Onlar hakkında yanlış bildiklerimiz(sizofren)

'Psikoloji' forumunda KaRDeLeN tarafından 9 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Onlar hakkında yanlış bildiklerimiz(sizofren) konusu [​IMG]
    Mit: Şizofreni kişilik bölünmesi veya çok kişilikli bozukluktur.
    Gerçek: Şizofreni çoğu zaman kişilik bölünmesiyle karıştırılır. Bunlar aynı şey değildir. Karışıklık 'Şizofreni' sözcüğünün Yunanca 'akıl bölünmesi' anlamına gelmesinden kaynaklanır. Bireyin düşünme ve hissetme süreçlerinin parçalanması veya bölümlenmesi bir bozukluktur, ama insanın iki ayn kişiliğe ayrışması anlamına gelmez. 'Şizofren' sözcüğünün halk içindeki kullanımı çelişik niteliklerin bir karışımıdır ve doğru psikiyatrik kullanımdan bütünüyle farklıdır.



    Mit: Şizofreni hastalarının zeka sorunu vardır.
    Gerçek: Şizofreni ve zeka geriliği bütünüyle farklı durumlardır. Şizofreni zeka ne düzeyde olursa olsun ortaya çıkabilir ve genellikle de becerikli ve yaratıcı insanlarda gelişir. Şizofreni konsantrasyon zayıflığı ve soyut düşünme zorluğu gibi bilişsel sorunlara neden olabilir; ancak zekayı bir bütün olarak etkilemez.



    Mit: Şizofreni hastalan asla iyileşmez.
    Gerçek: Bazı şizofreni hastalan tamamen iyileşebilir, bütün psikotik belirtiler kaybolur ve hastalıktan önceki fonksiyonlara kavuşurlar. Kimileri ise bazı belirtiler göstermeye devam etmekle birlikte tatminkar ve üretken bir yaşam sürebilir, toplum içinde bağımsız olarak var olabilirler.
    Şizofreni hastalarının yaklaşık üçte biri ise anlamlı bir iyileşme göstermemekte ve bir kuruma yatınlmalan gerekebilmektedir.



    Mit: Şizofreni bulaşıcıdır.
    Gerçek: Bulaşma korkusu şizofreni hastalarından uzaklaşmaya neden olur. Bulaşma korkusu aile üyeleri, akıl sağlığı görevlileri ve tedavi merkezlerinin de damgalanmasına sebep olur. İnsanların şizofreniden kurtulamayacakları yanlış görüşü umutsuzluğa ve çıkmaza yol açar. Hasta olan yakınların terkedilmesi söz konusu olabilir. Şizofreninin gelişimi çok önemli farklılıklar arzedebilir. Kimi kişiler hafta veya aylarla ölçülen hastalık devreleri yaşarlar, bu devreler arasında belirtiler tamamen kaybolur. Bazı hastalarda belirtilerin dalgalandığı ve süreklilik taşıdığı ama yoğunluğun azalabildiği bir seyir görülebilir.



    Mit: Şizofreni hastalan bir kuruma yatırılmalıdırlar.
    Gerçek: Yakın dönemin araştırmaları, şizofreni hastaları için psikiyatri hastanesinde sürekli bakım altında olmayı içeren ve topluluk içinde yaşamanın desteklenmesi gibi yaratıcı seçeneklere uzanan bir dizi olasılık olduğunu göstermektedir


    Mit: Şizofreni hastaları kendi tedavilerine ilişkin kararlan kendileri alamazlar.
    Gerçek: Çoğu şizofreni hastası kendi tedavilerine ilişkin karar alma sürecine katılım açısından hem istekli hem de yeteneklidir. Hastalığın başlangıcında veya nüks dönemlerinde kişilerin karar almayla ilişkili zorlukları olabilir. Bir kişinin karar alma yeterliliği hastalık süresince değişim gösterebilir. Araştırmalar hasta ve ailesinin karara dahil edilmelerinin sonucu olumlu etkilediğini ve tedavi planının hasta tarafından kabul edilme olasılığını yükselttiğini göstermektedir. Şizofreni hastaları ve ailelerinin de tedavi hizmetlerinin planlanmasında ve sağlık personelinin eğitiminde önemli rolleri vardır.




    Mit: Şizofreni hastaları genellikle şiddete başvurur.
    Gerçek: Akıl hastalıkları ile şiddet çoğu zaman birbiriyle bağlantılı olarak düşünülür. Medyanın sansasyonel haber verme yöntemi hastaların damgalanmasını arttırmaktadır. Televizyon ve sinemada çizilen deli katil portreleri ayıplanmayı gerektirmektedir. Bir diğer faktör 'psikotik' ve 'psikopat' gibi psikiyatri terimlerinin yaygın yanlış kullanımıdır. Akıl hastasının neden olduğu şiddet hakkındaki basmakalıp fikirler halkta korku yaratmakta ve hasta toplumdan dışlanmaktadır.​




    Akıl hastaları genelde aynı popülasyon içindeki sağlıklı insanlardan daha az tehlikelidir. Şizofreni hastalarında şiddet içeren suç oranı biraz daha fazladır, ama bu tür eylemler uygun tedavi görmeyenler tarafından yapılmaktadır. Aslında şizofreni hastaları başkalarından ziyade kendi kendilerine yönelik şiddet eğilimi taşırlar. Şizofreni hastalarının % 40-50'si intihar denemesinde bulunur, %10'u başarıya ulaşır.
    Şiddet hakkındaki basmakalıp yaklaşımlara ilişkin aşağıdaki iki nokta akılda
    tutulmalıdır:
    1. Tedavi şiddet riskini oldukça azaltır.
    2. Şizofreni hastalarının toplumdaki suç oranına katkıları düşüktür.​




    Mit: Şizofreni hastalarının çoğu çalışamaz.
    Gerçek: Şizofreni hastalan, hastalık belirtileri var olsa bile çalışabilir. Araştırmalar önemli akıl hastalıkları geçiren kişilerin çalışmaları halinde daha iyiye gittiklerini göstermektedir. Bir işte çalışmak ile kişinin hastalığının ciddiyeti arasında kesin bir bağ bulunmamaktadır. İngiltere ve Amerika'da yürütülen araştırmalar şizofreni hastalarının herhangi bir işte çalışmaları halinde hastane dışında yaşamayı tercih ettiklerini göstermektedir. Birçok şizofreni hastası tam zamanlı işlerde çalışabilecek durumdadır, kimileri için ise yan zamanlı veya gönüllü çalışma tercih edilmelidir, iş rehabilitasyonun parçasıdır. Kişinin kendine güvenini arttırır, topluma yeniden bağlar ve zamanını dolduracak anlamlı bir yol sunar.​




    Mit: Hapishane şizofreni hastaları için uygun bir yerdir.
    Gerçek: Hapishaneler psikiyatrik hizmetler için uygun olmayan mekanlardır. Akıl hastası mahkumlar tedavi görmez veya çok az tedavi görebilir. Dahası bu kişiler "çifte cezaya" tabidir. Eğer genel hapishane nüfusuna dahil edilirlerse, anormal davranışları diğer mahkumlar tarafından istismar edilmelerine yol açacaktır. Koruma amacıyla ayrı tutulduklarında ise her tür toplumsal temas olanağını yitirecekler ve hastalık belirtileri kaçınılmaz biçimde kötüye gidecektir.​




    Şizofreni ile okulda ve işte ve ilişkilerde yüzleşmek Bugün okula, işe giden, çocukları ve eşleri olan bir çok kişiye şizofreni tanısı konulmaktadır. 1994 Nobel Matematik Ödülü sahibi, John Nash, otuz yıl şizofreni ile yaşamıştır. Destekleyici bir çevre ve uygun ilaçlar, tedavi ve teşvik sunarak şizofreni tanısı konmuş insanların toplumumuzun üretken üyeleri olmasını sağlayabiliriz. Ancak şizofreni hastalarının televizyonda, filmlerde ve diğer medya araçlarında yanlış tanıtımı, bu insanlara vurulan damganın devam etmesine neden olmakta ve ayrımcılığı körüklemektedir. Bir hastanın söylediği gibi, "Bacağınız kırılıp hastaneye giderseniz insanlar size çiçek yollayıp ziyaretinize gelir. Akıl hastalığı yüzünden hastaneye giderseniz çiçek yollamazlar, ziyaret de etmezler."​
     

Bu Sayfayı Paylaş