Ot Yiyen Kaplan hikayesi

'Çocuklara Masallar Fıkralar' forumunda maviboncuk tarafından 2 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. maviboncuk

    maviboncuk Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ot Yiyen Kaplan hikayesi konusu
    Genç kaplan kafesinde demir parmaklıklar ardında sinirli ve hızlı adımlarla gidip geliyordu. Nedense bugün yüreğini sanki dikenli tel halatıyla sıkıyorlardı. Bu kafese kapatıldığından beri güneş birçok kereler doğup batmıştı. Bir aylık ya vardı ya yoktu. Ormanda gezintiye çıktığı gün avcılar yakalayıp bu hayvanat bahçesine satmışlardı. Daha o zamanlar boyu irice bir kedi boyu kadardı.Zamanla gelişip güçlendi.Kafesi dar değildiama o burada yaşamak istemiyordu. Özgür olmak adını bile unutmaya başladığı hayali gözlerinin önünden gitmeyen ormana kavuşmak hayatına kendisi yön vermek istiyordu. İnsanlar akın akın geliyorlar kafesin önünde durup dakikalarca hayranlık dolu bakışlarla kendisini seyrediyorlardı.
    O akşam üstü ziyaretçilerin azaldığı zamanda bakıcı kafesi temizleyip yıkadı. Akşam yemeği olarak yarım koyunu kafesin içine bıraktı. Kapıyı kilitledi gitti. Bakıcısı kapıyı kilitleyip giderken genç kaplanın beyninde bir şimşek çaktı. Kilidin yuvasına oturuşu ve anahtarın çevrilirken çıkardığı ses alışılmışın dışındaydı. Oldukça hassas kulakları onu yanıltmıyorsa kapı tam olarak kilitlenmemişti. Kafese bırakılan eti yedikten sonra her zamanki voltalarına başladı. Ziyaretçiler tekrar çoğalmaya başladılar. İnsanlar akşam yemeklerini yemişler eğlenmek dinlenmek için parklara bahçelere gidiyorlardı. Genç kaplanın yüreğini saran sıkıntı gitmiş gitmiş kilidin anahtar deliğinde sıkışmış kalmıştı. Gece yarısı biraz da şansı yardım ederse kafesten kaçıp ormanına özgürlüğüne koşmayı deneyecekti.
    Hava iyice kararmış vakit gece yarısını geçeli çok olmuştu. Görünürde kimseler yoktu. Genç kaplan güçlü pençeleriyle kapıya hızla asıldı. Tam olarak kilitlenmemiş kapı açılıverdi. Kafesten süratle dışarı fırladı. Sağ yola saptı. Bu yol ilerdeki ağaçlıkta son buluyordu. Kafeste gidip gelmek[​IMG] dışarıda koşmaya benzemiyordu.Oldukça yorulmuştu.Durup dinlendikten sonra hayvanat bahçesi duvarından atladı. Ormana doğru koşarak karanlıklarda kayboldu.
    Genç kaplan dağlar tepeler aştı soğuk sulardan içti. Üç gün üç gece sonra sabah güneş doğarken daha çok küçükken yakalanıp götürüldüğü büyük ormana vardı. Özgürdü artık içi içine sığmıyordu. Neşeli neşeli yürürken karnının acıktığını hissetti. Kaçtığından beri heyecandan üç gündür bir şey yememişti. Sadece su içmişti. Kafeste sabah akşam bakıcısı et getirirdi. Avcılar yakalamadan önce annesi beslerdi. Fakat bu uçsuz bucaksız ormanda yaşam çok farklıydı. Şimdi ne annesi vardı ne bakıcısı vardı. Kafesten kaçmadan önce düşünemediği bir şeydi bu: Ne ile karnını doyuracaktı?..
    Böyle düşünüp yürürken ilerdeki otlukta bir geyik gördü. Geyik[​IMG] arada sırada etrafına bakınıp tekrar ot yemeğe başlıyordu.Geyik aniden koşmaya başladı.Aynı anda yan taraftaki çalılıktan iki kaplan fırladı. Biraz sonra geyiğin önüne iki kaplan daha çıkınca geyik dört yandan sarılmıştı. Belli kaplanlar geyiği yakalamak için tuzak kurmuşlardı. En iyi savunma hücumdu. Cesur geyik son bir gayretle ileri atıldı.Kendisine en yakın kaplana sivri boynuzlarıyla müthiş
    bir kesme vurdu. Kaplan kanlar içinde sırtüstü yuvarlandı. Hafif yana döndü. Önündeki ikinci kaplana da aynı şekilde vurmak istedi. Fakat tutturamadı. Peşinden gelen diğer kaplanlar da
    yetişmişti. Geyik ne kadar kuvvetli olursa olsun üç tana kaplanla baş etmesi olanaksızdı. Kaplanlar güçlü pençeleriyle vurarak geyiği yere yuvarladılar ve öldürüp yediler. Daha sonra çekilip gittiler.
    Genç kaplan olduğu yerde donmuş kalmıştı. İnanılmaz gözlerle bakıyordu. Gördüğü bir vahşetti. Fakat orman kanunları böyleydi. Zayıf daha kuvvetliye yem oluyordu.“ Demek ki” dedi “ kaplanlar böyle karınlarını doyuruyorlarmış. Ben de kaplan olduğuma göre benim de canlıları avlayıp yemem lazım. Ben karnımı doyurmak için diğer hayvanları öldüremem. Kimse beni öldürmeye alıştırmadı. Öldürmeyi bilmiyorum ve öldürmenin gerekliliğine inanmıyorum. Geyik oy yiyerek besleniyordu. Gücü kuvveti yerindeydi. Ot yiyen hayvanlar güçlü oluyormuş. Başka çarem yok ya aç kalacağım ya da ot yiyeceğim. Varsın “ kaplan ot yer mi “ varsın “ ot yiyen kaplan olur mu “ desinler.
     

Bu Sayfayı Paylaş