Psikolojik Hastalıkların Bedende Görülmesi.. (Somatizasyon)

'Psikoloji' forumunda Siraç tarafından 16 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Psikolojik Hastalıkların Bedende Görülmesi.. (Somatizasyon) konusu Psikolojik Hastalıkların Bedende Görülmesi.. (Somatizasyon)

    SOMATİZASYON BOZUKLUKLAR

    Bedensel hastalıklarda psikolojik komplikasyonlar 3 grupta toplanmıştır.

    1 - Bedensel hastalığa ruhsal tepki

    2 - Tedavi amacıyla kullanılan ilaçların ruhsal yan etkileri.

    3 - Bedensel hastalığın neden olduğu ruhsal bozukluklar.


    Fiziksel bir hastalığı olan bireyin öfkeli, kızgın, üzgün, huzursuz olması normaldir, ancak bu duyguların geçici olmayıp, şiddetlenerek uzaması, psikiyatrik bir sendroma dönüşebilmektedir. Hastalık kişinin normal yaşam etkinliklerini sürdürmesine de engelse ( Felçli olma, kör olma, kanser v.s. ) bireyin durumunu kabullenmesi sürecinde depresyon, gerileme, toplumdan geriye çekilme, uykuya kaçış, inkar, bağımlılık gibi birçok psikolojik tepki oluşabilir.

    Aniden ortaya çıkan ya da sürmekte olan fiziksel hastalıklarda ortaya çıkan duygu, korkudur. Ölüm korkusu, kendi denetimini kaybetme korkusu, ağrı korkusu, terkedilme korkusu gibi kaygılar yoğunlaşır. Bazen birey hastalığını yok sayarak, İNKAR ederek bir savunma sistemi oluşturabilir. Veya " Neden ben " sorusuyla, ÖFKE VE KIZGINLIK YAŞANABİLİR. Arkasından anksiete ve depresyon oluşabilir. Bireyler kendilerine bakan kişilere bağımlılık duygusu geliştirir. Bağımlılığı kabullenmesi hastanın duygusal dengesini korumasını sağlayarak yararlı olabilir, ama uzayan bir bağımlılık hastanın gerekli olduğu halde fiziksel etkinlikten kaçınmasına neden de oluşturabilir.

    Bedensel hastalığa bağlı olarak bedenin dış görünümünün bozulduğu durumlarda geriye çekilme ve topludan uzaklaşma görülebilir.

    Psikolojik Hastalıkların Tıbbın Diğer Uzmanlık Alanlarındaki Görünümü

    Anksiyete ( Sıkıntı, gerilim, bunalım ) bozukluklarının yüksek tansiyon, şeker ve koroner kalp hastalığına eşlik etmesi durumunda bu hastalıkların gidişinin kötüleştiği gösterilmiştir.

    Peptik ülser hastalarının % 86.7'sinde bir psikiyatrik tanı bulunmaktadır.

    Doğum sonrası dönemde kadınların depresyon oranı % 10 - 15 oranında bulunmuştur.

    Romatizmal Artrid hastalarının % 45 - 50'sinde depresif belirti ya da depresyon bulunduğu bildirilmiştir.

    Kanserli hastaların % 47'si psikiyatrik bir tanı almaktadır.

    Operasyon sonrasında hastaların % 11'inde uyum bozukluğu görülmektedir.

    Gedas'ın 681 uzman hekimle yaptığı bir ankete göre aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır.

    * Hekimler, gördükleri hastaların üçte birinde bir ruhsal bozukluk olduğunu düşündüklerini belirtmişlerdir.

    * Ruhsal sorunu olduğunu düşündükleri hastaların dörtte birini bir psikiyatri uzmanına sevk etmektedirler. Bunun oldukça yüksek bir oran olduğunu söyleyebiliriz

    * Depresyon tanısı konma oranı %10 ile 30 arasında değişmektedir.

    * Hekimlerin üçte ikisi depresyon, anksiyete ve somatizasyon konusunda eğitim almak istediklerini belirtmişlerdir.

    * Hekimlerin çoğu depresyonun tıbbi bir hastalık olduğunu belirtmişlerdir.

    * Psikiyatriye karşı ilgi, tedavi etme ve bilgi düzeylerini yaklaşık olarak 10 üstünden 5 olarak değerlendirmişlerdir.

    * Depresyonu tedavi etmenin kendi işleri olmadığını belirtenlerin oranı % 50'ye yakındır.

    * Depresyonun düzelmeyeceğine inananların oranı yarıya yakındır.

    * Depresyonun kendiliğinden düzeleceğine inananların oranı yarıya yakındır.

    * Antidepresanların etkili olamayacağına inananların oranı üçte ikidir.

    * Depresyonun sosyal etkenlerin ortadan kaldırılmasıyla iyileşeceğine inananların oranı % 50'ye yakındır.

    * Antidepresanların bağımlılık yapacağına inananların oranı % 66 civarındadır.

    * Çarpıntının depresyonun belirtisi olduğuna inananların oranı % 62, ellerde uyuşmanın belirti olduğuna inananların oranı % 62, bayılma için % 48, nefes alamama için % 70'dir.

    (PAREM 1999 - Genel Tıp ve Ruhsal Bozukluklar'dan alınmıştır).

    Psikolojik Hastalıklarda Psikolog ve Psikiyatri Dışında Uzman Doktorlara Başvurma

    Bireyin farklı ruh sağlığı uzmanlarına ulaşabilmesi için birçok aşamadan geçmesi gerekmektedir. Ruhsal sorunu olan 100 kişiden sadece 5 tanesi ruh sağlığı uzmanına ulaşabilme ve biri tedavi görebilmektedir. Ruhsal problemleri nedeniyle ilk olarak psikiyatriye başvuran hastaların % 45'i psikiyatri dışı uzmanlar tarafından sevk edilmektedir. ( Parem, Doç.Dr. Kültegin Ögel ) Bu nedenle ruhsal sorunu olan hastaların önceki basamaklarda tedavi edilmesi önemlidir. Psikiyatri uzmanının ülkemizde yetersiz sayıda olması diğer hekimlerin bu alandaki önemini artırmaktadır.

    Psikiyatri dışı uzman doktorların reçetelerindeki antidepresan ilaç oranları, bu alanda görülen hasta sayısı hakkında bir ipucu verebilir. PAREM'in ( Psikiyatrik Araştırmalar ve Eğitim Merkezi Derneği ) 1999 yılında yaptığı bir araştırmaya göre (Roche firmasının katkılarıyla )

    Psikiyatri dışı uzman doktorlar 1 yıl içinde 1.068.000 kutu antidepresan ilaç yazmaktadır. Bu toplam antidepresan ilaç piyasasının % 17'sidir. Yani antidepresanların beşte biri psikiyatri dışı uzman doktorlar tarafından yazılmaktadır.

    Türkiye'de yazılan antidepresan ilaçların yaklaşık % 10'u dahiliye uzmanları tarafından yazılmaktadır.

    Ruhsal sorunların çoğu kadınlarda görülmesine , gebelik ve doğum sonrasında çok sık ruhsal bozukluklar görülmesine rağmen , kadın doğum uzmanlarının antidepresan yazma oranı düşüktür.
     

Bu Sayfayı Paylaş