Okuma bayramı ile ilgili piyesler - Okuma bayramıyla ilgili piyes

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda Mavi_Sema tarafından 13 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Okuma bayramı ile ilgili piyesler - Okuma bayramıyla ilgili piyes konusu Okuma bayramı için piyesler, okuma bayramı skeçleri, okuma bayramı etkinlikleri, okuma bayramı ile ilgili piyesler


    ALIŞVERİŞ CANAVARI


    OYUNCU KADROSU:

    1. Arzu (Kız)

    2. Ertan (Erkek)

    3. Kaynana (Kız)



    DEKOR: Olay markette geçmektedir.Market dekoru için raflar, malzemeler ve kasa.



    (Oyun adamın eşini elindeki zincirli saatle hipnoz etmeye çalışmasıyla başlar. Kadın gözleriyle adamın elindeki saati takip etmektedir.)



    Ertan:_Relax hayatım… Relax hayatım… Relax hayatım… Daha az alışveriş, cebimizde daha çok para, relax hayatım… Daha az alışveriş, cebimizde daha çok para, relax hayatım…

    Arzu:_ (Biraz etkilenmiştir. Kafasını sallayarak uyanır.) Çek şunu Ertan , beni alışveriş yapmayayım diye hipnoz mu ediyorsun?

    Ertan:_Napiyim yani markete girdin mi çıkmak bilmiyorsun, ne var ne yoksa topluyorsun.

    Arzu:_ Ne yani, ben ihtiyacımız olan şeyleri alıyorum.

    Ertan:_Peki geçen alışverişte ne yapmıştın? Raftakilerle birlikte rafları da söküp gelmiştin. Poşetten iki tane de raf çıktı.

    Arzu:_ Ne var yani araya iki raf sıkıştıysa?

    Ertan:_Bak hayatım sakin olacaksın. Unutma aldığın her şeyin parası bizden çikacak tamam mı? Evet şu an korkulacak bi şey yok. Annene haber vermediğimiz iyi oldu. O da gelseydi hiç bi şey kalmazdı raflarda.

    Arzu:_ Sen benim anneme alışveriş manyağı mı demek istiyorsun?

    Ertan:_ Evet diyorum, neyse ki buralarda görünmüyor.

    Kaynana:_Hu hu meraba ben geldim.

    Arzu:_ Anneciğim biz de senden bahsediyorduk.

    Kaynana:_ Alacağınız olsun sizin, bana haber vermezsiniz ha. Neyse ki kapıcı sizin alışverişe gittiğinizi söyledi de koştum geldim.

    Ertan:_ Ulan kapıcı.

    (Alışverişe başlarlar.)

    Ertan:_ Hayatım unutma. Promosyonlara aldırma.

    Arzu:_ Hayatım bak ne aldım: Lastik zinciri.

    Ertan:_ Buyrun işte dakika bir gol bir. Hayatım bizim arabamız yok ki…

    Arzu:_ ama bu promosyon. Çim biçme makinesi alana lastik zinciri bedava.

    Ertan:_ hayatım bizim çim biçme makinesine ihtiyacımız yok ki…Bizim çimimiz bile yok. Biz apartman katında oturuyoruz unuttun mu?

    Arzu:_ Olsun bulunsun, ilerde olur hayatım.

    Kaynana:_ Bak bebek puseti alana öküz yemi bedava.

    Ertan:_ Aaa…

    Kaynana:_ Aman niye bağırıyorsun evladım.

    Ertan:_ On kiloluk öküz yemini napıcaz biz. Bizim öküzümüz yok ki…Ay bana bi şeyler oluyor.(Bayılacak hale gelir.)

    Arzu:_ Sakin ol hayatım. Ne oldu sana. Al bakiyim şu tansiyon ilacından.

    Ertan:_ Nihayet işe yarar bi şey aldınız.

    Arzu:_ Otuz tane çadır alana tansiyon ilacı veriyorlar.

    Ertan:_Otuz tane çadırı napıcaz. Biz bedevi miyiz.

    Arzu:_ İndirimde hayatım, promosyon, promosyon.

    Kaynana:_ Damat damat bak ütü aldım.

    Ertan:_ Anneciğim bizim ütümüz vardı, niye aldın ki? İki tane ütüyü napıcaz.

    Kaynana:_ Tencere kapağının yanında verdiler.

    Ertan:_ Benzini napıcaz.

    Kaynana:_ Kapı kolu alana bu benzin bedava.

    Ertan:_ Bu kapı koluna da mı para verdiniz?

    Kaynana:_ Evladım o da bedava. Bursa işi bıçak alana kapı kolu veriyorlar.

    ( Adam kibrit kutusunu eline alır bakar.)

    Kaynana:_ Aaa bak bütün bu eşyaları neyle aldım biliyor musun? Kibritle. Bi kibrit alana bu kadar eşya bedava.

    Ertan:_ Anneciğim bu kibrit ne kadar.

    Kaynana:_ 200 YTL.

    Ertan:_ Biraz pahalı değil mi anneciğim.

    Kaynana:_ Sen nasıl olsun istiyordun?

    Ertan:_ Demek birazcık pahalı kibrit kutusuyla bu kadar eşya aldınız. Ben de bu promosyon kibritle kendimi yakmaz mıyım?

    (Adam benzini üstüne döküp kibriti yakmaya çalışır.)

    Arzu:_ Hayatım bak çakmak getirdim, bununla yak.

    Ertan:_ Sağol Arzucum. Beni ne kadar çok seviyormuşsun. Arzu o yanındaki kim?

    Arzu:_ Valla billa promosyon.

    Ertan:_ Arzu o yanındaki kim?

    Arzu:_ Bu mu? Barbaros. 200 YTL alışveriş yapan herkese bunu veriyorlar.

    Ertan:_ Arzu sen beni boynuzluyor musun?

    Arzu:_ valla promosyon. Bak hayatım bunu alana bu bıçağı da hediye ediyorlar.

    Ertan:_ Bu promosyon bıçağıyla ikinizi de delik deşik edeceğim.

    Kaynana:_ promosyon manyağı nolcak.

    (Adam elinde bıçakla onları yakalamaya çalışır.Karısıyla kaynanası kaçışır. Adam bi yandan da bağırır.)

    Ertan:_ kefen reyonuna gidin kefen reyonuna. Yanında promosyon olarak imam da veriyorlarmış. Ölümünüz bedava olacak.
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    ANNE, ÇOCUK, BABA



    Baba treni sürerek sahneye girer, seyircinin farkına varırmış gibi toparlanır, kapı zilini çalar..



    BABA – Da da rat dat dat dara dat dat...

    ANNE – (Kapıyı açar) Şrak.

    BABA – Nerdesin karıcığım? İki saattir dara dara dat dat.

    ANNE – İçerde işim vardı biraz.

    BABA – Neyse hadi... E nasılsın bugün.

    ANNE – Ay iyiyim de dur şu kapıyı kapatıyım.

    BABA – Hadi kapat.

    ANNE – Şrak..

    BABA – Sen iyisin değil mi yani bugün hiç yorulmadın, sıkılmadın..

    ANNE – A, ne diyorsun, iyi olmaz olur muyum.. bütün bulaşık, çamaşır, yemek hepsi bende ayol!

    BABA – Uu, selam verdik borçlu çıktık. Ya karıcığım bütün mekanik yardımcıların var daha ne istiyorsun yani?

    ANNE – Ama bana mekanik yardımcılar yetmiyo ki canıım..

    BABA – A doğru yetmez, sana senin gibi biri lazım (Kadın onaylar) Öyle mi?...... Tamam... ben o zaman onu getireyim, seni göndereyim..(Kadın üzerine yürür) Ayy şey yani dilim sürçtü. İkiniz birlikte çok iyi şeyler yaparsınız. Benim yuvamı yaparsınız. Neyse, canım..

    ANNE – Ha canım..

    BABA – Bizim bebek burada değil mi?.... Çağırsana şunu bak ne aldım ona!

    ANNE – Ayy ne güzel şey bu böyle. Aman aman aman, dur çağırayım... Oğlum, yavrum, gel, gel, bak baban sana ne almıış.

    ÇOCUK – Ne almış?

    BABA – Haaaa, Cİ!

    ÇOCUK – Aaaa

    BABA – Nasıl? Bayıldın değil mi köftehor? Ha? Hadi gel.

    ANNE – Hadi oynayalım.

    ÇOCUK – (Treni eline alır sürmeye başlar) Biiip.

    BABA – (Çocuğun eline vurarak) Dıt! Kıracaksın. Kırarsan gözünü patlatırım haaa!

    ANNE – Oyna da biraz çocuk öğrensin bari.

    BABA – Doğru, doğru, bak da öğren hergele, bak nasıl oynanıyor..... Şimdi bu çuf çuf, düt düt. Biraz sonra istasyonda duruyor tamam mı?

    ÇOÇUK – Tamam.

    BABA – Daha sonra da attalara gideceeek.. Anladın mı? (Çocuk başını sallar) İyi, güzel..

    Dikkat dikkat Anadolu ekspresi birinci perondan hareket etmek üzeredir.

    ÇOCUK – (Treni babanın elinden alır) Biiip..

    (Baba çocuk gibi ağlamaya başlar)

    BABA – Ya, ya banane ya, banane banane banane.... Ühüü, hep böyle yapıyosun yaa...

    ANNE – Oğlum, dur be çocuğum! Oyun bozanlık yapma! (Babaya) Gel hadi yavrum gel, hadi ama, gel oynayalım.... (Kızgın) Aaa hadi ama! (Yumuşak) Hadi canım hadi..

    BABA – Geliyim değil mi?

    ANNE – Gel ayol..

    BABA – İyi

    ANNE – Hadi

    BABA – (Treni alır, çocuğa) Sia!.............Dikkat dikkat Anadolu ekspresi birinci perondan hareket etti, geç kaldınız.. (güler)

    ANNE – Ayol, sen şey ol..

    BABA – Ne olayım?

    ANNE – Genç adam, ben de karısı olayım. Seni uğurlamaya gelmişmişim.

    BABA – Şu işe bak yahu, kafan da ne çalışır ha, böyle şeylere, vallahi sen benden çok yaşıyceksin ha. Tamam iyi hadi bakalım. Ben şimdi genç adamım.

    ANNE – Ben de genç kadınım.

    BABA – Nallahaısmarladık Nalan..

    ANNE – Güle güle Muradım..dım..dım

    BABA – Nakkını nelal et, ben gidiyorum.

    ANNE – Nelal olsun... Nayır!

    BABA – Nevet!

    ANNE – Nayır!

    BABA – Neveet, gitmeliyim.....Nevet!

    ANNE – Nayır (Koluna sarılır, çöker)

    BABA – Gitmeliyim biliyorsun.

    ANNE – Nayır, Muradım..dım..dım.

    BABA – Nayır, sana gitmeliyim diyorum.

    ANNE – (Ağlamaklı) Nayır!

    BABA – Nevet!

    ANNE – Nayır!

    BABA – Nevet!

    ANNE – Nayır!

    BABA – Neveeet!

    ANNE – Nayır!

    BABA – Kalk! Kalk, bak can, sen beri beri hastasısın, nastasın sen, nasta olduğun için de sana nilaç lazım, nilaç için de para!..... Bak, sana bir şey olursa çocuğumuz ne yapar? Zaten o da kazıklı kızamık. Onu kim bakacak, söyler misin bana? Nevet, şimdi ben gidiyorum.

    ANNE – Nayıır

    BABA – Para bulmaya gidiyorum. Feriköy’deki bor fabrikasını soyacağım.

    ANNE – (Ağlamaklı) Nayır

    BABA – Nevet. Tek korkum ne biliyor musun Nalan?

    ANNE – (Ağlamaklı) Ne?

    BABA – Tek korkum, Komser amcam Hulusi Kentmen’le, onun sağ kolu Süheyl Eğriboz’un beni enselemesi. Nevet. Tek korkum bu... Nelveda..

    ANNE – Nelveda!

    BABA – (Treni çocuğun elinden alır) Ver şu treni çocuk.

    ANNE – Nayır! Muradım..dım..dım.

    BABA – Gitmeliyim

    ANNE – Gitme!

    BABA – Nelveda!

    ANNE – Nelveda!

    BABA – Nakkını nelal et!

    ANNE – Nelal olsun!

    BABA – Kendine iyi bak..

    ANNE – Sen de pencereden bak

    BABA – Nolur! Çuf..çuf....çuf....çuf..çuf..çuf... Hangi kapıyı çalsaaam, karşımda buruk acı, sevmek korkulu rüya, yalnızlık büyük acı. Hangi kapıyı çalsam, karşımda buruk acı, karşımda buruk acı, karşımda buruk acı..(Anne ve baba ağlamaya başlarlar, birden kahkahaya dönüşür)

    BABA – Harikaydın!

    ANNE – Vallahi sen de harikaydın! (Birbirlerine sarılırlar)

    ÇOCUK – Anne, baba, sizin ee eeee saatiniz gelmiş, haydi odanıza...
     
  3. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    OKUMA BAYRAMI


    YUSUF : Yollarda ne kalabalık? Beş dakikalık yer için bir saat sıra bekle. Havadan gitmek daha kolay. Trafik memuru falan yok. Kırmızı, yeşil, lambalar yok. Haydi bakalım doğru ev! Vuuuu! Vuuuu!

    DENİZ : Annen nerede evladım?

    YUSUF : Çarşıya gitti teyze?

    DENİZ : Çarşıya mı gitti?

    YUSUF : Evet teyzeciğim.

    DENİZ : Off, yoruldum! Bir dakika şuraya oturayım. Bugün okul yok mu YUSUF?

    YUSUF : Vaaar?

    DENİZ : Ya sen niçin gitmedin?

    YUSUF : Şey? Şey? Bugün benim yaş günüm de?

    DENİZ : Yaş günün mü? A evladım, günün yaşı, kurusu olur mu?

    YUSUF : Bu gün bir yaşıma daha girdim de?

    DENİZ : Yaaa! Allah yaş bereketi versin?

    YUSUF : Size de teyzeciğim.

    DENİZ : Annen de nerede kaldı? Ona bir mektup okutacaktım. Oğlumdan geldi. Biz vaktiyle okuyup yazmadık. Şimdi bir mektup için başkalarına muhtaç oluyoruz. Bak makine ile yazılmış, sen de okuyabilirsin. Al, oku da ne yazmış, öğreneyim?

    YUSUF : Se?.. se?? se?? sev??sev???sevgi??. sevgili?? a??a???an?..anne.

    DENİZ : Aman evladım, bu nasıl okumak? Bak, senenin sonu yaklaştı, sen hala sökemiyorsun? Okula düzgün devam etmeyenin hali budur. Ah ah ! Şimdiki aklım olsaydı okulu bir gün kaçırmazdım; kitapları, dergileri harıl harıl okurdum? Annenin geleceği yok. Senden de hayır yok? Gidip başka bir kapı çalayım bari?

    Evladım, yaş günün, kuru gün deme de, derslerine çalış. Başkalarına muhtaç olmak çok acı, çok acı?

    YUSUF : Bu komşu da mektup okutacak zamanı buldu.

    Sen de ne zaman geldin?

    ALPER : Şimdi geldim.

    YUSUF : Kapıyı kim açtı?

    ALPER : Kapı açıktı. Bir kadın çıkıyordu. O çıktı ben girdim. Annen giderken dükkana bir şeyler ısmarladı. Onları getirdim. Ama hepsi sizin değil. Bazıları da şu komşuya gidecek. Bu kağıdı oku da hangileri sizinse bırakayım.

    YUSUF : Bugün de talihimiz okumaktan açıldı.

    Kes?..kes?.kes?..kesme?.

    ALPER : Kesme şeker, kesme şeker? Kaç kilo?

    YUSUF : Ne bileyim ben?

    ALPER : Usta kağıda yazmamış mı?

    YUSUF : Yazmış ama?

    ALPER : Yazmış ama sen okuyamıyorsun.

    YUSUF : Al, sen oku?

    ALPER : Ben okusaydım bu yaşta çırak olur muyum? Sözde sen okula gidiyorsun. Şimdiye kadar okuman, yazman gerekti. Demek, ya tembellik ediyorsun yahut da okuldan kaçıyorsun?

    YUSUF : Okuldan kaçılır mı hiç?

    ALPER : Okula giden, derslerine çalışan bir çocuk benim gibi bir bakkal çırağı karşısında böyle kem küm eder mi? Neyse, gideyim bari? Oyuncakların güzel ama, sen bunları hak etmemişsin? Allahaısmarladık.

    YUSUF : Artık çırakların da diline düştük.

    ÖMER : Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet? Yazıyoooor?

    YUSUF : Kapı da bugün ne işledi, ne işledi?

    ÖMER : Babanın gazetesini getirdim, evde yok mu?

    YUSUF : Yok, dah gelmedi?

    ÖMER : Yazık, kısmet bizim değilmiş. Gelir gelmez müjdeyi sen iste?

    YUSUF : Hoppalaaa! Gene okuma? Dur, bakayım? Me?? me??.me??me

    ÖMER : İlkbahar kuzuları gibi niçin meliyorsun? Şunu birden okusana.

    YUSUF : Okunaklı yazmamışlar ki?

    ÖMER : Amma da yaptın ha! Harfler Hasan Paşa fırınının simitleri kadar. Bunu da sökemezsen küçük yazıları nasıl sökersin?

    YUSUF : Amaaaan ! Bu kara kara yazıları gördükçe gözlerim kararıyor?

    ÖMER : Kararır ya? Şu oyuncakları sevdiğin kadar kitabı, kalemi, defteri sevseydin böyle olmazdı. Neyse fazla konuştuk. Hoşça kal?

    YUSUF : Şey, dur gitme? Babana müjde ver, diyordun.. Neydi o?

    ÖMER : Hah hah hay! Okuyup yazamayanlar işte böyle bir çok fırsatlar kaçırırılar.

    Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet? Yazıyoooor?

    YUSUF : Hain çocuk, şu müjdeli haberi söyleseydi ne olurdu sanki? Acaba kendim sökebilir miyim? Me?. Me?. Me?.. mur?.mur?.memur. hah söktüm. Memur, diyor. E ne olmuş memurlara? Za?..za?..zam?. Memurlara zam. Tam söküyordum yine kapı çalındı.

    BÜŞRA : Evde kimse yok mu?

    YUSUF : Ben varım ya işte?

    BEYZA : Yalnız başına evde oturmaktan sıkılmıyor musun, YUSUF?

    YUSUF : Yalnız değilim ki, bakın bir sürü oyuncaklarım var?

    BÜŞRA : Bu oyuncaklar arkadaşlarının yerini tutar mı?

    YUSUF : Tutmaz ama, eğleniyorum işte?

    BEYZA: Eğlencenin de sırası var. Müdürümüz babana bu mektubu gönderdi. Okula devam etmeyişinin nedenini soruyor? yakında karnelerde verilecek. Yine senin ki zayıf, pek zayıf?

    YUSUF : Ben elimden geldiği kadar çalışıyorum.

    BÜŞRA : Çalışsan karnen hep pekiyi olur. Yazıdan bile zayıf alıyorsun.

    YUSUF : Ben almıyorum. Öğretmen öyle veriyor. Hem yazıdan kolay ne var? İsterseniz şu kağıda yazayım da görün.

    BEYZA : Öyle belli olmaz. Şimdi ben size bir şey söylerim. İkinizde yazarsınız. Sonra karşılaştırırız.

    YUSUF : Haydi yazalım?

    BÜŞRA : Ben de şu kağıda yazayım?

    BEYZA : Hazır mısınız? Yazın bakalım. ? vapur?

    YUSUF : Ne gülüyorsunuz, beğenemediniz mi? Hangisi vapura daha çok benziyor? Allah aşkına doğru söyleyin?

    BÜŞRA : Sen de bizim gibi her gün okula gitseydin, öğretmeni dinleseydin böyle geri kalmaz gülünç olmazdın?

    BEYZA : Haydi arkadaşım, gidelim artık?

    YUSUF : Gitmeyin gitmeyin. Şimdi hepinize bir söz vermek istiyorum.

    Sevgili büyüklerim, arkadaşlarımın başarısı bana kuvvet verdi. Tembelliğimden utandım. Artık her gün okula gideceğim. Onlardan geri kalmayacağım. Çalışkan bir çocuk olmaya karşınızda ant içiyorum.
     

Bu Sayfayı Paylaş