Ordu ili mesudiye kasasi

'Ordu Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 16 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Ordu ili mesudiye kasasi konusu ORDU İLİ MESUDİYE KASASI

    TARİHÇE
    İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl “Bilgi Çağı” olacaktır. Bu asırda kültür alışverişlerinin ve sosyal değerlerin hızlandığı apaçık ortadır.
    Tarihi mirasından habersiz olan insanların, başka toplumların kültüründen etkilenmesi daha çabuk ve kolay olmaktadır. Daha sonra bu insanlarda iç çatışma ve kimlik bunalımı başlayacaktır. Dolayısıyla okuma-yazmada Avrupa kriterlerini yakalamış olan Mesudiye insanının kendi tarihlerini ve kültürlerini öğrenmedeki hassasiyetlerini bu satırların yazılmasını sağladı.
    20. yüzyılda yapılan arkeolojik araştırmalar Anadolu’nun çok eski bir yerleşim bölgesi olduğunu ortaya koymaktadır. Mesudiye M.Ö. II. Binin başlarında Anadolu’da hükümran olan Hitit ve Urartu Krallıklarının sınırı içinde gözükmektedir.
    Daha sonra M.Ö. 670 yıllarında bölgemize Miletos’lular hakim olmuşlardır. Miletoslular daha sonraki yıllarda Pontuslular’la iç içe yaşayarak onlarla bütünleştiler. Pontus Kralının M.Ö. 63-88 yıllarında Romalılara yenilmesiyle bu bölge Roma İmparatorluğunun bir eyaleti haline gelmiştir.
    Bölgemize Türkler ilk defa kavimler göçü esnasında gelmeye başladılar. (M.S.450) Ancak bu yerleşim sınırları ve mahiyeti hakkında bilgimiz çok sınırlıdır.
    Anadolu Selçuklularından sonra, Danişment Gazi’nin kendi adıyla kurduğu Danişmentli Devletinin fütühatıyla yöremiz Türk-İslam hakimiyetine girdi. (1095-1175).

    Moğollar’la Selçuklular’ın Kösedağ’da savaşından sonra bu yöre İlhanlılar’ın eline geçmiştir. 1344 yılında İlhanlılar’ın hakimiyetinin sona ermesiyle Oğuz boyları Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bağımsız yönetimler kurmaya başlamışlardır.
    Şimdiye kadar Ordu ve Mesudiye ile alakalı yıllarda, bir çok ansiklopedi ve yayınların tümünde, Ordu ve Mesudiye yöresinin Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461 yılında Trabzon ile birlikte fethedildiği yazılıdır.
    Dolayısıyla araştırmacı olmayıp sadece yaşadıkları bölge hakkında bilgi edinmek isteyen hemşehrilerimiz maalesef yanlış bilgi sahibi olmuşlardır.
    Altını çizerek söylemek gerekirse Mesudiye ve yöresi Osmanlılar tarafından değil 1380’li yıllarda Oğuz Çepni beylerinden Hacıemiroğulları tarafından fethedilmiştir.
    Daha sonra 1427 yılında Osmanlılar bu bölgeyi ilhak etmişlerdir.
    Hacııemiroğulları’nın fethiyle birlikte bu bölgeye Oğuzlar’ın Çepni, Döğer, Eymür, Karkın, Ala-yuntlu, Bayındır ve İğdir boyları yerleşmiştir. Bu boylar çoğu yere kendi isimlerini veya fetihte yararlılık gösteren askerlerin yada komutanların ismini vermişlerdir. Mesela İğdir dağı ismini İğdir boyundan, Musalı köyü ismini bu köyü fetheden komutandan almıştır.
    Mesudiye’ye ait elimizdeki en eski belge 1455 tarihli Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel müdürlüğündeki Tapu Tahrir Defteridir. Bu defter değerli hemşehrimiz Prof. Dr. Bahattin YEDİYILDIZ tarafından neşredilmiştir. Ayrıca 1427 yılında yapılan tahrir defteri olan Hızır Paşa Defteri’nin henüz nerede olduğu tespit edilememiştir.
    Bu bölge ile ilgili Osmanlı belgeleri değerli hemşehrimiz Dr. Hüseyin ERDOĞAN tarafından titizlikle tespit edilmektedir. Pek yakın zamanda bu belgeler oluşturduğumuz bir komite tarafından yorumlanarak siz değeli hemşehrilerimize sunulacaktır.
    18. yüzyıl sonlarından itibaren Mesudiye bölgesine Rum ve Ermeniler göç etmeye başladılar. Bir Rum Pontus Devleti hayal etmişler fakat nüfusları asla %10 bulamamıştır. Osmanlı Devleti’nin zayıflamasını fırsat bilerek isyana kalkışmışlar, bu girişimleri başarılı olmamış ve Lozan antlaşması ile söz konusu Rumlar Yunanistan ile mübadele edilmiştir.
    1912 yılında Mesudiye’de 15905 erkek ve 14169 kadın olmak üzere 30074 kişi yaşamaktadır.
    1927-28 Türkiye Cumhuriyeti Salnamesi’ne göre Mesudiye’nin sosyo-ekonomik yapısı şöyledir: Mesudiye kazası Gebeme nahiyesi ile 75 adet köye sahiptir. 125000 dönüm arpa, 1750 dönüm mısır, 200 dönüm patates ziraatı yapılmaktadır. 3680000 kg. arpa, 20000 kg. mısır, 2000 kg. patates üretilmektedir. 317 beygir, 394 kısrak, 536 merkep, 22 katır, 5560 inek, 6259 öküz, 1476 manda, 18030 koyun, 102454 keçi bulunmaktadır.
    1935 yılında yapılan genel nüfus sayımında Mesudiye’de 12482 erkek, 14207 kadın olmak üzere toplam 26689 kişinin yaşadığı tespit edilmiştir.
    1940 yılı sayımına göre Mesudiye’de merkezde 1696 kişi olmak üzere 29657 kişi yaşamaktadır.
    1945 yılı sayımına göre merkezde 1662 kişi olmak üzere 31856 kişi yaşamaktadır.
    1950 yılı sayımına göre merkezde 1942 kişi olmak üzere 33714 kişi yaşamaktadır.
    1955 yılı sayımına göre merkezde 2234 kişi olmak üzere 35392 kişi yaşamaktadır.
    Mesudiye yöresi Osmanlılar döneminde nahiye olarak Milas ismiyle anılmaktadır. Bölgenin ağır şartları ve büyüklüğü nedeniyle idari yapı olarak çok değişiklik arz etmektedir. Karahisar-ı Şarki’ye bağlı olarak çok uzun yıllar nahiye olan Milas Karahisar-ı Şarki’nin sancak olmasıyla 1256 yılından sonra kaza olmuştur. Yavadı (Yeşilce Beldesi), Gebeme (Topçam Beldesi), Hatunviran (Bayırköy), Yastura (Yeşilçit), Lağus (Güzle), Çavdar, Yavşan ve Parçı (Üçyol Beldesi) nahiye merkezliği yapan köylerimizdir.
    Kaza merkezi Parçı köyünden alınarak 1863 yılından sonra şenlendirilerek Pazar yeri olarak kullanılan bugünkü Mesudiye’ye 1876 yılında nakledildi. Ecdadımızın padişaha yazdıkları arzuhal ile (3 Za 1293) 20 Kasım 1876 tarihinde Milas ismi Hamidiye olarak değiştirildi.
    1908 yılında Hamidiye ismi Mesudiye olarak değiştirilmiştir.
    1899 yılında belediye teşkilatı kurularak Aliçavuşoğlu Mustafa Bey ilk belediye başkanı olmuştur.
    20.05.1933 gün ve 2197 sayılı kanunla Mesudiye ilçesi Şebinkarahisar’dan alınarak Ordu iline bağlandı.
     

Bu Sayfayı Paylaş