Nur Saka Şiirleri

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda KaRDeLeN tarafından 10 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Nur Saka Şiirleri konusu Hiçbir Şeymiş Gibi

    aşk
    uzun bacaklı
    kadınları severmiş
    kendine uzak rüzgârlar kadar yakın

    -sevsin

    ölümden değil!
    ölmemekten korkan erkekleri bir de
    bir gün aşk yüzünden

    kar taneleri gibi
    birbirine değmeyen hiç
    dokunmadan
    sevmesini beceren

    -olsun

    seni sevdim
    seni bir dile
    yeni sözcükler eklercesine sevdim
    evrenin genişlemesi
    kalbin daralması
    küresel ısınması gibi dünyanın
    hem kök hücresiymiş Tanrı'nın
    hem hiçbir şeymiş gibi
    seni her şeyle
    ama her şeyle yan yana sevdim

    aşk biraz zehirlenmektir
    biraz
    zehirlemek
    biraz da
    'Bir köpek bir köpeğin arkasından
    ağlayarak koşturursa aşk olur'*
    deyişindedir bir çocuğun

    seni sevdim
    seni arkandan ağlayarak koşturan
    bir köpek gibi sevdim

    yoktu
    yoktu, bir tek
    kemik bile vücudumda
    aşka uygun olmayan...
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    İstanbul Sevgilim

    son günlerde sana
    İstanbul sevgilim demek istiyorum hep
    nedense
    İstanbul sevgilim…

    gözleri Erzurum mavisi
    gözleri dalga dalga sabaha kadar
    ağzı Ankara’dan kalma
    ağzı aşka fayda, akla zarar gibi
    delilikle dahilik arası ağzı…

    İstanbul sevgilim

    değil mi ki, iki şehir bir aşk eder
    iki yalnızlık bir şehir
    değil mi ki, biraz annedir her şehir
    biraz evlat, biraz kardeş
    biraz muhtaçtır aslında birbirine
    biraz da sevgili…

    ve neresinden başlarsan başla ömrümün
    kalbim diyorum kalbim
    on bin derece ısıya ulaşmadan
    asfaltlar gibi yanmadan önce
    bir dua gibi toprağın uğultusu
    düşmeden önce yani
    yeniden tarih öncesine aşkın…

    II

    ki ben dostluğun da
    aşk gibi bir şey olduğunu
    senden öğrendim
    senden öğrendim
    sayılardan oluştuğunu evrenin bile
    İstanbul sevgilim….

    değil mi ki ölüyor ülkemizde
    doğan her 1000 bebekten 28’i
    daha bir yaşına gelmeden önce
    değil mi ki savaşlarda ölenlerin
    hâla çocuklardan ibaretmiş yarısı
    değil mi ki hâla tacize uğruyor
    her 100 çocuktan 9’u bu dünyada
    her 100 çocuktan 9’u…

    değil mi ki hapla,esrarla,ısrarla
    ovuştura uyuştura büyüyür
    geriye kalanların da bir kısmı nasıl olsa…

    III

    kalbim diyorum kalbim
    ağlamamak için gülümseyen
    iki şehir gibiyiz
    biz artık birbirimize….

    şimdi
    içimizden biri çıkıp dese ki;
    sana geri vermek istiyoruz
    bize bağışladığın bu rahimleri
    Tanrım, sana geri vermek istiyoruz…

    değil mi ki
    sevmek kadınca
    beklemek insanca
    susmak
    halkça bir biçim almasıdır acının…

    ruhum acıyor
    acıyor hayat
    acıyor aşk
    acıyor nükleer bir bombayı
    ilk kez denemişler gibi üstümde
    acıyor içim…
    İstanbul sevgilim!

    her tanesi, yaz tanesi, sır tanesi ömrümün
    canımın aşk yakası
    hadi bana güzel bir şey söyle n’olur….
     
  3. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    YALNIZLIK ŞEKERİ

    yıllardan
    bindokuzyüzsevgili

    varsın iki çocuklu
    bir bahar olsun mevsim
    biri kız, biri oğlan

    yoksun artık aylardan!

    günlerden mi,
    Aşk Şiirin Başına Bela !
    kim demiş bırakamam diye
    bıraktım
    senide
    sigarayı da
    içkiyi de

    bir anda işte
    'bir kere bile ihlal edilemez sevda'
    derdemez ben,
    başkaldırışını sevdiğim
    o hatıralardan başka...

    halbuki ,nasıl katlanırsa
    bir öğretmen
    azıcık maaşıyla, şu hayata
    öyle katlanmıştı sana,
    bu ' yalnızlık şekerin'

    her öpüşünle bir yanımı
    vergilendirircesine sanki...

    ama neyin var senin!

    ah benim Tanrım diye tutturduğum
    ey dar vakitlerimin aceleci aşığı,
    emrettiğin gibi öğrendiğim herşeyi söyledim ve
    bitti!

    sesin de
    sözcüklerin de
    öpüşlerin de
    Kalbinin
    Dibine
    Batsın!..
     
  4. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Hepsi Bu


    rimeldir
    akar

    rujdur
    tazelenmek ister

    aşktır geçer!

    kalır eşinden ya da işinden
    ayrılırcasına ansızın ten
    -göğsünde hüznün incecik eli-

    başlar içine işleyen
    avare uğultuları
    akşamları yalnızlığın...

    vardan yoktan anlamaz
    çocuklar gibidir ama düşler
    kime ne diyeceksin?

    veryansın eder şiir
    oturup dinlersin
    yurdun gibi!

    yürek mi?
    elbet yarkan içindedir...
     
  5. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Bir Öpüşlük Mavi


    babadır,
    istediği zaman gelir
    istediği zaman gider
    ölür
    istediği zaman
    sormadan size

    ki ölmüştür!

    ağlaşan karanfillerle peşinde
    kalan bir öpüşlük mavidir
    ucunda dudağınızın...

    azıcık ekmek kokar
    azıcık şarap
    azıcık tütün...

    sanki hüznün
    kızıl hanesidir
    şimdi kalbiniz!
     
  6. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Babasının Yalancısı


    yıldızlar
    gece lambalarıymış Tanrının
    güneş
    aynası
    ve babam
    en sevgili kuluymuş

    ay
    annemin hakkıymış ama

    ben bunları
    ne zaman anlatsam kızkardeşime
    babamın sabaha karşı geldiği gecelerde
    "hadi ordan" derdi annem
    "babasının yalancısı
    söyle bakayım
    ay kimin hakkıymış"
     
  7. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Zararı Yok


    aşk mı

    beyaz bir ağrıymış
    arada bir birbirimize
    iyi geldiğimiz

    bir dayanabilseydim
    _________ah
    _________kendime
    ___________sensiz!

    hadi
    sen yine incite incite sev
    yine özle
    yine çağır beni, hadi...

    bağla gözlerimi de
    bir sözcükle istersen!

    ben yine
    ____bulurum
    annenin bile öptüğü yerleri...
     
  8. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    ANNESİNİN NASIL SEVİLDİĞİNİ BİLENLER HATIRLAYACAKTIR
    ELBET


    bugün de bir şey yapamadım
    ah aşk için.
    geldi dikildi
    üç dilenci gibi kapıma
    ayrılık
    ikisini
    geri çevirdim
    dayanamayıp verdim üçüncüsüne
    küçülen anılarımızı koyup bir poşete

    bu defa üzülüp hiç ağlamadı yüreğim
    hiç aldırmadan bana da
    bir kırmızı gülle anlaşıp
    öptü
    boyayıp boyayıp ağzını
    öptü yakalarından gülerek
    bütün gömleklerinin...

    annesinin nasıl sevildiğini
    bilenler , hatırlayacaktır elbet
    memleket gibi kadınsın
    diye

    sevilenlerdendi
    benimkisi...

    dayayıp yalnızlık parmağını dudaklarına
    '' tabii ki tapılacak kadar güzel değilim.
    birazda insan yaşadığı aşklara benzer evlat''.
    derdi
    kim ne derse desin
    benim için
    Saf Şiir'e eşitti değeri
     
  9. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Şiir Seni İnandırsın

    başlangıçta sen yoktun elbet
    ben yoktum
    elbet yoktu aşk

    kimine kız oldun bugüne kadar
    kimine oğul
    kimine kral kimine padişah
    kimine cumhuriyet oldun
    kimine mahrumiyet

    çamurda yetişip de
    çamur gibi kokmayanım benim ah!
    dünyada konuşulmayan bir dille sevenim beni

    bir valizin içinde
    gezer gibi yaşıyorum artık
    iki parmak aralık bıraktım başucumu
    yedi kutsal tepe, yedi kutsal nefes gibi
    adını yazıyorum bir de
    gözümün değdiği, elimin gördüğü her yanıma
    nüfusuma geçirir, evlat edinircesine
    sahipsiz bütün çocukları o sokaklarındaki
    en şık en zarif haliyle Türkçe’nin
    şiir seni inandırsın…

    kötülük birdenbire gelirmiş meğer
    felaketler birdenbire
    bitermiş birdenbire aşk
    yüz otuz ölün, kırk dokuz ağır yaralın oluveririm birdenbire

    sana kalırsa
    gereksiz telaşlar yumağınım ya ben senin
    Avrupa’nın Afrika’yı nasıl yağmaladığını hatırla
    nasıl dayandıklarını ya da
    Gelibolu’ya kadar
    sokaklarında nasıl dolaştıklarını
    ve nasıl paylaşamadıklarını hâlâ Doğu’nun ortasını
    nasıl parçalandığını bazı ülkelerin
    birdenbire
    hatırla! ..

    Berlin Duvarı yıkıldı!
    Yıkılsın!
    ama sen gider gitmez
    öldü ardından Attilâ İlhan’da
    hatırla!


    peki sence
    sadece bir sözcük müdür özgürlük?
    yan yana gelmesi gibi bazı harflerin,
    vatansızlık nedir? Nedir aşksızlık?

    sence ne anlama geliyor
    “Devlet ve Tabiat”
    “Çocuk ve Allah”
    ensest ne yana düşer?
    ne yana düşer bu vahşet
    bu kanın kana tacizi…

    bence
    Osmanlı İmparatorluğu’nun
    gerileme devri bile değiliz de
    neyiz biz artık seninle?

    deli duam, mahcup dileğim
    hercaî meleğim
    ey hayatında gördüğü son güzel şey
    suyun ve ışığın

    sözcükler ülkesi
    şa(h) irim benim
    hadi bana bir söz ver n’olur
    yerinden edeyim
    bütün dillerini dünyanın.
     
  10. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    anne de olabilir insan hayatta âşık da


    gün gelir sen de büyürsün
    büyürsün hiçbir yere sığamayacak kadar oğlum
    gün gelir kazınır acından
    kazınır senin de, hiçbir şeyle
    hiçbir şeyle doyamayacak kadar kalbin

    “çocuğu içinden atarsan anne olursun”*
    içinde bir yabancıyı barındırırsan âşık
    ben seni aşk ile aşk için doğurdum
    bir yabancıyı barındırır gibi içinde
    attım içimden seni

    başıma gelen en tatlı şeydin, en güzel şeydin
    ete dönüşmesi gibi bir şeydin içimde zamanın

    anne de olabilir insan hayatta, âşık da

    ikisi de birbirine benzer çünkü
    ikisi de birbirini besler
    ikisi de yeni şeyleri sever

    biri büyütmeye çalışırken bir başka bedende
    kendinde büyütemediğini
    kendinden bir parça ayırıp
    emzirir gibi kendi etini
    diğeri
    insan olmanın tüm hallerini yaşar
    desem ki desem ki
    tıpkı ortak devrimlerin ortak özelliklerini
    ararcasına oğlum
    ararcasına kurtarılmış odalarda

    ah benim ölümle aşkı bir tutanım
    bir tutanım sevdayla deliliği
    nefretle sevgiyi, acıyla sevinci

    ah benim herkes özgür olmadan
    hiç kimsenin özgür olamayacağını
    bir türlü öğretemediğim
    ah benim! ah benim hayatta en çok
    en çok sevdiğini üzenim

    ansızın bir şey batmış da ayağına
    ona dayanmalıymış gibi gülenim
    ipek çoraplarım benim
    inci gerdanlıklarım
    ve ne yapsam ne yapsam beni sevmeyenim
    beni inkâr edenim

    böyle böyle öğrendi büyütürken seni
    bu kadın o pek çok şeyi

    üç beş daire karşılığı satılmış
    eski bir köşk gibi öğrendi
    bahçesindeki kuşlar gibi
    hiç öpülmeden
    hiç sevilmeden büyüyen çocuklar gibi

    böyle böyle öğrendi öpe öpe
    seni koklaya koklaya koynunda
    o pek çok acıyı da

    sözgelişi Hiroşima’yı güle değil de
    bir anda yakıp küle çeviren
    o uranyum çekirdeğinin bile
    kaçta kaçı olduğunu milimetrenin

    ve rahimlerin ulusu olmadığını
    ulusu olmadığını öpüşlerin, sevgililerin
    işçilerin, işsizlerin

    küçücük Kıbrıslı bir kadının ya da
    Yunan veya Türk olmasının
    hiçbir zararı olmadığını
    aşka ve hayata...

    ah benim nerede değilse
    orada iyi olacakmış gibi gelenim
    tutunamayanım benim
    saygıdandır dedim kızgınlığı
    saygısızlığı sancısıdır büyümenin dedim
    yine sevdim yine severim
    kirpikleri yanağına düşmeye görsün

    gün gelir sen de anlarsın
    anlarsın kumların kayalardan
    tarihin yalanlarla savaşlardan
    savaşların devletlerden
    devletlerin de erkeklerden ibaret olduğunu
    oğlum, kusursuzum benim

    anne de olabilir insan hayatta, âşık da

    * Haydar Ergülen
    “Anne de Olabilir İnsan Hayatta Âşık da” adlı kitabından
     

Bu Sayfayı Paylaş