Philipp Eduard Anton von Lenard Kimdir - Philipp Eduard Anton von Lenard'ın Hayatı

'Düşünürler-Filozoflar' forumunda Mavi_inci tarafından 18 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Philipp Eduard Anton von Lenard Kimdir - Philipp Eduard Anton von Lenard'ın Hayatı konusu Philipp Eduard Anton von Lenard Kimdir? Philipp Eduard Anton von Lenard Hayatı Eseri

    [​IMG]


    Philipp LENARD

    Doğum Tarihi - 1862, Presburgo, Messelhausen
    Ölüm Tarihi - Baden-Württemberg, 1947


    Philipp Lenard’ın Dogumu ve Gelisimi ( 1862-1891 )

    Philipp Eduard Anton von Lenard 7 Haziran 1862’de Pozsony1 (Pressburg),
    Macaristan’da dogdu. Ailesi aslen Tirol’den geliyordu. Babası Philipp Lenard von Lenardis,
    basarılı bir sarap üreticisiydi. Annesi, Antonie Baumann, Lenard çocukken öldü ve daha
    sonra babası ile evlenen teyzesi tarafından yetistirildi. Lenard, milliyetçi bir atmosfer içinde
    tek çocuk olarak büyüdü ve hayatının büyük kısmını Almanya’da geçirdi. 1871-1874 yılları
    arasında Pressburg Katedral Okulu’nda, 1874-1880 yılları arasında ise Pressburg
    Ortaokulu’nda ögrenim gördü. Erken yasta matematige ve fizige ilgiliydi, deneylerini ve bu
    konular üstündeki çalısmalarını, kolej kitaplarını rehber alarak gerçeklestirdi.


    Babası onun aile meslegi olan sarap isine girmesini planladıysa da Lenard bilim
    üzerine çalısmak istiyordu. Sadece sarap kimyası üzerine Viyana ve Budapeste’deki teknik
    kolejlerde okursa babası ona daha yüksek bir egitim saglayacaktı. Bu yüzden 1881’de
    Budapeste ve Viyana Üniversitesi’nde dogal bilimler üzerine çalıstı. Okuldan ilham alamayan
    Lenard, 1882’de okulu bırakıp babası için çalısmaya basladı. 1883’de Almanya’ya yolculuk
    edebilmek için gerekli parayı toplayabildi. Orda, ona uzunca bir süre ilham veren kimyager
    Robert Wilhelm Bunsen ile tanıstı. Bunsen’in çalısmaları Lenard’ı etkileyerek bilime yöneltti.
    Basarılı bir sekilde Budapeste’de Bunsen’in (1811-1899), Viyana’da Helmholtz’un (1822-
    1894), Berlin’de Königsberger’in ve en son Heidelberg’de Quincke’nin (1834-1924) yanında
    çalıstı ( 1886-1889 ). 1886’da Heidelberg’deki “ Salınımlar Üzerine Düsen Damlalar ” tezi
    ile Doktor ünvanını aldı.

    Lenard, 1888’de Heidelberg’de Quincke yanında çalısırken katot ısınlarıyla ilk
    çalısmasını yaptı. Daha sonra, katot ısınlarının ultraviyole ısınlarına benzer olup olmadıgını,
    bu ısınların (ultraviyole ısınlar gibi) bosaltma tüpünün duvarındaki pencereden geçip
    geçmedigini açıklayan bir deneyle kanıtlamaya çalıstı.1890’da ngiltere’de kısa bir süre
    kaldıktan sonra Polonya’daki Breslau Üniversitesi’ne geçti. 1891’de, elektromanyetik
    dalgaları kesfeden Heinrich Rudolf Hertz’in yanında asistan olarak, Bonn Üniversitesi’nde
    çalısmaya basladı.

    Lenard’ın Bonn’da Hertz ile Geçen Yılları ( 1891-1894 )


    Lenard, 1 Nisan 1891’de Bonn’a geldi ve Hertz’in yanında iki yıl dokuz ay boyunca
    asistan olarak çalıstı. Bonn’a büyük bir hayranlık duyuyordu. Bunun iki sebebi vardı; birincisi
    Hertz’in 1883’te Berlin’de yayınlanan katot ısınları ile ilgili makalesi, ikincisi Bonn sehrinin
    Heinrich Geissler (1814–1879) ve onun patronu olan Bonn Üniversitesi Fizik ve Matematik
    Profesörü Julius Plücker’e (1801–1868) kadar dayanan, katot ısınları arastırmalarıyla ilgili
    zengin tarihiydi. Geissler, 1855’te katot ısınları alanında gelistirmis oldugu vakum
    pompasının yardımı ile ünlü “ Geissler Tüpleri ”ni kesfetmisti. Bu tüplerden bazıları hala
    Bonn Fizik Enstitüsü’nde bulunuyordu. Bu durum, Hertz ve Lenard’ın katot ısınları
    problemini Hertz’in yeni arastırma laboratuarında çözmeleri için onlarda bir istek olusturdu.

    Hertz, 1892’de yayınlanan kısa ve öz makalesinde,
    katot ısınlarının, ince altın, gümüs ve alüminyum
    tabakalardan, uranyum cam tarafından üretilen
    fosforesansın dedektör olarak kullanılmasıyla,
    geçebileceklerini gösterdi. Bu önemli bulusun ardından
    Hertz, Lenard’a laboratuarında bu olayı gösterdi. Ardından
    Lenard olanları söyle tarif etti :

    “ Hertz bana iki bölmeyi alüminyum tabakalarla ayırmamız ve bir bölümde ısınları
    genel yoldan üretmemiz gerektigini söyledi. Böylece tabakanın yumusaklıgı nedeni ile iki
    bölme arasında meydana gelen basınç farkının düsürülmesi sonucu, bu bölmede ısınların
    önceden gözlenmis olandan daha net bir sekilde gözlenebilecegini ve yayılan katot ısınlarının
    gözlem bölmesinden tamamen bosaltılmasının mümkün olabilecegini belirtti. Baska bir
    deyisle ısınların maddedeki bir olgu mu yoksa bosluktaki bir olgu mu oldugunu anlayabiliriz
    dedi. ” ve Lenard, Hertz’in son cümlesinin en önemli kısım oldugunu ayrıca vurguladı.

    [​IMG]

    Katot ısını tüpünün sol kısmının Lenard Penceresi ile birlikte çizimi

    Bu olay, katot ısınları arastırmasında Lenard’a “Lenard Penceresi” bulusunun
    olusumunda büyük katkı sagladı. Bu bulus, karısık üretim isleminin rahatsız eden etkilerinden
    olumsuz etkilenmeyen saf bir çevre olusumuna olanak sagladı. Bu yöntemle Lenard, orta
    derece bir vakumda kendi katot ısınlarını olusturma imkanı buldu ve bu ısınları metal tabakalı
    pencereden daha iyi bir vakum ortamı bulunan gözlem bölgesine veya bosluk ya da basınçları
    degisebilen gazlarla doldurulmus ve katot ısınları degerlerinin ölçülebilecegi bir bölmeye
    aktarabildi.
    Lenard, katot ısınlarının yaklasık bir atmosferlik bosluk basıncındaki hareketini
    Lenard Penceresi’ni kullanarak inceledi. Katot ısınlarının, ürettikleri flüoresans
    yogunluklarının baslangıç degerinin yarısına gelinceye kadar 0.5 cm ilerleyebildiklerini
    kesfetti. Katot ısınlarını bosluk molekülleri ile degistirerek, birtakım bulgular elde etti. Bu
    bulgular sonucu katot ısınlarının, molekül veya atomlardan çok daha küçük yapılardan
    olustugunu fark etti. Tabii katot ısınları Lenard için halâ “bosluktaki olgu” özelligini
    koruyordu.
    Lenard, katot ısınları hakkındaki deneyleri için 1905’te Nobel Ödülü’ne lâyık görülse
    de ödülün verilecegi bes konudan ikisi, fotoelektrik etkisine baglı metal plakalara tutulan
    ultraviyole ısıgın ürettigi düsük enerjili katot ısınlarının arastırılması hakkındaydı. Tekrar
    görüldügü gibi Hertz, Lenard’dan daha önce davranmıstı. Lenard Bonn’daki geri kalan
    zamanında katot ısınları üzerine yogunlastı ve 1894 Eylül’ünde Bonn’dan ayrılmadan önce,
    katot ısınlarının gazlarla, manyetik sapmayla ve dagılmayla yayılması üzerine üç önemli
    belge yayımladı. Quincke ile çalısmak için 1896’da Heidelberg’e dönmeden önce, iki yıl
    boyunca ekipman bakımından zayıf olan fizik enstitülerinde çalıstı. Heidelberg’de ise daha
    anlamlı çalısmalar yaparak katot ısınları üzerine üç belge daha yayımladı. 1899’da ultraviyole
    ısık tarafından üretilen katot ısınları ile ilgili çalısmalarına basladı ve 1900’de fotoelektrik
    etkisi hakkındaki ilk belgesini yayımladı.
    Böylece açıkça görülüyor ki Hertz, Lenard’ın fotoelektrik etkisine ilgisini tazeliyor ve
    katot ısınlarına ilgisinin azalmasında etkili oluyordu. Üstelik kisiliklerinin birbirinden çok
    farklı olmasına ragmen, ikisi arasındaki iliski gayet uyumluydu. Lenard, 1894’te Annalen’de
    yayımladıgı katot ısınları belgesinde, kendisine birçok önemli öneride bulunan, pencere
    deneyinde kullandıgı metal tabakaları saglayan ve her konuda destek olan Hertz’e bolca
    tesekkür etmistir.2 Hertz, en son hastalık döneminde Lenard’dan “ Miscellaneous Papers ” ve
    “ Principles of Mechanics ” ( Toplanmıs çalısmalarının üç kitabından ikisi ) adlı kitapları için
    editör olmasını ve basım asamasını takip etmesini istedi. 1894 Eylül’ünde Bonn’dan
    ayrılmadan önce Lenard, bu istekleri özenli bir sekilde yerine getirmeye çalıstı. Hertz’in
    meslektasları tarafından büyük bir övgü gören, onun “ Miscellaneous Papers ” adlı kitabı için
    mükemmel bir giris bölümü hazırladı. Fakat “ Principles of Mechanics ” adlı kitabında
    durum biraz farklıydı. 1894 Ocak’ında, 36 yasında ölen Hertz, vasiyetinde bu kitapla ilgili
    hiçbir kaygısının olmadıgını ve Lenard’ın basım isinin üstesinden gelecegi konusunda
    kendisine tam güveni oldugunu belirtiyordu. Lenard’ın sadakati ve arkadaslıgına minnettar
    oldugu için, çocuklugundan beri sahip oldugu degerli mikroskobunu ona miras bıraktı.
    Ancak Lenard’ın, kendisi bir kuramcı olmadıgından ve mekanigin temellerini çok az
    bildiginden dolayı, “ Mechanics ” hakkında bazı endiseleri vardı. Hertz’in el yazısındaki
    resmi sertligin, yazdıgı diger bütün seylerden farklı olması Lenard’ı çok sasırtmıstı. 24 Nisan
    1894’te Helmholtz’a yazdıgı bir mektupta Lenard, “ Mechanics ” in ikinci bölümündeki iki
    pasaj için ondan yardım istedi. Hertz, kitabı her ne kadar baskıya vermis olsa da, fiziksel
    durumu bu bölümü devam ettirmesine engel olmustu. 21 Mayıs’ta Helmholtz’un gönderdigi
    cevap mektubunda Hertz’in yazısını gelistiremedigini ve bu yazıyı anlamak için gerekliLenard basta hayrete sonra ise dehsete kapıldı. Eger Hertz gibi büyük bir fizik
    kuramcısı bile bu konu hakkında yorum getirmekte zorluk çektiyse, onun ögrencisi olan
    Lenard elyazılarını anlayarak nasıl basıma hazır hale getirebilecekti ? Yine de kendi
    laboratuarında arastırmalarıyla mesgul olmayı seçebilecekken bu ise baglı kalmayı tercih etti.
    1894’te Agustos ayında yayımladıgı belgede Hertz için duydugu derin saygının ve
    takdir duygusunun varlıgı açıkça belli olmaktadır.3 Ayrıca Hertz’in isteklerini yerine getirmesi
    sonucunda yasadıgı mutlulugunu eski meslektaslarından olan astronom Max Wolf’a yazdıgı
    mektupta da vurgulamıstır.

    Hertz’in Ölümünden Sonra Lenard’ın Tutumu ( 1894-1947 )

    Lenard’ın davranısları Hertz’in ölümünden sonra anlasılamaz bir hâle geldi. Hertz’in
    Lenard’a karsı olan saygısı ve cömertligi hiçbir zaman degismemistir. Ancak Lenard
    insanların hareketlerini, kendi elde ettigi sonuçlar ısıgında ve benimsedigi nedenleri ile tekrar
    degerlendiriyordu. Yıllar geçtikçe kendini, önceden yol gösterici olarak gördügü Hertz’den
    daha üstün görmeye baslamıstı.
    Bu degisimin ilk kanıtı, Nobel Ödülü aldıgı 28 Mayıs 1906 günü görüldü. 1892’deki
    katot ısınlarının metalik tabakalardan geçisini gözlemledikleri deneyi anlatırken Lenard,
    Hertz’in kendisine enstitüde çalısmak için yeterli zamanı ve ortamı vermedigini vurguladı.
    Ayrıca onun hakkındaki uygun gerçekleri takdir etmekten kaçındı.
    Hertz’in hastalıklarla yasadıgı zorluklara ve geri kalan tüm gücünü “ Principles of
    Mechanics ”e vermesine ragmen Lenard bunları görmezden geldi. Bu, Lenard’ın diger
    insanlara tahammül edemediginin bir göstergesiydi. Düsünceleri hep kendinde baslayıp
    kendinde bitiyordu ve diger insanların da mesgul ve kötü günleri olabilecegini unutuyordu.
    Lenard hakkındaki ikinci bir elestiri ise, Hertz’in üç serilik “ toplanmıs çalısmaları ”
    eserinin iki kitabını hazırlamasının, kendi çalısmalarını zorlastırdıgı konusundaydı. Ancak su
    bir gerçektir ki Lenard laboratuarda çalısmalarını ilerletebilecek yarım sene gibi bir süreyi bu
    eserin tamamlanması için kullanmıstır. Bonn’dan ayrıldıktan sonra arastırmasına engel olan
    en büyük zorluk, gerekli ekipmanı bulunmayan Breslau Üniversitesi’nin, teorik fizik alanında
    yaptıgı teklifi kabul etmis olmasıydı. O yılın sonunda sadece bir yıl kaldıgı Aachen’e geçti.
    1896’da Heidelberg’de teorik fizik alanında tekrar çalısmaya basladı ( Ona tezde yardımcı
    olan Quincke buna sevinmisti ). Heidelberg’deki yıllarında tanıstıgı Katharina Schlehner ile
    1897 yılında evlendi. Bu evlilikten bir oglu ve bir kızı oldu.
    Daha sonra 1898’de profesör ve fizik enstitüsü baskanı olarak Kiel Üniversitesi’nde
    çalısmak için Heidelberg’den ayrıldı. Lenard’ın arastırması için, kariyerindeki bu üç yıllık
    dönem, önemli bir kayıptı. Fakat Hertz gibi büyük bir fizikçi bile iki yılda bir üniversite
    degistirip yeni laboratuar kurmak zorunda kalsaydı, çok az basarılı olabilirdi.
    Daha sonraları Lenard, Hertz’e olan borcunu unutmus gibi gözüküyordu. Katot ısınları
    ve fotoelektrik etkisi üzerine yaptıgı arastırmalar ona 1905’te Nobel Ödülü kazandırdıysa da
    bu ona yetmedi. William Conrad Röentgen’in ( 1845-1923 ) X ısınları kesfi için aldıgı Nobel
    Ödülü’nü4 ( 1901 ) de kendisinin hakkettigini düsünüyordu. Bu olayda, kendisine birçok
    sorumluluk yükleyerek arastırmasının gecikmesine sebep oldugunu düsündügü Hertz’i
    suçluyordu.
    1914’te Büyük Savas’ın baslarında Alman vatanseverliginin etkisiyle ngilizler
    hakkında karalayıcı bir kitap yazdı. Kitabında, ngilizlerin, Alman bilim adamlarının fizik
    bilimine yaptıgı katkıları reddederek veya saklayarak, onların çalısmalarını çaldıklarını iddia ediyordu. Bu savasla birlikte Lenard’ın fizige olan ciddi katkıları, yerini politik aktivitelere
    bıraktı. Böylece Hertz’den daha da uzaklasmıs oldu.
    1929’da Almanya’da baslayan “ Aryan Fizik ” hareketinin temel kitabı olan
    Lenard’ın “ Grosse Naturforscher ” kitabında, basta Heinrich Hertz’in olmak üzere, 19.
    yüzyılın sonlarına kadar yasamıs 65 büyük bilim adamının biyografisi bulunuyordu.
    Ancak Hertz’in hayatı ve arastırmaları hakkındaki bilgiler inanılmaz derecede
    yetersizdi. Fizige bakıs açısından kendi düsünceleri, Hertz’inkinden daha ön plandaydı. Bu
    kitabın amacı bütün büyük fizikçilerin ırkçı Aryan-Alman soyundan geldigini ispatlamaktı.
    Fakat Hertz’in babasının %100 Yahudi olması Hertz’i de en azından yarı Yahudi yapıyordu.
    Elektromanyetik dalgaların kesfinin, Alman fizikçilerinin5 büyük bir zaferi oldugunu
    kanıtlamak için ırkçılıgı, kitabının ilk baskılarında önemsiz göstermeye çalıstı.
    Kitabının 1943’teki 6. ve Almanca olan son baskısında, Hertz’in deneylerinde basarılı
    olmasının sebebini Aryan olan annesine benzemesine, “ Principles of Mechanics ” eserinde
    ortaya çıkan Yahudi ruhunu da babasına benzemesine baglıyordu. Bu iddiaları tabii ki
    saçmaydı. Çünkü Hertz, profesyonel hayatı boyunca teori ve deneyler arasında gedip
    gelmistir. Örnegin, 1880’de Berlin’de verdigi tezi, 1884’te Kiel’de Maxwell’in denklemlerini
    önceki elektromanyetik teorileri ile karsılastırdıgı yazıları ve 1890’da duran ve hareket eden
    cisimlerdeki temel elektromanyetik denklemleri içeren belgeleri, tamamen teoriye dayanır.
    Lenard’ın, Hertz’den giderek uzaklasması son kitabında daha belirgin sekilde anlasılıyor ve
    kitabında, Bonn’da Hertz’in yanında asistan olarak çalıstıgından hiç bahsetmiyordu.
    Lenard’da olusan bu paranoya, Hertz’in bir sekilde onu reddettigi düsüncesine kapılmasına
    neden oluyordu. Lenard, kendi deneysel buluslarını olduklarından daha degerli, bunları karsılastırdıgı
    diger bulusları ise degersiz görüyordu. Bu bakıs açısı Lenard’ın, Hertz’in 1894’teki
    ölümünden sonra onunla ilgili olan düsüncelerini asamalı olarak degistirmistir.

    Lenard ve Diger Nobel Ödüllü Fizikçiler

    Heidelberg Üniversitesi’nde Fizik Enstitüsü Baskanı iken, konferanslarında
    Röentgen’in ne adından ne de yüksek frekans radyasyonu demeyi tercih ettigi X ısınlarından
    bahsetmistir. Hatta Röentgen’in büyük kesfini, Lenard’ın ona ödünç verdigi katot ısını tüpü
    ile yaptıgı hakkında söylentiler çıkmıstı. Tabii ki bu söylentiler dogru degildi ama
    Röentgen’in daha önce yayımlanmıs olan Lenard Penceresi hakkındaki belgeden yararlanarak
    deneyini yapabildigi bir gerçekti. Bu gerçegi yansıtmayan söylentiler Röentgen’in Lenard’a
    karsı olumsuz duygular beslemesine yol açtı. Bu durumda, Röentgen’in hiçbir suçu
    olmamasıyla beraber Lenard’ın yenilgiyi profesyonelce kabul edememesinin etkisi büyüktü.
    Buna benzer bir durum 1897’de J.J.Thomson’un elektronu kesfetmesiyle yasandı. 30 Nisan
    1897’de Londra’da kesifin ilk duyuruldugu Royal Enstitüsü’ndeki Cuma aksamı
    konferanslarından birinde, Lenard’ın elde ettigi deney sonuçlarıyla ilgili söyle konustu :
    “ Lenard’ın katot ısınlarının emilimi hakkındaki deney sonuçlarına baglı olarak,
    hidrojen atomlarından daha küçük yüklerin sayısal degerleri, hipotezimi dogrular
    niteliktedir.”
    Bu konferans notlarını okuduktan sonra Thomson’un, Lenard’ın çalısmalarını
    görmezden geldigini veya öneminin az oldugunu düsündügünü söylemek mümkün degildi.
    Thomson’un yaptıgı sadece Lenard’ın deneylerini dogru bir sekilde yorumlamak ve onları
    kendi yaptıgı deneylerle birlestirerek ünlü bulusunu açıklıyordu. Nobel Komitesi’nin 1905
    yılında fizik ödülünü Lenard’a ve ondan sonraki senedeki ödülü de Thomson’a vermelerinin
    nedeni bu olabilirdi. ki durumda da ödülü, elektronların kesfi için veriyorlardı.
    Beklendigi gibi Lenard, yine negatif bir tepki gösterdi. Verdigi Nobel Konferansı’nda,
    Thomson’un elektron kesfiyle ilgili bir yorumda bulunmamıs, sadece onun kendisiyle birkaç
    belge alısverisinde bulundugunu belirtmisti. Görünüse göre Lenard, ngiliz fizikçilerin ve
    politikacılarının vicdansız olarak niteledigi davranısları hakkındaki yazısında ( 1914 ) da
    Thomson’a göndermelerde bulunuyordu. 1905’te Fotoelektrik etkisi ile ilgili teorik kuralın kesifi hakkında tartıstıgı Einstein
    (1879-1955) ile, kaybettigi fizikçi arkadaslarına bir yenisi daha eklemis oldu. O zamanlar
    Lenard, Einstein’ın fotoelektrik etkisi hakkında 1905’te yayınladıgı belgede adı geçen tek
    fizikçiydi. Einstein Lenard’ın özellikle, 1902 ve 1903’teki deneylerine altı kez deginmisti.
    Lenard, 1909’da Einstein’a yazdıgı mektupta, onu “ derin ve ulasılamaz bir düsünür ” olarak
    tanımlıyordu. Fakat zaman ve politika, Lenard’ın Einstein hakkındaki düsüncelerini
    degistirdi. Almanya’nın Birinci Dünya Savası’nda yenilmesinde, gerçek Alman
    vatanseverlerinin çabalarını görmezden gelen, üyelerinin büyük çogunlugu Yahudilerden
    olusan ( Bunlara Einstein da dahil olmak üzere ) sosyalist ve barısçıları suçlu buluyordu.
    Lenard, aynı zamanda Einstein’ın tamamıyla teorik ve çogu zaman anlasılamaz
    nitelikte olan ( En azından Lenard için ) çalısmalarından, özellikle “ Görelik Kuramı ”ndan
    hoslanmıyordu. Bunların hepsi, 1920’de Alman Fizik Örgütü’nün organize ettigi, Alman
    Bilim Adamları Dernegi’nin Bad Nauheim’daki görelik kuramı konulu toplantısında tartısıldı.
    Toplantıda, Lenard ile Einstein arasında, Einstein’ın bosluk hakkındaki kuramının fizik için
    gerekliligi konusunda sert tartısmalar yasandı.6 Toplantı sonunda ise Lenard, Alman Fizik
    Örgütü’nün Einstein’ın görelik kuramı hakkında hiçbir itiraza itibar etmeyecegini anlayarak,
    üzgün bir sekilde toplantıdan ayrıldı. O andan itibaren Einstein’a ve Yahudi Fizigi’ne olan
    nefreti giderek derinlesti. 1925’ten sonra her sey o kadar kötüye gitti ki Lenard,
    Heidelberg’deki ofisinin kapısına “ Yahudilere ve Alman Fizik Örgütü diye anılan grubun
    üyelerine giris yasaktır. ” diye bir not astı.
    Bad Nauheim toplantısından bir sene sonra, Einstein’ın teorik fizik ve fotoelektrik
    etkisi kanununun kesfi için verdigi hizmetlerden dolayı Nobel Ödülü alması Lenard’da
    yutulması zor olan acı bir hap etkisi yaratmıstı. Einstein, Lenard’ın çok büyük zorluklarla ve
    uzun ugraslar sonucunda elde ettigi deney sonuçlarından yararlanmıstı. Bu sebepten de dolayı Lenard, Nobel Komitesi’nden çok, Einstein’ı aldıgı ödülü kendisiyle paylasmadıgı için
    suçluyordu. Aynı zamanda Lenard, Einstein’ın, kendi deneylerinin de içinde bulundugu
    fotoelektrik deneylerinden yola çıkarak kurulmus, ısık kuantumu hipotezini içeren
    denkleminden yararlanmayı da reddediyordu.
    Lenard’ın kendi deneylerinin önemini anlamasındaki temel mantık tamamiyle yanlıstı.
    Ayrıca, Einstein’ın 1905’te yayınladıgı üç belgenin her birinin de bir Nobel Ödülü degerinde
    olması ancak sadece fotoelektrik kanunu hakkındaki belgesiyle ödül alması, Lenard’ın
    gözünden kaçan önemli noktalardan birkaçıydı. Nobel Komitesi, özellikle görelik kuramı
    hakkında tartısmak istemese de ngiltere ve diger ülkelerdeki fizikçiler bu kuramın üstünde
    konusuyordu.
    Daha önce bahsedilen Nobel Ödülü almıs bilim adamlarından Röentgen, Thomson ve
    Einstein’ın çalısmalarında Lenard’ın deneylerinden yararlanmalarından gurur duyması
    gereken Lenard, neden bu katkılarından dolayı kendisine Nobel Ödülü verilmedigini
    düsünüyordu. Gerçegi anlamak yerine kendi hataları için diger fizikçileri suçlayan Lenard’ın
    bu özelligi, Hertz ile Bonn’da geçirdigi yıllardan sonra kendisini göstermisti. Sonuç olarak,
    Hertz’in tersine Lenard, birçok düsman edindi ve varolan dostlarını da kaybetti.

    Lenard’ın Ölümü

    Philipp Eduard Anton von Lenard’ın fizik ve kisisel
    hayatındaki basarısızlıkların temel sebebini asırı merkezci
    egosuna baglayabiliriz. O, her seyi kendi dar bakıs
    açısından, çogu zaman egrilterek gördü. Bu onu, seçkin
    deneylere imza atmıs olsa da basarısızlık konusunda basarılı
    bir insan yaptı. Kendisinin Hitler’in etkisi altına girmesine
    izin vererek ırkçı bir politika izledi. Yaptıgı deneylerle
    birçok Nobel Ödülü almıs seçkin bilim adamlarına
    gösterdigi yoldan gurur duyup mutlu olmak yerine, onların
    yaptıgı isi kıskanarak kendisine haksızlık yapıldıgını
    düsünüp mutsuz bir adam olarak, 84 yasında, 20 Mayıs
    1947’de Masselhausen, Almanya’da hayata veda etti.

    Fizikçi Olarak Philipp Lenard

    Lenard’ın 1947’deki ölümüne ait, ngiliz fizikçi E. N. Da C. Andrade’nin7 yazdıkları
    (1887-1947):
    Deneysel bir fizikçi olarak Lenard, zamanının süphesiz en büyük figürlerinden biriydi.
    Elektron üzerindeki çalısması ustaca bir deneysel teknik gerektiriyordu ve kesifleri fizik
    tarihinde derin bir etki yarattı.
    Lenard’ın katot ısınları hakkındaki çalısmalarını dikkatle okuyan herhangi bir fizikçi
    ona katılır. Bu çalısmalar açık sekiller, mükemmel malzeme tarifleri, tablo ve grafik bilgileri
    ve gereken her seyi ile, bir deneyin geçerliligi ve sonuçlarını anlamak isteyen her okuyucuya
    hitap eder sekildeydi. Bu hususta Lenard’ın katot ısınları üzerine arastırmaları Julius Plucker,
    Wilhelm Hittorf ve Eugen Goldstein gibi seleflerinden çok çok üstündeydi. Lenard, katot
    ısınları deneylerinde kullanılan cam tüplerdeki büyük oranda düsürülmüs basıncın önemini
    taktir ediyordu. Çalıstıgı gaz basıncına nasıl ulastıgını ve bu basıncın nasıl ölçüldügünü
    J.J.Thomson da dahil olmak üzere hiçbir bilim adamı açıklayamadı.
    Bu sıralarda bir kuramcı olarak Lenard, özellikle deneylerinde elde edilen bilgilerin
    önemini anlatmak gibi birçok problemle karsılastı. Bazı durumlarda elde ettigi deney
    sonuçlarına yeteri kadar ilgi gösterilmedigini düsünüyordu. Örnegin katot ısınları üzerindeki
    deneyinin havadaki bir çesit açıklanamayan olguya açıklık getirdigi kanısındaydı. 1890’larda
    ngiliz fizikçilerin arasında yaygın görüsün zıttı olan, Hertz’in de içinde bulundugu Alman
    fizikçilerinin havadaki tanecikler üzerindeki düsüncelerinin etkisindeydi.
    Lenard, katot ısınlarının farklı gazlarla emilimini açıklayan birçok önemli deney
    yapmıstır. Bu durumda katot ısınlarının emilimini kontrol eden tek faktörün gazın yogunluguna baglı oldugunu özetlemistir. Emen maddenin kimyasal dogası ve fiziksel hali
    burada rol oynamamıstır.
    Lenard 1899 yılında, ilk olarak 1887’de Heidelberg’de Georg Quincke’nin (1834-
    1924) yanında asistan olarak çalısırken karsılastıgı fotoelektrik etkisine yogunlastı. Bu
    yogunlasmanın nedeni kendi katot ısınları arastırmasında kullanacagı metallerden kopan
    düsük hızlı elektron eldesini arastırmaktı.Ultraviyole ısınlarıyla metallerden yayılan
    elektronların, katot ısınlarının bütün özelliklerine (Ölçülebilen hızlar, elektrik ve manyetik
    alan nedeniyle meydana gelen sapmalar, yükün kütleye oranı, v.b. ) sahip oldugunu gösterdi.
    1903’teki önemli açıklamasıyla Lenard, bir atomun yaklasık tamamının bosluktan
    olustugunu açıkça belirten ilk fizikçiydi. Deneylerinden, Hertz’in de 1892’de gösterdigi gibi,
    katot ısınlarının düsük basınçtaki gazlar içinde uzun yol aldıkları ve ince metal tabakalardan
    geçtikleri anlasıldı. Takip eden yıllarda Lenard, atomların iyonlasma potansiyelleri üzerinde
    birçok çalısma yaptı ve daha sonra birçok kisi tarafından kullanılacak olan temel teknikler
    gelistirdi. Ayrıca katot ısınlarının atom yapısını arastırmada olası yararını belirtti.
    Lenard’ın bu gibi çabaları, flüoresans ve fosforesans çalısmaları üzerine hayatını
    adaması, onun basarılı ve istekli bir deney adamı oldugunu gösterir. Ancak zaman zaman
    laboratuarda gözlemlediklerinin fiziksel önemini kavrayamamıstır. Bunu Nobel Ödülleri’nde
    söyle açıklamıstır : “ Ben hiçbir zaman meyveyi toplayanlar arasında sayılmadım, her zaman
    onları yetistiren ve buna yardım edenler arasında yer aldım. ”

    İnsan Olarak Philipp Lenard

    Philipp Eduard Anton von Lenard’ı bir insan olarak anlamak, deneylerini anlamaktan
    çok daha zordu. Karakteri, birçok iyi yönünün ve aynı zamanda sıra dısı kusurlarının ilginç
    bir karısımıydı. Bu kusurlar yası ile beraber daha açık bir hale geldi. Asırı sekilde bencildi ve
    kendisine söylenen herhangi bir kelimeyi kisisel saldırı kabul ediyordu. çindeki zayıflıgı ve
    varolan boslugu, kendisiyle yeni tanısan insanlara sert ve güçlü görünerek gizliyordu.
    Karakterindeki eksikligi gidermek için derin bir arkadaslıga ihtiyaç duyuyordu. Bunca kisisel
    kusuruna ragmen, is onu kisisel olarak etkilemedigi sürece kibar ve hatta cömertçe
    davranıyordu.

    Lenard’ın büyük bir fizikçi olmaktan çok öyle görülmek için duydugu siddetli istek,
    onda bir paranoya yaratarak fizikteki temel kesifleri yapmasını sagladı. Tanınan bir spektrum
    alan bilimcisi ve 1885’te Berlin’de Lenard’ın okul arkadası olan Heinrich Kayser (1853-
    1940), Lenard’ın laboratuarının, fikirlerinin çalınması korkusundan dolayı, ögrenciler dahil
    olmak üzere ziyaretçilere kapalı oldugunu fark etti. 1905’te fizik alanında aldıgı Nobel
    Ödülü’nden sonra da bu tip garip davranısları devam etti. 1907’de Heidelberg Fizik
    Enstitüsü’nün basına geldikten sonra bariz bir sekilde diktatörlüge soyunmaya basladı.
    Andrade, Heidelberg’i ziyaret ettigi sırada Lenard, fizik bölümünün basındaydı. Herhangi bir
    ögrenci, konusması esnasında Lenard’ın çalısmalarından bahsederken, Lenard konusmayı
    keserek o isi ilk kimin yaptıgını soruyor ve ilk kendisinin yaptıgını ögrenciye onaylatarak
    egosunu tatmin ediyor ve bundan büyük zevk alıyordu.
    Nobel Ödüllü James Franck (1882-1964), Büyük Savas esnasında bir hendekteyken
    Lenard’dan aldıgı bir mektupla büyük bir saskınlıga ugradı. Mektupta Lenard : “ ngilizleri
    alt etmeliyiz çünkü onlar benim fizik alanındaki düsüncelerimi kabul etmediler. ” yazmıstı.
    Büyük Savas’tan sonra Lenard’ın yasadıgı kisisel trajediler onu derinden etkiledi.
    Savas sırasında devletle olan bagları için aldıgı altınların, Almanya’nın yenilmesi ile hiçbir
    degeri kalmadı. Hatta Lenard’ın 1905’te kazandıgı Nobel Ödülü parası bile Weimar
    Cumhuriyeti’nin ilk zamanlarında, Almanya’daki ( Lenard’ın Yahudileri suçladıgı ) büyük
    degisim sebebiyle eriyip gitmisti.
    1922 yılının Subat ayında Lenard’ın oglu Werner, savas sırasındaki beslenme
    yetersizligi sonucu böbrek problemleri yüzünden 22 yasında hayatını kaybetti. Werner onun
    tek oglu oldugu için, bu ölüm Lenard adının kendi ölümüyle birlikte yok olacagı anlamına
    geliyordu8. Bu, Lenard gibi gururlu bir insan için çok büyük bir acıydı. Oglunun ölümü için
    ngiltere’yi, Almanya’ya yiyecek ambargosu koymakla suçladı. Asıl darbe oglunun
    ölümünden dört ay sonra 27 Temmuz’da, Almanya Dısisleri Bakanı ve bir Yahudi olan
    Walther Rathenau’nun suikasti sonucu ulusal yas günü ilan edilmesiydi. Çünkü hükümet
    bütün resmi kurumların kapatıldıgını ve üniversitelerdeki tüm derslerin iptal edildigini duyurmustu. Ancak Lenard, asagıladıgı Weimar hükümetinin resmi bir görevlisi olan bir
    Yahudi’yi onurlandırma niyetinde olmadıgı için Fizik Enstitüsü’nün açık kalması için çaba
    harcadı. Heidelberg’deki bazı ögrenciler tarafından desteklenen bir isçi gurubu enstitü
    binasına zorla girerek Lenard’ı Neckar nehrine atmakla tehdit ettiler. Polis tarafından
    kurtarılan Lenard, güvenligi için bir süre nezarette kaldı. Heidelberg sehri avukatı Hugo
    Marx, olay yerine gittiginde gördüklerini söyle tarif etti : “ kinci katta buldugumuz Lenard,
    bosluga dalmıs bir sekilde, Nobel Ödülü almıs ünlü bir bilim adamının basına böyle bir seyin
    nasıl geldigini düsünüyordu. ” Aynı yıl içinde meydana gelen bu küçük düsürücü olay ve
    oglunun sarsıcı ölümü en cesur adamı bile yerle bir edecek bir etkiye sahipti. Almanya’nın
    savasta yenilmesiyle birlikte bütün bu olaylar, Lenard’ın hayatının geri kalan yirmibes
    yılındaki politik ve bilimsel düsüncelerini kökten bir degisiklige ugrattı. Bu yüzden,
    Lenard’ın birçok bilim adamı ve yazarın degerlendirdigi gibi canavar bir bilim adamı degil de
    duyguları olan bir insan oldugunun akıllarda kalması gerekir.
    Süphe yok ki Lenard birçok kisisel zorluklar yasadı. O açıkça yanlıs yola sapmıs zor
    bir adamdı fakat kesinlikle kötü niyetli degildi. Büstü, 7 Temmuz 1939 günü ( 77 yasındayken
    ) Heidelberg’deki Fizik Enstitüsü bahçesine yerlestirilirken kendisi orada bulunmadıysa da
    adına okunması için kısa bir konusma hazırlamıstı. Bu konusma, Yahudiler’e kuvvetli bir
    saldırı içeriyordu ve bütün hayatını özetliyordu : “ Hofmann heykelinin yansıttıgı adam akıllı
    ve aynı zamanda aptal bir adamdır. ” Bu cümle aslında onu iyi tarif ediyordu. Çünkü Lenard,
    deneysel bir fizikçi olarak inanılmaz derecede akıllı ama elde ettigi sonuçların teorik önemini
    kavramakta ve insanlarla olan iliskilerinde budala idi.

    KAYNAKLAR
    1. No definitive biography of Lenard exists in any language, probably because no one
    wanted to devote the time required to present a truly balanced view of a man who
    would have presented a better subject for a psychiatrist than for a biographer.
    2. Nobel Lectures Physics (1901-1921), World Scientific (pg.104-142)
    3. Wasson, Tyler (ed.), 'Nobel Prize Winners', New York: H.W. Wilson Co., 1987
    4. Section de physique, Projet Science-Technique-Soci´et´e (STS) - Facult´e des sciences
    de base
    5. Deutsche und J¨udische Physik
    6. The Dictionary of Scientific Biography
    7. Physikalische Bla¨tter (1962), 275
    8. Miscellaneous Papers London: Macmillan and Co., 1896, pg. 313–327
    9. Heinrich Rudolf Hertz (ref. 1), pp. 273–287, 89–108
    10. E. N. da C. Andrade, ‘‘Prof. P. Lenard,’’ Nature 160 (December 27, 1947), 895–96
    11. Dieter Hoffmann, ‘‘Philipp Lenard, Ein ‘teutscher’ Physiker,’’ Mitteilungen der
    Physikalischen Gesellschaft der DDR, Heft 5 (1990), pp. 6–10
    12. (1894) 18. P. Lenard, <<Uber Kathodenstrahlen in Gasen von atmosphärischem Druck
    und im äussersten Vakuum>> (Cathode rays in gases at atmospheric pressure and in
    the highest vacuum) Wied. Ann. Physik, Vol.51
    13. P. Lenard, <<Über die Absorption der Kathodenstrahlen>> (The absorption of cathode
    rays), Wied. Ann. Physik, Vol.56
    14. P. Lenard, <<Erzeugung von Kathodenstrahlen durch ultraviolettes Licht>>
    (Production of cathode rays by ultraviolet light) Ann. Physik, Vol.2

    Hazırlayan Mustafa F. Takçı

    Alıntı

     

Bu Sayfayı Paylaş