NIETZSCHE: GEZGiN VE YALNIZLIĞI

'Düşünürler-Filozoflar' forumunda Dine tarafından 16 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    NIETZSCHE: GEZGiN VE YALNIZLIĞI konusu NIETZSCHE: GEZGiN VE YALNIZLIĞI




    yeryüzü yalnızlığı

    vatan uzaktadır. ses verilir ruha. yalnızlığa ses verilir.

    *

    gönül değişir sonra. yıllar sonra... ve bir sabah tanla kalkılır. güneş vardır. sıcacıktır. içini ısıtır insanın. bilgeliğe uzanacak eller gerekmektedir artık.
    *

    bilgeler sevinin deliliğinize! yoksullar siz de zenginliğinize!
    *

    derinlere inmeliyim. akşamları denizin ardına inerdin ya sen!
    *

    gözleri dupdurudur. tiksinmezsiniz onlara bakınca. alnı temizdir. yüreği sessiz, o şimdi buradadır. aramızda. yürür o, kalplere yürür. yollar hazırdır adımlarına. günler onun gelişiyle şenlenir. mevsimler sözlerini beklemektedir.


    insanların arasında

    denizde yaşarsınız ve deniz taşır sizi. ama şimdi buradasınız. ne taşıyacak sizi?
    *

    suya savrulan taşın rüzgarıyla giderim. korkuya, acıya ve suskunluğa savrulan taşın...
    *

    değil mi ki biz yalnızlardan kuşkulanırız? ne verebilir ki onlar bize? sen ne verebilirsin bana? kuşku doluyuz hepimiz. ne hediye edebilirsin bize? git sen en iyisi yalnızlığına. karanlığında kal. bizle yaşamak zordur. biz uzak duranlar göğün türkülerine...
    *
    anlatır, o insanlara, yalvarır adeta. günahkarlara laf anlatmak ne zor iştir!
    *






    "insan kirli bir ırmaktır." deniz olmalı kişi. aklım nedir benim? benim erdemim? doğruluğum? acımam? haykırışım ne benim? benim günahım?
    *

    "sizi diliyle yalayacak şimşek nerede? sizi aşağılayacak çılgınlık?"


    karanlıkta söyleniş

    herşey korku doludur. yolculuk, ürperiş ve duraksama. bir köprüyüm ben size ey geride kalmışlar! geçin karşıya üzerimden. buraya tutunamayanlara bir köprüyüm ben. yaşamayı bilmeyenler batmayı bilenlerdir. çünkü ancak onlar geçebilir karşıya.
    *

    gönlüm dolup taşmada. kendimi unutmadayım ben. herşey benim içimde. o kara buluttan düşen ağır damlayım ben.

    *

    görsün gözlerim artık. kulaklarım duysun. kaçmasın yüreğim ondan. sesini duydum. gurur duymuyorum bundan.

    *

    kargaşa.
    *

    bir yıldız savrulsun benden. sevgi ve özlem adına. toprak yer açsın bana. gökyüzü yer açsın. kuşku duymuyorum artık. hastalıklı değilim. zehir yok. tatlı düşler yok. ölüm geldi evime...

    *






    akıllısınız siz. olup biten herşeyi bilirsiniz değil mi? sabah uyanırsınız güneşten sonra. bakınırsınız. dağılırsınız oraya buraya. bir şeylerin peşine. darılırsınız. ihanet edersiniz. kollarsınız birbirinizi. arkadan konuşursunuz. planlar... tasarılar... hangisi daha uygun size? sonra barışırsınız. dudaklarınızın kenarındaki de ne öyle? kahkahalar... kahkahalar. çaylaklar!... gözler neden kısılmış sanki? parmak neyi işaretlemekte? neresi o durduğunuz yer? zemin sağlam mı? akıp gitmekte zaman... evler sıcak mı? yürek? acı? hüzün? kahkahalar...

    *

    üzüldün. seni anlamıyorlar. çok yalnız kalmışsın sen uzaklarda. derelerin sesini fazla dinlemişsin sen.

    *

    “durgun ve duru. sabahleyin dağlar gibi tıpkı.”

    *

    “ve işte bana bakıyorlar ve gülüyorlar. ve gülerken benden nefret ediyorlar. gülüşleri buz gibi
     

Bu Sayfayı Paylaş