Orta Stoa Okulu Nedir?

'Düşünürler-Filozoflar' forumunda Asi_isyankar tarafından 3 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Orta Stoa Okulu Nedir? konusu Orta Stoa Okulu Nedir?

    Stoa okulu; eski, orta ve son stoa olarak üçe ayrılır. Orta stoa okulunun başında o dönemin en dikkat çekici ismi olan Panaitios bulunur.

    Panaitios'un önemi; onun, dönemindeki filozoflar ile Roma arasında çok sıkı ilişkiler kurmasıdır. Nitekim Panaitios'un Roma'da yetiştirdiği öğrenciler arasında ünlü "Cicero"da bulunmaktadır.
     
  2. Panaitios

    (M.Ö. 180 - 109) Yunan filozofu. Rodos'da Lindos kentinde doğan Panaitios, orta dönem Stoa felsefesinin kurucusudur. Atina'da Seleukeialı Diogenes'in ve Tarsuslu Antipatros'un öğrencisi oldu. Platon ve Aristoteles'in felsefelerini inceledi. Uzun yıllar Roma'da kaldı ve Scipio ile birlikte M.Ö. 140 yılında Doğu gezisine çıktı. Antipatros'dan sonra okulun başına geçti ve yaşamının son yirmi yılını Atina'da geçirdi. Stoa öğretisinin temel ilkelerine bağlı kalmakla birlikte, eski Stoacılığın katı yanlarını yumuşatarak hümanist bir içerik kazandırdı.

    Öteki önde gelen Stoacılara göre daha az yazdığı sanılan Panaitios'a verilen beş incelemeden hiç biri günümüze kadar ulaşmamıştır. Etikle ilgili konuları ele aldığı Peri tou Kathekontos (Ödev Üzerine) adlı yapıtı Cicero'nun De Officiis'inin (Ödevler Üzerine) esin kaynağıdır. Öteki yapıtları arasında Peri Apatheias (Duygusuzluk Üzerine) ve Peri Ekpyroseos tou Kosmou (Dünyanın Ateşle Son Bulması Üzerine) sayılabilir. Panaitios'un en önemli öğrencisi Apameia'lı Poseidonios'tur.
     
  3. Marcus Tullius Cicero Kimdir?

    Marcus Tullius Cicero (M.Ö. 106 - M.Ö. 43), (Lâtin) Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar. Felsefe öğrenimini, Epikürosçu Phaedros, Stoacı Diodotos ve Akademi'ye bağlı Philon'dan almış olan Cicero'nun önemi, Yunan düşüncesini daha sonraki kuşaklara aktarmasından oluşur. Bilgi kuramı açısından, kesinliğe bağlanmak yerine olasılıkların yolunu izlemeyi yeğleyen, buna karşın ahlak alanında, dogmatik bir tavır sergileyip, Stoacılara ve bu arada Sokrates'e yönelen Cicero, Latincenin felsefe dili olarak gelişmesine katkı yapmış ve bu arada, dinsel görüşleri açısından daima agnostik kalmıştır.

    Hayatı

    3 Ocak M.Ö. 106 yılında Arpinum'da doğmuştur. Çocukluğundan itibaren harika bir öğrenci olmuş, eğitime olan tutkusu ve sevgisi ile ünlenmiştir. Yoğun bir hukuk öğrenimi görmüş, daha sonraları ise edebiyat ve felsefeyle daha çok ilgilenmeye başlamıştır. Savaşı hiç sevmezdi, yine de orduya katıldı. Mahkemelere başkanlık yaptı, ünlü ve başarılı bir hukukçu oldu. Daha sonraları ise konsül oldu, daha önce ailesinden hiçbir kimse konsül olmamıştı, yani o bir novus homo idi. M.Ö. 60 yılında Sezar, ilk Triumvirliği başlattı. M.Ö. 58 yılında Publius Clodius Pulcher'in koyduğu yasa ve aralarında gelişen sürekli muhalefet yüzünden İtalya'yı bir yıllığına terk etti. M.Ö. 50'li yıllarda, Cicero popülist Milo'yu Clodius'a karşı destekledi. Sonra 50'li yılların ortasında Clodius Milo'nun gladyatörleri tarafından Via Appia'da öldürüldü. Cicero Milo'yu savundu, bariz kanıtlar yüzünden pek başarılı olduğu söylenemez. Nitekim Milo sürgüne gitti ve uzun bir süre Marsilya'da yaşadı.

    M.Ö. 50 yılında Sezar ile Pompey arasındaki gerilim iyice artmıştı, Cicero bu yıllarda Pompeius'in tarafını tuttu, yine de Caesar'ın düşmanı olmak istemiyor buna göre daha yumuşak bir politika izliyordu. M.Ö. 49 yılında Caesar İtalya'yı işgal ettiğinde, Cicero kaçmak zorunda kaldı. Daha sonraları Caesar onun geri dönmesi için ikna etmeye çalışınca, Cicero İtalya'yı terk ederek Selanik'e gitti. M.Ö. 48 yılında Pompeius taraftarlarıylaydı, bu dönemde onlarla arası açıldı, Ceasar'ın Pharsalus'daki zaferinin ardından Roma'ya geri döndü. Caesar'ın hükümranlığı altında sesini çıkarmadı, yazılarına konsantre olmuştu.

    M.Ö. 45 yılının Şubatında kızı Tullia öldü. Hayatı boyu bu şoktan kurtulamadı.

    M.Ö. 44 yılında Caesar öldürüldü. Bu dönemde popülaritesi arttı, Senato'nun en güçlü, en sözü geçer adamı haline geldi. Sezar'dan sonra giderek güçlenen Marcus Antonius'yi sevmiyordu. Yine de Marcus Antonius ve Cicero dönemin en güçlü iki adamı olarak diğerlerinden daha öne çıkıyordu. Caesar'ın veliahdı Octavianus İtalya'ya varınca, Cicero Antonius'a karşı onu savunmaya başladı. Sürekli Antonius'u eleştiriyor, Octavianius'u ise övüyordu. Senatus'u da Antonius'a karşı kışkırtmıştı. Cicero'nun ününün doruğuydu bu dönemler. Zamanla Cicero'nun Antonius'a olan kini arttı, kafasındaki plan hem Octavianus hem de Antonius'u aradan çıkarmaktı. Ama bu ikisi Lepidus ile beraber ikinci Triumvirliği kurunca, Cicero'u devlet düşmanı ilân ettiler. Cicero kaçtı, fakat yakalandı. M.Ö. 43 yılının 7 Aralık günü başı kesilerek idam edildi. Başı ve elleri Forum Romanum'daki Rostra'da gösterildi.

    Çalışmaları

    Konuşmaları


    Hiç kuşkusuz Cicero'yu bu kadar büyük ve ünlü kılan özelliği onun inanılmaz hatipliği idi. Toplam 88 konuşması kayda geçirilmiş, bunlardan sadece 58'i bugüne ulaşabilmiştir.

    Politik Konuşmaları

    Pro Lege Manilia veya De Imperio Cn. Pompei (M.Ö.66)
    De Lege Agraria contra Rullum (M.Ö.63)
    In Catilinam I-IV (M.Ö.63)
    Pro Marcello (M.Ö.46)
    Pro Ligario (M.Ö.46)
    Pro Rege Deiotaro (M.Ö.46)
    Philippicae (M.Ö.44)

    Felsefesi

    Retorik

    de Inventione (M.Ö.84)
    de Oratore (M.Ö.55)
    de Partitionibus Oratoriae (M.Ö.54)
    de Optimo Genere Oratorum (M.Ö.52)
    Brutus (M.Ö.46)
    Orator ad M. Brutum (M.Ö.46)
    Topica (M.Ö.44)

    Diğer Felsefi Çalışmaları

    Epistulae
    de Republica (M.Ö.51)
    Hortensius (M.Ö.45)
    Lucullus or Academica Priora (M.Ö.45)
    Academica Posteriora (M.Ö.45)
    De Finibus, Bonorum et Malorum (M.Ö.45)
    Tusculanæ Quaestiones (M.Ö.45)
    de Natura Deorum (M.Ö.45)
    de Divinatione (M.Ö.45)
    de Fato (M.Ö.45)
    Cato Maior de Senectute (M.Ö.44)
    Laelius de Amicitia (M.Ö.44)
    de Officiis (M.Ö.44)
    Paradoxa Stoicorum (M.Ö.-)
    de Legibus (M.Ö.-)
    de Consulatu Suo (M.Ö.-)
    de temporibus suis (M.Ö.-)

    Commentariolum Petitionis (M.Ö.- , Cicero'ya atfedilse de büyük ihtimalle kardeşi Quintus Tullius Cicero tarafından yazılmıştır.)

    NOT: Cicero Klasik Latince'de "Kikero" şeklinde, Caesar ise "Kayzar" şeklinde okunur. Latince bir ismin İngilizcede farklı, Fransızcada farklı, İspanyolcada farklı yazılıp, farklı telaffuz ediliyor olması oldukça kafa karıştırıcı olacağından insan, ülke ve şehir adlarının asıllarındaki gibi yazılması ve okunması olabilecek en uygun ve akademik yöntemdir.
     

Bu Sayfayı Paylaş