olmeyen sevgi

'Aşk Hikayeleri' forumunda DilzaR tarafından 1 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    olmeyen sevgi konusu Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi… Gözleri şöyle
    bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup
    sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı.
    Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan
    kırmızısı güller… Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler, buram
    buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemliside özlem ve hasret
    kokuyordu güller… Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor
    gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, ”
    Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum ” dedi. Az sonra sevdiğini
    göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya baslamıştı. Ne zaman onu düşünse,
    onunla bulusacağını hayal etse kalbi yine böyle yerinden çıkacakmış gibi
    oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikiside sevgisinden hiç
    birsey kaybetmemişti.. Onları hiç birsey ayıramazdı… Ne hasret, ne
    ayrılık, nede ölüm… Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç
    kalmıştı, 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için
    dakikalarca önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Ama sevdiği
    her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu. Herkesin bir
    kusuru olurmuş diye düşündü… Ve gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denize
    dikti.. Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza olan aşkı gibi
    denizinde sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu…Aslında bugün onlar için çok
    özel bir gündü. Kendi aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı önce bunu
    sevdiğine açmış, sonrada gidip 2 tane yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir
    günde bari onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok
    biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hala yaşlı
    idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Herşey bu kadar güzelken neden
    ağlıyorlardı ki? İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak,
    kucaklaşacaklardı…Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını
    atacaklardı. Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can
    atıyordu… Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara… Ne
    kadar güzel dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam.
    Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hemde çok… Bu kadar
    geç kalmaması gerekiyordu. İşte hergün burada buluşmak için sözleşmiyorlar
    mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattığı
    masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz
    vermiyorlar mıydı? O zaman neden gelmemişti yine??… Aklına kötü düşünceler
    gelmeye başladı. Hayır.. hayır..olamazdı. Sevdiğine birşey olamazdı. Onsuz
    hayat yaşanmazdı ki… O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç
    adam. Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını
    kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki
    kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan. Artık
    bıkmıştı… Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba diye düşünmeye
    başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi. 7 senedir hergün bu
    sahildeydi, sevdiğini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak
    gibi oluyordu. Gözlerinden 1 damla daha yaş güllerin üzerine damladı… Yine
    gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı…Hiç
    olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu… Genç
    adam ayağa kalktı. Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki
    kabristana doğru yürümeye başladı..
     

Bu Sayfayı Paylaş