Paticiklerde Kan Grupları

'Kedi ve Köpekler' forumunda Siraç tarafından 22 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Paticiklerde Kan Grupları konusu Paticiklerde Kan Grupları

    Paticiklerde Kan Grupları

    Kanın temel öğelerinden olan alyuvarların yüzeyinde yüksek sayıda protein ve kompleks karbonhidrat antijenleri bulunur. Bazı antijenler bütün türlere ait bireylerin alyuvarlarında bulunurken, bazı antijenler ise genetik olarak ayrılır ve bir türe ait tüm bireylerden bir kısmında bulunur. Farklı kan gruplarının oluşumuda bu antijenlere bağlıdır. İnsanlarda kan grubu antijenlerinin sayısı 600 den fazladır. Hayvanlarda ise kan grubu her tür için farklı olduğu gibi, kan grubu faktörleri de insanlardan daha fazladır.

    Kan gruplarının bireysel kromozomal lokusları (bölge,yerleşim) ve her lokusta iki veya daha çok sayıda allelgenleri (kalıtsal varyasyon için sorumlu genler) bulunur.

    Kan grupları, alyuvarların yüzeyinde bulunan farklı antijenlerin glikolipid ve glikoproteinlerin karbonhidratlar ile bileşiminden veya diğer kan gruplarının antijenik belirleyicileri için membran proteinlerinin amino asit sıralamasının yapılmasına göre tespit edilir. Kısaca kan grupları izoantijenlerin (benzer antijenler serolojik olarak tespit edilmesi esasına dayanır ve iki yöntemle bulunur. Kan grubu izoantijenlerinin tespiti için kullanılan bu yöntemler pratikte aglutinasyon (çökme) ve hemoliz (erime) testleri olarak adlandırılır. Eritrositlerin yüzeyindeki antijenlerin, ortamda bulunan özgül antikorlarla birleşerek gözle görülebilecek kümeler oluşturması hemaglutinasyon olarak adlandırılmaktadır.

    Evcil hayvanlarda kan grupları en fazla at ve sığırlarda tespit edilmiştir. At ve sığırların damızlık seçiminin yapılması ekonomik önem taşıdığından bu iki türe ait çalışmalar daha geniş çaplı olarak yapılmaktadır. Örneğin sığırlarda 11 kan grubu ve çok sayıda (51-70 adet) kan grubu faktörü bulunur. Sığırlarda faktörlerin değişik kombinasyonları yapıldığında 2 trilyonun üzerinde kan tipi bulunuabilir. Hayvanlarda kan gruplarının tespitinde kullanılan pratik testlerin olmaması yanında faktörlerin sayısının fazlalığı nedeniyle maliyetli bir araştırma olduğundan günümüzde kan grubu tayini pek fazla yapılmamaktadır. Buna karşın kedi ve köpeklerde kan grubu tespiti çoğunlukla kan transfüzyonunun gerektiği durumlarda önem kazanmaktadır.

    Bütün türler için kan transfüzyonlarında ve hemolitik anemi gibi kan hastalıklarında izoantijenler (benzer anjenler) büyük önem taşır. İzoantijenler değişkendir. Bir çoğu yüksek titrede antikor oluşturmaz veya normal vücut ısısında aktive olmayan antikorlar oluşturur. Hayvanlarda hayati tehlike yaratacak kadar önemli bir hemolitik hastalığa neden olan çok az sayıda izoantijen bulunur. Bunlar, köpeklerde DEA-1.1 ve DEA-1.2, kedilerde AB, atlarda Aa ve Qa, domuzlarda A ve E izoantijenleridir ve çok ender rastlanır. Bu nedenle de özellikle kedi ve köpeklerde, kan gruplarının tayini kan transfüzyonlarının dışında büyük önem taşımaz.

    Veteriner hekimlikte kan transfüzyonunun gerektiği durumlarda potansiyel vericilerden kan örneği alarak klinik önemi olan izoantijenlerin (köpeklerde DEA 1.1-1.2, kedilerde AB gibi) tespit edilmesi ve sonucu negatif olan vericinin kullanılması pratik olarak en uygun yöntemdir. Ancak laboratuvar incelemesi için uygun zamanın olmadığı acil durumlarda aynı ırk bireyler arasında transfüzyonun yapılması riski azaltacağından tercih edilen bir yöntem olabilir. Örneğin Boxer ırkı bir köpeğe başka bir Boxer’den kan transfüzyonu yapmak çok daha uygun netice verecektir.

    Kedilerde ise immun ilişkili bir hastalığın varlığında genellikle AB grubu araştırılır. Çünkü kedilerde nadir görülen ve immun hastalıklara neden olan AB izoantijenidir. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre kedilerde yaklaşık olarak % 45 B, % 55 A gruplarına rastlanmıştır. Bu araştırmanın sonucuna göre A ve B gruplarının sıklıkla görüldüğü ırklar da farklılıklar göstermiştir. Örneğin, B grubu kana Siamese ve melezleri, Burmese, Tonkinese ve Russian Blue ırklarında hiç rastlanmazken, % 1-10 oranında Main Coon ve Norwegian Forest, % 10-20 oranında Abyssinian, Birman, Persian, Somali, Sphinx, Scottish Fold, %20- 45 oranında Exotic Shorthair, British Shorthair, Cornish ve Devon Rex ırklarında rastlanmıştır. Bilinen diğer ırklarda ise % 55 oranında A tipi kan tespit edilmiştir.

    Veteriner hekimlikte kan gruplarının tayininin önem taşıdığı konulardan biride neonatal izoeritrolizis (anne karnındaki fötusta gelişen eritrosit yıkımı) vakalarının önlenebilmesidir. Bu durum genellikle daha önceden neonatal eritrolizis gelişen dişilerde çiftleşmeden önce yapılarak uygun olan bireyle çiftleştirilmek suretiyle azaltılabilir veya önlenebilir.

    Hayvanlarda kan uyum testleri alıcı ve verici kan serumunda hemaglutine (çökelten) ve hemolize (eriten) edici antikorların varlığını tespit amacına dayanır. Bu işlem major ve minor olarak iki yöntemle yapılır.

    Major test, alıcının serumunda vericinin eritrositini bağlayan antikorun varlığını belirlemek, minor test ise, vericinin serumunda, alıcının eritrositine karşı oluşan antikorların varlığını tespit için uygulanır.

    Kan uyum testlerinin doğruluğunu etkileyen bazı faktörler vardır ki bunlardan en önemlileri kan örneğinde otoaglutinasyon veya şiddetli bir hemolizin varlığıdır. Bu durumlarda alınan uyum sonuçları yanıltıcı olabilir. Bunun yanısıra uyum testlerinde aglutinasyon veya hemoliz olmaması alıcı ve vericinin benzer kan tipine sahip olmadığı anl..... gelmez. Bu durum sadece kanda bir antikor olmadığını gösterir (insanlarda ki Rh negatif durumu gibi) ve transfüzyon işleminde akut hemoliz riskini azaltır. Ancak önemli izoantijenlerin farklılığı söz konusu olabilir. Böyle bir durumda da transfüzyondan bir süre sonra reaksiyon oluşması söz konusu olabilir ki buda geç reaksiyon olarak adlandırılır. Geç reaksiyon şekillenen durumlarda kısa süreli bir yarar sağlanmakla birlikte vericinin alyuvarlarına karşı oluşan antikorlar nedeniyle hastaya transfüzyon ile verilen kandaki eritrositler fagosite olur ve ortadan kalkar. Daha sonrada uyumsuzluk reaksiyonları şekilenir.

    İnsanlarda eritrosit antijen ve antikor reaksiyonlarının (uyumluluk) belirlenmesinde RIA (Radioimmun assay), EIA (Enzymeimmun assay) de dahil olmak üzere çok sayıda yöntem mevcuttur. Ancak bu yöntemlerin hayvanlarda uygulanabilirliği pratik olmadığından yine insanlarda da kullanılan çapraz karşılaştırma yöntemi uygulanılır
    .
     

Bu Sayfayı Paylaş