Protez Göz Ameliyatlarinda Devrim: ‘Ütse’ Yöntemİ

'Genel Sağlık' forumunda NeslisH tarafından 28 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Protez Göz Ameliyatlarinda Devrim: ‘Ütse’ Yöntemİ konusu

    PROTEZ GÖZ AMELIYATLARINDA DEVRIM: ‘ÜTSE’ YÖNTEMİ

    Dünya Göz Hastanesinin tecrübeli doktorlarından Op.Dr. Levent Akçay ve ekibinin bulduğu ÜTSE yöntemi, dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan American Journal Of Ophthalmology dergisinde orijinal çalışma olarak yayınlandı.

    Dünyada bir ilk olarak kullanılan yöntem, protez göz ameliyatlarında büyük başarılar sağlıyor. Opr. Dr Levent Akçay’ın geliştirdiği yöntemde; kaza, kanser ya da doğuştan fonksiyonlarını yitirmiş göz klasik protez göz ameliyatlarında olduğu gibi tamamen alınmıyor. Gözün beyaz kılıfı ve korneası korunarak içine vücut ile uyum sağlayacak bir madde yerleştiriliyor. Korneasında zayıflık olmayan gözlerde uygulanabilen bu yöntemle göz daha doğal bir görünüşe ve hareket kabiliyetine sahip oluyor.

    Klasik cerrahinin dışında bir ameliyat ‘ÜTSE’ yöntemini Sağlık Dergisine anlatan Op. Dr. Levent Akçay, yöntemin ilk defa kendileri tarafından icat edildiğini ve uygulandığını kaydetti. ‘ÜTSE’ teriminin ameliyatı tanımlayan sözcüklerin baş harflerinden oluştuğunu ifade eden Akçay, yöntemin tam adının Üst Temporal Sklerotomi yolu ile Evisserasyon ameliyatı olduğunu belirtti. Klasik eviserasyon cerrahisinin eskiden beri yapıla gelen bir ameliyat çeşidi olduğunu söyleyen Akçay, şunları söyledi: “Bu ameliyat görmeyen ve şekil bozukluğu olan gözün içersindeki yapıları temizleyerek göz dış kılıflarını ve kaslarını bırakmak ve daha sonra üzerine yapay göz (protez göz) takmaktır. Burada amaç gözün içindeki bozulmuş yapıların temizlenmesi ve göze yeni bir kozmetik görünüm sağlanmasıdır. Klasik cerrahide kornea dediğimiz gözün ön kısmındaki saydam tabaka çıkarılır göz içine implant konur ve sklera yani göz beyazı dikilerek kapatılır. Bu işlemde gözün ön kısmı bir miktar büzülmüş olur. Gözü hareket ettiren 6 adet kasda büzülmeden dolayı vektöryel kuvvetlerini kaybederler. Sonuçta göz hareketleri orijinal konumunu kısmen yitirir”

    ‘ÜTSE’ yönteminin farklılıkları

    ÜTSE yönteminde gözün ön tarafındaki saydam korneayı çıkarmadıklarını anlatan Akçay, “Bu yöntemde gözün arka tarafından girerek göz içini temizliyoruz ve implantı koyuyoruz. Böylece göz hareketleri için gereken kas kuvvetinde bir değişiklik yaratmıyoruz. Ayrıca kesi yeri kemik duvar tarafından korunduğundan atılım da gözlenmiyor” dedi.

    Hasta sayımız hızla artıyor

    Şu ana kadar 250 gözün üzerinde uygulamanın gerçekleştirildiğini bildiren Akçay, diğer klasik cerrahi ameliyatlarının kısmen de olsa yapıldığını kaydetti. “Korneasının yeterliliğinden emin olduğumuz tüm hastalara bu yöntemi uyguluyoruz” diyen Akçay, yetiştirdikleri tüm asistanların oftalmolog olarak ülkenin dört bir yanında çalışmaya devam ettiğini de vurguladı. Akçay, “Bu hekimlerimiz de bu ameliyatı uyguluyor. Bu nedenle toplamda hasta sayısı benim yapmış olduğum ameliyatların daha üzerinde” diye konuştu.

    Ameliyat süreci

    Cerrahi için hazırlığın hastaya gerekli bilgileri verdikten sonra yapıldığını dile getiren Op. Dr. Levent Akçay, ameliyat süreci hakkında da şu bilgileri verdi: “İlk olarak gözün içine koyacak olduğumuz implantın boyutlarını saptıyoruz. Ameliyat sırasında bu implant ameliyathanede hazır oluyor. Ameliyat sonrasında ise 1-2 gün bulantı ve ağrı olabiliyor. Bulantının az olmasını ameliyat sırasında verdiğimiz ilaçlarla kontrol edebiliyoruz. Ameliyat sonrasında bir hafta süreyle ağızdan antibiyotik ve iki hafta süreyle antibiyotikli göz damlaları kullanıyoruz. 1 ay dolunca yapay gözü laboratuar şartlarında hastanın göz yapısına ve rengine uygun bir şekilde kalıp alarak yapıyoruz”

    Çok zor olgularda bile başarılıyız

    Yöntemi ilk kez 1993 yılında uyguladıklarını ifade eden Op. Dr Akçay, “ O günlerde klasik yöntemlerle yaptığımız ameliyatlarda açılma ve implant atılımları olabiliyordu. Alternatif olarak ne yapabilirim diye düşünürken bu yönteme karar verdim. İlk uygulamalarımda gözün üst ve yanındaki rektus kaslarını açığa çıkarıp gözü kaslarından aşağı doğru çekerek ameliyatı yapıyordum. Sonraları tekniği daha da geliştirdim kasları tutmaya gerek kalmadı. Çok zor olgularda da bu yöntemi kullandım ve kullanmaya devam ediyorum” dedi.

    American Journal Of Ophthalmology dergisinde orijinal çalışma olarak yayınlandı

    Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan’ın bu konuda kendisine çok büyük destek verdiğini belirten Akçay, bu nedenle kendisine çok şey borçlu olduğunu söyledi. Akçay, “Sevgili Hocam Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan sözleri ve davranışlarıyla beni hep yüreklendirdi. Bu süreç zarfında da kliniğimizde çalışan , emek veren bir çok asistan ve uzman arkadaşım oldu. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Oftalmoloji’nin çok geniş bir alan olduğunu ve bir göz için yüzlerce ameliyat tekniği uygulanabileceğini kaydeden Akçay şöyle devam etti: “Bu ameliyat tekniklerinden bir tanesinin de bana ait olması ve 2005 yılında 10 yıllık deneyimlerimizin dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan American Journal Of Ophthalmology dergisinde orijinal çalışma olarak yayınlanması bizler için büyük gurur kaynağı oldu”
     

Bu Sayfayı Paylaş