Orotoryo Nedir

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda Mavi_Sema tarafından 12 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Orotoryo Nedir konusu Solo, koro ve çalgı için yazılan, oyun öğesi içermeyen kutsal nitelikteki müzik yapıtıdır.

    Opera gibi oratoryo da barok döneme özgü bir müzik biçimidir. Yapısı gereği motet, kantat, operaya yaklaşan bu türün başlıca özelliği, sahnelemeye başvurmamasıdır.

    Oratoryo, (İtalyanca: Oratorio), 16. yüzyılın ikinci yarısında Roma'da ortaya çıkan, hem kiliseyle, hem de tiyatroyla ilgili müzik türü. Lirik, epik ve dramatik türleri olan oratoryonun motet'le çile ile (paston), kantat ve kimi zaman da operayla yakınlığı vardır.

    Kaynağı kesin olarak bilinmemekle birlikte, çileyi anlatan dini şarkıların oratoryoyu ortaya çıkardığı düşünülmektedir. Obrecht, Sermizy ve Lassus çile'lerini besteledikleri sırada "dramatik diyalog" ilkesine uydular. 1563'e doğru Oratorium Tarikatı'nın kurucusu Aziz Filippo Neri, Anomuccia, Palestrina ve Soto da Langa'dan sonra da Felice Anerio'dan, San Girolamo della Carita veya Santa Maria in Vallicella kilisesinde düzenlediği dini toplantılar için Laudi spirituali'ler yazmalarını istedi. Oratoryo terimi işte buradan gelir.

    Türkiye'de bu alanda yapıt veren besteciler arasında özellikle Adnan Saygun ile Nevit Kodallı’nın adlarını saymak gerekir. Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu (Yunus Emre’nin şiirleri üstüne) ile Nevit Kodallı'nın solo, koro ve büyük orkestra için Atatürk Oratoryosu (Cahit Külebi'nin bir şiiri üstüne) gibi yapıtlar, oratoryonun dinsel konular dışına çıkabileceğini gösteren yapıtlardı.

    Tarihçe
    1600'de Emilio dei Cavaileri, Santa Maria in Vallicella'da, daha sonraları Agazzari ve Laudi'nin yazdıkları gibi gerçek bir ruhani opera olan Rappresentazione di Anima Corpo'yu (Ruh ve Bedenin Temsili) icra ettirdi. Carrisimi ise daha çok İncil ve Tevrat hikayeleri yazarak, bunlarda serbest melodi ile recitativo arasında tam bir denge kurmayı başardı: İtalya'da ve yabancı ülkelerde birçok besteci onu örnek aldı: Napoli'de Scarlatti, Viyana'da Caspar von Keril ve Fransız M.A. Charpentier.

    Napoli Okulu
    Bütün opera bestecileri oratoryolar yazdılar: İtalya'da Draghi, Stradella, A. Scarlatti, Lotti, Caldara ve Jommelli. Almanya'da ise, Heinrich Schütz, kutsal senfonilerinde ve Noel Oratoryosu'nda Monteverdi'yi sürdürüyor ve Johann Sebastian Bach'ı müjdeliyordu. Bu arada birçok öğrenci yetiştirdi. Provenzale ile Alessandro Scarlatti tarafından kurulan Napoli okulu 17. yüzyıl sonunda ve yüzyıl boyunca Venedik ve Roma okullarını gölgede bıraktı. Bu okula bağlı olanların bellibaşlıları: İtalya'da Piccinni, Anfossi, Galuppi ve Sacchini, sonraları Cimarosa, Paisiello, Salieri, Paer ve Zingarelli; Orta Avrupa'da Gassmann Kozeluh, Holzbauer, Josef Haydn, Wagenseil, Mozart, onları Beethoven devrine kadar izleyen Naumann, Himmel, Dittersdorf, Weigl ve Simon Mary.

    Almanya'da Oratoryo
    Alman oratoryosunda koronun büyük bir yer tutmasına karşılık, İtalyan operasında koro ikinci planda kaldı. Oratoryoyu Hamburg'a 1715'te Mattheson soktu. Onun, İncil ile ilgili bestelerinden otuziki oratoryosu ile Händel ve Çileleri ile Noel Oratoryosu (kır kantatları dizisi) gibi ölümsüz şaheserleri olan Johann Sebastian Bach ilham aldılar; Keiser, Telemann, Schieferdecker, Kunzen'ler C.P.E. Bach İsraeliten in den Wüsle (İsrailliler Çölde, 1775), İsa'nın ölümü, Händel estetiğini örnek alan oratoryolar bıraktılar. Haydn ise, konusunu Tekvin'den ve Milton'ın Kayıp Cenneti'nden alan Die Schöpfung (Yaratılış, 1798), ardından da Die Jahreszeiten'i (Mevsimler) yazdı.

    Fransa'da Oratoryo
    Fransa'da ise Mondonville'in Fransız oratoryoları aslında büyük motetlerdi. Persuis, Davesnes, Gossec, Edelmann, Rigel, Vogel, Le Noble, Le Sueur, dini bestelerine tasviri bölümler kattılar. Almanya'da 1803'te Beethowen Christus am Olberge (İsa Zeytin Dağında) adlı eserini verdi. Bundan kısa bir süre sonra da Mendelssohn, Schumann, Brahms, Liszt ve Dvorjak yeni şaheserler yarattılar. Fransa'da ise Cesar Franck Berlioz Gounod'nun eserleri sayılabilir.

    Modern Oratoryo
    Modern oratoryo besteleri arasında Fransa'da V. d'Indy, Debussy, Gabriel Pierné, Milhaud, Arthur Honegger (Kral Davut), Cl. Delvincourt (Lucifer) senfonik oratoryo geleneğini sürdürdüler. İtalya'da yeni klasikçilerden Raimondi, Perosi, Tebaldini ve Bossi'nin yanı sıra, uluslararası bir anlatıma ulaşmak isteyen Respighi ile Molipiero, İngiltere'de Elgar ile izleyicileri Delius, Bantock, Maclean, Holst, Vaughan Williams, Britten, Walton ve Berkeley, Belçika'da Sylvain ve Albert Dupuis, Léon Jongen, Ryelandt, Paul Gilson, İsviçre'de Gagnebin ve Frank Martin (Golgotha, İsa'nın Doğuşu), Joseph Lauber Herman Suter, Polonya'da Szlmanowski, Çekoslovakya'da Martinu, Brezilya'da da Villa-Lobus sayılabilir.

    Türk Oratoryoları
    Batı tekniğiyle beste yapan Türk müzisyenleri oratoryo türünde bazı eserler verdiler. Bunlardan en önemlileri, Ahmet Adnan Saygun, metni Yunus Emre'nin şiirlerine dayanan Yunus Emre Oratoryosu (1946) ile Nevit Kodallı'nın, Cahit Külebi'nin uzun bir şiiri üzerine bestelediği Atatürk Oratoryosu'dur (1953). Bu eserler, oratoryo türünün, dini konular dışında rahatlıkla taştığını göstermektedir.
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Oratoryo nedir ?
    oratoryo hakkında ansiklopedik bilgi..


    kısaca oratoryo: çeşitli konuları içeren düzenli eserlerin koro ve orkestra için bestelenmiş şekli.

    dataya inersek: ahmet say'ın müzik sözlüğü (müzik ansiklopedisi yayınları, istanbul 2002) oratoryo hakkında zengin bilgiler içeriyor. ahmet say, oratoryonun tanımını, "solo şarkıcılar, koro ve orkestra için, belirli bir metin üzerine bestelenen çok bölümlü sahne eseri." şeklinde yaparak oratoryonun tarihçesini, önemli simalarını da veriyor. başlangıçta dinsel özellikte olan ve tiyatro ögelerini de içeren oratoryonun, opera sanatının din dışı konuları işlemesine seçenek olarak kilisenin desteğiyle 17. yüzyılın başlarında 'dinsel eser' yönüyle biçimlenmeye başladığını ifade eden yazar, italyan besteci giacomo carissimi'nin (1605-1674) sahnede hareketi, dekor ve kostümü tümüyle terk ederek oratoryoyu tiyatro ögelerinden arındırdığını ve ona bilinen biçimini verdiğini belirtir.

    "çeşitli müzik tarzlarını içinde barındıran oratoryo, temel ilkeleri itibariyle tiyatro ögelerinden uzaktır. bu yüzden 17. yüzyıl oratoryolarında historicus (anlatıcı) konumundaki kişiler, konuyu açıklama, olayları aydınlatma bağlamında açıklama yapıyorlardı. anlatma görevi bazen de koroda oluyordu. koro, dramatik ve destansı ilkelere dayanan oratoryoda önemli bir işlev görür.

    "oratoryo, j.s.bach ve g.f.haendel'in eserleriyle çıkış yapmış, sonra da 'kilise müziği' geleneklerinin ötesinde bir yol izlemiş, din dışı konulara da yönelmiştir. oysa terim, bu formun doğuş nedenlerine uygun olarak latince 'orare' (dua etmek) sözcüğünden kaynaklanır.

    "italyanca oratoria, 'dua salonu'" (bkz. ahmet say, müzik sözlüğü)

    20. yüzyılın en önemli oratoryoları arasında elgar'ın 'gerontius'un Düşü' (1900), stravinski'nin 'oedipus rey' (1927), benjamin britten'in 'war requiem' (1962) adlı eserleri anılır.

    italya'da doğup gelişen oratoryo, başlangıçta hıristiyanlık ögeleri içeriyor ve âdeta kilise müziği olarak inkişaf ediyordu. fakat sonraları bu özelliğinden sıyrılarak evrensel bir form kazanmıştır. adnan saygun, yunus emre (1946), ali doğan sinangil, mevlâna (1973) adlı oratoryoları yazmışlardır. eğer içeriği sonsuzluğa uzanıyor, ebedî olan'ı, aşkın (müteal) olan'ı terennüm ediyorsa, oratoryo modern bir mesnevîdir bir anlamda.

    bugün okullarda müzik, türkçe ve edebiyat öğretmenlerince çeşitli oratoryolar sergilenmektedir. istanbul'un fethi'ni, istiklâl savaşı'nı, çanakkale destanı'nı, mehmet akif ersoy'un hayatını ifade eden oratoryolar hazırlanıp sunulmaktadır.

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş