Parktaki Kahraman Serçe

'Çocuklara Masallar Fıkralar' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Haziran 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Parktaki Kahraman Serçe konusu Parktaki Kahraman Serçe

    Okul çıkışı çocuklar nasıldır hemen hemen herkes bilir. Hepsi birer serçe gibi şakır, koşar hoplar zıplar. Tamamlamak zorunda oldukları o güne ait görev tamamlanmıştır. Küçücük bedenlerini zorlayarak istemeyerek kalktıkları yataktan ve istemeyerek ettikleri kahvaltıları çok uzakta kalmıştır. Artık şimdiki an var ve yaşasın oyun zamanı.

    Okul çıkışı annelerinin tekrar tekrar çıkışta direk eve gel tembihlerine rağmen dayanamayıp oyunun çekiciliğine kapılıp azcık kaçamağın kimseye zararı olmazdı nedersiniz? Çıkış zili çaldıktan sonra çılgınlar gibi okula en yakın ve yollarının üzerindeki oyun parkına uğruyorlardı. Kimi üstündeki önlüğü okulun çıkış kapısının önünde çıkarıyordu önlüğü kirlenmesin diye, çünkü önlüğün kirlenmesi okul dönüşü yapılan kaçamak sonucu geç kalışından daha fazla fırça yemeğe sebep olacaktı.

    Neyse, bizim küçük çıldırmış serçeler güçlerinin elverdiği müddetçe son hız koşuyor ve ulaştıkları ilk oyuncağa dünyanın en kıymetli mücevherine sahip olmuş gibi sarılıyordu. Bu koşma esnasında hemen görev dağılımı da ihmal etmeden yapılır, durma noktasına ulaşıldığında kimin örümcek adam, kimin tarzan ya da o günlerin en çok izlenen çizgi film kahramanlarındaki her kimse. Koşu sırasında parka ulaşıldığında en iyi kahramandan itibaren kapılmaya başlanır. Her oyuncak bir kahramana dönüştürür tırmanışlar başlamadan ya en son izlenen bölüm ya da kendi olmasını hayal ettikleri senaryoyu paylaşıp çok hızlı bir şekilde oynamaya başlarlar. Hoplamalar, zıplamalar, taklalar, kovalamaca, yakalanma, kurtarma, kurtulma, savaş ve en komiği de ne biliyormusunuz eve yetişecekler vakit sınırlı ya ellerinden geldiğince çok hızlı oynuyorlar ve çıkartabildikleri kadar çok ses çıkartıp bağırıyorlar sanki nekadar bağırırlarsa o kadar hızlanıyorlar. Hayal aleminde onlar kahraman belkide atladıkları bir karışlık yükseklikte ki yüz ifadelerini görseniz sanki İzmir Hilton’dan aşağıya atlamış sanırsınız ve bizim bu kahramanlar bütün bu maceranın içinde baş kahramanlar ya dublör kullanmıyorlar haliyle.

    Bizim kahraman serçelerden bir tanesi kötü adamlardan kızı kurtardı diğer eliyle takla atıyordu ki aslında kızı kurtarıp güvenli bir yere bırakıp geri dönüp kötülerle savaşıp oyunu bitireceklerdi ama nasıl olduysa oldu birden ufak bir değişiklikle senaryonun dışına çıkıldı. Kahramanımızın eli kaydı ve sırt üstü yere düştü. Sanki birisi kumandayla filmi durdurdu, zaman, kahraman ve tüm oyuncular durdu. Herkesin gözü kahramanda eeee nolcak şimdi, yavaşça yerden kalkmaya çalışırken aslında hıçkırıklarla ağlayıp avaz avaz bağırmalı yerlerde yuvarlanması gerekiyordu ama gözünde biriken yaşı, boğazına düğümlenen çığlığı yutkunup yavaşça yerden kalktı kısık bir sesle ve hafif hareketlerle üzerindeki tozları çırpıp bir şey yok acımadı diyebildi.

    Diğerleri çok hızlı bir şekilde önlük ve çantalarını toplayıp bir yandan kahramanı gözle takibe almışlardı, bir şey oldu mu diye sormuyorlardı, herkes biliyordu cevap veremeyecek, kendini zorlarsa da gözlerinden akmasın diye kontrol etmeye çalıştığı gözyaşları barajı aşıp yanaklarından süzülecekti hatta soran kişiyi düşmesine sebep olmakla suçlayıp kavga edip ağlamasını da ona bağlayacaktı. O yüzden kimse sesini çıkarmayıp son hız hazırlandı eve biran önce gitmek için.

    Bir anda büyük bir sessizlik oldu park bomboştu.
    Sanki bir hayal göz önünden geçip gitmişti.
    Geride kahraman serçenin düştüğü yerde silgisi kalmıştı.

    Yazar Ceyda Gülenç
     

Bu Sayfayı Paylaş