Osteoporoz ve Beslenme

'Diyet Beslenme' forumunda DeMSaL tarafından 10 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Osteoporoz ve Beslenme konusu Osteoporoz Diyeti - Diyetle Osteoporozun Önlenmesi - Bitkisel Hormonların Osteoporoza etkisi - Kemiklerimizi Güçlendirmek İçin Neler Yemeliyiz




    Osteoporoz büyük ölçüde önlenebilen bir hastalıktır. Kuşkusuz önlemlerin başında beslenme vardır. Gerektiği gibi bir diyet uygulanması hastalığın riskini büyük ölçüde azaltacaktır.

    Osteoporoz büyük ölçüde önlenebilen bir hastalıktır.

    YAĞ

    Diyetinizde küçük değişiklikler yaparak, kırılgan kemikleri ve gelecekteki kırıkları önleme yönünde uzun bir yol alabilirsiniz.
    Beslenmenin kemik sağlığı üzerinde öylesine güçlü bir etkisi vardır ki, daha iyi kemiklere sahip olmak amacıyla yediklerinize dikkat etmek için asla çok geç ya da çok erken değildir.

    Diyetiniz ve beslenme durumunuz hormon dengenizi ve kemik sağlığınızı birçok biçimde etkileyebilir.
    Pek çok kişi yüksek bir kalsiyum diyetinin öneminin farkındadır, ancak diğer birçok faktör de rol oynamaktadır

    KEMİKLERİNİZİ GÜÇLENDİRİN

    Osteoporoz riskiniz ile diyetin iz arasındaki en önemli bağlantılar aşağıdakilerin miktarıyla ilişkilidir:

    Besinlerinizde bulunan doğal bitkisel hormonlar (bitkisel östrojenler) esansiyel yağ asitleri
    Doymuş yağlar
    Lifli gıdalar
    Proteinli gıdalar
    Vitamin, mineral ve eser elementler


    DOĞAL BİTKİSEL HORMONLAR

    Pek çok bitki, insan vücudunda zayıf, hormon benzeri bir etkiye sahip olan doğal kimyasallar içerir.
    Bitkisel-östrojenler ve bitkisel progesteronlar olarak bilinen bu bitkisel hormonlar menopozdan sonraki yakınmalara (Sıcak basmaları, gece terlemeleri, bitkinlik ve osteoporoza karşı korunmaya yardımcı olurlar.
    Östrojen benzeri maddeler bakımından zengin olan bitkiler şunlardır:

    Tohumlar: Hemen hemen tümü, özellikle de keten tohumu, balkabağı tohumu, susam tohumu, ayçiçeği tohumu ve filizlenmiş tohumlar (Örn:Mercimek, soya fasulyesi).

    Sert kabuklu yemişler: Badem, fındık, yerfıstığı, ceviz ve bunların yağı.

    Rafine edilmemiş tahıllar: Hemen hemen tümü, özellikle de mısır, kara buğday, darı, yulaf , arpa, çavdar, buğday.

    Taze Meyveler: Elma, muz, kivi.
    Kurutulmuş meyveler: Özellikle hepsi kalsiyumdan zengin olan
    hurma, incir, erik, üzüm.

    Sebzeler: Koyu yeşil yapraklı sebzeler (Örn: Brokoli, Ispanak), kereviz, rezene. Baklagiller: Özellikle soya fasulyesi ve soya ürünleri, mercimek.

    Pişirmelik Otlar: Özellikle sarımsak, zencefil maydanoz, biberiye, adaçayı, ısırgan otu.
    Bal: Özellikle yaban çiçeklerinden yapılmış bal; ayrıca arı.poleni ve arı sütü takviyesi.


    Soya ve turpgiller zengin isoflavonoid kaynaklandır. Bunlar, bakteri fermantasyonuyla bağırsaklarda hormon benzeri maddelere dönüşen ve sonra emilerek dolaşıma giren zayıf bitkisel östrojenlerdir.
    Sonuç olarak, Japonlarda bu bitkisel östrojenerin kan düzeyleri batı toplumlardakinden 110 kat daha yüksektir. Bu genetik bir etki değildir; zira Japonlar batıya taşınıp, tipik bir batı diyetini takip ettiklerinde, kan hormon düzeyleri ve koroner kalp hastalığı ve kanser gibi hastalıkların riski hızla yerel nüfusun ki ile benzer hale gelmektedir.


    SHGB, diyetsel östrojenleri temizler ve onları tüm vücut içinde, atardamarlar ve kemikleriniz de dahil olmak üzere ihtiyaç duyuldukları yerlere taşır.

    Bitkisel hormonlar menopoz semptomlarının azaltılmasına büyük ölçüde yardımcı olurlar. Öyle ki, Japon kadınları "sıcak basması" anlamına gelen eşdeğer bir kelime veya deyime sahip değildirler.

    Bitkisel östrojenler, atardamarlar üzerinde doğal östrojen etkisini de taklit eder. Bu da neden Japonların dünyada en düşük koroner kalp hastalığı oranlarından birine sahip olduklarını açıklamaya yardımcı olabilir.
    Bitkisel hormonlar aynı zamanda osteoporoza karşı da koruma sağlar.

    Bitkisel hormonların yanı sıra vitaminler ve potasyum bikarbonat gibi mineralleri içeren meyve ve sebzelerin tüketiminin artması osteoporoz riskini azaltmaktadır. Günde en az beş porsiyon meyve, sebze veya salata (patates sayılmaz) yemeyi hedefleyiniz.

    Kahvaltıda taze sıkılmış portakal suyu
    Sabah - öğle arasında muz
    Öğle yemeğinde büyük salata ve bir ell!l.a
    Akşam yemeğinde iki porsiyon sebze (Om.: Ispanak, havuç)
    Tatlı olarak taze meyve

    ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ

    Belirli bazı esansiyel yağ asitleri bakımından zengin bir diyetin bağırsak.lardan kalsiyum emilimini uyardığı, idrarda kalsiyum kaybını azalttığı ve kemikte kalsiyum birikimi artışını tetiklediği düşünülmektedir.
    Esansiyel yağ asitleri tüketiminizi artırmanız, kalsiyum emiliminizi desteklemenin yanısıra, osteoporoza karşı korunmanıza da yardımcı olacaktır.
    Esansiyel yağ asitleri vücutta büyük miktarlarda yapılamadıkları için besinlerle alınmalıdır.

    Başlıca iki esansiyel yağ asidi vardır:
    Linoleik Asit: (Bir omega-6 çoklu doymamış yağ asidi).
    Linolenik Asit: (Bir omega-3 çoklu doymamış yağ asidi).
    Vücudunuza girdikleri anda, bu iki esansiyel yağ asidi; hücre zarları, sinir kılıfları, seks hormonları için yapı taşları olarak işlev görürler.
    Genel sağlık için düşük yağ diyetlerini izlemenin bir sonucu olarak, esansiyel yağ asitleri eksikliği sık rastlanan bir durumdur.
    Her on kişiden en azsekizinin esansiyel yağ asitleri eksikliği olduğu düşünülmektedir. Eğer günde 30 g eşdeğeri kuruyemiş veya tohum yemiyorsanız, diyetinizin esansiyel yağ asitleri bakımından fakir olması muhtemeldir.
    Esansiyel yağ asitlerini kullanım biçiminizi, eksikliğe katkıda bulunabilecek çeşitli diyet ve yaşam tarzı faktörleri de engelleyebilmektedir; bunlar:

    Çok fazla doymuş (hayvansal) yağ tüketimi
    Çok fazla trans-yağ asidi (Örn: Bazı margarinlerde bulunur) tüketimi
    Çok fazla şeker tüketimi
    Çok fazla alkol tüketimi
    Vitamin ve mineral eksikliği, özellikle vitamin B6, çinko ve magnezyum
    Çok sıkı diyet yapma
    Sigara tüketimi
    Hava kirliliği
    Aşırı stres
    Eğerr diyetiniz esansiyel yağ asitlerinden yoksun ise, metabolizmanız mevcut olan sonraki en iyi yağ asitleriyle (Örn: Doymuş yağ asitlerinden türetilen) idare edebilir, ancak bu ideal değildir.
    Vücudunuzdaki her hücre, hücre zan olarak bilinen bir yağ kılıfıyla çevrelenmiştir. Eğer diyetiniz esansiyel yağ asitleri bakımından zenginse, hücre zarlannız (kemik hücrelerindekiler dahil) bunlann daha yüksek bir oranını içerir ve esnek, sağlıklı ve genç kalır.
    Eğer diyetiniz esansiyel yağ asitleri bakımından fakirse, hücre zarlannız diğer yağ tiplerinden daha fazla içerir. Bunlar da hücre zarlannı daha sertleştirir; kurumaya, kaşıntıya ve vaktinden erken yaşlanmaya daha yatkın kılar.

    Esansiyel yağ asitleri yapı taşlan olarak işlev
    gördüğünden, bunlann yokluğu hormon ve prostaglandin dengesizliğine yol açar. Bu dengesizlikler enflamatuar hastalıklar (Örn: Akne, astım, sedef, romatoid artrit), kan pıhtılan, siklik meme ağnsı, düzensiz adet, menopoz belirtileri, kuru kaşıntılı deri ve osteoporoz gelişme riskini artırabilir.

    Esansiyel yağ asitleri eksikliği aynca D vitamininin fonksiyonunu da etkiler.
    Dolayısıyla bağırsaklardan daha az kalsiyum emilir ve kemiklerinizde daha az bırikir. _Kemik sağlığınız için en yararlı esansiyel yağ asitleri, gammalinoleik asit (GLA-çuha çiçeği ve hodan yağlannda bulunur) ve eikosapentaenoik asittir (EPA-yağlı balıklarda bulunur). .
    Esansiyel yağ asidi alımınıZ! artırmak için, aşağıdakilerden daha fazla yemeye çalışın:

    Kuruyemiş ve Tohumlar: Bunlan tahıl gevreği, yoğurt, tatlılar ve salataların üzerine serpmeye çalışın.

    Yeşil sebzeler: Özellikle de koyu yeşil yapraklı sebzeler.
    Soya fasulyesi ve keten tohumuyla zenginleştirilmiş ekmek.
    Yağlı balıklar: Uskumru, ringa, somon, alabalık, sardalye ve hamsi gibi.
    Haftada en az 300 g yemeyi hedefleyin.
    Ayçiçeği ve zeytin yağlan: Pişirme de ve salata sosu olarak.
    Yalnız linoleik asit: Ayçiçeği tohumu, badem , mısır, susam tohumu ve sızma zeytin yağında bulunur.
    Bir esansiyel yağ asidi takviyesi aldığınızda, kısa sürede daha kalınlaşan, güçlenen ve yanlmaya daha az yatkın olan tırnaklannızda yararlı bir etki fark edeceksiniz. Bu, kemikırinizin de daha güçlendiğinin iyi bir belirtisidir.
    E vitamini esansiyel yağ asitlerinin etkisini artırır. Zira onun vücutta korunmasına yardımcı olur.
    Esansiyel yağ asitlerinin metabolizması sırasında bazı vitamin ve minerailere de gereksinim duyulur. Bu vitamin ve mineraller şunlardır:

    C vitamini
    B6 vitamini
    B3 vitamini (niasin)
    Çinko
    Magnezyum

     

Bu Sayfayı Paylaş