Osmanlı'nın 1 Mayıs kadın şairi!

'Kültür Sanat Haberleri' forumunda Dine tarafından 1 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Osmanlı'nın 1 Mayıs kadın şairi! konusu Osmanlı'nın son döneminde yaşamış kadın şair Yaşar Nezihe Büyüklemez proleter sınıfta yetişmiş kadın şair olarak ön plana çıkıyor. Şiirlerinde ekmek mücadelesini dile getiren Büyüklemez'in yaşadıkları da yazdıkları kadar ilginç.

    [​IMG]


    Osmanlıda bir proleter kadın şair Yaşar Nezihe Büyüklemez...
    Osmanlı'da 1 Mayıs denildiğinden proleter şair Yaşar Nezihe Büyüklemez’i (17 Ocak 1880 - 5 Kasım 1971) hatırlamamak olmaz. Yaşar Nezihe Büyüklemez, Osmanlı’nın son döneminde yaşamış İstanbullu bir hanım şairlerdendir...
    Gerçekçi şiirin ilk örneklerini vermiş bir kadın şair olan Büyüklemez Amele Cemiyeti’ne üye olmuş; militan şiirler yazmış; toplumsal konulara ilişkin düşüncelerini düzyazılarıyla açıklamıştır. Bu yüzden suçlanmış, koğuşturmalara, iftiralara uğramıştır.
    Hayatı
    Büyüklemez, 17 Ocak 1880 günü Silivrikapı’da Hünkâr İmamı Sokağı’nda yoksul bir evde doğdu. Bahçesaray’lı Tatar bir ailenin kızı olan annesi Kaya( sonra Eda ) Hanım ve diğer dört kız kardeşi o doğduktan sonraki yıllarda veremden öldüler.
    Kantar İdaresi’nde memur, geçim sorunları altında ezilen alkolik kişi olan Büyüklemez'in babası, gizlice mahalle mektebine yazılan Yaşar Nezihe’yi okumak istemesi nedeniyle evden kovmuş ve şair’in kendi anlatımına göre, dere kenarlarından papatya, ısırgan otu, deve dikeni, ebegümeci tohumları toplayarak aktarlara satıp kazandığının kırk parasını mahalle mektebinin hocasına, kırk parasını da kalfaya vererek bir süre okuma isteğini doyurmak için çabalamış...
    Ancak bir yıl mahalle mektebine devam edebilen Büyüklemez'in aldığı eğitimin tamamı bu kadar olmakla beraber Büyüklemez'in yaşamı süresince geçimini sağlamasına büyük ölçüde yardımcı olacak dikiş - nakışı da yine bu dönemde komşu kızlarından edindi.
    ARUZLA ŞİİR YAZMAYI KENDİ KENDİNE ÖĞRENDİ
    Yaşar Nezihe, edebiyatı, aruzla şiir yazmayı kendi kendine öğrenmiş ve taş basması ne kadar aşk kitabı varsa hepsini satın alıp okumuş.
    İlk şiiri on beş yaşındayken “Malûmat” gazetesinde yayımlanan Büyüklemez'in şarkı formunda ve Leyla Feride imzasıyla yayımlanan bu şiiri Ahmet Rasim tarafından çok beğenilmiş!
    Şiirlerini genellikle Mazlume ve Mahmure takma adlarıyla yayımlanan Büyüklemez o günleri şöyle anlatıyor: “ Eski zaman dergilerinde en çok benim şiirlerim yayınlanırdı. Bunların tümü yaslı, dertli ve acılı şeylerdi. Bestelenen bir iki şarkım vardır ki, meyhanelere devam eden mutsuz kişileri ağlatırdı!”
    1901 yılında Terakki gazetesinde yazmaya başlayan Büyüklemez “Hanımlara Mahsus Gazete” nin adeta daimi yazarı olmuş ve “Sabah”, “Menekşe”, “Kadın Yolu” ve “Kadınlar Dünyası” gibi dergilerde yıllarca şiirlerini yayımlamıştır.
    Şiirlerini 1913 yılında “Bir Deste Menekşe” adlı kitapta toplayan ve kendisini edebiyatımızda acıların şairi olarak tanıtan “Feryatlarım” şiir kitabı 1924 yılında yayımlandı.
    “Nevsal” adlı yayında kısa biyografisi, Akşam ve Tanin gazetelerinde yaşamını anlatan iki kupür yayımlandı.
    Asıl ilginç olanı: Bir Alman olan Prof.Dr. Martin Hartmann’ın 1919 yılında Berlin’de yayımlanan, “Dichter Der Neuen Türkei” adlı antolojisinin 81-83. sayfaları Yaşar Nezihe’ye ayrılmıştı.
    Edebiyat tarihçilerinin ise o ana kadar bir kadın şair olarak Yaşar Nezihe hakkında bilgileri yoktu. Bu yıllarda Alman “sol” akımları, Spartakist sempatizanlar Türkiye’ye gidip geliyorlardı. Hartmann’ın bu yollardan Yaşar Nezihe’nin adını duyabilmiş olduğu düşünülüyor.
    Yaşar Nezihe yaşamı süresince üç kez evlenip boşanmış; iki kez intihar girişiminde bulunmuş. Yaşar Nezihe Hanım, ilk aşkı Hilmi çavuş ile iki yıl, elli gün evli kaldığı eski kocası Yusuf Niyazi Bey ile de 1911 yılından itibaren kırk yıl mektuplaştığı bilgiler arasında.
    Kırk beş yıl memurluk yaptıktan sonra 1912 yılında koleradan ölen babasından kendisine 45 kuruş maaş bağlanması üzerine Yaşar Nezihe bu komik maaşı gazetelere mektup göndererek protesto etmiş, bir yıl sonra şiirleri ve bu yazılar nedeniyle hakkında soruşturma açılmış.
    Taha Toros, Yaşar Nezihe’nin devlete/yetkeye karşıtlığını Mazi Cenneti I’de bu iki olayla sınırlamaktadır. Bir diğer konu da şöyledir: Yaşar Nezihe Hanım, doğduğu Hünkar İmam Sokağı’na adının verilmesini istemişti. Elli iki yıl önce basında dile getirdiği bu isteği, o sırada vali ve belediye başkanı olan Muhittin Üstündağ tarafından yerine getirilmek istenilmişti ama bu işlemin, sağlığında yapılması şehir meclisi geleneğine aykırı görülmüştü. Bugün Yaşar Nezihe adının Hünkar İmamı sokağına verilip verilmediği bilinemiyor( Toros, age, s.148 ).
    Yaşam ve geçim sorunları karşısında asla pes etmeyen; her türlü işe girip çıkmış bir kadın olan Büyüklemez; Darphane’de işçi olarak da çalışmış.
    Eşlerinin üstüne kuma getirme isteklerine direnmiş; böyle bir şeyi kabul etmeyerek kadınlık onurunu korumuş, çocuklarını yanına alarak onları terk etmiş.
    Büyüklemez'in “ 1 Mayıs” ve grev şiirleri yüzünden gözaltına alınmış şiirlerine el konulmuş. Yaşar Nezihe’nin yaşadığı 1880-1971 dönemi gözönünde bulundurulacak olursa, bu dönem, dünyada ve ülkede toplumculuk adına çok sayıda önemli gelişmelerin ortaya çıktığı, kırmızı kalemle yazı yazanın bile kovuşturulduğu önemli bir dönem.
    Yaşar nezihe’nin şiirlerini iki bölüme ayırarak incelemek olanaklıdır. Birinci bölümde, Taha Toros’un “Mazi Cenneti I” adlı kitabında sürekli olarak vurgu yaptığı, acı, hayal kırıklığı ve yoksulluğa ilişkin şiirler vardır.
    Yaşar Nezihe, bu şiirlerinde aruzu ustaca kullanmış.
    Yaşar Nezihe Hanım, Taha Toros’un kitabında “acıların kadını” olarak yorumladığı Yaşar Nezihe Hanım’dan çok farklı, “militan”, “savaşımcı” ve “bağımsız” kişiliğe sahip bir şairdir.

    Ruhçözümsel olarak bana ilginç gelen; mektuplarına yansıyan “sevgi” isteği ve “sevgisizlik” eksikliğini giderme gereksinimi; veri kültürde bir kadın olarak tek başına yaşam sürdürmenin, geçim endişesinin çekilmezliğidir. Mektupları yalnızlığını, sevgisizliğini gidermeye yardımcı olmuş; bu bakımdan Taha Toros’un dediği gibi ona yaşam boyu dayanma gücü ve avunma sağlamış.
    EY İŞÇİ
    ey işçi…
    bugün hür yaşamak hakkı seninken
    patronlar o hakkı senin almışlar elinden.
    sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin
    kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?
    rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
    lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.
    zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.
    azm et de esaret bağı kopsun bileğinden,
    sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.
    bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.

    ey işçi…
    mayıs birde bu birleşme gününde
    bişüphe bugün kalmadı bir mani önünde…
    baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;
    yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.
    patron da fakir işçilerin kadrini bilsiz
    ta’zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin,
    dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.
    bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
    herkes yay kaldı, ne tren var, ne tramvay
    sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say…
    birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü.
    ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.

    sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
    sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
    boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
    kuvvetedir hak, hakkını haksızlara anlat.”
    Haber7
     

Bu Sayfayı Paylaş