Osmanlı Döneminde İktisat

'İktisat' forumunda DeMSaL tarafından 22 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Osmanlı Döneminde İktisat konusu Osmanlı Döneminde İktisat - Osmanlıda İç Ticaret - Osmanlı Esnafı - Osmanlıda Esnaf Birliğinin Teşkilatlanması - Rsnaf Gruplarının Faaliyetleri - Osmanlıda Dükkan Açma Nizamı


    Osmanlı sanayi ve iç ticareti esnaf birlikleri şeklinde örgütlenmişti. Osmanlı esnaf birlikleri İslam ve Selçuklu birliklerinin devamıdır. Birliklerde en önemli kurumlar fütüvvet ve ahiliktir. Bu sayede esnaf kendi iç denetim ve düzenini sağlıyor ve devletin bir çabasına gerek kalmıyordu.

    Osmanlı İmparatorluğundaki esnaf sistemi , kalite kontrol ve standardizasyonu ile fiyat istikrarını sağlayıcı , haksız rekabeti, aşırı üretimi ve işsizliği önleyici bir anlayışa dayanmaktaydı. Sistem yarı özerk yapısıyla devletin uyguladığı narh politikasının en önemli yürütme ve denetim cihazını oluşturmuştur. Osmanlı esnaf yöneticilerinin başlıcaları ; Kadı , Muhtesip , Şeyh, Nakip , Kethüda , Yiğitbaşı ve Ehl-i Vukuf ‘tur. Esnaf birliklerinde çalışanlar ustalar , kalfalar ve çıraklardan oluşmaktaydı. Yükselebilmek için esas olan ehliyet ve liyakat’tır. Esnaf birliklerinde maharet ve kıdeme dayanan bir kademeleşme mevcuttur. Ancak Batı esnaf birliklerinde görülen tabakalaşma yoktur. Bu birliklerde sadece ahlaki ve mesleki üstünlükler ilerleme ve yükselme nedenidir.

    Osmanlı esnafının teşkilatlanması esnaf grubuna dahil her esnafın uyacağı ve uygulayacağı ortak nizamların oluşturulmasını gerekli kılıyordu. Esnaf birliğinin teşkilatlanmasını tamamlanmasında en önemli unsurlardan biride esnaf nizamlarıdır. Esnaf grubunun oluşturulması esnaf birliğinin teşkilatlanmaya atılan bir adım olarak nizamlar gerekliydi. Çünkü bir alanda faaliyet gösterip tekel olmaya çalışmak için , daha önce bu hakkı elde etmiş bir esnaf birliğinin olmaması gerekiyordu. Bir esnaf grubu bir diğer grubun tekelinde olan bir alanda teşkilatlanmak için faaliyete girişmişse , tekel hakkına sahip olan grup hemen derhal kadılığa veya bazen direk Divan-ı Hümayun’a başvurarak tekellerine müdahale eden esnaf grubunun faaliyetten men edilmesini istiyordu. Baş vuru isteği haklı görülürse , söz konusu grubun faaliyetleri durdurulup grup dağıtılıyordu.

    Esnaf grubunun faaliyeti ile ilgili ilk nizama devletçe onaylanmamış olduğundan resmi olmayan esnaf nizamı denilmiştir.


    Nizamları aşağıdaki şekilde sınıflamak mümkündür :

    A.Üretimle ilgili Nizamlar
    1.Üretim – İmalat Nizamları :Mal ve Hizmet üretimi ilgili nizamlar

    2.Üretim tekelleri: İmal edilen ürünün , İmal eden
    Esnaf Birliğinin , İmal eden Ustanın , İmal edilen
    Yerin belirlenmesi , tahsis ve tekel nizamları.

    3.Dükkan Açma
    -Vakıf dükkanların ,İşyerlerinin veya belirli bir
    mahallin esnaf birliklerine tahsisi.
    -Dükkan açma hakkı , dükkan açma izni ve
    esnafın dükkan açması .
    4. Dükkan , Tezgah ve Usta Adedinin belirlenmesi
    5. Kalite

    B. Hammadde ve Mamul Malın Alım – Satımının Tahsisi, Tevzi, Taşıma ve narh nizamları.


    DÜKKAN AÇMA NİZAMI


    1.VAKIF DÜKKANLARININ İŞYERLERİNİN VEYA BELİRLİ BİR MAHALLİN ESNAF BİRLİKLERİNE TAHSİSİ


    İstanbul esnafının çoğu işlettikleri dükkanlarında mülk Sahibi değil kiracı statüsünde idi. İstanbul’daki dükkanların çoğunun mülkiyeti vakıflara aitti. Bunun nedeni ise vakıfların gelir elde etmek amacıyla , şehirlerde çarşı ve hanlar inşaa ederek buradaki dükkanları esnafa kiralamalarıydı. Dükkan açacak usta , ait olduğu esnaf birliği ile birlikte ve aynı yerde dükkan açması gerekiyordu. Bu sayede hem vakıf dükkanlarına kiracı bulunuyor , hem de esnaf birliğinin bir arada faaliyette bulunması sağlanıyordu.

    Esnafın ödeme güçlüğü , iflas etme , dükkanı kapatma veya benzeri her hangi bir zor durumu olduğunda , vakfın etkilenmemesi için esnafın bağlı olduğu birlik devreye girerek , dükkanın boş kalmasını önlemek amacıyla aynı esnaf birliğinden başka bir ustaya kiralanması sağlıyordu. Esnafın dükkanı kapatması genellikle bağlı olduğu esnaf birliğinden ayrılması , yani mesleği bırakması demekti. Bu durum az rastlanır bir durum olduğundan , vakıf dükkanlarının boş kalması veya kiracının kirayı aksatması pek mümkün değildir.

    Esnaf birliğine belirli bir mahal tahsis edilerek , birliğe bağlı esnafın bu belirlenen mahalden başka bir yerde dükkan açmaması nizama bağlanıyordu.

    2.DÜKKAN AÇMA HAKKI , DÜKKAN AÇMA İZNİ VE ESNAFIN DÜKKAN AÇMASI

    Esnafın dükkan açmasının ilk şartı usta olması idi. Ancak çıraklık ve kalfalık aşamaları geçilerek usta olunduktan sonra dükkan açmaya hak kazanılıyordu. İkinci önemli husus dükkan açacak esnafa , dükkan açılacak yerin belirlenmesi ve burada dükkan açabilmesi için esnaf amirlerinin izin vermesi idi. Dükkan açma hakkı ve izni olan usta müstakil dükkan açıyor veya bir dükkana hissedar olabiliyordu. Buna örnek olarak İstanbul’da Yedikule haricinde mumcu esnaf birliğinin toplam 65 hisseye bölünmüş 44.5 dükkanı gösterilebilir.

    Dükkan açabilmenin bir diğer şartı ise esnaf birliği için belirlenmiş olan toplam dükkan sayısını aşmamasıydı. Ustanın dükkan açma hakkı olsa bile esnaf birliğine tahsis edilen dükkanlar ve dükkan sayısı belirlenmiş ise , bu dükkanlar dışında başka bir dükkan açılamaz , toplam dükkan adedi aşılamazdı.

    DÜKKAN AÇMA NİZAMI ÖRNEKLERİ

    Beşiktaş’taki kadifeci esnafı hakkında Galata kadısının verdiği hükümde , Kethüda Ali Zide kadıya gidip , içlerinden sanatında yeterli olmayan , başka yerde dükkan açmaya hakkı olmayan çırakların ve bazı ustaların , kethüdanın ve yiğitbaşıların izinleri olmadan dükkan açmalarının önlenmesi için istekte bulunmuşlardır.(1/115 Fi evasıt-ı B sene 1155(11-20 Eylül 1742)

    Silivri deki boyacı esnafının ustalık ve dükkan açma nizamı ve bu nizama muhalefet edenlerin müdahalelerinin önlenmesine dair boyacı esnafının arzusu üzerine Silivri nahiyesi naibine hüküm. İsimleri belirtilmeyen bazı zimmilerin , boyacılık sanatında bir üstada hizmet etmeden , ehil olmadan ve tam yetişmeden , dükkan açtıkları , halkın eşyasını sahte boya ile boyadıkları ve bozdukları için bunun yasaklanması için hüküm istenmiştir. (1/307 Fi evail-i Z sene 1155(27 Ocak – 5 Şubat 1743)

    İstanbul’daki tekneci esnafına ait dükkan açma nizamında, birliğe dükkan açma mahalli olarak Zindankapısı civarı tahsis edilmişti. Bu esnaf birliğine dahil olan esnafın başka bir mahalde dükkan açmaması da nizamda yer almıştır. Zindankapısı esnaf kethüdası Mehmed bin Süleyman ve ihtiyar meclisi , es seyyid İsmail adlı esnafla yüzleşip , belirlenen yer dışında esnaflık etmemesi için uyarılmaktadır.(Fi 19 Zi’l-ka’de sene 1138 (19 temmuz 1726)

    İstanbul’daki kuyumcu esnafının başvurusu üzerine İstanbul kadısından verilen hüküm , İstanbul kuyumcu esnafı Kethudaları Mehemmed Çelebi İbn-i Osman ve ihtiyar ustalarından bir çok kişi , kuyumculuk yapan esnaftan biri malul olduğunda işletmekte oldukları kuyumcu dükkanlarının kethudalarca çocuğu var ise Ona , yoksa ustalardan kefilli bir kalfaya verilmesi , ecnebi kimseye verilmemesine . Ayrıca usta çocuğu olmayanların alınmaması , çıraklığa alınan usta çocuğunun da bütün ustaların onayı ile alıp kefili olmayanın alınmamasına. (1/596 Fi evail-i c sene 1156 – 23 temmuz - 1 ağustos 1743)

    İstanbul’daki kuş kafesçileri esnaf birliğine ait dükkan açma nizamında , usta yanında hizmet edip yetişmeyen ve vasıfsız olanların dükkan açmaması , ustanın yanında çıraklık veya kalfalık yapıp sanatı tamamen öğrenenlere kethüda ve ustalar tarafından dükkan açma izni verilip kethüda nezaretinde münasip bir mahalde dükkan açarak sanatlarını icra edebilecekleri belirtiliyordu.(Fi gurre-i Rebi’u’l-ahir 26 kasım 1726)

    Haslar’daki kasap esnafının et satış nizamı ve dükkanlarının kapatılmamasına dair arzuhal üzerine durumun mahkemde görülüp ilam edilmesi için Haslar naibine hüküm . Haslar kazası Makrihora köyü halkı gelip köylerinde üç adet kasap dükkanı olduğunu ve bunların halkın ihtiyaçlarını karşıladığını ve bu dükkanların kapatılmaması isteği ile başvurulmuştur. (2/149 Fi evasıt-ı Ş sene 1158 (8-17 eylül 1745)

    Galata’da şerbetçi esnafının dükkan açma , çıraklık , kalfalık ve ustalık nizamı ve bu nizama muhalefetin önlenmesine dair İstanbul kadısının ilamı üzerine yine İstanbul kadısına hüküm. Şerbetçi esnafından Nikola , on yıldan beridir , Kuzi nam zimminin yanında çıraklık yaptığını , gereği gibi sanatını öğrendiğini ve bunun bütün esnafın malumu olduğunu , belirttiğinden istediği müstakil dükkanı açmasında kanun açısından bir sakınca olmadığını belirtir hüküm. (3/ 291 Fi evasıt-ı M sene 1164 (10 – 19 aralık 1750)

    İstanbul’daki kurabiye , lokum ve revanici esnafının , esnaf birliğine ait dükkan açma nizamında , ustanın yanında hizmet edip yetişmeyen ve vasıfsız olanların dükkan açmalarına müsaade edilmemesi , kethüda ve ihtiyarların müsaadesi ile dükkan açılması gerekiyordu. (15 Rebi’u’l-evvel sene 1139-1726)

    İstanbul da Balat haricinde yoğurtçu ve bozacı esnafının kiracılık , dükkan açma niz..... ve bu nizama muhalefetin önlenmesine dair Haremeyn-i Şerifeyn evkafı müfettişinin ilamı üzere Yeniçeri Ağasına ve Hassa bostancıbaşına hüküm. Mehmed Beşe adlı kişi ile ortağı Nikola adlı Gayrimüslim durumlarını anlatıp , Ayasofya Vakfına ait iki adet kargir mahzenin kendilerince kiralanmış olup , bu mahzenlerin birinde bozacılık ve diğerinde yoğurtçuluk yapmak için istekte bulunmuşlar, bunun üzerine bu ferman yazılmıştır. (3/551 Fi evail-i R sene 17-26 Aralık 1752)

    İstanbul’daki çörekçi , börekçi , lokmacı gözlemeci esnafının dükkan açma ve kiracılık nizamı ve bu nizama muhalefet edenlerin müdahalesinin önlenmesine dair hükmün yenilenmesi için çörekçi esnafının arzuhali üzerine İstanbul Kadısına hüküm. İstanbul’da bulunan çörekçi esnafının kethüdaları Mustafa Çelebi ve yiğitbaşıları El Hacc Mehmed ve İhtiyar Ustalarından Ahmet Bin Mehmed , İstanbul da bilinen yerinden başka çörekçi ve lokmacı ve gözlemeci açmak yasak iken Kantarcılar sokağında Mehmed isimli şahıs eskiden beri tabancacılık yapmasına rağmen , yasak olan ateş yakıp lokma ve gözlemecilik yapmak istemektedir. Ancak dükkanın etrafı kundakçı , vezneci ve kutucu dükkanları olması nedeniyle yangına sebep olabilecektir. Bu faaliyetin yasaklanması için emri şerif istemektedirler.(4/ 368 Fi evail-i M sene (26 Eylül-5 Ekim 1756)

    İstanbul’da sabuncu esnafı ve bakkal esnafının dükkan açma ve dükkan adedi ve narh nizamalrına ve bu nizamlara muhalefetin önlenmesine dair yeniden nizam verilmesi için İstanbul kadısının ilamı üzere yine İstanbul kadısına hüküm. Bakkal ve sabuncu esnafından Zindankapısı esnafı Kethüdaları İbrahim ve birçok esnafın isteği , İstanbul da bulunan bakkal ve sabuncu dükkanları yeterli olup içinde bulunan esnaf mazbut ve hepsi kefilli kimsler olup , tüccarlardan aldıkları mallarının bedelini vaktinde ödeyen kimselerdir. Ancak ecnebiden kimseler köşe başlarında ve ara mahallelerde ve bazı kenar yerlerde bakkal dükkanı açıp , almış oldukları malların bedelini ödemeyip , kendilerini iflas etmiş göstermekte hile yapmaktadırlar. Bunların yasaklanması isteğinde hepimiz fikir birliği içinde bulunmaktayız.(5/295 Fi evahir-i L sene 16-25 Haziran 1759)

    İstanbul da keresteci esnafının dükkan açma ve dükkan adedi nizamlarına ve bu nizamlara muhalefetin önlenmesine dair hükmün yenilenmesi için esnafın arzuhali üzere Hassa mi’marbaşıya hüküm. Eskiden beri keresteci dükkanları iskelelerde olup , ihtiyaca cevap verecek kadar çeşitli semtlerde bulunmaktadır. Mahalle aralarında ve çarşılarda keresteci dükkanı açmak yasak iken , ecnebiden bazılarının nizamlara aykırı olan bu şekilde keresteci dükkanı çtıkları görülmüştür. Bu durumun önlenmesi için keresteci esnafı kethüdası Mustafa Çelebi ve Yiğitbaşı Seyyid İbrahim Çelebi ve arkadaşlarını isteğidir. (6/ 96 Fi evasıt-ı Z sene 1174 14-23 Temmuz 1761)

    Karamürsel de vakıf arsasını zabt ederek berber dükkanı ve kayıkhane bina eden esnafın müdahalesinin önlenmesine dair vakıf mütevellisinin arzı üzerine Karamürsel naibine hüküm. Karamürsel sakinlerinden Cincioğlu Mustafa Beşe İbn-i Mehmed adındaki kişi nizamlara aykırı olarak ve izinsiz bir şekilde vakıf arazisi üzerine kahvehane , berber dükkanı ve kayıkhane bina edip bunu buranın kendisinin olduğu hakkını ileri sürmesinden dolayı yazılmıştır.(6/ 478 Fi evahir-i M sene 1176 1-10 Ağustos 1763)
     

Bu Sayfayı Paylaş