Paranın Tarihi - Paranın Tarihi Gelişimi Hakkında Bilgi

'Tarihi Bilgiler' forumunda Mavi_inci tarafından 13 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Paranın Tarihi - Paranın Tarihi Gelişimi Hakkında Bilgi konusu Paranın Tarihi - Paranın Tarihi Gelişimi Hakkında Bilgi

    Şark, Mısır ve Afrika

    MÖ. 3. yy. başından itibaren bakır, gümüş, kalay ve altın gibi madenler paranın yerini tutmuş; paranın değişim aracı, ödeme aracı, hesap birimi ölçüsü, değer saklama aracı olma gibi işlevlerini yerine getirmiştir. Bu madenlerin yanı sıra tahıl ürünleri de değer ve takas ölçüsü olarak kullanılmıştır. Ancak destekleyici üretime bağlı olan Oikos ticareti ile bağlantılı olarak saray ekonomisi, kendi üretimine dayalı malların değiş tokuş yoluyla veya hizmet yükümlüğü karşılığında sağlanmasından ötürü para odaklı ekonominin gelişimini engellemiştir. Bu nedenle madeni para, sadece birkaç ekonomi dalında kendini kabul ettirebilmiştir.

    Afrika’da her dönem farklı para değerleri tedavülde olmuştur. Bu değerlerin hepsi değer biriktirme işlevi görmüştür. Ödeme aracı olarak inci, fildişi, sığır ya da Manilla kullanılmıştır. 15. yy.da ise köle ticaretinden elde edilen gelirler (özellikle köle alım- satımında kullanılan Manilla halkası) söz konusu olmuştur.

    Yunanistan

    Antik Yunan’da mallar, yerine getirdikleri para fonksiyonlarına göre sınıflandırılmıştı
    r.

    *
    o Değer ölçüsü: Sığır
    o Değer biriktirme: Mücevher
    o Takas aracı: Şarap, bakır, demir ve köleler
    o Ödeme aracı: Demir çubuk ve uzun çivi

    Bu bağlamda, paranın standartlaşmış kamusal ödemeler için şehir devletlerinde(Polis) belirgin bir öneme sahip olduğunu var saymak gerekir. İlk madeni paralar MÖ. 600' lü yıllarda Batı Anadolu’da darp edilmiştir. Bu paralar gümüş- altın alaşımı/ elektrum/beyaz altından elde edilmiş ve büyük olasılıkla da sadece bölgesel çapta kullanılmıştır. Sikkelerin gümüşten yapılması zorunluluğunun (olağanüstü durumlarda altın ve bronzdan) hâkim olduğu Yunanistan’da madeni para kullanımı hızla artmıştır. Sikkelerin ağırlığı Polis şehri damgasıyla garanti altına alınmıştır.


    En önemli para değeri Yunan Drahmisi olup 1831’den 2001 yılına kadar Yunanistan’da kullanılmıştır. MÖ. 5.yy. başlarından itibaren de paralı ekonomiden söz edilebilir. Antik monetarizmin merkezi Atina olup, para değeri de tüm Akdeniz sahasında dolaşmaktaydı. Bunun temelinde de Atina’daki demokratik yapı ve ticari piyasa yatmaktadır. Ancak Büyük İskender’in Atina' yı hâkimiyetine almasıyla yeni bir para tedavüle girmiştir.

    Roma


    Antik Yunan’da olduğu gibi Roma İmparatorluğu’nda da farklı para türleri vardır. Genel olarak geçerliliği olan bir para biriminin standartlaştırılması MÖ. 500’de mümkün olmuştur. Para burada cezanın tespiti görevi de görmüştür.

    Roma İmparatorluğu’nun genişlemesiyle birlikte savaş ganimeti olarak daha büyük altın- gümüş ve bronz yatakları bulunmuştur. Bu da para basımının çoğalmasını sağlamıştır. İlk olarak bronz ve gümüş madeni paralar basılmıştır. Yunanlılara göre Romalıların madeni paraya geçişi daha geç olmuştur.

    Pön Savaşları’ndan ötürü askeri finansman için gereken büyük miktardaki para da madeni paranın değerinin düşürülmesiyle elde edilmiştir. Diğer yandan da Roma’nın parası İtalya’da o kadar yaygınlaşmıştır ki tüm İtalyan şehirlerinde para basımı durmuştur. Yeni fethedilen bölgelerde Roma’nın esas parasıyla konvertibilitesi olan sayısız farklı para birimi hâkimdi. Sınırların daha da genişlemesiyle birlikte Roma’daki gümüş miktarında artış olmuş, böylece de ülke harcamalarının büyük bir kısmı yeni gümüş paraların basımıyla finanse edilmiş; bu da ilerideki yüzyıllarda para değerinin düşmesine ve M.S 3.yy.da Romalı gümüş paranın tedavülden kalkmasına yol açmıştır. Bu nedenle artık Romalıların da gümüş madeni gibi kıtlaşan yeni madeni para türlerine güveni kalmamış, böylelikle özellikle eski madeni paralar istiflenmiş ve eritilmiştir. Para bu nedenle eski önemini kaybetmiştir. Bunun sonucunda da Roma askerlerinin tayın bedeli tahılla ödenmiştir. Buna tepki olarak İmparator I. Konstantin ise gümüş parayı istikrarlı altın para ile karşılamıştır.

    Antik dönemin sonlarında ise yeniden düzenlenen para sisteminde bu sefer yüksek değerli gümüş ve bronz paralar darp edilmiştir, altın paralar ise daha sonra çıkarılmıştır. Tüm bunlara rağmen gümüş para, Roma’nın gümüş ve bronz madeni paralara dayanan para sisteminin altın ve bronz para değeri sistemiyle değiştirilmesi neticesinde yine önemini kaybetmiştir.

    Bizans

    Bizans’ın para değer sisteminin temelini, I. Konstantin zamanında uygulanan Solidus (sikke) (Türkçe: temel/sağlam) adı verilen altın para oluşturmaktadır. Bu para yaklaşık 1000 yıl önce- MÖ. 5. yüzyıldan MS. 700 yılında Dinar’ın piyasaya girişine kadar- tedavülde kalmıştır. Bunun nedenleri de yüksek altın değeri ve bu değerin istikrarıdır. Bu gelişim karşısında gümüş gittikçe önem kaybetmiştir. Ancak, tıpkı bronz para gibi, gümüş para da altının yanı sıra ödeme aracı olarak geçerliliğini sürdürmüştür. Para Bizans toplumunda çok yüksek bir öneme sahip olmuştur. Ekonominin tüm alanlarında ve genel harcamalarda kullanılıp uluslar arası ticarete de imkân sağlamıştır. Fakat bu özellikler de Bizans bölgesinde artan güvensizliğe neden olmuştur.

    Ortaçağ'ın ilk dönemleri

    Şarlman döneminde Solidus ile benzer özellikler taşıyan fenik ya da gümüş dinar adı verilen madeni paralar çıkarılmıştır. Kamusal alanda altının tedavülü de devam etmiştir. Altın aynı zamanda gittikçe takas aracına dönüşmüş ve ticaret için piyasada kullanılmaya başlanmıştır. İlk altın para, ödeme aracı özelliğini kaybederek sadece değer biriktirme amaçlı kullanılmıştır. 7. yy.dan 8. yüzyıla kadar ise sadece altındaki hesap parası özelliği taşıyan saf gümüş para değerine geçilmiştir.

    Kâğıt paranın kullanılması


    Banknot biçimindeki kâğıt para ilk defa Çin’de kullanılmaya başlanmıştır. 618’den 1279 yılına kadar uzun bir geçerlilik süresi olmuştur. Bu sayede kâğıt para 10. yy. da kısıtlı bir bölgede de olsa tacirlerin tuz alım- satımını kolaylaştırmıştır. Banknot basımı kamulaştırılsa da zamanla pek çok bölgesel para ortaya çıkmıştır.

    Toplu kâğıt basımı 11. yy. ‘da matbaanın icadıyla gerçekleşmiştir. 13. yy. ortalarında pek çok farklı para standart bir konuma kavuşmuştur.

    7. yy. ile 12. yy. arasında İslam ülkelerinde artan ticaret ve değer istikrarını sürdüren Dinar’dan beslenen güçlü bir paralı ekonomi oluşmuştur. İlk kez kredi, çek, borç senedi ve tasarruf hesabı kavramları ortaya çıkmıştır. Böylece de bankacılığın temeli oluşmaya başlamıştır.


    1661 yılında Avrupa’da ilk kez İsveç’te resmi kâğıt para tedavüle girmiştir. Gerçi İsveç zengin bakır rezervlerine sahipti, ancak bakır demir paralarının nominal değeri düşüktü, bu nedenden dolayı da aşırı derecede büyük ve epey ağır demir paralar dökülmesi gerekiyordu.

    Banknot kullanımının kredi verme, altın ve gümüşün transferindeki risklerin ortadan kalkması gibi pek çok olumlu etkisi olmuştur. Buna ek olarak da şirketlerden hisse senedi alabilme olanağı da doğmuştur.

    Diğer tarafta, bazı olumsuz yanlar da söz konusu oluyordu; örneğin hükümetler artık mali gereksinimlerini (kolaylaştırılmış savaş maliyeti gibi) karşılamak üzere sınırsız boyutta para basabiliyordu; çünkü değerli taşlarla kesin belirlenmiş değere sahip madeni paranın aksine, banknotların belirli bir değeri bulunmuyordu. Bu gelişmeyle birlikte de yüksek enflasyon tehlikesi olasılığı baş göstermiştir.

    Ulusal tek paraya geçiş

    İlk çağda sikke basma hakkı her asilzadenin elde etmeye çalıştığı bir ayrıcalıktı. Bunun nedeni de sikke düzenlemesinin ayrıcalıklı bir egemenlik hakkı oluşuydu. Bu da, her sikke türünün şiddetli fiyat dalgalanması olduğu için, karşılaştırılması olanaksız pek çok değerin tedavülde olmasına neden oluyordu. Ortaçağda alışılmış sikkeler tedavülde olduğu için yabancı bir sikkenin para değeri, değerli maden oranıyla belirleniyordu. Bu da bölgeler üstü ticareti engel oluşturuyordu. Ticareti kolaylaştırma ve güç odaklanması ise ulusal tek paraya olan eğilimi artırdı.

    Paranın tedavülde olduğu eski dönemlerde, sikkenin maden oranı nominal değeriyle uyum içindeydi. Sikke bastıran kişi, para ihtiyacı karşılama amacıyla sık sık sikkenin değerinin düşürülmesini sağladığı için yeniçağın ilk dönemlerinde daha büyük bir enflasyon söz konusu olmuştur. Örneğin; 30 Yıl Savaşlarının başlangıcındaki Kipper ve Wipper zamanı, sikkelerin değerinin düşürülmesinden ileri gelmektedir.

    Avrupa’da ilk olarak Fransa, madeni para hakkını merkezi yönetimi ve kraliyet gücüyle garanti altına almıştır. İlk esaslı para reformu XIII. Ludwig zamanında yapılan büyük madeni para reformudur. 1640 ve 1641’de “Louis D’or” adlı para birimi ithal edilmiştir. 1795 yılında Fransız Frankının tedavüle girmesiyle birlikte ilk kez ondalık sisteme geçilmiştir. Napolyon’un seferleriyle de bu para ve onluk parçaları Avrupa’ya yayılmıştır. Bununla birlikte Fransa ve çevresinde, birkaç madeni para sistemi oluşmuştur. Bu sistemlerde benzer şekilde yapılanmış ve yüksek saflık dereceli tedavüldeki paralardan dolayı sabit bir döviz kuru oluşturulmuştur. Böylece de 23 Aralık 1865 yılında Latin Madeni Para Birliği’nin kurulması sağlanmıştır. Fransa, Belçika, İtalya, İsviçre ve Yunanistan’ın katılımıyla oluşan Latin Madeni Para Birliği, madeni para üretiminde oldukça avantaj sağlamıştır. Tüm bu ülkeler aslında kendi madeni paralarını basmışlardır. Basılan paraların hepsi 35 mm çapında; 32, 26 gr. altından olan 100’ lük madeni paralardır (100 Frank, 100 Lira, 100 Drahmi).

    Latin Madeni Para Birliği’nin dezavantajı ise, çift metalliliktir, yani altın madeni paralarla gümüş madeni paraların sabit takas oranıdır.

    Altın standardı


    19. yy. sonlarına doğru gümüş paraların büyük değer kaybı, çift metal paralardaki sorunları gündeme getirmiştir. Öyle ki çoğu ülke altın tek metal sistemine geçmiştir. Para birimlerinin altına bağlı desteklenmesi ile kâğıt paranın dolaşıma girmesine bağlı olumsuzlukları (özellikle de yüksek enflasyon risklerini) yumuşatma amacı güdülüyordu. İngiltere bu gelişmeye öncülük etmiş ve 1817’de altın standardını yürürlüğe sokmuştur.



    Savaşıyla (1870), Almanya ve 1900’de de Amerika bu sisteme geçmiştir. 1880’den sonra ise altın para tamamen farklı biçimlerde ortaya çıkmıştır.


    Altın standardıyla birlikte konvertibilite(Serbestçe başka para birimlerine çevrilebilirlik) görevi de doğmuştur. Bu da teorik olarak nakit paranın Merkez Bankasındaki altın değeriyle takası anlamına gelmektedir. Altın paritesi ya da altın denkliği burada takas durumunu ifade eder. Bu saf altın standardı aslında teoride kalmıştır. Altın paranın depolanması ise pratikte artan nakit enflasyonuna karşı bir önlem görevi (fiyat istikrarı sağlama)görmüştür.


    I. Dünya Savaşıyla birlikte hükümetlerin para ihtiyacı artmış, dünya ekonomi krizi ve II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle de bu ihtiyaç somutlaşmıştır. Öyle ki çoğu ülke altın standardını kaldırmış ve altın külçe standardına geçmiştir (banknotların direk olarak altınla takası da böylece son bulmuştur).
     

Bu Sayfayı Paylaş