Peygamberimiz (sav)'in Sünnetleri Müslümanlar için Bir Işıktır

'Sünnetler & Hadisler' forumunda Dine tarafından 7 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Peygamberimiz (sav)'in Sünnetleri Müslümanlar için Bir Işıktır konusu Peygamberimiz (sav)'in Sünnetleri Müslümanlar için Bir Işıktır

    İslam dini Rabbimiz'in "...Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim...” (Maide Suresi, 3) ayetiyle de bildirdiği üzere "son hak din”dir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ise, Allah'ın "Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır" (Ahzap Suresi, 21) ayeti ile ahlakını tüm insanlara örnek gösterdiği mübarek bir insandır.
    Allah'ın seçtiği ve kendisine Kuran'ı indirdiği Peygamberimiz (sav) imanı, takvası, ilmi ile tüm insanlara örnektir. Sabrı, tevekkülü, cesareti, Allah'a bağlılığı ve yakınlığı, adaleti, müminlere olan merhameti, sevgisi ve şefkati, feraseti ve basireti ile üstün bir ahlaka sahiptir. Peygamberimiz (sav)'in derin imanının önemli alametlerinden olan bu özelliklerini, Allah'a gönülden itaat eden müminler örnek alırlar. Kuran ahlakını öğrenmek ve yaşamak isteyenler için Peygamberimiz (sav)'in uygulamaları ve sünnetleri çok değerli bir rehberdir.
    Resulullah (sav)'in Sünnetlerini İzlemenin Önemi
    Sünnet; Resulullah Efendimiz'in (sav) sahih hadislerinin toplanması ve daha sonraki dönemlerde büyük İslam alimlerinin bu hadisleri yorumlaması ile oluşan Ehl-i Sünnet itikadıdır. Sünnet-i Seniyye'ye bakıldığında Resulullah (sav)'in ashabına her konu ile ilgili çok sayıda bilgi aktarımında bulunmuş ve müminlere uymaları gereken yolu göstermiş olduğunu görürüz. Allah Kuran'da peygamberlerine itaat etmenin ve onların yoluna uymanın önemini pek çok ayetle bildirmiştir. Bu ayetlerden biri şu şekildedir:
    "Kim Resûl'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik." (Nisa Suresi, 80)
    Ayette bildirildiği üzere Allah'a itaat eden ve teslim olan kişinin en önemli alametlerinden biri, o kişinin peygambere olan bağlılığıdır. Çünkü Yüce Allah peygamberleri Kendi izni ile insanları doğru yola iletmeleri için göndermiştir. Eğer bir kimse, Allah'ın yoluna uymak ve Allah'ın hoşnut olacağı bir insan haline gelmek istiyorsa tam anlamı ile Peygamberimiz (sav)'in yoluna uymalıdır. Rabbimiz "Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.” (Bakara Suresi, 151) ayetiyle bizlere bu gerçeği haber vermektedir.
    Ayrıca Kuran'da müminlere, anlaşmazlığa düştükleri konularda Kuran'ı ve Peygamberimiz (sav)'in sünnet-i seniyyesini kendilerine yol gösterici olarak almaları ve bu konuda asla şüpheye kapılmamaları emredilmiştir. Rabbimiz Kuran'da şu şekilde buyurmaktadır:
    "Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar." (Nisa Suresi, 65)
    Sünnetlere Uymanın Önemi
    Peygamber Efendimiz (sav)'in aldığı kararlar, yaptığı uygulamalar ve verdiği hükümler müminler için çok önemlidir. Bir insanın Peygamberimiz (sav)'e olan teslimiyeti ve verdiği hükümleri eksiksiz yerine getirmesi, o kişinin imani bir şuurla hareket ettiğinin göstergesidir. Eğer bir insan gönülden Resullullah (sav)'a uyuyor ve onun verdiği hükümlerde kalbinde hiçbir şüphe duymuyor ise, bu kişi aslında Allah'ın hükmüne uyduğunun bilincindedir. Rabbimiz ayetlerinde, "O hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. Onun söyledikleri yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir” (Necm Suresi, 3-4) şeklinde buyurarak Peygamberimiz (sav)'in ancak vahiyle konuştuğunu ve onun sözlerinin Kendi koruması altında olduğunu haber vermektedir. Nitekim Peygamberimiz (sav) de kendisinin yoluna uyulmasının ne kadar önemli olduğunu, özellikle kendisinden sonra gelecek olan nesillerin bu konuya hassasiyet göstermeleri gerektiğini hadis-i şeriflerinde şöyle belirtmiştir:
    "Benden sonra yaşayanlar, pek çok ihtilâf ve herc-ü merc görecekler. Size sünnetimi ve doğruya götüren râşid halifelerin yolunu, sünnetini tavsiye ederim. Siz ona sımsıkı sarılın. Dişlerinizle sımsıkı tutunun sünnetime ve râşid halifelerin sünnetine. Sakının; sonradan çıkma işlerden sakının! Çünkü, her sonradan çıkma bid'at (dinde olmayıp sonradan sokulan adetler), her bid'at da dalâlettir (hak yoldan sapmaktır)." (Tirmizi, İlim 16 , (2678); Ebu Davud, Sünne 6, (4607))
    "Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılandır." (Buhârî, I'tisam2,Edeb70.)
    Sünnetlere uymanın önemini ortaya koyan bir diğer unsur ise, Kuran'da birçok ayette "Resulullah'a itaat" kavramının bildirilmesidir.
    Nitekim Ashab-ı Kiram da her işlerinde Kuran ayetlerine ve Resulullah (sav)'e uymuşlardır. Bir sahabeden şu söz aktarılır:
    "Biz hiçbir şey bilmezken Allah bize Hz. Muhammed (sav)'i peygamber olarak gönderdi. Biz, Hz. Muhammed (sav)'i neyi, nasıl yaparken görmüşsek, onu öylece yaparız." (Tırmizi, Menakıb 7/147; Nesai, Taksir 1)
    Şu da belirtilmelidir ki; Peygamberimiz (sav)'in sünnetlerindeki en önemli özelliklerden biri, insanların kolayca uygulayabilmesidir. "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz" (Buhari sahih, ilim b,11,cihad 164) hadisi bunun en belirgin göstergesidir. İslami kaynaklara göre, Hz. Ayşe validemiz Peygamberimiz (sav)'in ashabına daima kolaylıkla üstesinden gelebilecekleri amelleri emrettiğini belirtmiştir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetleri toplumun her kesiminden insanın örnek alabilmesine uygundur. Onun yaşantısı her mümin için bir örnektir.
    Sünnetleri Terk Etme Yanılgısı
    İslam ahlakına göre sünnetleri terk etmek, büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgıya düşen kişiler, mühtedi Profesör Muhammed Esed'in örneği ile, bir köşke girmek isteyen fakat, kapısını açabilecekleri anahtarı kullanmayı istemeyen kimselere benzemektedirler.
    İmam Malik de Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetlerini Hz. Nuh'un gemisine benzetmiş ve "Kim ona binerse, kurtulur, kim binmezse boğulur" (Süyuti, Miftahu'l Cenne, s. 53-54) demiştir.
    Peygamber Efendimiz (sav)'in Allah yolundaki ümmetine bıraktığı emir ve yasakları yani sünnetleri ise Kuran'da "hayat verecek şeyler" olarak şöyle haber verilmiştir:
    "Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız." (Enfal Suresi, 24)
    Büyük İslam Alimlerinin Ehl-i Sünnet Konusundaki Görüşleri
    İmam Gazali
    "Müslümanlık ünvanında dediğimiz gibi, marifetin hakikatında bir numune (Allah'ı tanımanın özünde bir örnek ve bir delil) ve nişan vardır, bunu ehli olan anlar. Dünya ile alakası olmayanlar, onunla uğraşmayanlar ve ömründe Allah'ı aramak ve istemekten başka bir şeyle uğraşmayanlar hariç, bunun hakikatını kimse arayamaz. Bu da zor ve uzun bir iştir. O halde herkesin gıdası olana işaret edelim. Bu da Ehl-i Sünnet itikatıdır. Bu itikadı kalbinde bulunduranlar için bu itikat, saadet ve kurtuluş tohumu olacaktır." (Kimya-yı Saadet)
     
  2. Dine

    Dine Özel Üye

    İmam-ı Rabbani
    " Yetmiş üç fırkadan her biri tek tek, dine tabi olduklarını iddia edip kendilerini necat (kurtuluş) bulan zümreden sayarlar " Her fırka ellerindeki ile böbürlenir (Mü'minun Suresi, 53) mealindeki ayet onların halini doğrular Resulullah Efendimiz (sav)'in beyan buyurduğu, fırka-i naciyeyi (kurtulanlar topluluğu) diğerlerinden ayırt eden özelliği Peygamberimiz (sav) şöyle açıklıyor: " Onlar, ben ve ashabımın üzerinde bulunduğumuz hal üzerinde olanlardır" Resulullah Efendimiz (sav)'in kendisini anlatması yeterli iken, ashabını da zikretmesi şu manaya gelmektedir: "Benim yolum ashabımın gittiği yoldur Kurtuluş yolu, onların yoluna tabi olmaya bağlıdır”" (Mektubat-ı Rabbani)
    Abdulkadir Geylani
    "Kuran ile amel etmek seni Kuran'ın mevkiine yükseltir, oraya oturtur Sünnet (Peygamberimiz (sav)'in hadisleri) ile amel etmek seni Allah'ın Resulü Peygamber Efendimiz (sav)'e yükseltir Resulullah (sav), kalbi ile ve manevi himmetiyle, Allah dostlarının kalbi çevresinden bir an bile ayrılmaz Allah dostlarının kalplerini güzelleştiren, kokulayıp buharlayan odur Onların özlerini tasviye eden, menfi duygulardan temizleyen ve tezyin eden odur" (Fethü'r-Rabbani)
    Nakşibendi Hazretleri
    Nakşibendi Hazretlerinin hayatı boyunca savunduğu hakikat, Allah'ın kitabına sarılmayanların ve Peygamber Efendimiz (sav)'in emirlerini yerine getirmeyenlerin kurtuluşa erişemeyecekleridir O'na göre bir kişi, kitap ve sünnetin çizdiği daireden çıkmamalıdır Bu çizgiye uymayan kişiye uymak doğru değildir Çünkü İslam ahlakı Kuran ve Hz Muhammed (sav)'in sünneti ile hayat bulur Nakşibendi Hazretleri bir eserinde Resulullah (sav)'a bağlılığını şöyle ifade ediyor:
    "Bir iş ki Resulullah (sav) yapmıştır, aynen ben de öyle amel ettim ve hiçbir sünneti ihmal etmedim Hepsini yerine getirdim ve neticesini buldum Kendimde onun eserini gördüm”
    Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri
    "Var olduğun müddetçe, Allah'ın emir ve yasaklarına iyi yapış Size Allah'ı çok anmanızı, O'na sığınmanızı, geçici dünyaya gönül vermemenizi, devamlı ve sonsuz olan ahirete çok rağbet etmenizi, ölümü, kabirdeki yalnızlığı, hesap gününe tam olarak hazırlanmayı, sünnet-i seniyyeye yapışmayı, bid'atlardan (dine sonradan girmiş yanlış adetler) yüz çevirmeyi, Müslümanların başarısı için dua etmeyi tavsiye ederim" (Mevlana Halid'in Diyarbakırlı bir yakınına yazdığı mektuptan)
    Bediüzzaman Said Nursi
    "Sünnet-i seniyyeye tabi olmak mutlaka çok kıymetlidir Özellikle bid'atların çoğaldığı zamanda sünnete tabi olmak çok kıymetlidir Özellikle ümmetin fesadı zamanında (karışıklık döneminde) sünnet-i seniyyenin adabına uymak mühim bir takvayı ve kuvvetli bir imanı oluşturuyor" (Lemalar, s 48)
    "Velayet (üstün ahlaklı ve veli karakterli olmanın) yolları içinde en güzeli, en doğru yolu, en parlağı, en zengini, sünnet-i senniyeye tabi olmaktır" (Mektubat, s 495)
    "Yaratıcımız bize en büyük öğretmen ve en mükemmel üstad ve şaşırmaz ve şaşırtmaz en doğru rehber olarak Hz Muhammed'i tayin etmiştir Ve son elçi olarak göndermiştir" (Asa-yı Musa, s 34)
    Müslümanların Yapması Gerekenler
    Allah'ın Kuran-ı Kerim'de "sen büyük bir ahlak üzerindesin" (Kalem Suresi, 4) buyurduğu, Hz Ayşe validemizin "Onun ahlakı Kuran'dan ibarettir" dediği Resulullah (sav)'in söz ve davranışları insanlar için hikmetli bir model teşkil eder Peygamberimiz (sav) örnek alınmadığı takdirde güzel ahlaktan uzak kalınır Bu nedenle Allah (cc) korkusu ile hareket eden ve Allah (cc)'ın hoşnutluğunu kazanmak için çaba harcayan kimse, Peygamberimiz (sav)'in sadık bir takipçisi olur, ahlaken ve imanen Peygamberimiz (sav)'e benzemeye çalışır Peygamberimiz (sav)'e benzemek ise ancak Kuran ahlakına tabi olmakla ve sünnet-i seniyyeden ayrılmamakla mümkündür Bir ayette Peygamberimiz (sav) hakkında şöyle buyrulmaktadır:
    "Onlar ki yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye uyarlar; o onlara marufu emrediyor, münkeri yasaklıyor, temiz şeyleri helal murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır" (Araf Suresi, 157)
    Salih müminlerin yapmaları gereken, Peygamberimiz (sav)'in kendilerini hayat verecek bir yola davet ettiğini bilerek, onun yoluna uymaları ve sünnet-i seniyyeyi kendilerine bir rehber olarak görmeleridir Çünkü ancak Kuran ayetlerine katıksızca iman edildiği ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetlerine kararlılık ve şevkle uyulduğu takdirde İslam ahlakı tüm dünyaya yayılarak hakim olabilir
    "Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile" (Saff Suresi, 9)
    "Kim, sünnetimi ihya ederse, beni ihya etmiş olur Kim beni ihya ederse cennette benimle beraberdir" (Tirmizi)
    İbnu Abbas'dan rivayet edilmiştir: "Her çalışanda bir şevk mevcuttur, her şevkin de bir sonu vardır Kimin şevkinin sonu sünnetimde kalırsa doğru yoldadır Kim de hata eder (sünnetimin haricinde kalır) ise o da sapıtmıştır" (Kütüb-i Sitte, Hadis No: 83)


    Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi
     

Bu Sayfayı Paylaş