Pakistan'da bir dönemin sonu

'Yurt Dışı Haberler' forumunda NeslisH tarafından 18 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Pakistan'da bir dönemin sonu konusu İSLAMABAD (İHA) - Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, 9 yıllık iktidarının ardından parlamentonun hakkında azil davası açmasına 2 gün kala istifasını açıkladı.
    Suikasta kurban giden eski Başbakan Benazir Butto'nun lideri olduğu Pakistan Halk Partisi öncülüğündeki koalisyon hükümeti, 8 Ağustos'ta Müşerref hakkında azil işlemi başlatmayı planladığını açıklamıştı. Hükümet, azil sürecinde Müşerref hakkındaki suçlamaları anayasayı ihlal ettiği ve yetkisini kötüye kullandığı konularında yoğunlaştırmıştı. Müşerref'e istifa için 2 gün süre verilmişti.

    3 erkek kardeşten ortancası olan Müşerref, Ağustos 1943'te orta halli bir Müslüman ailenin çocuğu olarak Hindistan'da doğdu. Aile, Pakistan kurulunca Karaçi'ye geçti. Müşerref, memur olan babasının Ankara'daki görevinden dolayı 7 sene Türkiye'de kaldı. 1961'de askeri akademiye giren Müşerref, 1965'te Hindistan'la yapılan savaşa katıldı ve kahramanlık madalyası aldı. Müşerref, 1971'de yine Hindistan'la yapılan savaş sırasında orduda görev yaptı. Generalliğe kadar çıkan ve Ekim 1998'de genelkurmay başkanlığına getirilen Müşerref, 1999'da o zamanki Başbakan Nevaz Şerif'in hükümetine kansız bir darbe gerçekleştirdi. 2002 senesine kadar ülkeyi yöneten Müşerref, 2002 senesinde referandumla 5 seneliğine devlet başkanı seçildi.

    Müşerref, ABD Devlet Başkanı George W. Bush'un en yakın müttefiklerinden oldu. Müstafi lider, 6 Ekim 2007'de devlet başkanlığı seçimini de kazandı. Müşerref, 3 Kasım'da olağanüstü hal ilan etti. Olağanüstü halin Anayasa Mahkemesi'nin Müşerref'in yeniden başkan seçildiği seçimin sonucunu iptal etmesi beklendiği için ilan edildiği ifade edilirken, Kasım sonunda ordu baş komutanlığını bırakan Müşerref, 15 Aralık'ta da olağanüstü hali kaldırdı.

    AİLE GEÇMİŞİ
    Müşerref'in İngiliz edebiyatı eğitimi alan annesi Uluslararası Çalışma Örgütü'nde görev yaptı ve 1986'da buradan emekli oldu. Hindistan'ın Aligarh Üniversitesi'nde okuyan babası ise Pakistan'ın dış ülkelerdeki diplomatik misyonlarında yer aldı. Baba Müşerref Pakistan Dışişleri Bakanlığı Ortak Sekreteri olarak emekli oldu. Müşerref, çocukluğunun bir kısmını babasının diplomat olarak bulunduğu Türkiye'de geçirdi

    EĞİTİMİ
    Müşerref, Karaçi'deki Saint Patrick Lisesi'ni 1958'de bitirdi. Daha sonra Lahor'daki Forman Hristiyan Koleji'ne başladı. Kolej eğitiminin ardından 1961'de Kakul'daki Pakistan Askeri Akademisi'ne kabul edildi. Müşerref daha sonra Ulusal Savunma Koleji ve İngiltere Kraliyet Savunma Bilimleri Koleji'nde eğitim aldı. Buradaki eğitimi sırasında amirleri tarafından siciline, "Burada en çok öne çıkan kapasiteli, açık ve son derece açık, cana yakın bir subay. Ülkesi, kalitesi yadsınamaz bir adamın hizmetinden dolayı şanslı" yazıldı.

    ASKERİ KARİYERİ
    1964'de topçu alayında görev yaptı. 1965'de genç bir subayken Hindistan-Pakistan savaşında yer aldı ve cesaretinden dolayı Nişan-ı İmtiyaz ve Tamgha-i Basalat nişanlarıyla ödüllendirildi. Orduda gönüllü komando olarak görev yaptı ve 7 yıl boyunca Özel Hizmetler Grubu'nda kaldı. 1971'deki 2. Hindistan-Pakistan savaşına katıldı ve Komando Tugayı'nın komutanı olarak ön hatta görev aldı. Bu arada topçu ve zırhlı birliklerinin komutasının sorumluluğunu da üstlendi. 15 Ocak 1991'de tümgeneral, 21 Ekim 1995'te korgeneral rütbesine yükseldi.

    Bu arada 1993'den 1995'e kadar Askeri Operasyonlar Direktörlüğü yaptı. 7 Ekim 1998'de General Cihangir Keramat'ın Pakistan Ulusal Güvenlik Konseyi askeri temsilciliğine atanmasıyla Genelkurmay Başkanı oldu.

    İKTİDARA GELİŞİ
    1997'de Nevaz Şerif Pakistan Müslümanlar Birliği'nin parlamento seçimlerini büyük farkla kazanmasından sonra başbakanlık koltuğuna oturdu. Şerif'in partisi, anayasada başbakanın gücünü sınırlandıran bazı maddeleri değiştirecek sayıda koltuk elde etti.
    Şerif, artan gücüne karşı Devlet Başkanı Faruk Leghari ve Başsavcı Seccad Ali Şah'ın baskılarına karşılık verdi. Bu dönem, Leghari ve Ali Şah'ın istifasıyla sonuçlandı. Bu arada Yüksek Mahkeme, Şerif'in yandaşlarının baskınına uğradı. Genelkurmay Başkanı Cihangir Keramat'ın sivil ve askeri liderleri bir araya getiren Ulusal Güvenlik Konseyi oluşturma önerisi Şerif tarafından reddedildi. Şerif, Keramat'ı Genelkurmay Başkanlığı'ndan uzaklaştırarak Müşerref'i ordunun başına getirdi.

    DARBE
    12 Ekim 1999'da Başbakan Nevaz Şerif, bu kez Müşerref'in görevden alınarak yerine aile dostu olan istihbarat teşkilatı ISI'nın başkanı Khwaja Ziyaüddin'in geçmesi talimatı verdi. Bu sırada ülke dışında bulunan Müşerref, tarifeli bir seferle Pakistan'a dönme kararı verdi. Bu arada üst düzey generaller Müşerref'in görevden alınmasını kabul etmediklerini açıkladı. Şerif, bunun üzerine uçağın ineceği Karaçi Havalimanı'nın hava trafiğine kapatılması talimatı verdi ve uçak bir süre Karaçi semalarında iniş için izin bekledi. Bunun üzerine generaller kansız bir darbeyle Şerif'i iktidardan indirerek havalimanının denetimini ele geçirdi. Uçak birkaç dakika sonra havalimanına indi ve Müşerref hükümetin kontrolünü ele aldığını açıkladı. Derhal ev hapsine alınan Şerif, daha sonra Pakistan dışına gönderildi. Devlet Başkanı Refik Tarar ise 2001 yılı Haziran ayına kadar görevine devam etti. Müşerref 20 Haziran 2001'de resmen devlet başkanı oldu.

    12 Mayıs 2000'de Yüksek Mahkeme, Müşerref'in 12 Ocak 2002 tarihine kadar genel seçimlere gitmesi kararı aldı. Bu durum, Müşerref için yasal bir sorunu da ortaya koydu. Demokrasiye geçişten sonra yargılanma riskiyle karşı karşıya kalan Müşerref, hakkındaki olası suçlamalara karşı savunma amacıyla ve devlet başkanlığının devamı için görev süresinin 5 yıl uzatılması talebiyle 30 Nisan 2002'de halk oylamasına gitti. Müşerref, bu referandumdan zaferle ayrıldı. Bununla birlikte muhalefet sonuçları kabul etmedi ve Müşerref'in görevini yasal olarak sürdürmediğini ileri sürdü. 2002 yılı Kasım ayında referandumdan 20 ay sonraki genel seçimlerde Müşerref'in PML-Q partisi parlamentoda büyük bir çoğunluk elde etti. Bununla birlikte Müşerref karşıtları ortak hareket ederek, bir yıl boyunca parlamentonun etkin şekilde çallndistan-Pakistan savaşında yer aldı ve cesaretinden dolışmasını engelledi. Sonunda Müşerref, 1999'daki kansız darbeyi yasal hale getiren Anayasa'nın 17. maddesini meclisin üçte iki çoğunluğunu sağlayarak değiştirdi.

    ILIMLI LİDER İMAJI
    General Pervez Müşerref, devlet başkanı ve genelkurmay başkanı olarak 10 Kasım 2001'de BM Genel Konseyi'nde bir konuşma yaptı. Birçok Batılı devlet başkanı ve siyasi tarafından ılımlı bir lider olarak değerlendirildi. Birçokları Müşerref'in İslam dünyası ile Batı arasında bir köprü kurma misyonunda samimi olduğuna inanıyor. "Medeniyetler Çatışması"nın kaçınılmaz olduğu düşüncesine şiddetle karşı çıkan Müşerref'in ABD ile de çok yakın ilişkileri oldu. Bu arada doktor olan kardeşi ABD'nin Chicago şehrinde, oğlu ise Boston'da yaşıyor. Kızı ise Lahor'daki Ulusal Sanat Konseyi'nden mezun ve mimar olarak Pakistan'da yaşıyor.

    MÜŞERREF'İN GÖRÜŞLERİ AĞIRLIKLI OLARAK LİBERAL ÇİZGİDE YORUMLANDI
    Müşerref, Pakistan standartlarına göre liberal sayılabilecek bir ailede yetişti. Kadın aile üyelerinin resimlerinin çekilmediği bir ülkede annesiyle aile fotoğraflarında yer aldı ve bu fotoğraflar kamuoyunda yayınlandı. Annesi 10 yıl ILO'da çalıştı ve Pakistan'ın liberal olarak bilinen şahıslarıyla yakın dostları oldu. İktidara gelmesinden kısa süre sonra Müşerref, Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerinden gurur duyduğunu ifade etti. Açık ekonomik reformları savunan Müşerref, Pakistan'ın modernize edilmesi
    gerektiği görüşünü sık sık dile getirdi.

    "TERÖRLE SAVAŞ"TA ABD'NİN ORTAĞI
    Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgali sırasında Pakistan Özel Kuvvetleri'nde üst düzey subay olarak yer almasından dolayı Müşerref'in o yıllarda birçok ABD güvenlik servisiyle çok yakın kişisel ilişkileri oldu. Darbenin ardından ABD Başkanı Bill Clinton, Müşerref'e darbeden duyduğu endişeyi dile getirdi ve Güney Asya'da istikrarın bozulmaması çağrısında bulundu. Bunun üzerine Müşerref, CENTCOM Komutanı General Anthony C. Zinni'yle kendisine "Tony" diye hitap ederek darbenin nedenlerini ve niyetlerini açıkladı. General Zinni, medyada Müşerref'i destekleyen açıklamalarda bulundu. ABD'deki 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Müşerref, ABD Başkanı George W. Bush'la "teröre karşı savaşta" yakın bir ittifak kurdu. Bu, Pakistan toplumu içinde çeşitli nedenlerden dolayı bazı kesimlerin tepkisine ve memnuniyetsizliğine yol açtı.

    Müşerref, Taliban'ın Pakistan'da iktidara gelmesinden sonra bu hareketin liderleriyle yakın ilişkiler kurdu. Taliban'la Pakistan İstihbarat teşkilatı ISI'nın bir ürünü olduğu ve istikrarın devamına katkıda bulunacağı düşüncesiyle dostane ilişkiler sürdürüldü. Pakistan'ın mülteciler ve çeşitli yardım konusunda da Afganistan'la yakın işbirliği alanları oldu. Ancak Müşerref'in 11 Eylül saldırılarının ardından politika değişikliğine gitmesi, Taliban'a destek noktasında kendisine destek verenlerin tepkisine
    neden oldu.
    Müşerref'in politika değişikliğinin sonucu olarak Pakistan'ın Taliban'a petrol ve diğer tedarik hatlarını kesmesi, ABD'ye Taliban'a yönelik operasyonda istihbarat ve lojistik destek vermesi, İslamabad'ı Washington'ın gözünde vazgeçilmez bir ortak, Taliban'ın yenilgiye uğratılmasında çok önemli bir müttefik haline getirdi.

    MÜŞERREF'E SUİKAST GİRİŞİMLERİ
    14 Aralık 2003'te Müşerref'in içinde bulunduğu konvoyun Rawalpindi'deki bir köprüden geçişinden çok kısa süre sonra şiddetli bir patlama meydana geldi. 11 gün sonra 25 Aralık 2003'te iki intihar eylemcisi Müşerref'e saldırmaya çalıştı. Saldırganlar, bomba yüklü araçlarla gerçekleştirdikleri intihar eyleminde 16 kişinin ölümüne neden oldu. Müşerref ise aracına isabet eden şarapnel parçalarıyla yara almadan saldırıdan kurtulmayı başardı.
     

Bu Sayfayı Paylaş