ortacagda hiyerarsi

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 25 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    ortacagda hiyerarsi konusu ortacagda kral kralice klise arasindaki iliskiler ve celiskiler
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Ortaçağ'da Avrupa



    Ortaçağın Genel Özellikleri
    1) Kavimler Göçü sonucundan İstanbul’un Türklerce fethedilmesine kadar sürer.
    2) Merkezi otoritenin güçlü olmadığı, devletlerin birliğinin olmadığı bir süreci ifade eder.
    3) Feodalizmin siyasal, sosyal, ekonomik düzen olduğu bir çağdır.
    4) Kralların yetkilerinin Papalara oranla daha az ve sınırlı olduğu bir dönemdir. (Papalar kralları görevden alabildiği gibi, atayabilirdi)
    5) En güçlü kurumun kilise (veya onun simgesel gücü Papalık) olduğu bir çağdır. (Kilise en büyük ekonomik, siyasi ve dinsel güçtür.)
    6) Bilimsel düşüncenin baskı altına alındığı ve bu yüzden bilim hayatının sönük geçtiği bir dönemdir.
    7) Çağın en önemli ekonomik, siyasi ve askeri olayı Haçlı Seferleri olmuştur.
    8) Bilimsel, teknik alandaki gelişmelerin yaygınlaşması ve hızlanması ile sona ermiştir.

    FEODALİTE (DEREBEYLİK)
    Feodalizm, sözcük anlamıyla toprağa dayalı düzen anlamına gelir.
    Tarihsel anlamıyla feodalizm; Ortaçağ Avrupası'na karşılık gelen siyasal, ekonomik ve sosyal düzenin adıdır.
    En geniş tanımıyla Feodalite toprağın ve toprak üzerindeki egemenliğin parçalandığı üretim ve yönetim sistemidir. (Siyasal ve askeri gücü elinde bulunduran, toprağın mülkiyetine veya imtiyazına sahip olan bir senyörler (derebeyler) sınıfı ile bu sınıfa bağımlı kö-leler sınıfının oluşturduğu idari düzene feodalite denir.)
    Feodalizmin siyasal yönü derebeylik rejimidir. Bu rejimde güçlü merkezi devletler görülmez. Devletlerin birliği yoktur. Çünkü ülke değişik siyasal birimlere (bölgelere) ayrılmıştır. Böylesi bir rejimde siyasal birimler arasında birliğin sağlanması oldukça zordur Do-layısıyla merkezi otorite zayıftır.
    Feodalizmin ekonomik yönü tarım etkinliğine ve en önemli mülkiyet olan toprağa dayanır. Tarım en önemli faaliyettir. Toprak en önemli mülkiyettir. Ekonomik yapı Otarşiktir (kapalı ekonomik yapıda üretim doğrudan pazara yönelik değil, ihtiyacın karşılanmasına yöneliktir.)
    Feodalizmin sosyal yönünü, toprağı işleyen serf ile toprak sahibi senyör arasındaki ilişki tayin eder. Senyör koruyandır. Serf korunandır. Toprağın işleyeni ile sahibi arasındaki bu ilişki yönetilen, yöneten ilişkisidir. Bu eşitsizlik demektir. Sınıflı bir toplum yapısında sömürülen - sömüren ilişkisinin olduğunu anlatır.
    Feodal toplum yapısı ekonomik etkinlik ile bu etkinliğin gerçekleşmesiyle ortaya çıkan sosyal durumla belirlenir. Değişme yavaştır. Din toplum hayatında belirleyicidir. Nitekim Ortaçağda Kilise Skolastik zihniyeti kitlelere bu düzen sayesinde aşılayabilmiştir.

    Feodalite Rejiminin Özellikleri
    1) Feodalite rejimin kurulmasından sonra Avrupa’da siyasal birlik bozulmuş, küçük yönetim birimleri ortaya çıkmıştır. Derebeylik yönetimi, IX. yüzyılda Fransa’dan bütün Avrupa’ya yayılmış ve bütün Ortaçağ boyunca devam etmiştir.
    2) Feodalite rejiminde, halk arasında eşitlik yoktu. Avrupa’da halk; soylular, rahipler, burjuvalar ve köylüler diye sınıflara ayrılmıştır. Bu nedenle Ortaçağ’da Avrupa’da sosyal adalet sağlanamamıştır.
    3) Toprakların mülkiyeti soyluların elinde toplanmıştır. Ortaçağ’da kapalı bir ekonomik politika izlendiği için halk sermaye birikimine sahip olamamıştır.

    Feodalizmin Doğuş, Gelişme ve Yıkılış Aşamaları:
    Avrupa'da Kavimler Göçü'nden sonra Roma İmparatorluğu’nun merkezi yapısı yıkılınca ekonomik bunalım başladı. Roma imparatorluğu yıkıldıktan sonra Avrupa’da büyük karışıklıklar yaşandı. Savaşlar ve yağmalar halkın güvenliğini tehlikeye soktu. Tarıma el-verişli topraklar soylular, din adamları ve savaşçı şeflerin eline geçti. Kendilerini güven içinde göremeyen yoksullar, asillerin koruması altına girdiler ve onlar için çalışmaya başladılar. Asiller zamanla krallara karşı üstünlük sağladılar. Feodal düzende soylulara ve büyük toprak sahiplerine senyör, toprağa bağlı kölelere de serf denilmiştir.
    Feodalizmin oluşmasına yol açan olay Kavimler Göçü'dür.
    V. Yüzyıldan VIII. yüzyıla kadar Avrupa'da olgunlaşan Feodalizm bir sistem (düzen) olarak VIII - XIII. yüzyıl arasında tüm kıtada yerleşmiş ve en güçlü konuma yükselmiştir.

    Feodalite Rejiminin Zayıflaması- Derebeylerinin zayıflamasında;
    1) Haçlı Seferleri sırasında derebeylerin ölmesi veya ordularını kaybetmesi
    2) Barutun ateşli silahlarda kullanılmaya başlanması
    3) Avrupa’da sürekli orduların kurulması
    4) Yeniçağ başlarında Coğrafi Keşiflerin yapılmasından sonra ticaretin gelişmesi ve tarımsal faaliyetlerin gerilemesi
    5) Papa ile krallar arasındaki mücadelenin krallar lehine sonuçlanması gibi gelişmeler etkili olmuştur.
    Feodal sistem Haçlı Seferleri sonrasında zayıflamaya başlayacaktır.
    Coğrafi Keşiflerle feodalizmin siyasal yapısı; derebeylik rejimleri zayıflamış, merkezi krallıklar kurulmaya başlamıştır. Diğer bir deyişle monarşik eğilimlerin güç kazanmasıyla feodalizmin siyasi yapısı çökmüştür. Yine Coğrafi Keşiflerle ticaretin yoğunlaşması ve yeniden önem kazanmasıyla tarımsal toplum yapısının içinde ticaret toplumu olgunlaşmaya başladığından feodalizmin ekonomik yapısındaki köklü değişmeler başlamıştır. Barutun ateşli silahlarda kullanılmasıyla derebeylik çökmüştür.
    Sanayi Devrimi ile sanayi toplumuna geçilmiştir, Böylece feodal üretim ilişkileri sona ermiş, yeni bir üretim ilişkisi başlamıştır. Fransız İhtilali ile Feodalizm tarihsel olarak sona ermiştir.
    UYARI: Bu gelişmeler feodalizmi ortaya çıkaran veya feodalizmin yıkılmasına yol açan olayların gerçekleştiği ülkelerde veya bölgeler için geçerlidir.
    NOT: Feodalizmde halk çeşitli sosyal sınıflara ayrılmıştır. Bu yüzden eşitsizlik hakim olmuştur. Aristokrasi (soylu sınıfı) sistemde güçlü-dür. Ortaçağın sonlarına doğru kentlerde ticaretle uğraşan burjuvalar (kentsoyluları) ile aristokratlar arasında çelişki vardır.

    KİLİSE
    Avrupa'nın Feodal düzeninde kilise Özel bir yer tutar. Topraklarının çok büyük olması, iyi örgütlenmiş hiyerarşisi ve dinsel etkisiyle düzenin en büyük politik, ekonomik gücü oldu. Kilise feodal düzeni, Tanrının istediği bir düzenmiş gibi gösterip onu haklı çıkarmaya, korumaya çalıştı.
    Ortaçağ’da Katolik Kilisesi siyasal, dinsel ve ekonomik alanlarda güçlenmiştir.
    Katolik Kilisesi’nin güçlenmesinde;
    a) Papa’nın Avrupa krallarına taç giydirerek krallıklarını onaylaması
    b) Siyasal yapının parçalanması
    c) Skolastik düşüncenin yaygınlaşması
    d) Kilisenin kişileri dinden çıkarma (aforoz), bir bölgede yaşayanları dinsel faaliyetlerden men etme (enterdi) ve para karşılığında günah çıkarma, cennetten yer satma (endülüjans) yetkileri bulunması etkili olmuştur.
    e) Ortaçağ’da kurulan devletlerin bir çoğunda hükümdarlar egemenliklerini dine dayandırmışlardır. Ortaya çıkan laik olmayan devlet anlayışında din adamları devlet yönetiminde etkili olmuşlardır.
    Papanın bazı siyasal yetkileri de şunlardı: Krallara taç giydirme, Kralları afaroz etme,Haçlı seferlerini düzenleme ,Kilisenin topraklarını yönetme
    Düşünce alanında kilisenin koyduğu kurallar geçerliydi ve buna karşı gelmek, aykırı düşünmek olanaksızdı. Buna dogmatizm denir.
    Orta Çağ Avrupası'nda günlük yaşamın yanı sıra, bilim ve sanat alanında da bu dogmaların dışına çıkılamıyordu. Bireysel yaratıcılık göstermek olası değildi. Merkezî krallıkların zamanla güçlerini artırmak istemeleri, papa ile aralarında anlaşmazlıklara ve çatışmalara neden oldu. Bu mücadelelerin en önemlisi, Papalık ve Kutsal Roma Germen İmparatorluğu arasında oldu. Bu müca-dele, 1254'te imparatorluğun yıkılmasıyla sonuçlandı. Papalık bundan sonra siyasî yönden de büyük bir güç hâline geldi. Ancak 16. yüzyılın başında ortaya çıkan Reform hareketleri sonucu, yeni mezheplerin kurulmasıyla Papa'nın gücü azaldı.

    Feodal ekonomi düzeninin temel yasası bir artık ürün elde edilmesidir. Bu fazlalıkla senyörlerin ve adamlarının gereksinmeleri karşılanmıştır. Bu üretim sürecinde para dolaşımı ve onun doğurduğu artıkdeğer yoktur. Bu yüzden köle emeği senyörü zenginleştirmiş ama hiç bir zaman bir sermayedar durumuna getirmemiştir. Feodal beylerin malikanesi kapalı bir ekonomik birim ol-muştur .

    Derebeyler topraklarının korunmaya elverişli bir yerinde şatolar yaparak buralarda oturmuşlardı.
    Ortaçağın derebeylik düzeninde tam bir eşitsizlik vardı.
    Başlıca toplumsal sınıflar:
    Büyük toprak sahibi asiller
    Din adamları
    Burjuvalar
    Köylüler.
    Köylüler kendi aralarında ikiye ayrılmıştı : Serfler, serbest köylüler.
    Serfler toprağa bağlı kölelerdi. Hiçbir hakları yoktu toprakla birlikte alınıp satılabilirdi. Serbest köylüler ise istedikleri yerlere gidebilirler, belli bir ücret karşılığında derebeylerin topraklarında çalışabilirlerdi.Şehirlerde yaşayanlar ticaretle uğraştılar. zamanla zenginleştiler. bağlı oldukları senyörden özgürlüklerini satın aldılar. Bu kesime de Burjuvalar denilmiştir.

    15. yüzyılın son yarısında feodalite rejimi zayıfladı, mutlak krallık yönetimi güçlendi ve ülkelerde siyasal birlik sağlandı.

    İngiltere: Yeni Çağın başlarında İngiltere Yüzyıl Savaşları'ndan yenilerek çıktı ve Avrupa kıtasındaki üstünlüğünü kaybetti. Bundan sonra İngiltere'de İki Gül Savası adı verilen büyük bir savaş çıktı. Otuz yıl süren bu savaşlarda (1455-1485) bir çok İngiliz soylu öldüğü için İngiltere'de mutlak krallık yönetim güçlendi. 16.yüzyılda İngiltere'de yönetim, Tudor soyunun eline geçti. Bu soydan gelen krallardan VIII. Henry, İngiltere’de, reform hareketlerine girişerek Anglikan kilisesini kurdu. İngiltere'yi papalıktan ayırdı. VIII. Henry'den sonra gelen krallar döneminde birçok din kavgası ortaya çıktı. Sonunda VIII. Henry'nin kızı l. Elizabeth, İngiltere'de Anglikanizm’i yerleştirdi. İngiltere'yi kısa zamanda güçlü bir devlet durumuna getirdi. İngiltere kısa zamanda güçlü ve büyük bir sömürge imparatorluğu kurdu.

    İspanya: Orta Çağın sonunda İspanya'da siyasal bir birlik yoktu. Burada Aragenya, Navarre, Kastilya ve Portekiz ile küçük bir Müslüman devlet olan Benî Ahmer bulunuyordu.
    İspanyollar ancak 15. yüzyılın son yarısında siyasal birliklerini tamamlayabildiler. Aragon kralı Ferdinand ile Kastilya Kraliçesi İzabella'nın 1474'de evlenmesiyle başlayan bu birlik kısa zamanda gelişti. Bir süre sonra Ferdinand’ın Beni Ahmer Devleti’ni ortadan kaldırması ile tamamlandı (1492).
    İspanyollar 15. yüzyılın sonlarından itibaren coğrafî keşiflere başladılar. Christopher Colombus'un Amerika Kıtası’nı keşfetmesiyle başlayan bu hareket, 16. yüzyılda daha çok gelişti.
    Coğrafî keşifler sonucunda İspanya da büyük bir sömürge imparatorluğu kurmayı başardı. İspanya Kralı Şarlken, Avrupa'da birçok ülkeyi ele geçirdi ve Kutsal Roma-Germen İmparatoru seçildi (1519). Fransa Kralı I.Fransuva’yı yenerek onu tutsak etti. Ancak Osmanlılara karşı giriştiği mücadelelerde başarılı olamadı. İspanya, 1588'de İngiltere'ye yenilince eski gücünü kaybetti.

    Portekiz: İspanya'nın batısında bulunan ve İspanya birliğine girmeyen Portekiz Krallığı, İspanya'dan önce denizlerde üstün güç durumundaydı. Portekiz, Avrupa'da genişleme yerine, denizaşırı topraklarda egemenlik kurmayı tercih etti. Afrika kıyılarında, Hint Ok-yanusu, bir sömürge imparatorluğu kurdu. Ancak bu imparatorluk çok sürmedi. Kendisinden sonra İngiltere, Fransa ve Hollanda'nın sö-mürgeciliğe başlamaları üzerine eski önemini kaybetti.

    Almanya: Orta Çağda Avrupa'nın en büyük imparatorluğu olan Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, Yeni Çağın başlarında gücünü korumakla birlikte, bu imparatorluğun içinde siyasal birlik yoktu. 400'e yakın devletten oluşan imparatorluğun başında bulunan Habsburglar, aynı zamanda bu imparatorluğa bağlı devletlerin en büyüğü olan Avusturya Arşidükalığı'nın da hükümdarı idiler.
    15. yüzyılın son yarısında Almanya'nın başında bulunan imparator Maxsimilien çeşitli siyasal yollar ve evlenmelerle , Lüksemburg , Belçika ve Hollanda'nın bir bölümünü elde etmişti. Oğlu Philippe, İspanya krallık soyundan bir prensesle, torunu I.Ferdinand, Macar Kralı Lous’in kız kardeşi ile evlendi. Bütün bu evlenmelerin sonunda Habsburglar, Avrupa'nın en kuvvetli krallığı oldular.
    16. yüzyılın ilk yarısında imparatorluğa seçilen Şarlken zamanında Almanya, dünyanın en büyük imparatorluğu durumuna gelmişti ve bu devletin tek rakibi Osmanlı İmparatorluğuydu.

    İtalya: Yeniçağ’ın başlarında İtalya'da siyasal birlik yoktu. Burada, siyasal çıkarları birbirinden ayrı birçok İtalyan devleti vardı. Bunların en önemlileri Savoie, Milano dukalıkları, güneyde Napoli krallığı ve Papalık hükümeti idi.
    Venedik, Cenova ve Floransa hükümetleri ise İtalya'nın en güçlü cumhuriyetlerindendi.
    Diğer Avrupa devletleri olan, Yeni Çağ başlarında Avrupa'nın kuzeyinde bulunan İsveç, Norveç ve Danimarka 1397 yılından beri devam eden Kamlar Birliği’nden ayrılmak için Danimarka ile mücadele ediyordu. 16. yüzyılın başlarında bu üç devlet bağımsızlık-larını elde ettiler.
    Yeniçağ başlarında Orta Avrupa'da güçlü bir Lehistan Krallığı ile Osmanlılarla sürekli mücadele hâlinde olan Macaristan bulunuyordu. 16. yüzyılın başlarında Macaristan tarafından alındı; Toprakları Osmanlı ülkesine katıldı.
    Doğu Avrupa'da ise Moskova Knezliği bulunuyordu. 15. yüzyılın başlarında Çar III. İvan, çalışmaları sonunda Altın Orda Dev-leti'nin parçalanmasıyla kurulan hanlıklardan bazılarını kendisine bağlayarak Rus Devleti'nin temelini attı. 16. yüzyılda gittikçe kuvvet-lenen Rusya, Ural boylarına kadar tüm Doğu Avrupa'ya sahip oldu. Bununla birlikte bu yüzyıllarda Rusya'nın Avrupa ile siyasal açıdan fazla bir ilişkisi yoktu.

    Merkezî krallıkların ortaya çıkmasından sonra, bu kez, Avrupalı devletlerin kendi aralarında siyasî mücadeleler başladı. Bu mücadelelerin amacı, Avrupalı devletlerin her birinin egemenlik alanını genişletmek istemeleriydi. Bu mücadelelerin en önemlisi, Fransa ile İngiltere arasındaki Yüzyıl Savaşları (1337-1453)’dır.
     

Bu Sayfayı Paylaş