Oruçluyken orucu bozan fiillerden birini işleyen keffaret olarak ne yapması gerekir?

'Ramazan ve Hikmeti' forumunda Mavi_Sema tarafından 11 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Oruçluyken orucu bozan fiillerden birini işleyen keffaret olarak ne yapması gerekir? konusu
    Hz. Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh anlatıyor:

    Resulullah Sallallâhu Aleyhi Veselleme bir adam geldi ve:

    “Ey Allah’ın Resulü, helâk oldum” dedi.
    Aleyhissalâtü Vesselâm, “Seni helâk eden şey nedir?” diye sorunca:
    “Oruçlu iken hanımıma temas ettim” dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem ile aralarında şu konuşma geçti:
    “Azad edecek bir köle bulabilir misin?”
    “Hayır!”
    “Üst üste iki ay oruç tutabilir misin?”
    “Hayır!”
    “Altmış fakiri doyurabilir misin?”
    “Hayır!”
    “Öyleyse otur!”

    Biz bu minval üzere beklerken, Resulullah Sallallâhu Aleyhi Veselleme içerisinde hurma bulunan bir büyük sepet getirildi.

    “Soru sahibi nerede?” diyerek adamı aradı.
    Adam, “Benim! Buradayım!” deyince, Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem:
    “Su sepeti al, sadaka olarak ver” dedi.

    Adam, “Benden fakirine mi? Allah’a yemin ediyorum, Medine’nin şu iki kayalığı arasında benden daha fakiri yoktur” cevabını verdi.

    Bunun üzerine Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem güldüler ve:

    “Öyleyse bunu ailene yedir!” buyurdular.
    (Buhari, Savm: 29, 31; Müslim, Sıyâm: 81; Muvatta, Sıyâm: 28; Ebû Dâvud, Savm: 37; Tirmizî, Savm: 28)


    Bu hadiste Peygamberimiz, hanımıyla cinsel temasta bulunan birisine çok tatlı bir anlatımla keffareti anlatıyor. Meselenin fıkhî yönü bellidir ve bütün fıkıh kitaplarında mevcuttur. Hadiste geçtiği üzere uygulanır.

    Ancak bir meselede Efendimiz, İslâmda var olan kolaylığı öğretiyor, insanları sık boğaz yapmamayı, onlara müsamahakâr davranmayı, İslâmdan soğutmamayı ders veriyor.

    İmsak vaktinden akşam ezanının okunmasına kadar aşağıda sayılacak hususlardan herhangi birini mecbur kalmadan, zorlanmadan, unutma durumu olmadan isteyerek işleyen bir kimse için hem kazâ, hem de keffaret lâzım gelir:

    1 - Cinsî münasebette bulunmak.
    2 - Yemek, içmek veya ilâç yutmak.
    3 - Ağzına ihtiyarsız giren yağmur, dolu ve kar suyunu isteyerek yutmak.
    4 - Tütün içmek, tütün veya benzeri bir tütsü maddesini yakıp dumanını içine çekmek.
    5 - Enfiye çekmek.
    6 - İçyağı, pastırma veya çiğ et yemek.
    7 - Susam tanesi kadar bir şey`i ağzına alıp yutmak veya çiğneyerek yemek.
    8 - Azıcık tuz yemek. (Çok tuz yemek ise, sadece kazâyı gerektirir.)
    9 - Zevcesinin veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü, ağız suyunu yutmak. Bu saydığımız şeylerde, bedenin tedâvisi veya tegaddîsi (gıdalanması ve beslenmesi) veyahut telezzüzü (zevk ve lezzet alması) vardır. Bu sebeble kazâ ile beraber keffâreti de gerektirir.

    Ramazan orucunu kasden bozmanın keffareti: kesin bir farz olan orucu; meşru bir sebep yokken (kasden) bozmak bir suçtur. Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Kim Ramazan ayında orucunu bozarsa, onun üzerine zıhar yapan kimsenin üzerine lâzım gelen şey (keffâret) gerekir" (İbnu'l Humâm, Fethu'l-Kadir, II, 70).

    Dolayısıyle kasden orucunu bozan kimse arka arkaya altmış gün oruç tutmak zorunda kalır. Bu onun üzerine farzdır. Ayrıca bozduğu orucu kaza etmek durumundadır. el-Merginani: "Farz oruçların dışındakilerde (Nafile oruçlarda) keffaret yoktur. Çünkü Ramazan ayında tutulan farz orucu bozmak bir suç teşkil eder ve nafile oruçlarla aynı şekilde mütâlâa edilemez" (Merginâni, I, 125).





    Kaynak; Sorularla İslamiyet
     

Bu Sayfayı Paylaş