Patronlar Krizlerden Öğreniyor...

'Seviyeli-Ciddi Konular' forumunda NeslisH tarafından 7 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Patronlar Krizlerden Öğreniyor... konusu “Fırsat” uygun zaman, uygun durum ya da koşul anlamına gelmektedir. Fırsat aynı zamanda “vesile” anlamına da gelmektedir. Kriz kendi olanaklarıyla yaşamını sürdürmeyi başaramayan tüm birey ve işletmelerin yaşamını zora sokacaktır. Dış finansman kaynak bağımlısı işletmeler, finansman kaynağı bulamadıkları andan itibaren faaliyetleri etkilenmeye başlayacaktır. Deneyim bize göstermektedir ki, tüm krizlerin ortak temel bir felsefesi ve ortak noktaları vardır. Kriz doğal değil, yapay bir olgudur. Krizde kendiliğindenlik aramak hatadır. Bugün yaşanan da öncekilerden farksızdır. Önce finansal kriz, bu da ardından ekonomik krize dönüşür. Talep azalır, üretim azalır, işten çıkarmalar başlar.. Bir de şunu öğrenmiş durumdayız: ekonomik yaşam sürecinde krizler belirli periyodlarla ortaya çıkmaktadır.

    Yeterli düzeyde satış geliri elde edemeyen, kendi olanaklarıyla ayakta duramayan dış kaynak bağımlıları için kriz fırsat olmaz; aksine, Türkiye ve benzeri ölçekteki ülkelerde kur yükselişleri onların borçlarında artış etkisi yapar. Bu tür işletmeler kriz dönemlerinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Bu işletmeler için şu müdaheleler önerilebilir:

    - Üretimi kesmek
    - Kilit fonksiyon dışında tüm fonksiyonlardan kurtulmak
    - Küçülme kararı almak
    - Firmanın satışını düşünmek
    - Binaların, arsaların, arazilerin satışında dikkatli olmak.

    Bu noktada akıla şu sorular gelebilir: kriz, bu faaliyetten kurtulmanın bir fırsatı olarak düşünülebilir mi, yıllar boyunca sürdürülen verimsiz bir yatırımdan kurtulmanın zamanı ve fırsatı olabilir mi? “Fırsat” uygun zaman, uygun durum ya da koşul anlamına gelmektedir. Fırsat aynı zamanda “vesile” anlamına da gelmektedir. Bir işi tasfiye etmek, tasfiyeyi vesile bilmek ve buradan elde edilen olanaklarla ardından yeni ve daha cazip bir girişimde bulunmak, “krizi fırsata dönüştürmek” olarak algılanabilir.

    Kriz öncesi dönemlerde faaliyetini sürdürmesi için yeterli gelirler elde eden, bununla birlikte ara sıra dış finansmana ihtiyaç duyan firmalar da krizden olumsuz etkilenecektir. Bu tür firmalar için düşünülen önlemler şunlardır:

    - Aralıklı üretime geçmek, üretimi kesmek
    - Yüksek maliyetli çalışanların maaşlarını gözden geçirmek
    - Yüksek maaliyetli ve düşük performanslı çalışanları çıkarmak
    - Kilit fonksiyonlar dışında fonksiyonel azaltmaya gitmek
    - Bazı fonksiyonlarda dış kaynak kullanımını (outsourcing) düşünmek
    - Arsa ve araziler dışında, diğer sabit değerleri satarak dış borçları ödemek
    - Kriz sonrası döneme hazırlık, yeni dönem öngörüleri ve yeni açılımları düşünmek

    Yüksek gelirler sağlamış firmalar, kasalarında likit birikim yapmış güç sahibi firmalardır. Sadece üretime ara vermiş olacaklardır. Bu döneme tahammüleri yüksek olan, bu firmalardır. Kriz sonrası döneme en iyi hazırlığı da bu firmalar yapacaktır. Bu firmaların arasında dış finansman kaynağı kullanmış olanlar da vardır. Bunun pek önemi yoktur. Kriz sinyalini önceden alanlar, önlemlerini önceden alır. Kriz, işte bu firmalar için gerçek bir fırsattır. Onlar için önerilerim şöyle:
    - Aralıklı üretime veya siparişe göre üretime geçmek
    - Krizi öngöremeyen ekonomi kurmaylarını işten çıkarmak
    - Kriz öncesi dönemde düşük performans ile çalışanları çıkarmak
    - Kriz öncesi dönemde yüksek maaşlı olup, firmayı amacına ulaştırma başarısını gösteremeyen yöneticileri çıkarmak
    - Dolaşımdaki şirket arabalarını, seyahatleri azaltmak, kontrole almak
    - Reklam bütçesini yeniden gözden geçirmek ama reklama devam etmek
    - Faaliyetlerinde etkinlik, verimlilik ve kalite kriterlerini yeniden gözden geçirmek
    - Kademe azaltma, dış kaynak kullanımı yollarını araştırmak, ve organizasyonel yapıyı yalınlaştırmak
    - Fonksiyonel, sayısal ve ücret esnekliğini sağlamak
    - Personel sayısını, organizasyondaki mevkileri, hiyerarşik kademeleri azaltmak, hantal yapıdan kurtulmak
    - Temel yeteneği geliştirmek
    - Stratejik fonksiyonlara odaklanmak
    - Kriz sonrası döneme hazırlı amacıyla personelin eğitimi, yeni dönem öngörüleri ve yeni açılımlar
    - Zor durumdaki firmaları satın alarak, yutarak büyümek
    - Yenilik yapma, yeni buluşlar, yeni teknoloji

    Dünya devi firmalara gelince, onların krizden daha güçlü çıkacaklarına kuşku yoktur. Zaten onların yanında, finansal kurumları veya finans kapital de vardır. Krizin ne zaman çıkacağını çok iyi kestirirler!! Etkendirler; edilgen değil. Bu firmalar uzun zamandan beri şunu öğrenmişlerdir. Ölçek ekonomisinden yararlanma (profiter d’economie d’echelle) dönemi bitmiştir. Sürekli üretim ve sürekli artan satışlar söz konusu olamaz. Kırılmalar, yatay seyirler, doyum noktaları, düşüşler ve yeniden çıkışlar iş dünyasının gerçekleridir. Temel ihtiyaçların sürekliliği ve giderilmesine yönelik üretim olur. Ama ardı arkası olmayan otomobil üretimi olmaz. Ancak ve ancak hybrid otomobil ve lazer tv gibi yenilikler, yeni buluşlar ve yeni teknoloji yeniden çıkışı başlatabilir.

    Küresel iş dünyasında ulusların öneminin olmadığı söylenmektedir. Bu kısmen doğrudur; şöyle ki, uluslarüstü şirketlerin (les entreprises supranationale) milliyeti yoktur. Hammadeyi uygun herhangi bir ülkeden temin etmekte, işçiliği ucuz olan başka bir ülkede üretimi gerçekleştirerek, mamulü başka bir ülkenin pazarında satışa sunabilmektedir. Uluslarüstü şirketlerin yatırım yapılan ülkenin ihtiyaçlarını karşılamak için üretim kaygısı söz konusu değildir. Hangi ülkeler en düşük maliyet, en uygun kalite ve çeşitlilikte üretim olanakları sunuyor ve sağlıyorsa, üretim o ülke veya ülkelere kaydırılır ve üretilen ürünler küresel çapta pazarlanır. Bu aşamada sahiplik kontrol ve tepe yönetimi birkaç ülke arasında dağıtılmış ve fırsatların olduğu yerlerde müşterek yatırım ortaklıkları (joint venture) ve hissedarlar oluşmuştur. Küresel iş dünyasında ulusların öneminin olmadığı savını kısmen yadsıyan örnek de bugün karşımızdadır: finans kapitalin çevre ülkelerden çektiği para buhar olup gitmemiştir; vatanını aramış; güven duyduğu ülkeye, anavatanına sığınmıştır.

    Kriz firmaları değişime zorlar. Durgunluk döneminde birçok şeyi ve yukarıda sunduğumuz önerileri süratle yeniden düşünmek ve uygulamaya geçmek gerekir. Ortaya çıkan yeni durumlara uymak ve uyum kapasitesini geliştirmek sürdürülebilir bir yaşam için zorunluluktur.
     

Bu Sayfayı Paylaş