Pankreas Kanseri Nedir - Pankreas Kanseri Tedavisi

'Genel Sağlık' forumunda Mavi_inci tarafından 16 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Pankreas Kanseri Nedir - Pankreas Kanseri Tedavisi konusu Pankreas Kanseri Nedir - Pankreas Kanseri Tedavisi

    Pankreas Kanseri Neden Olur

    En hızlı yayılan ve 45 yaşın altında ender rastlanan pankreas kanseri hakkında yapılan araştırmaya göre bu hastalığa yakalanma riski en yüksek grup, içki içen, aşırı kilolu olan veya diyabet hastası kişiler

    Pankreas kanseri insanoğlu için en ölümcül dördüncü kanser olarak biliniyor. Pankreas midenin alt kısmının arkasında bulunan yaşamsal bir organ. İç salgısı olan İnsülin üreterek kan şekerini dengeliyor, dış salgısı olan pankreas özsuyu ile de yiyeceklerin mideden sonraki onikiparmak barsağında cereyan edecek sindirim işlemini düzenliyor. İnsülinin glukozun metabolizmasında en önemli rolü oynadığından yetersizliği şekerli diyabete neden oluyor.

    Hücre mutasyonu
    Dünyanın en ünlü araştırma hastanelerinden MayoClinic uzmanları, pankreas kanserinin hücrelerin mutasyona uğraması sonucu başladığını belirtiyor. Pankreasta başlayan kanser lenflere sıçramadan önce fark edildiğinde 5 yıl hayatta kalma şansı yüzde 16’ya kadar çıkabiliyor. Ancak pankreas kanserinin dışa vuran belirtiler; karın ağrısı, kilo kaybı, depresyon, ciltte sarılık gibi zor fark edilen unsurlar olduğu için teşhis konduğunda genellikle çok geç oluyor. Pankreas kanseri en hızlı yayılan kanserler arasında sayılıyor.

    Normal vakaalarda teşhis konduktan sonra 5 yıl hayatta kalma oranı yüzde 5. Hastalık fark edilip tanısı konduğunda genelde çok geç kalındığı için ölüm aşağı yukarı 6 ay içinde gerçekleşiyor.

    Sigara ve alkol tetikliyor
    Pankreas kanseri vakaalarının yüzde 80’i 60-80 yaş arasında görülüyor. Ortalama tanı yaşı 72. 45 yaşın altında ise nadiren görülüyor.

    ABD’de yapılan araştırmalar her bin kadından 0,105’inin, her bin erkekten 0,133’ünün pankreas kanserine yakalandığını gösteriyor.

    Kadınlarda ölüm oranı binde 0,94, erkeklerde ise 0,123 olarak hesaplandı. Aşırı kilolu, içki ve sigara içen, diyabet hastası kişilerin daha yüksek riskte olduğu belirtiliyor.

    Erken teşhisi zor
    Sosyetenin tanınmış simalarından Ceyla Gölcüklü’nün ölümüne neden olan pankreas kanserinin erken tanısı için henüz bir yöntem bulunmadığını belirten uzmanlar, tedavi başarısının ise diğer kanser türlerine göre düşük olduğuna dikkat çekiyor. Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, pankreas kanserinin diğer kanser türlerine göre sık görülen bir tür olmadığını söyledi.

    Kanser tedavisinde cerrahi müdahale, radyoterapi ve ilaç tedavisinin (kemoterapi) kullanıldığını hatırlatan Kutluk, pankreas kanserine cerrahi müdahalenin ise diğer türlere göre daha zor olduğuna dikkat çekti. Kutluk, “Pankreas kanserinde tümörün biyolojisi anlamında verilen kemoterapi programları var ama kemoterapiye cevabı çok yüksek değil. Son yıllarda erişkin kanserlerinde tedavi başarısında çok ciddi gelişmeler yaşandı. Tedavi başarısı tüm kanser türlerinde yüzde 70’lere yaklaştı ve tek tek kanser türlerine baktığımızda meme, prostat, testis kanseri gibi türlerde çok ciddi yollar alındı. Ancak pankreas kanserinde tedavi başarısı tümörün biyolojisi gereği hâlâ diğer tümörlere göre daha geride. Bu türün özel durumu nedeniyle dünyada tedaviye yönelik yüzlerce araştırma yürütülüyor” diye konuştu.

    Pankreas kanserine yol açan belli bir neden olmadığını da belirten Prof. Dr. Kutluk, “Belirtileri tümörün büyüklüğüne bağlı. Ağrıyla kendini belli edebilir. Ağrının dışında kitle eğer çok büyürse ve safra yollarına baskı yaparsa sağlık vs gibi belirtileri de olabiliyor.

    Erken yaşta sık görülmüyor

    Erken teşhisin de zor olduğu bir kanser türü. Mesela meme kanserinde dıştan elle tespit edilebiliyor ya da mamografi diye bir yöntem var. Ancak pankreas kanseri için henüz geçerli bir erken tanı ve tarama yöntemi de yok. Hastalığın doğası böyle. ‘Gecikmişsiniz, teşhis konuldu, konulamadı’ veya sizin sağlık kontrolünü düzgün yaptırmanızın da dışında birşey bu” dedi.

    Pankreas kanserinin erken yaşta görülmesinin sık yaşanan bir durum olmadığını da sözlerine ekleyen Kutluk, “Çok ileri yaşta görülüyor diye bir şey de yok tabii” diye konuştu.




    Cerrahi tedavi:

    Kanserli tümör, tümöre komşu dokular ve yakındaki lenf düğümleri çıkarılır. Whipple ameliyatı olarak adlandırılan cerrahi yöntemde pankreas, midenin bir kısmı, onikiparmak barsağı ve etrafındaki dokular alınır. Bazen asıl tümör kitlesi çıkarılamasa da kanserin yol açtığı kusma, sarılık vb. durumların ortadan kaldırılması için cerrahi tedavi uygulanması gerekebilir.

    Radyoterapi:

    Radyasyon ile tümör hücrelerinin öldürülmesine ve tümörün küçültülmesine çalışılır. Cerrahi girişim öncesinde veya sonrasında uygulanabilir. Vücut dışından uygulanabileceği gibi bazen tümör yakınına koyulan radyoaktif çekirdeklerle vücut içinden de yapılabilir.

    Kemoterapi :
    Burada ilaçlar ile kanser hücrelerinin öldürülmesi veya çoğalımlarının durdurulmasına çalışılır. Cerrahi tedavi şansı olan hastalarda kemoterapi cerrahi tedavi öncesinde veya sonrasında verilebilir. Cerrahi tedavi şansı olmayan hastalarda günümüzde tek geçerli tedavi şansı kemoterapidir. Kemoterapi ve radyoterapi birlikte uygulandığında daha iyi sonuç alınabilir.




    Biyolojik Tedavi (Biyoterapi – İmmunoterapi ):
    İmmunoterapi olarak da bilinen biyolojik terapide, bağışıklık sistemi ( vücudun kendi koruma mekanizmaları) kanserle savaşır. Bağışıklık sistemin yeterli çalışmaması durumunda kanser oluşumunun kolaylaştığı bilinmektedir. Biyoterapi ile vücudun bağışıklık sistemi onarılır, uyarılır ya da kuvvetlendirilir. Biyoterapi tek başına uygulanabileceği gibi cerrahi tedavi, radyoterapi ve kemoterapi ile beraber de uygulanabilir. Bu şekilde tedaviye bağlı yan etkilerin azalması da sağlanmış olur.
    Biyoterapi ile,
    - Kanser oluşum süreci durdurulur, kontrol edilir ya da bastırılır
    - Kanser hücreleri bağışıklık sistemimiz tarafından daha kolay farkedilir hale getirilir.
    - T-hücreleri, NK-hücreleri ve makrofajları gibi bağışıklık sistemi hücrelerinin öldürme gücü artırılır
    - Normal bir hücreyi kanser hücresine dönüştüren sürec durdurulur ya da geri döndürülür
    - Vücudun, tedavi süreci içinde ölen ya da hasarlanan hücrelerinin yerine yeni hücre üretmesi hızlandırılır.
    - Kanser hücrelerinin vücudun başka yerlerine sıçraması engellenir.

    Biyolojik tedavi yöntemleri:
    İnterferonlar
    İnterferonlar vücut tarafından enfeksiyon durumunda üretilir. İnterferonlar hem enfeksiyon oluşturan yabancı maddelerle hem de kanser hücreleri ile savaşır.

    Monoklonal Antikorlar
    Vücuttaki her hücrenin yüzeyinde kendini tanıtan proteinler vardır. Kanser hücrelerinde değişeime uğrayarak farklılaşmış olan bu proteinler bağışıklık sisteminin uyarılmasına yol açar. Bu proteinler kanser antijenleridir ve vücut onlara karşı antikor olarak adlandırılan başka proteinler üretir. Bir tane ana antikordan aynı antijene karşı sayılarca antikor klonu üretildiğinden monoklonal diye adlandırılmaktadır. Bu tedavide kanser hücrelerinden örnek alınırak kanser hücrelerinin yüzeyinde bulunan antijenler saptanır. Sonra bu antijenlere bağlanıp antijenin üzerinde yer aldığı hücreyi öldürecek olan antikor üretilir. Bu yöntem ile üretilen antikorlar kanser hücrelerini öldürmek için tek başına kullanılabildiği gibi tedavi veya tanıda gerekli olan maddelerin kanser hücrelerine taşınmasında da kullanılabilirler. Monoklonal antikorlar ile kemoterapötik ajanların doğruca tümör hücrelerine taşınmasımümküm olabilmektedir. Bu şekilde ilacın sağlıklı dokulara taşınma ve zarar verme oranı da azalır. Yüksek konsantrasyonda kullanılabilindiğinden etkinliği konvansiyonel kemoterapiden daha yüksektir ve yan etkileri de daha azdır. Monoklonal antikorların kanser tedavisinde kullanımı yenidir ve sadece kemoterapiye dirençli vakalarda uygulanmaktadır. Günümüzde pankreas kanserinde kullanılan monoklonal antikor ‘setuksimab’ dır. Bu ilacın içerdiği antikor kanser hücresine bağlanarak hücrenin anormal çoğalmasını ve saldırgan karakter kazanmasını engeller. Tedavinin etkinliğini değerlendirmeye yönelik çalışmalar halen sürmektedir.



    Monoklonal antikorlar tanısal amacla da kullanılabilir. Antikorla birleştirilen radyoaktif maddelerin kanser hücelerine bağlanmasıyla diğer yöntemler ile görüntülenemeyen kanser hücrelerinin ve metazstazların görüntülenmesini sağlanır.

    İnterlökinler, vücudun lenfositlerini (bir çeşit akyuvar) aktive eder. Yani bağışıklık sistemi için önemli olan beyaz kan hücrelerinin (akyuvarlar, lökositler) coğalımını çalışmalarını uyarırlar. Bu şekilde vücut direncinde artma sağlanır. Örneğin, IL-2, tümör hücrelerini öldüren hücreleri aktifleştirir ve bağışıklık fonksiyonun kuvvetlenmesine katkıda bulunur.
     

Bu Sayfayı Paylaş