Oruç tutmamayı mubah kılan özürler

'Oruç-Hac-Zekat' forumunda =FiRaRi tarafından 30 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Oruç tutmamayı mubah kılan özürler konusu Sual: Oruç tutmamayı mubah kılan özürler nelerdir?
    CEVAP
    Oruç tutmamayı mubah kılan özürler şunlardır:

    1-
    Hastalık: Hasta olan veya oruç tutunca hastalığı artan kimse, oruç tutmaz veya tutuyorsa bozabilir. Hastaya bakan da, hasta hükmündedir. Hastaya bakmak için sıkıntıya girerse, oruç tutmayabilir.

    2- Seferilik:
    104 km uzağa giden kimse, 15 günden az kaldığı yerde seferi olur. Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazaya sebep olacak bir durum olursa, orucu kazaya bırakmak caiz olur. Hadis-i şerifte, (Seferde, sıkıntı içinde oruç tutmak iyilik sayılmaz) buyuruldu. (Buhari)

    3- Gebe ve emzikli olmak:
    Kendine veya çocuğuna bir zarar gelecekse, gebe ve emzikli kadın oruç tutmaz. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, gebe ile emzikli kadına oruç tutmaması için ruhsat verdi, orucunu tehir etti) buyuruluyor. (Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)
    Emzikli kadın, ister kendi çocuğunu emzirsin, isterse başkasının çocuğunu emzirsin hüküm aynıdır.

    4- Açlık ve susuzluk:
    Kendisinde şiddetli açlık ve susuzluk meydana gelen kimse, ölüm tehlikesi varsa veya aklı gidecekse yahut hastalanıp bir zarara uğrayacaksa, orucunu bozabilir.

    5- İhtiyarlık:
    Çok yaşlı kimse, oruç tutamayacak halde ise, oruç tutmaz, iyileşme ihtimali de yoksa, tutamadığı günler için fidye verir. 30 günün fidyesi 53 kg. undur.

    6- İkrah:
    Oruç tutan, (Orucunu bozmazsan seni öldürürüm veya bir uzvunu keserim) diye tehdit edilmişse, tehdit edenin dediğini yapmaya gücü yetiyor ve blöf yapmıyorsa, oruçlunun orucunu bozması mubah olur.

    Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz. (Tirmizi)
     
  2. Dine

    Dine Özel Üye

    ORUÇ TUTMAMAYI MÜBAH KILAN ÖZÜRLER

    SORU: "Türkiye'de; 28 Şubat süreci ile birlikte Arap ve Türk Müslümanlığı ayırımı ön plana çıkarıldı.Türkiye Müslümanlığının sevgiye Arapların din anlayışının ise korkuya dayandığı iddia ediliyor. (...) Bir televizyon programında oruç tutmamayı mübah kılan haller konusunda bugüne kadar duymadığımız bazı görüşler ortaya atıldı. Bu ibadetin edasına engel olan özürler nass ile sabit midir? (...) Bir feminist kadın; İslam'ın akıl dini olduğunu ileri sürdü ve hayız halinin oruç tutmaya engel olmadığını iddia etti. Hayız ve nifas hali oruç tutmaya engel midir değil midir?"

    CEVAP: Oruç tutmamayı mübah kılan özürler nass ile sabittir. Kur'an-ı Kerim'de: "Ey iman edenler!.. Sizden evvelkilere yazıldığı gibi sizin üzerinize de oruç yazıldı. Ta ki korunasınız. (O Ramazan ayı) sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta yahut sefer üzerinde olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. (ihtiyarlığından veya şifa ümidi olmayan hastalığından dolayı) oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksul doyumu fidye (lazımdır). Bununla beraber kim gönül isteği ile bir hayır yaparsa işte bu onun için daha hayırlıdır. Oruç tutmanız sizin hakkınızda (fidye vermenizden) hayırlıdır." (El Bakara Suresi: 183-184) hükmü beyan buyurulmuştur.
    Bu ayet-i kerimede belirtilen özürlerin keyfiyetini maddeler halinde izaha gayret edelim. Birincisi: Oruç tutmamayı mübah kılan özürlerin başında hastalık gelir. Hasta; nefsinin telef olmasından veya bir azasını kaybetmekten korkarsa bi'licma oruç tutmaz. İmam-ı Merginani: "Hastalığın artması veya uzaması bazen ölüme götürebilir. Bu durumda ondan sakınmak (artmasından veya uzamasından kaçınmak) vacib olur"(2) diyerek bir inceliğe işaret etmiştir. Hastalık tecrübe veya fıskı zahir olmayan müslüman bir doktorun haber vermesiyle sabit olur.(3) Dürri'l Muhtar'da; hastalığın zann-ı galible tecrübeyle veya Müslüman kamil hali gizli bir doktorun sözü ile sabit olacağı kaydedilmektedir. İbn-i Abidin: "Müslüman kamil hali gizli bir doktorun sözü ile..." hükmünü şu şekilde izah etmektedir: "Kafirin sözüne ise güven olmaz. Çünkü maksadı ibadeti bozmak olabilir. Mesela; teyemmümle namaza başlayan bir Müslüman kafirin su vaadetmesi ile namazını bozamaz. Kamil'den murad; tıb ilminde yeterli bilgisi olan doktordur. Az bilgisi olanın sözüne uymak caiz değildir. "Hali gizli" bazılarına göre adil olması şarttır. Zeylai kesinlikle buna kaildir. Ama Bahır'la Nehir'in sözlerinden anlaşılan bu kavlin zayıf olduğudur. Ben derim ki; bu şartları haiz olmayan bir doktorun sözü ile amel eder de orucunu bozarsa zahire göre keffaret lazım gelir. Nitekim alametsiz ve tecrübesiz orucunu bozsa galebe-i zann bulunmadığı için keffaret lazımdır. Halk bundan gafildir."(4). Sonuç olarak; mü'min adil ve mütehassıs bir doktorun mükellefin sıhhi durumu ile ilgili hükmü esastır.
    İkincisi: Ramazın-ı Şerif ayında sefere çıkacak olan bir mükellef; geceden oruca niyyet etmeyebilir. Bu mübahtır. Ancak oruca başladıktan sonra yolculuğa çıkan kimse için o günün orucunu bozmak mübah olmaz. Şayet devam etmeyip; yolculuğa çıktıktan sonra iftar etmiş olursa bu kimseye sadece kaza gerekir keffaret gerekmez. Ancak önce orucunu bozup sonra yolculuğa çıkan kimsenin durumu böyle değildir. Bunu yapan kimseye; hem kaza hem keffaret gerekir. (5)
    Üçüncüsü: : Oruç tutmaya gücü yetmeyen şeyh-i fani (ihtiyar kimse) iftar eder ve her gün için bir yoksula fidye verir. İmam-ı Merginani: "Bu hususta asıl olan Allahu Teala (cc)'nın: "Oruç tutmaya gücü yetmeyen (takat getiremeyen)ler üzerine de bir yoksul doyumu fidye vermek lazım gelir" hükmüdür. Şayet oruç tutmaya gücü yeterse yani kaadir olabilirse fidye batıl olur. Çünkü oruca fidyenin halef olabilmesinin şartı acziyetin devam etmesidir"(6) hükmünü zikretmektedir. Şeyh-i fani vasfını haiz olan kimseler; dilerlerse fidyelerini Ramazan-ı Şerif ayının başında bir defada verirler. İsterlerse bunu ayın sonuna bırakabilirler. Dördüncüsü: Hamilelik ve çocuk emzirmektir. Birçok muteber kaynakta: "Zann-ı galib ile kendi hayatından veya çocuğunun hayatından korkan hamile yahut zahir rivayete göre anne olsun sütanne olsun emzikli kadınlar oruç tutmayabilirler" hükmü kayıtlıdır. Bu durumda olan kadınlar daha sonra oruçlarını kaza ederler.(7)
    Beşincisi: Hayız ve nifas halidir. Hz. Aişe (r.anha) validemizin "Bizlerden birisi Resul-i Ekrem (sav)'in zamanında hayızdan temizlendikten sonra orucunu kaza eder namazını ise kaza etmezdi" buyurduğu sabittir.(8) Mü'min kadınlar; hayız ve nifas halinde iken geçen Ramazan-ı Şerif orucunu bilahare kaza ederler. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

    Şeyh Nizamüddin ve heyet -Feteva-ı Hindiyye - Beyrut: 1400 C: 1 Sh: 207.
    (2) İmam-ı Merginani - El Hidaye- Kahire: 1965 C: 1 Sh: 126.
    (3) İbn-i Hümam - Fethu'l Kadir - Beyrut : 1315 D. Sadr Mtb. C: 2 Sh: 79.
    (4) İbn-i Abidin - Reddü'l Muhtar - İst: 1983 C: 4 Sh: 340.
    (5) Şeyh Nizamüddin ve heyet - A.g.e. C: 1 Sh: 206.
    (6) İmam-ı Merginani - A.g.e. C: 1 Sh: 127.
    (7) İbn-i Abidin - A.g.e. C: 4 Sh: 338 Ayrıca Şeyh Nizamüddin ve heyet - A.g.e. C: 1 Sh: 207.
    (8) İbn-i Hümam - A.g.e. C: 1 Sh: 114.
     

Bu Sayfayı Paylaş