Osmanlı Fıkraları - En Güzel Osmanlı Fıkraları

'Tarihi Bilgiler' forumunda Mavi_Sema tarafından 21 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Osmanlı Fıkraları - En Güzel Osmanlı Fıkraları konusu Osmanlı hakkında fıkralar
    güzel osmanlı fıkraları
    osmanlı fıkraları

    Senin Karlarını Uludağ'a Toplattım

    Ahmed Vefik Paşa vali olduğu sırada Bursa'da çok ağır bir kış olmuş ve her taraf karla dolmuş. Vali o zamanlar fermanlı olarak Uludağ'ın karlarını toplayıp satmak hakkına sahip olan buzcubaşıya emir salmış:


    - Çabuk şehirden karları toplat, demiş.


    Buzcubaşı ise:


    - Pekela, sabah olsun toplarım, cevabını vermiş.


    Fakat o gece bir lodos esmiş ve bütün karları eritmiş. Ertesi sabah buzcubaşı valiye gitmiş ve:


    - Vali paşamız, hani benim karlarım? Onları sizden isterim, çünkü toplatmasaydım bana ceza verecektiniz. Şimdi zararımı ödeyin, ben onları toplatıp kuyulara dolduracaktım, yarın da satıp para kazanacaktım, demiş.


    Ahmed Vefik Paşa'da ona:
    - Senin karlarını Uludağ'a toplattım. Git oradan al, demiş.


    Ellisinide Ona Vurun

    Sultan Üçüncü Murad Han'ın müsahiplerinden biri huzurdan ayrılırken bahşiş verileceği sırada padişaha şöyle der:
    "Padişahım, bu gün altın istemem. Onun yerine ba*na yüz değnek vurulsun."
    Padişah yüz değnek vurulmasını emretmiş. Dayağın elli sopası vurulunca müsahip şöyle demiş: .
    "Durun, bir ortağım var, ellisini de ona vurun."
    Padişah ortağın kim olduğunu sorar:
    "Her gün beni davet eden Bostancı, seni ben çağır*dım diyerek verilen bahşişin yarısını elimden alıyor. Bu*gün bana vurulan sopaların yarısı onun olsun.
    Padişah bu sözden çok hoşlanmış ve geri kalan elli sopayı da Bostancı'ya vurdurmuş.


    Kıssadan Hisse

    Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, tebdili kıyafet yapmış, Kuşlar Çarşısı'nı geziyormuş... Avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli, eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar.
    Bir ara gözü kekliklere ilişir padişah'ın.
    Bir grup kekliğin üzerindeki varakta, "Tane işi satış fiyatı 1 altın" yazıyor. Hemen yanı başlarında asılı, adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı; 300 altın.
    Padişahın gözü 300 altınlık kekliğe takılır. "Hayırdır" der satıcıya, "Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?"
    Satıcı, "Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun etrafına doluşuyor" diyor. "Tabii bu arada avcılar da o etrafa doluşan keklikleri daha rahat avlıyorlar" diye ekliyor.
    "Satın alıyorum" diyor Padişah, "Al sana 500 altın..." Parayı veriyor; hemen oracıkta kekliğin kafasını kesiyor.
    Adam şaşırıp, "Ne yaptınız, en maharetli kekliğin kafasını koparttınız, yazık değil mi" diye dövünürken; Padişah gürlüyor: "Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bunun akıbeti er veya geç ancak budur." der.
     

Bu Sayfayı Paylaş