Nysa Antik Kenti

'Türkiye Tatil Yerleri Hoteller' forumunda KaRDeLeN tarafından 9 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Nysa Antik Kenti konusu Türkiye'deki Antik Kentler - Nysa

    Aydın ili, Sultanhisar ilçesi sınırları içinde bulunan Nysa, önemli arkeolojik kalıntıları ile Eski Çağlarda özellikle eğitim alanında önde gelen bir kenttir. Nysa, eskiden Karia olarak adlandırılan bölgede, Büyük Menderes nehrinin (Meander) kuzeyinde, Aydın dağlarının (Messogis) eteğindeki bir akarsu vadisinin yamaçlarının her iki tarafında, Hellenistik devride kurulmuştur. Roma imparatoru Augustus (M.Ö. 27-MS 14) döneminde yaşamış olan ünlü coğrafyacı ve gezgin Amasya'lı Strabon (M.Ö.64-M.S.23), Nysa'daki Gymnasium'da eğitim görmüş ve kentin o dönemdeki görünüşünü bizlere anlatmıştır. Nysa'daki Gymnasium ve Kütüphane gibi yapı kalıntıları bize kantteki bilim ve eğitimin çok gelişmiş olduğunu göstermektedir.

    [​IMG]

    Strabon'a göre Nysa, ortasından geçen akarsu nedeniyle bir tür çifte kenttir. Antik kentin topografyası ve halen görülen kalıntılarının planları incelendiğinde, gerçekten de Starbon'un Nysa'yı çok iyi tanıttığı anlaşılmaktadır. Nysalılar kentin ortasından geçen bu akarsuyun üzerinde bir stadyum ile köprüler inşa ederek, kentin iki tarafını birbirine bağlamışlar ve böylece mühendislik bilimi alanındaki başarılarını ortaya koymuşlardır. Strabon nedeniyle Nysa, coğrafya biliminin geliştiği bir antik kent olarak da tanımlanabilir.
    Nysa'daki yapı kalıntıları, 1909 yılındaki kazılar sırasında oturma yerlerinin bir kısmı saptanmış olan yaklaşık 30.000 kişilik bir Stadyum, Tünel, Stadyum'un kuzeyinde güneyinde yer alan Roma köprüleri, Bizans dönemine ait kent surunun duvarları, Gymnasium, kütüphane, tiyatro Bazilika Roma hamamları ile antik kentin Bouleuterion'u (Meclis Binası) ile halen kısmen toprak altında kalmış olan Agora'sıdır. Nysa'nın nekropolü (mezarlığı) ise yaklaşık 4.5 km batısında bulunan ve eski bir kutsal yer olan Akharaka (bugün Salavatlı) yolu üzerinde antik kentin hemen batı tarafında ayeralan mezarlar halindedir. Bunlar bir cephe görünümü ortaya koyan yan yana dizilmiş iki katlı ve tonoz kemerli olan yapılardır. İçlerinde ve aralarında lahitler bulunmaktadır.

    Nysa'daki yapı kalıntıları, batıdaki modern arkeolojinin gelişmeye başlaması ile birlikte özellikle 18. Yüzyılın sonlarından başlayarak gezgin ve araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Daha sonra 1907 ve 1909 yıllarında antik kente gelen Alman Walther von Diest'in sistematik araştırmaları ile Dr. Heinrich Pringsheim'in yönetiminde Nysa'da ilk arkeolojik araştırmalar başlamıştır. Bunu 1921'de yunanlıların kısa süreli kazısı ve daha sonra da İzmir ve Aydın Müzelerinin kazıları takip etmiştir. 1990 yılından başlayarak T.C. Kültür Bakanlığı, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı adına başkanlığım altında Nysa'daki arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalara önümüzdeki yıllarda da devan edilecektir.

    Nysa'nın ülkemizin en güzel ören yerlerinden birisi olması ve özellikle Anadolu'daki yaklaşık 300'den çok Roma kent yerleşmesi arasında Roma İmparatorluk dönemi arkeolojisinin ve mimarlık süslemelerinin araştırılması için çok değerli ve değişik malzemeye sahip yapıların bulunduğu antik bir kent olması, arkeoloji öğrencisi olduğum yıllardan bu yana benim burada kazı yapmak istememe neden olmuştur.

    Nysa'nın kuruluşu hakkındaki bilgileri Augustus devrinin ünlü gezgin ve coğrafyacısı Amasya'lı Strabon (M.Ö. 64-M.S. 21) ile tarihçi Byzantion'lu (İstanbul) Stephanus'un (M.S. 6. yüzyıl) anlattıklarından öğreniyoruz. Nysa, daha önce de değindiğimiz gibi Eskiçağ'da özellikle eğitim alanında ünlü olan bir kentti ve Strabon da bu kentte eğitim görmüştü. Antik kentteki Gymnasion ile Kütüphane kalıntısı Nysa'daki bu eğitim yapılarını oluşturmaktaydı. Nysa adı özellikle Hellenistik devir krallık ailesi kadınları arasında oldukça sık rastlanan bir addır. Byzantion'lu Stephanus, Ethnica adlı eserinde Eskiçağ'da Nysa adını taşıyan on kentten Karia bölgesindekinin Suriye Kralı Seleukos'un oğlu I. Antiochos Soter (M.Ö. 281-261) tarafından eşi adına kurulduğunu belirtir. Strabon'a göre ise Nysa, Peloponnes'deki (Yunanistan'ın güneyinde yarımada= Mora yarımadası) Sparta'dan gelen Athymbros, Athymbrados ve Hydrelos adlı üç kardeş tarafından kurulan üç ayrı küçük yerleşmenin sonradan büyük bir kent halinde birleşmesi ile oluşmuştur ve Athymbros da bu yeni kentin kurucusu olarak anılmıştır. Bu nedenle antik kent başlangıçta Athymbra olarak adlandırılmış ve zaman zaman da Antiocheia olarak tanınmıştır. Kentin adının M.Ö. 2. yüzyılın başlarında Nysa olduğu bilinmektedir. Nysa'nın tarihi konusunda çok şey bilinmemektedir. Bununla birlikte, Seleukosların Anadolu'da kurdukları askeri koloniler halindeki kentlerin yanında, küçük yerleşmelerin synoikismos (birleşme) yoluyla tek bir sivil kent halinde oluşturdukları kent kurma politikasına uygun bir şekilde kurulmuş olan Nysa'nın, Kral III. Antiochos (M.Ö. 223-187) tarafından ele geçirildikten sonra Asyl (sığınma) hakkı istenilen bir kent olma ayrıcalığını elde ettiği bilinmektedir.

    Nysa, Romalıların yönetimi altında sikke basmıştır ve antik kentte basılan Kistophoros türü sikkeler M.Ö. 133-111 yılları arasına tarihlenmektedir. Birinci Mithridates savaşı sırasında Nysa'lı Chairemon adlı varlıklı bir kişi Romalıları desteklemiş ve bunun üzerine Mithridates tarafından yakalattırılıp, öldürülmüştür. Nysa'da çok varlıklı ailelerin bulunduğu bilinmektedir. Örneğin, Chairemon'un akrabalarından Pythodoros bunlardan birisiydi ve Pompeius ile Caesar'la da yakın dostluğu vardı. Marcus Antonius'un kızlarından birisiyle evlenen Pythodoros'un bu evliliğinden olan kızı Pythodoris ise önce Pontus sonra da Kapadokya kraliçesi olmuştu. Strabon, Pythodoris'i iyi bir yönetici olarak tanımlanır. Kentin gelişmesi özellikle Roma İmparatorluk çağı içerisinde, Strabon'un ölümünden sonraki dönemdedir.

    [​IMG]

    M.S. ki ilk 3 yüzyılda yani Roma İmparatorluk çağı içerisinde Nysa'da neler olduğu konusunda çok fazla bir bilgimiz bulunmamakla birlikte bazı yazıtlarda İmparator Vespasian, Hadrian, Antoninus Pius, Marcus Aurelius ve Commodus'un adlarının yanısıra İmparator Gallienus'un küçük oğlunun adına da rastlanmıştır. Bizans çağında kent 12. Yüzyılda Selçukluların yönetimi altına geçmiş, ancak kısa bir süre sonra yine Bizanslıların hakimiyeti altına girmiştir. Sonuçta kent Aydın'da egemen olan Menteşe Emirliği tarafından ele geçirilmiştir. Nysa'nın 1402 yılında Timurleng tarafından istila edilmesinden sonra kent yavaş yavaş önemini kaybetmiştir. Kentte bugün görülen kalıntıların büyük çoğunluğu Roma ve Bizans çağlarına aittir.

    Nysa harebelerinin güneyinde yer alan bugünkü modern Sultanhisar İlçesi ise M.S. 14. ve 15. yüzyılda kurulmuş ve gelişmiştir.
     

Bu Sayfayı Paylaş