Osmaniye Yöresel Kıyafetleri - Osmaniyenin Yöresel Giysileri

'Osmaniye Tanıtımı' forumunda Mavi_Sema tarafından 6 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Osmaniye Yöresel Kıyafetleri - Osmaniyenin Yöresel Giysileri konusu Osmaniyenin Yöresel Kıyafetleri,


    1- Başa giyilenler:
    (Keçe külah- Bez terlik- jest olarak kefiye)
    2- Üste giyilenler:
    Sırma boz aba – Mavi cepken – Sırma yelek- Yakasız gömlek – Çuha şalvar -Trabulus – kuşak (Poşi)
    3- Ayağa giyilenler:
    Kırmızı ve siyah yemeni- Kırmızı postal
    4- Jestler
    Para kesesi- kama

    Başa giyilenler:
    Terlik-Börk;
    Terlik genel olarak yöre insanının yaz sıcağında giydikleri, koni şeklinde küçük delikleri olan ve delik etrafı işlemeli, ucu püsküllü bir erkek kıyafetidir. Terliğin delikleri başın hava almasını sağlamak için yapılmış, deliklerin simetrik yapılmasına özen gösterilmiş olup, delik çevresi ipek böceğinin heril denen işlenmemiş ham ipliği ile sırınarak işlenmiştir. Heril ipliği ipek ve altın sarısı renktedir. Bu işleme türüne yörede “Gazez” denmektedir.

    Başa giyilen erkek başlıklarına yörede “BÖRTK bir diğer adıyla TERLİK” denmektedir. Terlik üzerine kefiye veya kahverengi ile siyah poşular bağlanmaktadır.

    Terlik genel olarak Osmaniye’nin ova köyleri olarak adlandırılan, Çukurova’daki köylerinde kullanılmaktadır. Terlik üzerine kefiye sarılarak kefiye uçları sol yana bırakılmaktadır
    Terlik, yanlarının delik olması sebebi ile yazları serin ve görünüş itibarı ile şık durmaktadır

    Yörede kışlık kıyafetlerle birlikte giyilen bir kıyafettir. Koni şeklinde keçeden yapıldığından adına keçe külah denmektedir. Koni şeklinde keçenin uçları geriye kıvrılarak, giyilir ve üzerine kefiye bağlanır.

    Kefiye:

    Püsküllü terlik (Börk) ve keçe külah üzerine bağlanan çeşitli renklerde ince poşidir. Renkleri genellikle sarı, siyah, yeşil ve kırmızı olmaktadır.

    Osmaniye’de başa giyilen kıyafetleri anlatan dörtlükler
    Ağı kefiye başında
    Azgın yarası döşünde
    Öldürmüşler Poyrazoğlun
    Yılanlı taşın başında

    Bir başka ağıdın dizelerinde ise
    Bir yiğit fesin giyiyor
    Püskülcüğü ben olaydım
    Ben olaydım, ban olaydım
    Sen sallanda ben öleydim

    Terlik dikerim telinen
    Selam salarım yelinen
    Bazarmı olur bire yiğit
    Bahçede biten gülünen

    Kese terlik dikilmedi
    Namazlağa dokunmadan
    Yaz gününe sarı çiçek
    Elif bunu sokunmadı

    Üste giyilenler:
    Aba

    Dokuması natürel koyun yününden, (Koyunun boyanmamış yünü kirli beyaz görünümdedir) yörede ıstar denen (Kilim dokuma tezgahı) tezgahlarda elde dokunur. Kolları dirseklere inecek şekilde uzun, kollar işlemelidir. Yakadan eteğe kadar olan göğüs kısımları ve sırta gelen kısımları çeşitli motiflerle işlemelidir. Aba üzerindeki motifler dokumanın kendinden olduğu gibi, dokuma sonrasında da heril denen ipek ipliği ile çeşitli motiflerle işlenebilmektedir. Aba natürel koyun yününden olduğundan renk kirli beyaz ve açık kahve renklerinde olduğundan yörede adına “Boz aba” denmektedir. Aba üzerindeki motifler genellikle kilim motifleri küçültülerek işlenmiştir. Genellikle yiğitliği simgeleyen koç boynuzu, parlaklığı simgeleyen, yıldız motifi ve çoğalmayı simgeleyen zincir motifleri kullanılmıştır. Bu işlemelerden dolayı sırma aba olarak da adlandırılmaktadır.
    Aba dokuması sert olması nedeni ile şalvarın üzerine salıverilerek giyildiği gibi daha sıkı olması için, kış aylarında etekleri şalvarın içine salınarak üzerinden Tarabulus kuşak bağlanmaktadır.

    İlin soğuk dağ kolu köylerinde aba kuşağın üzerine salıverilir. Ancak yörede en yaygın olarak kullanım şekli şalvarın içine salınarak bele Tarabulus yada Hama kuşağının sıkıca bağlanmış şeklidir

    Abanın ve börkün arkadan görünüşü
    (Kefiye ve poşu bağlanmış başlıklar)
    (Kurtuluş savaşının çete komutanlarından Dervişiye köyünden Beycioğlu Ali Ağanın 1920 li yıllarda kullandığı abadır. Ali ağa Osmaniye merkez köylerinden Dervişiye köyünde soyadı Beycioğlu olan ailenin büyüğüdür.)

    Aba ile ilgili maniler
    Sırma aba giyerdin dalına uygun
    Eşkıya olanlar yatarmı baygın
    Kaş ile kirpikler gözüne uygun
    Dağlarda bir idin kul Avşaroğlu

    Sırma Cepken (Mavi Cepken)
    Genel olarak koyu renk kaba dokunmuş kumaşlardan yapılır. Kollarının uzunluğu dirseğe kadar uzun, önü aba gibi açık, kol ve yaka ile sırta gelen kısımları yöresel motiflerle işlemeli olduğundan sırma cepken denilmektedir. İşleme ipliği yörede yaygın olarak kullanılmış ipek böceğinin “Heril” denen işlenmemiş ham ipliği ile yapılmıştır. Herilin rengi altın sarısı renktedir. Günümüzde bu ipliğin yerini sırma ipliği denen (Sim” iplik almıştır.
    Cepkenin işlemesi kadınlar ve genç kızlar tarafından yapıldığından, genç kızların gönlündeki eş tiplerini yansıtmaktadır. Türkmen motiflerinin dili çözüldüğünde bu motiflerin Yiğitliği, hakimiyet duygusunu, kahramanlığı ön plana çıkardığını görmekteyiz. Bu sebeplerden dolayıdır ki; cepken ve aba üzerine” Koç boynuzu, yıldız ve zincir “ motiflerinin hakim olduğu görülmektedir.

    Sırma cepken önden ve arkadan görünüşü. Sırma cepken abadan daha az kullanılan “Ellik” adı verilen önemli günlerde giyilen, mavi kadife ve koyu renk kalın kumaşlardan yapılmakta, sırtına, yakasına, eteklerine yörede kullanılan Koç boynuzu, su yolu, zincir adı verilen Türkmen motifleri işlenmektedir. Motif işlemeleri ipek böceğinin ham ipliği ile işlenmektedir.

    Cepken üzerine söylenmiş maniler
    (1)
    Mavi cepken arkasında
    Sırma yelek yakasında
    Muhammet düğünden gelir
    Onbeş atlı arkasında

    (2)
    Bir yiğit cepken giyiyor
    Sırmacağzı ben olaydım
    Ben olaydım, ben olaydım
    Sen sallanda ben öleydim
    (3)
    Gadanı alayım cepken
    Cepken kola dar geliyor
    Çift gidipte tek gelmesi
    Hepisinden zor geliyor
    İşlik
    Genellikle pamuklu açık renk çiçekli basmalardan yapılan yakasız, etekleri diz üzerine kadar olan gömleğin altından giyilen bir tür iç giysi parçasıdır.

    Gömlek
    Pamuklu veya ipek kumaştan yapılan,beyaz veya beyaz üzeri gri küçük ve sık çizgili desen şeklinde yapılmıştır. Yakasız olabildiği gibi sıfır yaka (Hakim yaka) da yapılabilmektedir. Kollar uzun kol ağızları salma olabileceği gibi düğmelide olmaktadır. İşliğin aba yada cepken altından giyildiğinde görünen yaka kısımları çeşitli motiflerle işlemelidir.

    Şalvar;
    Tırlık denen bir tür pamuklu dokumadan yapılmaktadır. Tırlığın hammaddesi pamuktur ve ıstar denen el tezgahlarında dokunmaktadır. Iygısı da, çözgüsü de pamukludur. Ancak, tırlık kumaş günümüzde üretilmediğinden, yerini “Tırpanı bez” “Terikoton” ve çeşitli pamuklu ve yün kumaşlardan da yapılmaktadır. Şalvar Osmaniye’de genel olarak koyu renk kumaşlardan yapılmaktadır. Gara şalvar en çok kullanılanıdır. Zeytin yeşili ve kahverengi kumaşlardan da yapılmaktadır.
    Osmaniye şalvarını bölgenin diğer illerinden ayıran özelliği peyklerinin diz hizasında olmasıdır. Ayak uzunlukları yemeni üzerine hafif şekilde dökülmektedir. Bağı uçkurdur, cep ağızları ve ayak ağızları kaytan işlemeli yapılabilmektedir. Genel olarak ise işlemesiz sade şekilde kullanılmaktadır.

    Tarabulus kuşak;
    90×90 ölçülerinde bir çeşit ipeksi kumaştan yapılmıştır. İki kenarı püsküllüdür. Rengi sade beyaz, kahve rengi, siyah olabildiği gibi karışık çizgili desenli de olmaktadır. Renklerin karışımı gök kuşağını andırmaktadır. Osmaniye’de genellikle sade beyaz olanı bele bağlamada, siyah olanı ise boyuna atılmaktadır. Tarabulus kuşak, cepken etekleri şalvarın içine sokularak üzerinden bele bağlanır. Püsküller şalvar üzerine sarkacak şekilde bağlanır. Kış soğuğunda cepken üzerinden aba giyildiğinde kuşağın sadece püskül uçları görünür.

    Erkeklerin bele bağladığı kuşakların ana amacı kama, tütün kesesi, para kesesi,ter bezi gibi gereçleri, kuşak içine sokmaktadırlar. Cepken üzerinde görülen beyaz püsküllü kuşağa tarabulus, Aba üzerinde bağlı görülen kuşak ise beyaz renkli “MELES veya bir diğer adıyla HAMA”kuşağıdır. Her ikiside resimde görüldüğü şekliyle kullanılmaktadır.
    Tarbulus kuşak yöre insanının çok amaçlı kullandığı bir kıyafettir. Hem kış hem de yaz günlerinde bele bağlanır amacı beli sıkı tutmasıdır. Soğuk olduğunda aba altından boyuna çapraz bağlanarak soğuktan korunmada kullanılır. Ayrıca namaz kılmak için seccade ve yemek yerken sofra görevi de görmektedir.

    Meles Kuşak: (Hama Kuşağı)
    Meles kuşağı 20 cm genişliğinde 2m kadar uzunlukta yünlü kumaştan yapılmıştır. Beli sıkı kavraması ve sıcak tutması bakımından yaygın olarak kullanılmıştır. (Bu kuşak yaşlı insanlar tarafından halen kullanılmaktadır.)

    Para kesesi;
    Kese renkli ipek iplerden örülmüş tabanı dar, ortasına doğru genişleyip ağzına doğru parelel uzanır bir şekilde olan küçük bir torba ağzı iki taraftan büzülür ve bağlanır.
    Para kesesi ile ilgili dörtlük
    Haklı Musam sözün haklı
    Yoğumuş gavurun aklı
    Üçtene pullu kesesi
    Süslü Fadıma’da saklı

    Yün çorap;
    Koyunun boyanmamış genellikle güz (Sonbahar) yünü denen kirli beyaz yünden elle işlenerek kullanılan bir çoraptır. Yün çorabın özelliği teri emmesi ve ayakta meydana gelecek mantar türü hastalıkları önlemesidir. Seyrek bir işleme türü olduğundan ayağın hava almasını sağlamaktadır.

    Yemeni;
    Tabanı ham yarma manda derisinden, sayası (Yüzü) işlenmiş inek derisinden yapılmış kırmızı ve siyah renkte yemenidir. Yemeninin özelliği giyen şahsın yemenisini kendisi dikmesidir. Bu nedenle boyamadanda kullanılmıştır. Kadirli ilçemizde daha zarif hale getirilerek saraçlar tarafından elde yapılan “Kadirli yemenisi” meşhurdur ve Adana da bu yemeniyi giymektedir. Yemeni renklerinde tek hakim renk yoktur. Siyah ve kırmızı olanı en çok kullanılanıdır.

    Ayağa giyilenler genel olarak siyah ve kırmızı renkte olan yemenilerdir. Siyah hafif topuklu olanına yörede “KARS” (Kars Osmaniye’nin Kadirli ilçesinin 1924 öncesi ismidir) yemenisi denmektedir. Topuksuz düz olanları ise siyah ve kırmızı renklerdedir. Bu yemeniler giyrnler tarafından elde yapılmıştır.

    Sırma fes (Gümüş sırma fes)
    Osmaniye yöresinde kadınlar başa fes giymişlerdir. Fesin etrafı (Dış yüzeyleri) gümüş sim iplikle işlenmiştir. Fesin üzerinde tepelik denen gümüş takı bulunmaktadır. Gümüş fesin alın kısmı açık kalacak şekilde beyaz renkli yazma (Oyalı yağlık) ile fesin üstünden çene altına çapraz gelecek şekilde bağlanmıştır. Bağ uçları omuza bırakılır. Fesin alında açık kalan ön kısmına her sırasında 6 altın olmak üzere maddi duruma göre birden dört sıraya kadar takı takılır. Fesin açık kalan alın kısmına gümüşten yapılmış ortasında mavi yada kırmızı taş bulunan köşe denen dikdörtgen şeklinde bir jeşt vardır. Köşenin sağına ve soluna gümüş takılarla örülü jestler takılmıştır. Her gümüş örgünün ucu köşeye bağlanmış ve alına doğru yarım ay şeklinde salınmıştır. Altınla gümüş karışık kullanıldığı gibi sade gümüş yada sade altın olarak ta kullanılmaktadır. Yanaklara çene hizasına kadar inen adına ayaklı denen takı mevcuttur.

    Mor kefiye boyamadım
    Çoban sana doyamadım
    Kuşlar bile yuva yaptı
    Serçe kadar olamadım

    ve buna benzer dörtlüklerde başa mor kefiyenin de bağlandığını belirtmektedir.

    Türkmen başlıkları Türkmenlerin yaşadığı bütün coğrafyada yaygın olarak kullanılan bir giysi parçasıdır. Başa giyilenler ve başa bağlananlar yöre insanının sosyal statüsü ve ekonomik durumlarına göre takılar takılarak kullanılmaktadır. Gümüş takıların altında alında görülen Gazi altınlar kadının ekonomik durumuna göre bir iki veya üç sıra şeklinde altınlar dizilerek kulanılabilmektedir. Kulak hizalarından ayaklı adında çeneye kadar inen bir başka takıda mevcuttur.
    (Türkmenler arasında dolaşırken pınara gelen kadınların, genç kızmı, evlimi, dulmu, evlenmek isteyip, istemediklerini başa bağladıkları baş bağlarından anlamak mümkündür. Ali Rıza Yalgın- Cenupta Türkmen Oymakları)

    Heril yağlık;
    Herilden dokunmuş ince ipek baş örtüsü.
    Beyaz baş örtüsü;
    Beyaz tülbent yada sıkı dokunmuş ince pamuklu bir dokumadır.
    Renkli grepler;
    Mor, kırmızı, mavi ve sarı renkli grepler.

    Tepelik;
    Fesin tepesine sırma ile yapılan işleme. Sırma işlenmiş fesin çevresine altın dizilerek giyilir. Bu fesler yörede (Harmandalı, Bozdoğanlı-Kösreli-Yumurtalık-Tecirli-Ulaşlı-Bakşiş-Koçar ve diğer Türkmen oymakları ) arasında kullanılmaktadır. (Ali Rıza Yalgın- Cenupta Türkmen oymakları)
    Kadın başlarını anlatan maniler

    (1)
    Telli fese bağlar moru
    Gaşı gara gözü iri
    Alem sana imreniyor
    Iğranı, ığranı yörü

    (2)
    Ayağında yemenisi
    Kümbet’ten geliyor sesi
    Sağ yana yıkılmış da fesi
    Giy emmimin dudu gızı

    (3)
    Başına bağlamış heril
    Yorul hey dizlerim yorul
    Sabahınan parıl parıl
    Gez emmimin dudu gızı

    (Osmaniye yöresinde ağıtlar ve türküler Mehmet ERKOÇAK, Osmaniye belediyesi kültür yayınları 1997)

    Gömlek;

    Genellikle ipekten yada pamuklu beyaz veya beyaz zemin üzerine küçük çiçek motiflerinden dokunmuş kumaşlardan yapılır. Yakasızdır ve boyun kısımları kaneviçe işi ile işlenmiştir. Kolları uzun ve düğmesizdir.

    Cepken;
    Genellikle mavi başta olmak üzere bordo, sarı, yeşil renk kadifeden dikilmiştir. Kolları dirsek altına kadar uzundur. Dağ kolu köylerinde cepken kolları bileklere inecek şekilde uzundur. Boyu bel hizasındadır. Etekleri hafif yuvarlaktır. Ön açık kendinden bağ yada ağaçtan yapılmış tek düğmelidir.
    Cepkenlerin kol ağızlarından başlamak üzere yarıya kadar çeşitli motiflerle heril denen ipek böceği ipliği ile işlenmiştir. Yakaları, etekleri ve sırt kısımları çeşitli motiflerle işlenmiştir. Cepken kadifenin dışında kaba kumaşlardan ve basmadan da yapılmaktadır. Basma cepkenlerin kolları uzundur ve günlük çalışma esnasında giyilmektedir.

    Üç etek;
    Üç parça şeklide yapıldığından adına üç etek denmektedir. Ön iki eteği arka eteğinden kısadır. Ön etekler bele sokularak giyilir. Eteğin kumaşı basma veya Gutnu dur. Satenden de yapılmaktadır. Bele sokulan ön eteklerinin iç kısımları çeşitli motiflerle işlemelidir. Beli önden bağlanır.

    İlin ova köyleri dediğimiz Çukurova’da kalan ki bu bölümde nüfusun % 70 gibi büyük bir çoğunluğu yaşamak-tadır. Resimde görülen kostüm giyilmektedir. Üçetek, çiçekli kumaşlardan ve satenden, Cepken kadifeden, içlik ise pamuklu kumaştan yapılmak-tadır. Cepken in sırtı yakaları ve kolları çeşitli motiflerle ve herille işlenmektedir. Çorap beyaz yün çorap olduğu gibi elde işlenmiş desenli yün işleme şeklinde de olmaktadır.

    Bu kıyafet ilin dağ kolu köylerinde kullanılmaktadır. Üste giyilen cepken Mavi, Bordo,Yeşil kadifeden yapılmaktadır. Kadifeden yapıldığında sırtı, yakası ve kolları sırma işleme denen türle çeşitli desenlerle işlenmektedir. Baş serbest bağlandığı gibi, boyun altından sarılarak arkadan bağlanmaktadır. Önlük kaneviçe işi ile işlenmektedir. Bele Gümüş kemer takılmakta, jest olarak para kesesi takılmaktadır.

    Güdük;
    İç gömleğinin üzerine giyilen kolsuz bir kıyafettir.

    Önlük;
    Genel olarak grem veya greme yakın sarı renkli kumaşlardan yapılır. Etekleri pileli, pile üzeri Kaneviçe işi ile işlemelidir. Bel kısmı uçkurludur. Uçkur üç eteğin tam tersi arkadan bağlanır.

    Tarabulus Kuşak;

    Üç etek ve önlük başlandıktan sonra bele bağlanan kuşaktır. İpeksi bir kumaştır. Adına tarabus denmektedir. katlanarak bele bağlanır.

    Şalvar;

    Beli ve ayak ağızları lastikli, peyki kısa dikilmiştir. İnce ve parlak üst giysi renklerine uygun, yada ipeksi kumaşlardan yapılır. Yörede adına tuman da denmektedir.

    Çorap;
    Elde işlenmiş çeşitli renk ve desenlerde yünden yapılabildiği gibi sade beyaz yünden de işlenmektedir.

    Yemeni;
    Altı ham manda derisinden üzeri işlenmiş inek derisinden yapılmış, kırmızı yada siyah renkte bir tür ayakkabıdır. Gavur dağlarının ve Toroslar’ın yükseklerinde kalan köylerimizde Edik ve postal da giyilmektedir.
    Jestler;
    Beyaz mendil, Para kesesi,Kama
    Şalvar:

    Şalvar

    Şalvar (Kadın)
    Bölgenin 5 ilinde de ortak kullanılmaktadır. Küçük yöresel incelikleri ise; Şalvar Gaziantep’te lacivert ve koyu renkli kumaşlardan, peykleri kısa yapılırken, Hatay’da Siyah ve dikişleri beyaz iplikle dikilmektedir. Kahramanmaraş’ta şalvar, Zeytin yeşili yanları kaytan işlemeli ve abartılı bir işleme görülmektedir. Adana’da şalvar siyah renkte işlemesiz, peyki diz hizasına kadar uzun olarak dikilmektedir. Osmaniye’de ise şalvarlar renk olarak koyu renkler hakim genel olarakta siyah renkten ve Zeytin yeşilinden dikildiği görülmektedir. Peyki Adana şalvarı gibi uzun olmamakla beraber, cep ağızları ve ayak ağızları işlemeli yapılabilmektedir. sonuç olarak şalvarın bölge illerinin ortak bir kıyafeti olduğu görülmektedir.
    Börk:

    Börk
    Börk başa giyilen bir kıyafettir. Osmaniye, Gaziantep, Hatay ve Kilis illerinde küçün incelikler dışında bir birine çok yakındır. Gaziantep ve Kilis’te adı değişik olduğu gibi jest olarak siyah Ahmediye veya siyah Poşiler kıvrılarak sıkıca bağlanırken, Hatay’da bu jest, beyaz Poşi olarak bağlanmaktadır. Osmaniye’de ise börk yazlık kıyafet olarak giyilmekte ve etrafına kefiye veya siyah ve klahverenkte poşiler sarılmakta, kefiye ucu sol yanağa doğru salınmaktadır. Osmaniye börkünde koni uzunluğu fazla değildir ve püskül abartılmamıştır. (Bazı köylerde ailelere börk yapmalarından dolayı börklüler veya börklüoğlu diye anılmaktadır. Osmaniye’nin en büyük mahallelerinden Rahime Hatun Mahallesi Muhtarı İsmail BÖRKLÜOĞLU’nun soyadı da sülale lakabından alınmaktadır)
    Aba:

    Aba
    Yöredeki en belirgin ortak kıyafetlerden başta geleni ise; Aba adı verilen ve yünden yapılan, kolları dirsekte, boyu uyluk hizasında olan (fotoğraf..1.) de görülen kıyafettir. Aba bölgedeki illerde ortak kullanılan bir kışlık kıyafettir. Kahramanmaraş’ta “Maraş abası” olarak kullanılan Aba, Gaziantep’te Taşçı Abası, Kilis’te Barak Abası, Osmaniye’de Boz Aba olarak kullanılmaktadır. Ancak; Yöresel inceliklerle motif ve desen olarak ayrılmıştır. Maraş’ta siyah, Kırmızı, yeşil çizgili şekilde dokunurken, sırtı sandıklı denen çeşitli Türkmen kilim ve çiçek motifleri işlemelidir.
    Gaziantep’te abanın dokuması aynı, desenleri daha ince zarif yapılmıştır, Genellikle Kilis ilinde kullanılan Barak abası Gaziantepte aynı şekli ile kullanılmaktadır. Bu abanın rengi bordo dur, sırt işlemelerindeki desenler daha ince ve zariftir.
    Osmaniye’de kullanılan aba dokuma olarak aynısı ancak; sırt işlemeleri, çeşitli Türkmen motifleri ve çiçek motifleri ile süslenmiş yaka kısımları işlenmiş, koyunun kendi “Natürel” yünü boyanmadan kullanıldığı için adına “Boz Aba” denmiştir. Boyama yapılarak kullanma şekli ise Nar kabuğu ve “Boruk” denen bitkinin boyasından elde edilen açık kahverengi bir renk oluşturularak kullanılmıştır. Genellikle siyah beyaz veya mavi beyaz çizgili iplikten dokunmuştur. (Osmaniye’nin Kumarlı köyünde Gök soyadı ile bilinen ailenin lakabı Abalılar dır. Abalılar lakapları bu aileye Aba dokuma işi ile istikal etmelerinden dolayı verilmiştir. Abalının dokuduğu Abaya diken geçmediği söylenmektedir,)
    Osmaniye yöresinde dokunan Boz Abanın her erkeğin kendi hanımı tarafından dokunarak giyildiği kaynak kişilerin ifadelerinden anlaşılmaktadır.
    Yemeni:

    Yemeniler
    Ortak diğer kıyafette yemenilerdir. Yemeniler yapı ve dikim modeli itibarı ve hammadde olarak ortak ancak renk itibarı ile farklıdır. Adana’da siyah ve ince topuklu, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis’te Kırmızı ve topuksuz, Hatay ve Osmaniye’de topuksuz ve siyahtır. Ancak Osmaniye’nin dağ kolu köyleri olarak bilinen Gaziantep ve Maraş’a yakın köylerinde Kırmızı yemeni de yaygın olarak kullanılmıştır. Osmaniye ve Adana illerinde kullanılan siyah Yemeninin adına yörede “Kars yemenisi” denmektedir. (Kars Osmaniye’nin Kadirli ilçesinin eski adıdır)
    Osmaniye yolların birleştiği noktada olduğu gibi, kültürlerinde birleştiği noktada bulunmaktadır.
    Sonuç olarak:
    Aynı Türkmen oymaklarının bir arada yaşadığı, coğrafyada farklı kültürlerin olması düşünülemez. Halk kültürünü de sıkıştırarak il yada ilçe düzeyine indirerek sıkıştırmak kültürümüze vurulmuş bir darbedir. Özellikle Halk oyunları ve Yöresel kostümlerin böyle bir sıkıştırma sonucu zarar göreceği bir gerçektir. Halk oyunlarımızda ve yöresel kostümlerde il.ilçe ve köy yerine “Bölge” ifadesinin kullanılmasında Halk oyunlarımız ve zengin kültürel değerlerimiz açısından fayda vardır.
    Tarihi bölgenin diğer illeri kadar eski olan Osmaniye siyasi yapılanmasının il statüsü kazandığı 1997 yılında yeni il olmuş bir yerleşim merkezi olarak düşünmek son derece yanlış bir saplantıdır. Osmaniye yöresel kostümlerini ve Halk oyunlarını ele alırken bölgenin diğer illeri ile kültürel açıdan aynı ağırlıkta değerlendirilmelidir. Bulunduğu coğrafyada kültürlerin birleştiği noktada bir il merkezi olan Osmaniye ilinin bu özelliği dikkate alınmalı ve buna göre değerlendirilmelidir.
     

Bu Sayfayı Paylaş