Normal bir çocukta dişlerin çıkışı şöyledir

'Çocuk Sağlığı ve Bakımı' forumunda KaRDeLeN tarafından 25 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Normal bir çocukta dişlerin çıkışı şöyledir konusu Normal bir çocukta dişlerin çıkışı şöyledir

    4 — 7 nci ay alt çene orta kesici dişleri, 8 — 10 uncu ay üst çene kesici dişleri, 12 — 16 inci ay üst çenede birinci küçük azı, alt çenede ikinci kesici diş, birinci öğütücü diş (Azı dişi), 12 — 24 üncü ay üst çene köşe dişi, alt çene köpek dişi, 20 — 24 üncü ay üst çenede ikinci öğütücü diş, alt çenede
    ikinci öğütücü diş. Yeni doğmuş çocuk dakikada takriben 40 defa nefes alır. Büyüdükçe nefes sayısı azalır. Bir yaşına girdiği dakikada 25′e iner. Bunun gibi nabız da 120 den bir yaşında 100′e düşer.
    Dişlerin dokuzuncu ayda sökmeye başlamaması raşitizm ihtimalini hâtıra getirmelidir.
    Birinci ve ikinci ayda çocukların debelenme hareketleri henüz hedefsizdir, ikinci aya kadar çocuk şaşı gibi bakar ancak ikinci aydan sonra adalelerin hareketinde intizam başlar. Çocuk karnının üzerine yatırıldığı zaman başını tutmaya uğraşır. Eşyayı kucaklamaya çalışır. Üçüncü ayda çocuk gözleriyle bir şeyi takip edebilir. Dinlemeye ve gülümsemeye başlar. Dördüncü ayda uzatılan şeyleri tutar. Çocuk, kafasını oturduğu yerde tutmaya başlar. Beşinci ve altıncı ayda çocuk kendi kendine oturmaya başlar. Onuncu ayda dayanarak ayakta durur. Heceleri konuşur ve kelime anlamaya başlar. Onikinci ayda tutunarak yürür. 15 inci ayda ayakta durmaya ve yürümeye çalışır. Kelimeleri teşkil edebilir.
    Çocuk terbiyesi çocuğun karakterinin teşekkülünden ana babasının sorumluluğu büyüktür, öyle ki okul bunda ancak pekaz şey değiştirebilir. Çocuğun, muhitini öğrendiği kendi mevkiini tanıdığı ve cemiyet içinde yaşamayı anladığı ilk beş yıl zarfında çevrenin çocuğa karşı anlayış göstermesi lâzımdır. Çocuğun terbiyesi süt emme çağında başlamalıdır. Daha ilk yaşında sükûna ve intizama alıştırılmayan çocuk, ilerde güç terbiye edilir, iki yaşma giren çocuk bir yasağın mânasını anlamalıdır. Çocuk, yapmaya mecbur olduğu ve yapmamakla görevli olduğu şeyleri anlamalıdır. Mutedil mizaçlı bir mürebbi, bu hedefe vasıl olmakta zorluk çekmez. Bundan başka çocuk yapmayı arzu ettiği şeyi değil, emrolunan şeyi yapmayı öğrenmelidir. Bu hususta cezadan ziyade mükâfat iş görür. Ebeveynin bir teşekkürü veya dostane bir bakışı bazan kâfi gelir. Çikolata vermeye ihtiyaç yoktur. Çocuğun isteklerinden vazgeçebilmesi daha ehemmiyetli bir terbiye icabıdır. Çocuk bu hedefe ancak dört yaşında varmaya başlar. Çocuktan yapması istenilen şeyler onun takatini aş-mamalıdır. Aksi takdirde çocuk sinirli olur.
    Çocuğun anlatmaya ve öğrenmeye olan meylini bilmelidir. Fakat çocukların sorduğu her şey öğrenmek ihtiyacından gelmez. Büyüklerle konuşmak arzusundan onlara yakın olmak ihtiyacından gelir. Ana babanın bu mevzuda sabırsızlık gösterdikleri çoktur. Fakat düşünmelidir ki, konuşturulmayan çocuklar kendilerini münzevî hissederler ve bu onları sinirli yapar.
    Sinirli denen çocuklara gelince : Çocuğun iç ahenginin bulunmaması veya muvazenesinin bozulması sinirliliğin esasıdır. Bunun sebebi çok defa onun muhitindedir. Yemek saatlerinin intizamının bozulması, sık sık ziyaretler, her gün yeni bir oyuncak. «Çocuğun değişikliğe ihtiyacı vardır» sözü zararlı bir lâftır. Nihayet sinirli çocuk bu siniri ana ve babasından alır. Onun içindir ki çocuğunu terbiye etmek isteyen ana baba, evvelâ kendini terbiye etmelidir. Çünkü terbiyede en mühim esas iyi örnektir. Aile hiç olmazsa çocuğun yanında nizalaşmamalı, sakin bir ahenk göstermeli. Çocuğa karşı değişmeyen bir tavır takmmalılar. Çocuğa ikram meselesine gelince hayatında hiç çikolata almamak bir talihsizliktir. Fakat her gün çikolata hele yemek yerine çikolata çocuğa dostluk değildir. Hiç okşanmamak bir felâket, fakat her gün okşanmak onun ruhî muvazenesini bozar. Ve çocuğu feleğin sillelerine karşı mukavemetsiz yapar.
    isterik yalancılık da çocukluk yaşında başlar. Çocukta muhitinin hâdiselerine kendi hayâllerini karıştırmak kabiliyeti hakikati bulmak kabiliyetinden daha evvel gelişir. Böylece gördüklerine muhayyel şeyler karıştırmaya meyleder. Çocuk bu halden
    kurtulmaya ve gördüğünü doğru söylemeye, hayâllerini karıştırmamaya alıştırılmalıdır. Çocuğu kendisinin de haklı göremiyeceği sebepten dolayı hırpalamak yanlış olduğu gibi bile bile söylediği yalanlar karşısında kayıtsız kalmak da bir felâkettir. Her sahada ana baba kendi hareketleriyle güzel örnekler vermelidir. Çocuk terbiyesinin esası çocuğa şeref ve nefse itimat hissi aşılamaktır. Daha ileri yaşlarda çocuğun okuyacağı kitaplara ve risalelere ehemmiyet vermelidir. Bilhassa bulûğ yaşı o bakımdan çok önemlidir​
     

Bu Sayfayı Paylaş