kabuklanıp dökülmesini kontrol altına almaktır. Nemlendirici krem ve losyonlar deri üzerindeki pulların giderilmesine ve kaşıntının kontrol edilmesine yardımcı olur. Sedef hastalığının tedavisinde özel bir diyet uygulaması gerekmemektedir. Tedavi, hastanın genel sağlığı, yaşı, yaşam tarzı ve sedefin şiddeti göz önünde bulundurularak planlanır. Çeşitli tip tedavilere gerek duyulabilir ve doktorun önerdiği kontrollere riayet etmek gereklidir. Doktor, hastalıklı deri üzerine uygulamak üzere kortizon benzeri ürünler, sentetik vitamin D, katran veya antralin içeren ilaçlar reçete edebilir. Bunlar tabii güneş ışığı veya ultraviyole ışığı ile birlikte kullanılabilir. Sedef hastalığının en ağır formlarının tedavisinde ağızdan alınacak olan ilaçlara ihtiyaç duyulabilir. Bu tedaviye ilave olarak güneş ışığı önerilebilir. Hastaların pek çoğu güneş ışığından fayda görür. Ancak bu uygulama esnasında dikkatli olunmalıdır. Güneşte aşırı kalmak hastalığı alevlendirebilir. Tabii güneş ışığına benzer bir ışığın kullanıldığı ultraviyole tedavisi muayenehane veya hastane koşullarında bir deri hastalıkları uzmanı tarafından uygulanabilir.
     
  2. Dine

    Dine Özel Üye

    Psoriazis Sedef Hastalığı

    Psoriazis epidermisin aşırı proliferasyonu ile karakterize kronik "papuloskuamoz" hastalıktır. Vakaların çoğunun kendine has bir klinik görünümü vardır fakat birçok atipik tablo görülebilir. Bu lezyonların ortak noktası ortası gümüşi bir pullanma gösteren küçük eritemli papuller şeklindeki uniter lezyonlarıdır. Bu papuller, plaklar oluşturacak şekilde birleşirler. Gümüşi pullanmalar parakeratotik stratum korneum içinde notrofiller içerir. Notrofiller Zumbuch'un akut pustuler psoriazisinde deride pustul, hatta "pu golcukleri" oluşturacak kadar yoğun olabilir. Psoriazis vulgaris' in pullanan plakları diz ve dirsekler gibi travma ve sürtünmeye açık bölgelerde daha sıktır fakat saçlı deriyi veya diğer bölgeleri de tutabilirler. El, ayak ve tırnaklar etkilenebilir. Bu hastaların hayatı tehdit edici ya da von Zumbusch formundaki gibi tüm vücütta pustuller, ateş, elektrolit bozuklukları ve periferik notropeniyle seyreden eritroderma oluşturmayan kronik ve oldukça stabil bir psoriazis formu vardır. Tedavi edilmeyen ağır hastalarda hipoalbuminemi, elektrolit kaybı ve sepsisten ölüm oluşabilir. Inverse psoriazis' te plaklar başlıca intertriginoz bölgeleri tutarlar. Hallopeau'nun acrodermatitis continua' sinda psoriazis el ve ayaklara sınırlıdır. Gebelikte alevlenen psoriazis yanlışlıkla "kaçınılması gereken bir terim olan" "impetigo herpetiformis" şeklinde isimlendirilir. Streptokok enfeksiyonlarından sonra hastalıkta alevlenme olabilir. Bir bölgeye uygulanan travma burada lezyon oluşumuna sebep olabilir (Koebner işareti). Gümüşi pulların kazınması toplu iğne ucu şeklinde kanama noktalarının belirmesine yol açabilir (Auspitz işareti). Andrew'nun pustuler bakterid' i avuç içi ve ayak tabanlarına lokalize pustuler bir dermatit şeklidir. Bu lezyonun pustuler psoriazis ile tartışmalı bir ilişkisi bulunur ve sistemik antibiyotik tedavisine cevap verişiyle ayırtedilir.

    Patoloji. Tam olarak gelişmiş psoriazis plaklarının histopatolojik özellikleri ayırtettiricidir. Ancak erken formlar ve kısmen tedavi edilen vakaların tanınması zor olabilir. Tam gelişmiş plaklarda yüzeydeki pullanma diffuz olarak parakeratotiktir ve fokal notrofil kümelenmeleri (Munro apseleri) ihtiva eder. Bu pullanmanın altındaki epidermis granuler tabakasını kaybeder ve rete ridgelerdeki uzamayla hiperplaziye uğrar. Rete ridgeler genellikle oldukça uniform şekil ve büyüklük gösterirler. Stratum spinozumun üst tabakaları ve stratum granulozumdaki keratinositler arasında notrofillerin birikimiyle intraepidermal pustuller (Kogoj'un spongiotik pustulu) oluşur. Genel olarak keratinositler RNA iceriğinin artışı nedeniyle oldukça bazofilik sitoplazmalı görünürler. Mitozlar çoktur ve bazal tabakanın üzerine doğru da çıkarlar. Çekirdekler büyük, çekirdekçikler belirgindir fakat gerçek anlamda nukleer atipi bulunmaz. Papiller dermis özellikle dermal papilla uçlarında ödemlidir. Kan damarları geniş ve kivrintilidir, duvarları incelmiştir ve çok küçük segmentler halinde epidermis bazal membranina temas ederler. Bu damarlar etrafinda ve papiller dermiste az miktarda notrofil bulunabilir. Eozinofiller ve plazma hücreleri yoktur veya çok nadirdir. Genellikle yüzeyel vaskuler pleksus çevresinde orta derecede yoğun bir lenfsitik infiltrat bulunur.

    Erken lezyonlarda vaskuler dilatasyon ile epidermise doğru göç eden az sayıda notrofil ve lenfosit görülür. Pullanma olan yerde granuler tabaka azalır ve pullanma bölgesi parakeratotik hücre kümeleri tepelerinde notrofiller bulunacak şekilde parakeratotik hal alır. Dermal papilla uçlarında küçük kanamalar olabilir.

    Gec lezyonlar genellikle regresyona veya travmaya uğradıklarında ya da kısmen tedavi edildiklerinde ayırdettirici histolojik tablolarını kaybederler. Regresyona uğrayan lezyonlarda pullanmalar ortokeratoz ve parakeratoz karışımından oluşur. Travma rete ridgelerin düzensiz akantoza uğramasına yol açar. Topikal steroid tedavisinden sonra notrofillerin miktarı azalır. Yüzeydeki ortokeratoz sahaları altında granüler tabaka geri döner. Topikal steroidler papiller dermal ödemi azaltır, dermal papilladaki kan damarları daha az dilate ve incedir. Kalan histolojik özellikler psoriazis için tanı koydurucu değildir.

    Yüzeyel mantar enfeksiyonlarının oluşturduğu lezyonlar gross ve mikroskopik olarak psoriazise çok benzer. Bu biyopsi örneklerinin mantar varlığı açısından PAS boyalarıyla taranması önerilir. Eozinofiller bulunduğu zaman, psoriatik diatezi olan bir hastada ilaç reaksiyonu gözden geçirilmelidir. Bu gibi bir karışık infiltrasyon bir ilaç reaksiyonu bölgesine lokalize Koebner fenomeninde sık görülür. Yoğun plazma hücresiyle az miktarda eozinofil varlığı spiroketler için özel boyaların yapılmasını ve lupus eritematozus için immunolojik çalışmaların yapılmasını gerekli kılar. Kronik fotodermatit de psoriaziform olabilir fakat genellikle lenfoid infiltrat plazma hücreleri ve eozinofil içerir. Bazı AIDS'li hastalarda psoriazisten plazma hücrelerinin dermiste bulunuşuyla ayrılan psoriaziform bir dermatit ("AIDS'in psoriaziform dermatiti") olabilir. Epidermisteki pullanma daha azdır (hasta kaşımadığı sürece notrofil içermez) ve lenfositik infiltrasyon, keratinositlerde tek hücre nekrozu, lenfositlerin karyorektik nekrozu ile ayırdedilir.

    Psoriazis vulgarisin HLA-B13, HLA-B17 ve HLA-Cw6 ile birlikteliği vardır. Erken lezyonlarda lenfositlerin epidermisteki keratinositlere tutunmasını uyaran ICAM-1 bulunabilir. Lezyonların gelişiminde lenfositler ve lenfokinler rol oynayabilir. Şiddetli psoriazisi olan hastalarda keratinosit yüzeylerinde HLA-DR antikorlariyla, sınıf II doku uyum antijenlerinde pozitiflik tesbit edilmesi bu hastalarda psoriatik artrit gelişme riskine işaret eder ve bu durum psoriazisli hastaların %7 kadarında gözlenir.

    Seboreik dermatit. Seboreik dermatit genel toplumun %3 kadarında görülen, sebebi bilinmeyen, kronik, pullanan, spongiotik ve psoriaziform bir dermatittir. Hastalığın şiddeti çok sık görülen saçlı derinin minimal kepeklenmesinden, şiddetli eritroderma, pullanma ve aralarında ateş, ishal gibi sistemik semptomların bulunduğu, sekonder bakteriyel enfeksiyonlar aracılığıyla ölüme neden olabilen nadir görülen Leiner hastalığına (veya yenidoğanın eritroderma deskuamativa'si) kadar geniş bir dağılım gösterir. Seboreik dermatit saçlı deri, supraorbital bölgeler, yüz, göğüs orta kısmı ve intertriginoz bölgeler gibi sebase follikullerin belirgin olduğu sahalardaki deriyi etkiler. Bakteri ve mantarlarla özellikle Candida albicans ile sekonder enfeksiyon olabilir. Klinik incelemede uniter lezyon sarımtrak "yağlı" görünümde pullanması olan eritemli bir papuldur. Kaşıntı sıktır.

    PATOLOJI. Seboreik dermatitin erken lezyonları kıl follikullerinin deliklerinde notrofil ve lenfositlerin bulunduğu spongiyoza sahiptir fakat lezyonların şiddeti arttıkça interfollikuler epitele de ilerleme olur. Yüzeydeki kabuk bir miktar notrofil içeren sıvı birikimi sahalarının bulunduğu parakeratozdan oluşur. Epidermal hiperplazinin şekli psoriazise benzer fakat psoriazise göre spongiyoz daha çoktur. Yüzeydeki kurut içinde sıklıkla birçok Pityrosporum maya mikroorganizması bulunur.

    Etyoloji, genetik faktörler, sebase lipidin karakteri ve deri yüzeyinin mikrobiyolojik ortamına bağlı olduğundan karmaşıktır. Topikal steroidler gibi Pityrosporum ovale (Malassezia ovale)' nin tedavisi de bir miktar rahatlama sağlayabilir. Seboreik dermatitin Parkinson hastalığı gibi bazı norolojik hastalıklarla ilgi çekici bir beraberliği de vardır. AIDS'te şiddetli bir sebore benzeri dermatit, ilerleyen immunolojik yetmezliğin sık görülen bir bulgusudur.
     
  3. Dine

    Dine Özel Üye

    Psoriazis Sedef Hastalığı

    Sedef hastalığı çeşitli biçimlerde ortaya çıkan kronik bir deri hastalığıdır.Bozukluk kolaylıkla teşhis konabilecek tipik bir görüntüye sahiptir.Farklı şekillere sahip olabilirler.Nedeni kesin olarak bilinmemesine karşın,genetik yatkınlığı olan kimselerde çeşitli dış etkenler, oluşumu kolaylaştırır .Birkaç tipte görülmesine karşın en sık görüleni; Psoriazis vulgaris(klasik tip) tir.

    Belirtileri ve seyri:

    Psoriazis vulgaris ;

    -Başlangıç su kaparcıkları ya da küçük odacıklarla olur.

    -Bunlar genişler ve üzeri sertleşerek sedefi beyaz ya da gümüşümsü kabuksu skuam denen plaklarla örtülür.

    -Bu skuamlar kazındığında,tabaka tabaka kalkarak toz şeklinde dökülür.

    -Hatta bu skuamlar zorlamayla tamamen kaldırıldığında,alttaki zemin üzerinde kanamalar görülür .

    -Lezyonlar simetrik olarak diz, dirsek, saçlı deri (kulak arkası) ve göbek çevresine yerleşir. Küçük tek bir plak birleşerek geniş plaklara, geniş plaklar birleşerek harita gibi lezyonlara dönüşebilirler. El ve ayak tırnaklarında da tutulum görülebilir.Toplu iğne başı büyüklüğünde çukurcuklar,renk değişiklikleri şeklinde görülebilir.

    Tedavi :

    Öncelikle tedavi ile elde edilen iyileşmenin her zaman kalıcı olmadığı, bu iyilik durumunun uzun sürebildiği gibi tekrarlama olasılığının da olduğunu belirterek başlayalım.Biz eğer sedef hastası olmuşsak, bununla yaşamayı öğrenmek zorundayız demektir. Hastalığa neden olan ve alevlenmesine katkıda bulunan tetikleyici etkenlerden sakınmalıyız.Eğer doktorumuz gerekli görüyorsa psikiyatrik yardım almaktan kaçmamalıyız.

    Sedef tedavisinin amacı;hastalığı mümkün olan en az görünebilir belirginliğe ulaştırmak için en etkin ve uzun sürecek tedavi yöntemini uygulamaktır.

    Topikal Tedavi: Dışardan sürülen ürünlerle tedavi yöntemidir.Deride kuru kalmaması gerektiği için nemlendiriciler de kullanılır.Yüzeydeki kepekler kaldırılarak uygulandığında daha etkin bir sonuç elde edilebilir.

    Topikal kortikosteroidler:

    Topikal tedavide en etkin ve en çok kullanılan ilaçlardır. Bunların seçiminde steroidin etkinliği ve gücü gözönünde bulundurulur. Önce güçlü steroidlerle başlanır, daha sonra iyileşme elde edildikçe gücü daha az olanlara geçilerek yan etkiler en aza indirilmeye çalışılır. Nüks ve alevlenmeyi önlemek için tedavi sistemik steroid tedavisinde olduğu gibi aşamalı olarak azaltılarak ilaç kesilir.

    Fototerapi: Güneş ışınlarının sedef hastalığı üzerindeki olumlu etkisi uzun yıllardan beri bilinmektedir. Fototerapi iki şekilde yapılır: UVB ışınları (dalga boyu 290-320 nm) ve PUVA. Bu uygulamada kullanılan cihazlar ile bütün vücuda ele, ayağa, kola, bacağa ve başa ayrı ayrı ultraviole ışınları vermek mümkündür. Bu iki çeşit tedavi de derinin rengine ve hastanın toleransına göre ayarlanır.

    Ağızdan Alınan İlaçlar:

    Oluştuğunda belirtileri yatıştırmak için olduğu gibi tekrarlamayı önlemek amaçlı da ağızdan alınan çeşitli sistemik etkili ilaçlar da kullanılabilir.
     

Bu Sayfayı Paylaş