Parmaklıklar Ardında’da ‘Hapishane Müdürü Handan’ - Özlem Düvencioğlu Röportajı

'Diğer Yerli Diziler' forumunda Fatma tarafından 18 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Fatma

    Fatma Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Parmaklıklar Ardında’da ‘Hapishane Müdürü Handan’ - Özlem Düvencioğlu Röportajı konusu Özlem Düvencioğlu Röportajı

    [​IMG]

    ‘Hırsız- Polis’ dizisiyle şöhret olan Özlem Düvencioğlu, ‘Parmaklıklar Ardında’ dizisindeki rolüne gösterilen tepkiyi anlattı: Sert bir hapishane müdürünü oynadığım için bana mesafeli davranıyorlar! Uzaktan sadece ‘Merhaba’ diyorlar!..
    atv’nin sevilen dizisi ‘Parmaklıklar Ardında’da ‘Hapishane Müdürü Handan’ karakteriyle öne çıkan Özlem Düvencioğlu, “Bu projede kadın hikayesi olduğu ve ekrandaki tüm dizilerden farklı bulduğum için yer aldım” dedi. ‘Parmaklıklar Ardında’daki şiddet unsurunun fazla olduğu eleştirilerine karşı çıkan Düvencioğlu, “Bazı dizilerde bir bölümde onlarca insan ölüyor. Her bölüm silahlar patlıyor ve birçok insan ölüyor. Bu şiddet değil mi? Bizim dizimizde gerçek hayat yansıtıldığı için bu kadar tepki alıyor” şeklinde konuştu.
    DUYUNCA TÜYLERİM ÜRPERMİŞTİ
    * Sinop Cezaevi’nde çalışıyor olmak nasıl bir duygu? Cezaevi size neler hissetiriyor?
    Çok soğuk! Cezaevine ilk geldiğimde çok tuhaf duygular hissettim. Sonuçta çok eski ve ünlü bir cezaevi. İlk geldiğimizde burada yaşananları ve idam edilenleri duyunca, tüylerim ürperdi ve çok etkilendim. Ondan sonra insanların birçok şeye alıştığı gibi biz de cezaevine alıştık. Normal bir çekim platosu gibi gelmeye başladı. Ama belli yerlerde yine ruhumun daraldığını hissediyorum. Tabutluk ve hücreler hâlâ tüylerimizi ürpertiyor.

    * Almanya’dan geldiğiniz için Türkiye’deki cezaevi sistemine yabancı olmalısınız. Hapishane Müdürü Handan rolüne nasıl hazırlandınız?
    Benim ‘hukuki bilgilerim’ tabii ki Almanya’ya yönelik. Türkiye’de 2.5 yılda ne öğrendiysem, onları biliyorum. Burada sistem tamamen farklı. Ben bu diziyi zaten Almanya’dan biliyordum. Oradaki cezeavi müdürü de Handan’a benziyordu. Sertliği, tavırları aynıydı. Yani Handan, Almanya’dan geliyor ve bu cezaevinde olmayan bir sistemi yerleştirmeye çalışıyor.
    * Karaktere yakınlaşmak için bir cezaevi müdürüyle falan konuştunuz mu?
    Evet, buraya geldiğimizde hapishane müdürleriyle tanıştım ve onlarla konuştum. Kendi kafamda bildiklerimden bir şeyler eklemeye çalıştım. Handan genç, idealist bir kadın. Zaten cezaevi de sert bir yer. Bir yere yeni geldiğinde kendini ispatlamak zorundasın!
    İLLE DE GERÇEK Mİ OLMASI GEREK?
    * Genelde bir meslekten birilerini canlandırdığınız zaman onunla ilgili dernekler ayaklanabiliyor. Siz öyle bir tepki aldınız mı?
    Biz burada bir dizi yapıyoruz. Bu bir hayal ürünü. Her şey birebir aynı olmak zorunda değil, zaten olamaz da. Gerçekleri gösterseydik, eminim bu dizi çok daha farklı olurdu. Genel anlamda aldığım tepkiler çok güzel. Bazıları ‘bir hapishane müdürü bu kadar iyi olmaz’ diyor. ‘Sen çok iyi davranıyorsun mahkumlara. Cezaevi müdürleri daha geride durur’ diyorlar. Televizyonda gözüken her şeyin ille gerçek mi olması gerekiyor?
    * Şöhreti yakaladığınız ‘Hırsız-Polis’teki ‘Mavi’ karakteriyle çok güzel tepkiler almıştınız. Handan’da durum nasıl?
    Gelen tepkiler çok iyi ama insanlar bu defa bana biraz daha farklı davranıyor. (Gülüyor) İnsanlar çok tuhaf… Bu duruma çok gülüyorum. Karakter yani hapishane müdürü ve sert olduğu için mesafeli davranıyorlar! Çekindikleri için benimle sadece tokalaşıyorlar. (Gülüyor) Mesela,Yelda (Reynaud) ile yolda yürürken, onu görünce boynuna atlıyorlar, sarılıyorlar. Bana da uzaktan sadece ‘Merhaba’ diyorlar! Ama önceden böyle değildi. ‘Handan’ rolünden sonra yaklaşımları değişti.

    BEN ÇOK ŞANSLI BİR İNSANIM

    * Bu durumu kıskanmıyor musunuz? “Bana da sarılın” falan demiyor musunuz?
    İşin şakası bir yana Yelda adına gerçekten çok seviniyorum. Onun bu haliyle çok gurur duyuyorum. Sonuçta bizim beraber bir şirketimiz de var. Onun böyle bir tepki alması çok mutlu ediyor. Yelda Reynaud bence çok iyi bir oyuncu, gerçekten bir canavar. Maalesef onu bugüne kadar sadece sinema kitlesi tanıyordu. Şimdi bütün Türkiye’nin tanıması çok güzel bir şey. Bunu hak ediyor.
    * Yelda Reynaud bu projeyle kendini buldu değil mi?
    Hayır; Yelda bu projede olmasaydı, başka bir projede de izleyicinin dikkatini çekerdi.
    * Kendinizi şanslı buluyor musunuz?
    Gerçekten çok şanslı bir insanım. Hayatımda başıma o kadar çok şey geldi ki, geriye dönüp baktığımda gerçekten şanslı olduğumu söyleyebiliyorum.
    * ‘Hırsız-Polis’ dizisinde bir aksilik olsaydı ve hayal kırıklığına uğrasaydınız oyunculuğa devam eder miydiniz?
    Hayal kırıklığı olarak görmezdim. ‘Tamam şansımı denedim ve tutmadı, bitti’ derdim. Benim öyle bir hırsım yok. Hiçbir zaman da olmadı. ‘Bu dizi tutacak, ondan sonra şurada burada oynayacağım’ gibi bir düşüncem de olmadı. Öyle hedeflerim yok. Tabii ki insanlar beni sevmeseydi burada kalmazdım. Belki ikinci bir projede de yer almazdım.
    BEBEK YUNUSLAR SAHİLE VURUYOR
    * ‘Parmaklıklar Ardında’nın setinde sizi en çok ne zorluyor?
    Çok ama çok zor bir kış geçirdik. Çok soğuktu. Kasım ayından beri buradayız, sadece son 1.5 aydır havalar biraz daha sıcak. Burada çalışmak gerçekten zor. İnsanın kemikleri bile üşüyor. Dışarda hava soğuk ama hapishanenin içerisi daha soğuk! (Gülüyor) Cezaevindeki kaç kişi bu soğukta zatürre oldu… Daha önce burada kalan mahkumların durumlarını düşünmek bile istemiyorum.
    * Sinop’ta nasıl vakit geçiriyorsun?

    Aslında pek bir şey yapmıyoruz. Özel zamanlarımızda film izliyoruz, yürüyüşe çıkıyoruz. Buradaki köpeklerle zaman geçiriyoruz. Ama son dönemlerde sahilde de pek dolaşamıyoruz çüntü moralim bozuluyor. Sahilde ölü bebek yunuslar görmeye başladık… ‘Ne oluyor?’ diye sorduğumuzda, ‘Bazen olur’ diyorlar. Ben yunuslara ne olduğunu anlayabilmiş değilim… Bunun dışında Yelda Reynaud ile kurduğumuz şirketin işleriyle uğraşıyoruz. İstanbul’a gitmediğimiz için şirketin işlerini daha çok buradan yürütüyoruz. Geri kalan zamanlarımızda da ezber yapıyoruz.


    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş