Nurundandır Bütün Nurlar..

'İlahi Sözler Ezgiler' forumunda HÜZÜN_LÜ tarafından 25 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Nurundandır Bütün Nurlar.. konusu
    Nurundandır Bütün Nurlar


    [​IMG]

    Nurundandır bütün nurlar




    Sevgiliye



    Mihrabım!



    Mihrabıma uğra sabâ yeli, huzuruna varıp edeble, selamımı ilet, heceler yarım yamalak, heyecanlar salkım saçak



    And olsun kuşluk vaktine, kuşluk vakti onun gönlündeki vahyin ışığıdır, ve ışıklar nurunun âşığıdır



    Geceye and ederim ki, onun saçlarını kıskanmaktan gecenin bağrı yanık; gece yarısı hasretle uyanıktır



    Güneşe and olsun ondan daha kutlu bir faniyi hiç izlemedi, ve yer ondan daha kıymetli bir hazineyi hiç gizlemedi



    Ahmed! Gönüller gıdası, ruhlar şifası Gözlerin feri, şerefin zaferi Dudağının değdiği bir güle bin can feda Ahmed, eline değmiş bir ele cihanca cihan feda!



    Işığım!



    Göz kırpasıya Burakınla vardığın yere bin yılda varamazken berk uran melekler, nasıl aşkına dönmesin zeminler ve zamanlar, nasıl tutulmasın burçlar ve felekler Sen var iken kıblem, gök ile yerin arasında hangi varlığa adansın ya emekler, ya hangi renk ile iltica etsin dallarına çiçekler? Cemalini gören âşık, görmeyen âşık iken nurum, gamzene rüyada olsun ermesin mi tennure kelebekler?



    Günaydınım!



    Tohum versen de bize mahsul olabilseydik, kanat olsan da bize katına varabilseydik Şarkıların ürperdiği şebnem avuçlarında Medine rüzgarlarının ışıltılı kumlarınca yanabilseydik, sana kanabilseydik Bir kez olsun aşkınla döktüğümüz gözyaşlarından abdest alabilse ve denizine bir kez olsun dalabilseydik, ya denizinde kalabilseydik Himalayalar kadar kara yüzümüzü kara yerlere salabilseydik; bağından razıye ve marziye ilhamlar alabilseydik!



    Sevgilim!



    Kutlu gelişine yüz bin selam olsun, sen aydınlık içinde aydınlık, sen açıklık içinde açıklıktın Seninle sevgiler sevgili olur, seninle muhâlimiz hâle dururdu Mühürleri kaldırmada son idin sen, can kilitlerini açmada sonuncu, gülümsesen Seni görenlerin güneş düşerdi gözünden, seni sevenlerin ışık yayılırdı yüzünden Birer efsaneydi iki yanağın; hayal ile hatıra eleğim sağmalarıyla karanın ve ağın



    Sultanım!



    Adına altınlar bastıran sultanlar şehirler alırdı, şimdi şehirleri düşüyor adınsız sultanların, adını gizli anıyor âşıkı nâlanların Kulluk prangaları çözülünce ayağımızdan, âzâd oldu zülfünün zenciri solumuzdan ve sağımızdan Ashabının kara kerpiçte gözsüz gördüğünü, biz cilalı aynalarda yitirdik de yaptık düğünü Tedavisinde hayat bulmuş hekime düşman hasta gibiyiz, mürebbisine kin güden çocuklara yasta gibiyiz İnsanlık güneşe nispet zulmete döndü, balıklar suya öfkelendi, kuzgun ete döndü; bahtımız hasrete döndü



    Hasretim!



    Gümüş tenli Yusufu arayanlar gül teninde Yusuflar ülkesine girdiler; cennet peşinde koşanlar gül cemalinde cennetlere erdiler



    Körün elinden tutana Haktan yüzlerce ecir vardır! buyurmuştun Kıyam et, tut körlerinin elinden ve İsrafilleyin kıyametten evvel bir kıyamet kopar Yıllar yılı kendi yatağını öpen nehirlerce ak ezeli özlemlerimizin yokuşlarına ve öğüt, yine öğüt, yine öğüt aşk tanelerimizi değirmenlerinin nakışlarına



    Övüncüm!



    Ruhlarımızdan kuşluklar geçti, gün geçti Akşam oldu, düğün geçti ve gece olmadan, Yesribin güneşi, kerem kıl, tüllenen hayallerimize bir huzme bıraksın himmetin, ve artık getirdiğin kutsal emanetin kaybolacağından korkmasın ümmetin! Kalbimizi kaydırmadan, bize onu haşre dek bakî kılma ruhsatı ver, ve yalın unutuşların poyrazında bırakıp bizi bir başımıza, belleklerimizin tereddüt dolu zembereklerinde kıvrandırma, yeter Gel, son kez ilk baharımız ol! Bu mevsim güller incitilmesin, gamküsarımız ol!



    Ömrüm!



    Tâhâ ve Yâsîn aşkına



    Öncesinde senin aşkın yoksa neye yarar ölüm!


    İSKENDER PALA
     

Bu Sayfayı Paylaş