Okul Öncesi Eğitim - ÇOCUKTA OYUN VE OYUNCAK

'Okul Öncesi Eğitim' forumunda Dine tarafından 1 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Okul Öncesi Eğitim - ÇOCUKTA OYUN VE OYUNCAK konusu Okul Öncesi Eğitim - ÇOCUKTA OYUN VE OYUNCAK


    Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları,kedi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemidir.

    Oyun, sonucu düşünülmeden, eğlenmek amacıyla yapılan hareketlerdir. Oyun,”iş”in karşıtı olarak düşünülmektedir; çünkü “iş” te belli sonuç söz konusudur.

    Piaget’ye göre oyun,bir uyumdur

    Oyunun Bedensel Değeri : Çocuğun kas sistemini geliştiren aktif oyun aynı zamanda çocukta biriken enerjinin boşalmasını sağlar. Bu enerjinin harcanmaması, çocuğun nörotik, içe dönük ve alıngan bit yapıya sahip olmasına neden olabilir.

    Oyunun İyi Edicilik Niteliği : Çocuğu tanımada değerli bir araç olan oyun, onun günlük yaşamda çevresinden aldığı uyaranların oluşturduğu gerilimden kurtulmasını sağlar.

    Oyun yoluyla çocuk, en derin duygu ve gereksinmelerini ifade olanağı bulmakta ve sorunlarını kendi kendine çözebilmektedir. Çocuk, bebekleriyle evcilik oynarken, evin çeşitli bireylerine olan duygularını bu yolla açığa vurabilmektedir. Örneğin; kardeşini kıskanan bir çocuk oyunlarında kardeşi rolündeki bebeği cezalandırabilir ya da dönmemek üzere seyahate gönderebilir.

    Oyunun Eğitimsel Değeri : Çocuk, çeşitli biçim ve boyutlardaki oyun malzemesiyle oynaya oynaya, renk, renk, boyut ve objelerin anlamlarını kavrar. Oyun çocuğun içinde bulunduğu yaşamı kavramasını, gerçekle gerçek olmayanı ayırabilmesini öğretir.

    Oyunun Toplumsal ve Ahlaki Değeri : Arkadaşlarıyla oynamak, çocuğa işbirliğini ve toplu yaşam için gerekli kuralları öğretir. Oyun yoluyla sosyalleşen, “ben” ve “başkası” kavramlarının bilincine varan çocuk, vermeyi ve almayı da oyun aracılığıyla öğrenir.

    Çocuğun toplum ve ahlak kurallarına uyum göstermesinde oyunun rolü büyüktür. Çocuk, ev ve okul çevresinde neyin doğru, neyin yanlış kabul edildiğini görür. Ancak bu tür kurallara uymanın zorunluluğunu oyun ortamında anlayabilir.

    OYUNDA KÜLTÜR, İKLİM VE CİNSİYET FAKTÖRÜ

    Oyunların oluşumunda iklimin, kültürün, cinsiyetin ve yaşın etkisi büyüktür. Belirli bir kültürdeki çocuklar, çoğu oyunu bir önceki kuşaktan taklit yoluyla öğrenirler. Oyunda kültür faktörü egemendir. Örneğin, Amerikan ve Japon çocukları üzerine yapılan bir araştırma, Amerikalı çocuklarda grup oyunlarının daha çok sevildiğini ortaya koymuştur. Yine Amerikalı çocuklar sadece küçük yaşlarda dramatik oyunlardan hoşlanırken, Japon çocuklarının bu tür oyunlardan daha uzun süre hoşlandıkları saptanmıştır.

    Oyun türünün seçiminde mevsim ve iklim koşullarının da etkisi büyüktür. Hareketli oyun ve sporu içeren oyun türleri serin mevsimlerde, daha az enerjiyi gerektiren spor ve oyun türleri ise sıcak mevsimlerde daha çok sevilir.

    Cinsiyet oyun seçiminde önemli bir başka etkendir. İstanbul çocukları üzerinde gerçekleştirdiğimiz araştırma bulgularında , cinsiyete göre en çok seçilen oyun türleri şu şekilde ayrılmıştır.

    Kızlar : İp atlamak, istop, yakartop, saklambaç, seksek, ebecilik
    Erkekler : Futbol, koşmaca, saklambaç, misket

    YAŞLARA GÖRE OYUNDA GÖRÜLEN GELİŞİM

    Oyun biçimlerinin insan gelişimine koşut olarak farklılaştığı görülür. İlk 2-3 aylık bebeğin oyun faaliyeti, çevresindeki insanlara bakmak ve yakınındaki objeleri yakalamak üzere hareketler yapmaktan ibarettir. Daha sonra çocuğun el ve kolundaki kontrol giderek artar. Çevresindeki objeleri yakalayıp inceleyebilir.

    2 yaşından itibaren çocuklar günlük yaşamlarını canlandıran dramatik oyunlara yönelirler. Başlangıçta kişileştirme (örneğin, bebeklerle konuşma), objeleri kullanma (boş bardaktan su içme) veya evcilik gibi tablolar dikkati çeker. Zamanla birey ya da hayvanları taklit etmeye başlar. Yaşıtlarıyla oynadığı dramatik oyunlarda baba, öğretmen gibi roller oynar.

    Oyun çocuğa kendini tanımayı öğretir. Oyun yoluyla kendi güçlerini sınamakta, atılıma girişmekte olan çocuğun, oynadıkça duyuları keskinleşir, yetenekleri gelişir, becerileri artar.

    Çocuk oyuna yalnızca büyüklerinden gördüğünü aktarmakla kalmaz, kendi algıladıklarına deneyimlerini de katarak sentezler yapar. Oyun, çocuğun yaratma ortamıdır.

    4-6 yaşlarındaki kızlar bebeklerine farklı elbiseler giydirip küçük sembolik evlerini eşyalarla süslerken, erkekler izledikleri bazı savaş serüvenlerini grup oyunlarına yansıtırlar.
    Oyun, gerçek dünyayla hayal dünyası arasında bir köprüdür.


    Oyun faaliyeti tek başına ele alındığında tüm gelişime koşut olarak, oyunda da belirgin bir evrim görülür. Oyundaki bu gelişimi, Parten kısaca şöyle özetler:

    Tek başına oynanan oyun
    Başka bir oyunu izleme
    Paralel oyun
    Birlikte oynanan oyun
    İşbirliğine dayalı oyun
    Piaget, oyun gelişimiyle bilişsel gelişim arsında yakın bir ilişki olduğunu savunur ve oyun gelişimini üç farklı evrede ele alır.
    Alıştırmalı oyun (doğumdan 18.aya kadar)(Emme,elleri açıp kapama)
    Sembolik oyun (2-6 yaş) (taklit)
    Kurallı oyun evreleridir.. (7-12 yaş) (kurallı oyunlar)

    Çocuğun oyun gereksinimini en iyi karşılayan toplumsal kurum, anaokullarıdır. Çocuk anaokulunda en iyi oyun ortamını bulur, işbirliğini geliştirir, yaşıtlarıyla ilişkiye girer. Anaokulu çocuğu, kendi hakkını korurken, paylaşmayı ve başkalarının özgürlüğünü zedelememeyi öğrenir.


    alıntı
     
  2. Dine

    Dine Özel Üye

    OYUNCAĞIN EĞİTSEL ÖNEMİ VE OYUN MALZEMELERİ

    Gelişim basamakları boyunca çocuğun hareketlerine düzen getiren, zihinsel, bedensel ve psiko-sosyal gelişimlerinde yardımcı olan, hayal gücünü, yaratıcı yeteneklerini geliştiren tüm oyun malzemeleri oyuncak olarak tanımlanabilir.

    Oyuncaklar, çocuğun doğal yeteneklerini geliştiren, böylelikle de büyük bir eğitimsel işlevi yerine getiren oyun malzemeleridir.

    Yine oyuncaklara bireyin toplum ve çevreyle olan ilişkilerini düzenleyen bir araçlar sistemi gözüyle bakılabilir.

    Oyuncaklar çocukların çeşitli renk, boyut ve şekilleri kavramalarına, sayısal ve yazınsal kavramlardan haberdar olmalarına yardımcı olur. Gelişimin her kesimini uyarmaları açısından oyuncaklar farklı yaş ve zihin düzeyindeki tüm çocuklar için gereklidir.

    Oyun malzemesine ilişkin çeşitli sınıflandırmalar yapılmıştır. Bu sınıflandırmalardan birine göre, oyun malzemesi beş ana grupta ele alınabilir:
    Birinci malzeme grubu, çocuğun etrafını saran dış dünyayı tanıması ve deneyim kazanmasına yardımcı olur. Bunların en önemlileri su, kum, toprak, çamur ve boyalardır.

    İkinci grup malzeme, çocuğun yaratıcı yeteneğini ve kendi kendini yönetebilme arzusunu uyaran, çamur, boya ve tebeşirlerdir.
    Üçüncü grup, çocuğun hayal gücünü uyaran bebek, bebek elbiseleri ve hayvanlardır.

    Dördüncü grup, çocuğun yetişkin becerilerini kazanmasına yardımcı olan fırça, süpürge, küçük ev eşyası gibi model oyuncaklardır.
    Beşinci grup, çocuğun bedensel ve zihinsel yeteneklerinin gelişimine doğrudan doğruya yardımcı olan jimnastik gereçleriyle, inşa oyuncaklarıdır.

    Oyunların yaş ve cinsiyete göre farklılık gösterdiğini ileri süren uzmanlar, aynı ayrımı oyuncak içinde kabul ederler.

    Başlangıçta çocuk, ses, şekil ve renklere karşı duyarlıdır. Böylelikle ilk ayların oyuncaklarını, görsel ve işitsel duyulara yönelen oyuncaklar oluşturur. 0-18 aylık çocukların oyuncakları kırılmayan, yumuşak, emniyetli ve tercihen yıkanabilir cinsten olmalıdır.

    18. aydan itibaren çocuk dünyasında, “keşif” ve “icat” evreleri önemli bir yer tutar. Bu nedenle çocuklar, farklı boyutlardaki blokları inşa etmekten ve çevrelerindeki çeşitli oyuncakları birleştirerek şekil oluşturmaktan büyük haz duyarlar.

    Eğitimsel değeri büyük olan oyun malzemelerinden biri de, “su” dur. Dokunma duyusunun gelişimini sağlayan önemli bir oyun aracı olan su, aynı zamanda çocuğa büyük bir haz verir. Deneyim ve keşif olanakları sağlayan su sayesinde utangaç çocuk uyarılır, saldırgan çocuk sakinleşir. Su, ayrıca çocuğun uzun süre dikkatini bir konu üzerinde toplamasına da yardımcı olur.

    Kum ve su 2 yaşından itibaren tüm yaşlar için temel oyun malzemeleridir.

    OYUNCAK SEÇİMİ

    Ülkemizde oyuncak seçimi konusunda, üç farklı sosyo-ekonomik ve kültürel çevreden seçilen 270 çocuk, 240 anne-babayla 52 eczacı ve oyuncakçıdan oluşan 562 deneğe uygulanan 3 ayrı anketle gerçekleştirilen araştırmada elde edilen bulguları şöyle özetleyebiliriz:

    Çocuklar tarafından tercih edilen renkler sırasıyla; kırmızı, sarı, yeşil ve mavidir.

    Oyuncak, en çok 4-6 yaş, yani okul öncesi çocukları için satın alınmaktadır.
    Anne babalar, kız ve erkek çocuklarına cinsiyet farkı gözetmeksizin oyuncak satın almaktadırlar.

    Anne babaya göre oyuncak seçiminde en önemli etken, oyuncağın yaş ve zihin gücüne uygun olmasıyla ihtiyacına cevap vermesiyken; oyuncakçıya göre harekettir.

    Oyuncak, anne babalara göre gerektiği zaman, oyuncakçılara göre yılbaşlarında daha çok satın alınmaktadır.

    Parasal olanaklar el verdiği takdirde ithal oyuncaklar tercih edilmektedir.
    Anne ve babalar, gerek oyunun, gerekse oyuncağın işlev ve önemini takdir etmektedirler. Ana babaların büyük bir bölümü, çocuklarıyla oyun oynamaya zaman ayırmaktadırlar.

    Oyuncak seçiminde koşullu ya da dolaylı da olsa çocuğun etkisi görülmekte, arzusu gerçekleştirilmektedir.
    Çocuklarca en çok beğenilen ses, bebek sesidir.
    Televizyon programları oyuncak seçimini etkilemektedir.
    Çocuklar bir oyuncak almak üzere harçlıklarından para biriktirmektedirler.

    BİLGİSAYAR OYUNLARI

    Bilgisayar oyunları, dar bir mekanda sıkışıp kalmasına neden olan bir bireysel oyundur. Oysa çocuk kolektif oyun oynama dönemine girmiştir ve bilgisayar oyunları onu arkadaşlarından uzaklaştırmaktadır.


    Dikkat, algı, göz, el koordinasyonu ve muhakeme gibi bazı zihinsel işlevlerin gelişiminde yararları bulunmasına karşın, bilgisayar oyunları çocuğun gerçek anlamdaki oyun faaliyetini ve sosyal gelişimini olumsuz etkilemektedir.

    OYUN KURAMLARI

    En eski kuram, oyunun dinlenme gereksiniminden kaynaklandığını ve yorgunluğu gideren bir faaliyet olduğunu savunan görüştür.

    Sonraları ilk gerçek oyun kuramını ortaya atan, Herbert Spencer, oyunu, fazla enerjinin harcanması olarak nitelendirmiş, böylelikle gerginliğin azalacağını savunmuştur. Spencer’e göre sağlıklı çocuklar, zayıflara oranla daha çok oyun oynamaktadırlar.

    Haeckel’a göre çocuğun oyunları eski kuşaklardan kalan faaliyetlerin bir parçasıdır.

    Stanley Hall’in Recapitulation (tekrar) Kuramı’na göre, bir birey yaşamı boyunca daha önce kendi türünün geçirmiş olduğu gelişme seyrinin aynını geçirecektir. Oyun, bunun açık bir belirtisidir.

    Karl Groos, 20. yüzyılın başında ortaya attığı kuramında, oyunun gerçek yaşama alışma egzersizi olduğunu belirtir. Oyun, bireyi günlük yaşamında karşılaşacağı zorluklardan korunmaya hazırlar. Groos, çocuktaki kavga gibi ilkel eğilimlerinin oyun yoluyla başarabildiğini kabul eder.

    Karr’a göre oyun, bedenin gelişimini sağlayan, uyarıcı bir etkendir. Bazı alışkanlıklar oyun yoluyla yinelenirken edinilir. Karr’a göre oyununun birde arındırma işlevi vardır. Oyun, bireyde var olan anti-sosyal eğilimlerden onu arındırır. Zararlı olan bu eğilimler oyun yoluyla kanalize edilir, yönlendirilir.

    Vygotsky, oyunu anlam çıkarma ve öğrenmeye yönlendirme olarak kabul eder. Oyunun çocukta neleri özgür kıldığını, neleri sınırladığını ortaya koymak istemiştir. Yine Vygotsky, oyunun haz verici özelliği olduğu kadar, kuralcı yanını da vurgulamıştır.


    Piaget’e göre oyun, egoyu bütünüyle tatmin eden bir eylem türüdür. Dolayısıyla çocuk, gerçek dünyada, gerçek durum ve nesnelerle baş etmesini öğrendiğinde, oyun davranışı kendiliğinden ortadan kalkar.

    Froebel ve Montessari gibi eğitimciler, oyunun doğal değil, amaçlı bir davranış olduğu görüşünü savunmuşlardır. Onlara göre çocuk, oyun aracılığıyla işbirliği, paylaşma ya da yetişkinlere itaat etme davranışlarını geliştirebilmelidir.



    KAYNAKLAR
    Haluk Yavuzer (Çocuk Psikolojisi ve Gelişimi)
    Haluk Yavuzer (Çocuğu Tanımak ve Anlamak)
    Ayşe Turla (Çocuk ve Yaratıcılık)
     

Bu Sayfayı Paylaş