Okul İle baŞlayan rahatsizliklar...

'Psikoloji' forumunda DilzaR tarafından 26 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Okul İle baŞlayan rahatsizliklar... konusu OKUL FOBİSİ YAŞAYAN ÇOCUKLARIN,BAŞ VE KARIN AĞRILARI BULANTI İŞTAHSIZLIK KEYİFSİZLİK UYKU DÜZENİNDE BOZUKLUK ALT ISLATMA GİBİ SORUNLAR YAŞAYABİLECEKLERİ HATIRLATILDI.

    Çukurova Üniversitesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Songül Tümkaya, çocukların okula adapte olmaları ve okul korkularını yenmeleri için ebeveynler ile öğretmenlere önemli görevler düştüğünü söyledi.

    Çocukların okul korkusuna anlayışla yaklaşılması uyarısında bulunan Tümkaya, aile ve öğretmen işbirliği içinde adım adım okula alıştırılması gerektiğini ifade etti.

    Tümkaya, okula başlayacak çocuklar için bu yeni ortamın, anne ve babaların tahmin ettiğinden çok daha fazla önemli olduğunu belirterek, Ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun, okulun açıldığı ilk günlerde çocuk bocalayabilir, uyum güçlüğü çekebilir dedi.

    Okul açılıncaya kadar henüz yazılı kurallarla tanışmamış olan çocukların, ailesinden ayrıldığı ilk günlerde hem bu kurallar sistemine, hem de tanımadığı insanlara uyum sağlamakta güçlük çekebileceğini anlatan Tümkaya, şöyle konuştu:
    Ancak bu uyum süresi çocuğun özellikleri, anne-baba tutumu ve öğretmenin yaklaşımına göre her birey için değişebilir. Okul kavramı, okul öncesi eğitimi alan çocuklarda daha erken oluşmakta. Bu nedenle ailelerin koşulları uygun ve olanaklar söz konusu ise çocuğunu, bireysel becerilerini geliştirmek ve doğal ihtiyaçlarını kontrol edebilme yeteneği kazanması için okul öncesi eğitim kurumuna göndermelidir.

    Tümkaya, çocuğun okula uyum sağlamada güçlük çekmesinin anneye aşırı bağımlılık, özgüven eksikliği, çocuğun okul kavramını yeterince öğrenememiş veya yanlış öğrenmiş olması gibi nedenlerin yanı sıra ailenin, çocuğun okula başlamasını çocukluktan yetişkinliğe doğru geçiş olarak algılaması ve bunu çocuğa hissettirmesinin de etkili olacağını kaydetti.

    Doç. Dr. Tümkaya, anne, baba ve öğretmen arasındaki tutum farklılıkları, aile içerisindeki huzursuzluklar, ailede yeni bir kardeşin doğması, bir yakınının ölümü veya hastalığı, ailenin ev değiştirmesi, göç etmesi, çevre değişikliği, okulda öğretmen veya arkadaşlarınca küçük düşürülme ve korkutulma, okul ve öğretmen değişikliği gibi nedenlerin de okula uyum sağlamada zorluklara neden olabileceğini anlattı.

    ÇOCUKLAR SIKILIRSA
    Tümkaya, eğitime yeni başlayan çocukların her gün okula gitmeleri gerektiğini keşfettikten sonra sıkılmaya başlayabileceğini belirterek, böyle bir problemle karşılaşıldığında çocuğun anlayabileceği bir dilde okul günleri, tatiller gibi konularda bilgilendirilmesinin yararlı olacağına dikkati çekti.

    Bu tür problemleri azaltmak için özellikle yeni okula başlayacak çocuklara aşırı ders yüklenmemesi gerektiğini söyleyen Tümkaya, Okul başlangıcındaki eğitim oyun ağırlıklı olmalı. Öğretmen yeni öğrencilere oyun ilişkileriyle yaklaşmalı ve onların okula alışmalarını sağlamalı. Anne ve babalar ile öğretmenler çocuğun okul korkusunu yenmesi konusunda ortak hareket etmeli dedi.

    Tümkaya, çocukla kurulacak oyun ilişkisinin okulda ilk kazanılması gereken ve ileriki yıllarda yarar sağlayan bir ilişki olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
    Çocuk oyun sayesinde hem okulla sıcak bir diyalog içine girer hem de kendine toplumda yer edinmesini öğrenir. Ayrıca oyunun kurallarını toplumun kurallarıyla özdeşleştirerek, toplumun kurallarını da benimsemiş olur. Yapılan araştırmalarda, anne ve babaların çocukla ilişkilerinde aşırı koruyucu ve kollayıcı bir tutum takınmalarının çocukta pasif ve bağımlı kişilik geliştirmesine yol açtığı ortaya çıktı. Bunun yanı sıra, ebeveynlerin korku ve endişesinin çocuğa yansıması, özgüven eksikliği nedeniyle çocuğun anne-babadan ayrı kaldığında başına bir şeyler gelebileceği korkusunu yaşaması, çocukların ebeveynlerinin kendisini terk edeceği korkusuna kapılması okul fobisini geliştirebiliyor.

    Okul fobisi yaşayan çocuklarda, baş ve karın ağrıları, bulantı, iştahsızlık, keyifsizlik uyku düzeninde bozukluk, alt ıslatma gibi sorunlar yaşanabileceğini vurgulayan Tümkaya, Bu belirtiler özellikle sabahları ve okula gitme saatlerinde ortaya çıkıp yoğunlaşıyor. Belirtileri dikkate almayan aile ve öğretmenlerin hatalı tutumları çocuğun okul korkusunun pekişmesine yol açıyor dedi.

    Doç. Dr. Tümkaya, okul fobisi yaşayan çocuklara anlayışla yaklaşılması gerektiğini belirterek, kızmanın ve dayak atmanın sorunu daha da ağırlaştırdığını, çocuğu kolundan tutup zorla okula götürmenin de bir çözüm olmadığını kaydetti


    BİR OKUL FOBİSİ HİKAYESİ...

    İki çocuğum var. Ablasından sonra sıra oğluma geldiğinde büyük bir heyecanla okul arayışına girdik. Pek gözde olan bir okula başvurduk. O okula kayıt yaptırmak için yüklüce bir kayıt parası verdik. İçimiz rahattı artık. Herkesin gıptayla baktığı bu okula çocuğumuzu yazdırmıştık, kafamız sekiz yıl boyunca rahat olacaktı. Eşim ev kadını, ben ise bir aile şirketinde çalışıyordum. Oğlum güle oynaya 1.5 ay okula gitti. Ama ne olduysa, neden olduysa, bir gün sabahları okula gitmemek için bahaneler uydurmaya başladı. Bize hep korktuğunu, onu yalnız bırakmamamız gerektiğini söylüyor, neredeyse yalvarıyordu. Sınıfı 50 kişilikti.

    ÖĞRETMENLER DURUMU ŞIMARIKLIK OLARAK ALGILADI

    Zaman geçtikçe sabahları kábus olmaya başladı. Sabah ağlaya ağlaya annesiyle okula gidiyor, ama sınıfa girmeyi reddediyordu. Öğretmenleri, idareciler, hatta okul müstahdemleri bu durumu "şımarıklık" olarak algılıyor, hem bizi hem çocuğu aşağılıyorlardı. Okulda rehber öğretmen yoktu. Ne yapacağımızı şaşırdık. Çocukla konuştuk. Sonunda, ilk gün güle oynaya okula giden çocuk, öğretmeninin kulağını çektiğini, sınıfındaki hiperaktif bir çocuğun kendini korkuttuğunu anlattı. Korkuyordu, asla okula gitmek istemiyordu. Annesiyle sabahları okul bahçesinde bekleyip, sınıfa girmeden eve dönüyordu. Bu süreç uzayınca Rehberlik Araştırma Merkezi'ne gittik. Pek sonuç alamadık. Sonunda bir psikiyatrın kapısını çaldık. Oğlumun "okul fobisi" yaşadığını öğrendik.

    Bu kez okula annesi değil, ben götürdüm. Hafta başında çocuklar sırayla sınıfa giriyorlardı. Oğlum da arkadaşlarıyla sıraya girdi. Sınıfa doğru yönelince ondan izin kopararak, çıktım. Arabamı çalıştırıp gidecekken bir baktım ki, peşimden sapsarı bir halde, ağlayarak koşuyor, yanıma gelmek için yalvarıyor. 7 yaşındaydı ve büyük acı yaşıyordu. Benim de eşimin de bu süreçte sinirlerimiz harap oldu. En ufak bir şeyde sinirleniyor, birbirimize bağırıyorduk. Bütün gece "Acaba yarın ne yapacak, okula gidecek mi?" diye düşünüyorduk. Tek önemli şey vardı, o da oğlumdu. Kızımı, işimi, çevreyi, başka sorunları hep bir kenara bırakmıştık. Ya okul yaşamı bitecek ya da devam edecekti. Artık devlet okulunda bunun mümkün olmadığını gördük Çünkü sınıfa da bizi istiyor, yanında olmamızı bekliyordu.

    SINIFA GİRMESE DE BAHÇEDE BEKLİYORDUK

    Devlet okulunda bizi sınıfa almadılar. Biz de imkanlarımızı zorlayarak çevredeki okulları araştırdık. Birinin kapısını çaldık. Durumu anlattık. Kaydımızı yaptırdık. Oğlum için en zor olan, sabah evden çıkış kısmı idi. Ama, biz kararlıydık. Her sabah okula gitmek istemese de okul kıyafetini giydirip okulun kapısına kadar gidip bahçesine giriyorduk. Çoğu zaman sınıfa girmeden kapıdan döndük, ama her sabah okulun kapısına gittik. Bazen arabanın içinde saatlerce sohbet ettik. Bazen öğretmeni de arabaya geldi, onu elinden tutup sınıfa götürdü. "Korkuyorum, yapamıyorum" dedikçe, ağladıkça, biz daha kararlı olduk. Geceleri uyumak istemiyor, uykusunda kábus görüyordu. Okul anlayışla karşıladı ve bizi de oğlumla birlikte sınıfa kabul etti. Artık hor görülmüyor, aşağılanmıyor, oğlumuza "şımarık" gözüyle bakılmıyordu hiç değilse.

    ARKA SIRADA 7 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARLA DERS DİNLEDİK

    Sabahtan öğlene kadar ben, öğleden sonra annesi sınıfta bize ayrılan sandalyede oğlumuzu bekliyorduk. Arka sırada 7 yaşındaki çocuklarla birlikte ders dinliyorduk. Oğlum bizim orada olmamızın verdiği güvenle dersi dikkatle dinliyor, biz orada yokmuşuz gibi davranıyordu. Teneffüslere çıkarken arkadaşlarıyla koşuyor, oynuyor, hiçbir şey yokmuş gibi hareket ediyordu. Sınıftaki bu nöbet tam üç yıl sürdü. Diğer çocuklar yaşları küçük olduğu için durumun pek farkında değillerdi. Zaten onlara da anne babalık yapıyorduk. Sınıfa psikiyatrımızın önerisiyle girdik. Çünkü çocuk bizi göremeyince anında kendini kaybediyor, titreme, üşüme geliyor, dudakları morarıyordu.

    DİĞER ÖĞRETMENLER GÖRMESİN DİYE KORİDORDA SAKLANIRDIK

    Oğlum, ilköğretim dördüncü sınıfa geçtiğinde onu koridorda beklemeye başladık. Sınıfın kapısı aralıktı ve bizi görecek mesafede oturuyordu. Bizim orada olduğumuzu görünce rahatlıyordu. Ama bizim için her şey çok zordu. Kendi öğretmenimiz durumu bildiği için sorun yaşamıyorduk, ama okuldaki diğer öğretmenler bize tuhaf tuhaf bakıyordu. Bazen "Yine mi bekliyorsunuz, daha alışamadı mı?" diye alaycı sorularla karşılaşıyorduk. Teneffüste onlara görünmemek için koridorda saklanırdık. Oğlum okula alışınca biz de önce sınıftan, sonra koridordan ve sonra da okuldan uzaklaştık. Oğluma okulun bir köşesinde onu beklediğimizi söyledik. Ama onu sabah bırakıp, akşam çıkışta okula dönmeye başladık. Bizim o köşede beklediğimizi sanıyor, kendini güvende hissediyordu. Geçen yıla kadar bu durum devam etti. İkinci dönemden sonra artık sabahları onu bırakıyorduk. Akşamları kendisi yürüyerek eve geliyordu.

    OĞLUM HOR GÖRÜLMESİN DİYE ÇEVREDEN DURUMU SAKLADIK

    Bu durumu hep çevremizden sakladık. Çocuk hor görülür, aşağılanır diye korktuk. Damgalanmasından endişelendik. Sadece çok yakınımızdakiler ve okuldaki öğretmenler durumu biliyordu. Bu okul fobisi bizden çok şey götürdü. Sinirlerimiz yıprandı, eşimle birbirimize karşı kırıcı olduk. Sosyal hayatımız bitti. "Çocuğun üzerine çok mu düştük, çok mu bize bağımlı yetiştirdik?" diye kendimizi suçladığımız oldu. İsyan ettiğimiz anlar az değildi. Her uzun tatil öncesi büyük stres yaşardık.

    Şu an pek sorunumuz yok. Ama biz bu konuda savaşmaya, mücadele etmeye karar verdik. Ya bir ömür boyu heba olacak, ya da okuyacaktı. Biz sabrettik. Şu anda da tam iyileşti diyemiyoruz. Bundan sonra da imkánlarımızı zorlayıp desteğimizi sürdüreceğiz. Eğer kararlı olmasaydık, çocuğumuz bu yıl 7'nci sınıfa geçmezdi.
     

Bu Sayfayı Paylaş