Oruçluya Mekruh Olan ve Olmayanlar

'Ramazan ve Hikmeti' forumunda Mavi_Sema tarafından 16 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Oruçluya Mekruh Olan ve Olmayanlar konusu Oruçluya Mekruh Olan ve Olmayanlar
    Oruçluya Mekruh Olan ve Olmayanlar
    Mekrûh; çirkin, kötü, beğenilmeyen şey demektir. Bir bakıma çirkin görülerek kabûl edilen ibâdet demektir. Oruç ibâdetinin de mekrûhları vardır. Onları oruçlu iken işleyen kimse, orucunu mekrûh hâle getirmiş olur. Yâni orucu kabûl edilir, borçtan kurtulur, ama sevimliliğinden kayıplar vermiş, güzelliğine çirkinlikler karışmış olarak...
    Orucu mekrûh hâle getirip çirkinleştiren fiillerden birkaçı şunlardır:
    1 ? Oruçlunun herhangi bir gıda maddesini tadması. Yâni, diliyle tadını anlayıp tükürmesi.
    Oruçlu kimse böyle tadmalardan uzak kalmalıdır. Ancak, beyi yemeğin tuzsuzluğundan dolayı huysuzluk eden hanımlar, oruçlu oldukları hâlde dil ucuyla yemeğin tadına, tuzuna bakıp, lezzetini ayarlayabilirler.
    2 ? Gündüz acıkmamak için sahurda ihtiyaçtan fazla yemek, tıkabasa mideyi doldurmak.
    Halbuki, orucun bir hikmeti de acıkmak, susamak, acıkanların, susayanların hâlini anlamak, bu nimetlerin kıymetini daha iyi bilmektir. Sahurda tıkabasa yemek yeyip, su içmek, gündüz de acıkma, susama gibi mahrumiyetlerden hiç nasîp almamak, bu hikmetten mahrum kalmak demektir.
    3 ? Tükrüğü ağzında biriktirip yutma alışkanlığına girmek. Bunu devamlı yapmak.
    4 ? Sakız çiğnemek..
    Şâyet sakızdan içeriye parça kaçarsa, yahut sakızda var olan şeker ve diğer tad, mideye akar da içeriye gıda gitmiş olursa, oruç mekrûh olmakla kalmaz, bozulur.
    Demek ki, tadı olmayan, parçaya bölünmeyen sakızı çiğnemek mekrûh olur. Tadı olan, yahut bölünüp içeriye parçası giden sakızı çiğnemek ise orucu bozar.
    5 ? Kan aldırmak, yahut mecbur olmadığı hâlde oruca karşı dayanmayı önleyen zor işlerde çalışmak. Zira kan aldırarak enerjiden kaybe uğrayacak ölçüde zayıflamak, zor işlerde çalışarak oruca dayanıklılığı yok etmek de mekrûh işlerdendir. Bunlara mukabil şu hâller de oruçluya mekrûh değildir;
    1 ? Gül ve saf koku koklamak.
    2 ? Misvak kullanmak, diş fırçası istimal etmek.
    3 ? Zayıf düşürmeyecek derecede kan vermek.
    4 ? Ağıza, buruna su çekip gargara yapmak, kokuyu önlemeye çalışmak.
    5 ? Sıcağın şiddetini önlemek için ıslak şeyler sarınmak.
    Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz bir oruç gününde sıcakların şiddetlenmesinden dolayı başına su döktürmüş, şiddetli hararetin tesirini azaltmayı murad etmiştir.
    Hazret-i Ömer?in oğlu Abdullah Hazretleri de ıslak beze sarınmış, yakıcı sıcakların meydana getirdiği şiddetli hararetin tesirini azaltmayı istemiştir.
    Bunlar da gösteriyor ki, sıcakların şiddetlendiği anlarda fazla hararetten dolayı başa su döktürmek, yahut ıslak mendili başa koymak, yâni serinlemek mekrûh değildir.
    Ancak Ebû Hanîfe Hazretleri demiştir ki:
    ? Bu tedbirlerde oruçtan şikâyet mânâsı kast edilmediği takdirde mekrûh olmaz. Yoksa bunlar, oruçtan şikâyet gibi bir mânâya getirilirse mekrûh olur. Terki gerekir.
    ........................ Şu üç şey de oruçluya müstehabdır, yâni, sevaptır:
    1 ? Sahura kalkmak.
    2 ? Kalktığı sahuru imsaka yakın vakitte yapmak.
    3 ? İftarda da bunun aksine acele etmek.
    Ancak, sahurda tehir sünneti icrâ edeceğim diye vakti iyice geciktirip, imsakın girmesine sebep olmamaya da dikkat lâzımdır. ...


    Ahmet Şahin.
     

Bu Sayfayı Paylaş