Nişan esnasında dini nikah caiz mi?

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda Mavi_Sema tarafından 14 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Nişan esnasında dini nikah caiz mi? konusu
    Nişan esnasında dini nikah caiz mi?


    Nişan esnasında iki şahit huzurunda kıyılan bir nikâh, tarafları birbirine helâl kılar. Baş başa görüşüp konuşabilirler, tokalaşabilirler, gezebilirler. Bunun dinimizce bir sakıncası var mı?



    Nişan esnasında iki şahit huzurunda kıyılan bir nikâh, tarafları birbirine helâl kılar. Baş başa görüşüp konuşabilirler, tokalaşabilirler, gezebilirler. Ama böyle bir usulün birçok sakıncası da olduğundan, dini nikâhı resmi nikâh merasimi günlerinde yapmakta büyük fayda vardır.

    Trafikte seyrederken süslü bir gelin arabasını ve korna sesleriyle neşelerini dile getiren düğün konvoyunu görünce içim sevinçle doluyor.
    İki yıl önce de Almanya’da Türklerin yoğun olduğu bir caddeden geçerken bir gelin alayını görmüştüm de, “Helal olsun bizimkilere” demiştim, “kendi âdetlerini gurbet ellerine de taşımışlar…”
    Bir de geçen gün eşim, İstanbul’da bulunan bütün düğün salonlarının 6-7 aylık hafta sonu kapasitelerini şimdiden doldurdukları haberini verince sevincim bir kat daha arttı.
    Durup dururken neden sevineyim, ne kız gelin ediyorum, ne de oğlan evlendiriyorum! Mesele o değil. Evliliklerin beni sevindiren asıl yönü, nikâhın toplumda büyük revaç bulması. Bu sevincimin asıl kaynağı ise Sevgili Peygamberimiz… O demiyor mu, “Evlenin, çoğalın. Ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim.”
    Yüce Mevla’mız da, gençlerimizi evlendirmemizi emrediyor, yoksulluk içinde iseler Kendi lütfuyla onlara zenginlik vereceğini vaat ediyor.

    Düğünler İslam’ın alameti
    İşin aslına bakarsanız, bu düğünler İslam’ın bir şiârı, bir alâmeti, toplum bazında bir sünnet-i seniyenin yaşanması, yaşatılması ve canlı tutulmasının açık bir göstergesi.
    Özellikle yaz ve bahar aylarının girmesiyle birlikte düğünlerin daha da bir artış göstermesi, nikâhsız beraberliği teşvik eden, “sıradan bir imza ile mi bir araya geleceğiz” diye evlilik kurumunu hafife alan, çocukları olduğu halde nikâhı aklına getirmeyen birtakım şöhretlerin ekranlarda boy göstermeleri ve “yılışık” halleriyle toplumun gelenekleriyle alay etmelerine esaslı ve fiili bir derstir.
    Sevinç ve neşe dolu bir düğün yaptıktan sonra huzurlu ve mutlu bir yuvayı yaşatmak için ise öncelikle evlilik hazırlıklarının sağlam bir seyir takip etmesine dikkat etmek gerekiyor.
    Adayların ilk defa görüşüp tanışmalarından gidip gelmelerine, söz kesmelerinden yüzük takmalarına, nişana, düğün merasimine ve ilk beraberliğe varıncaya kadar emin adımlarla yürümek, sünnetin belirlediği ölçülere riayet ederek hareket etmek büyük önem taşıyor.
    Çünkü bir mü’min için evlilik bir ihtiyaç olmanın yanında, imanlı bir davranıştır ve Efendimizin sünnetini hayata geçirmektir. “Nikâhta keramet vardır” sözünde dile getirildiği gibi, bu “keramet”in sürekli olması lazım. Bunun için de “Efendim ne yapalım kızın ailesi böyle istiyor, geleneğimizde var, konu komşu ne der?” gibi bahanelere tutunarak bazı yanlışlara göz yumulması, hatalar zincirinin oluşmasına sebep olur.
    Bu çerçevede, evlilik hazırlılığın ilk işlemlerinden birisi söz kesme ise, diğeri de nişan merasimi ve nişanlılık dönemidir.

    Kaynağını sünnetten alır
    Söz kesmenin, yüzük takmanın sünnetteki adı “hıt¬be”¬dir; bir başka ifadesiyle nişan. Nişanın hikmeti de, evlenmek isteyen tarafların birbirlerini yakından tanımalarıdır.
    Nişanlılar ve aileler bu vesile ile birbirlerini ahlâk, alışkanlık ve eğilim itibariyle yakından tanırlar. Taraflar geçinebilecekleri, evliliği yürütebilecekleri konusunda belli bir kanaate varırlar. Mutluluk, güven ve huzur içinde hayatlarını sür¬¬dürebileceklerine ina¬nırlarsa, artık karar verirler ve gerekli hazırlık¬lara girişirler.
    Bu esnada artık söz kesilir ve âdet olduğu üzere yüzük takılır. Bu ilk adımdır. Bir süre sonra da nişan merasimi yapılır.
    Nişanlanma ülkemizde yaygın bir âdet olduğu gibi, asıl kaynağını sünnetten alır. Bilindiği gibi, Peygamberimiz (a.s.m.), Hz. Âişe ile üç sene nişanlı kaldıktan sonra evlenmiştir.

    Nişan, nikâh demek değildir
    Nişan, sadece bir evlenme vaadidir. Böyle bir vaatten dönmek, İslâmî edebe aykırı olduğu için, ölüm ve son¬ra¬dan ortaya çıkan bir hastalık gibi, haklı bir sebep yokken, verilen sözü boz¬mak doğru olmaz.
    Burada unutulmaması gereken en önemli nokta, söz kesmenin, yüzük takmanın ve nişanın bir nikâh olmadığıdır. Yani nişan, evlilik olmayıp sadece bir evlilik vaadidir.
    Bir nikâh akdi yapılmadıkça, nişanlıların yalnız olarak görüşmeleri, konuşmaları, beraber gezmeleri uygun olmaz. Çünkü birbirlerine karşı bir yabancıdan farksızdırlar. Ken¬di¬sinden emin olmak kaydıyla erkek nişanlısının sadece el ve yü¬züne bakabilir; tokalaşma, elini tutma gibi hal¬lerden uzak durmalıdır. Görüşmeleri gerekse bile, yanlarında kadının bir mahremi bulunmalıdır. Bu hususta Peygamberimizin (a.s.m.) uyarısı açıktır:
    “Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla yalnız kalmasın. Çünkü bu takdirde üçüncüleri şeytandır.” (Müsned, 3:39.)

    Flörtün zararı kıza dokunur
    Burada önemli bulduğum için bir nakle yer ver¬mek istiyorum:
    “Evlilikten önce flört, yani birlikte gezip dolaşmak ve halka açık çeşitli yerlere gitmek şer’an yasaktır. Üs¬telik böyle bir beraberlikten beklenen fayda da görülmez. Çünkü nişanlılar o dönemde birbirlerine gerçek yüzlerini göstermezler. Halk arasında, ‘Her nişanlı ya¬lan söyler’ tabiri vardır.
    Erkek bazı konularda aceleci davranabilir. Zira insan bazen arzularına yenilir ve bir kadınla baş başa kaldığında, nefsine karşı koyması güç olabilir. Bunun zararı da en fazla kıza dokunur. Çünkü böyle bir beraberliğin ardından nişan bozuldu¬ğunda şerefi ve saygınlığı lekelenmiş olur.” (Vahbe Zuhaylî, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 9: 24.)
    Nişanlanmanın her iki taraf için sağladığı en önemli fayda, evliliğin sağlam esaslar üzerine kurulması için başvurulan bir ihtiyat tedbiri olmasıdır. Çünkü birtakım haklı sebeplerle nişanın bozulması, ileride meydana gelmesi muhtemel ve mümkün olan boşanma hadisesinden daha hafif düşer
    Her ne kadar “dünürlük” devresinde her meselenin enine boyuna konuşulması gerekse de, nişanlıların mutlu bir yuva kuramayacakları konusunda ciddi belirtiler çıkarsa, nişan sözleşmesine son verilebilir.

    Nikâh olsa da ölçülü olunmalı
    Bazı bölgelerimizde nişan merasimi esnasında nikâhları kıyılıyor. Böylece tarafların birbirleriyle rahat bir şekilde görüşmeleri için sakınca ortadan kaldırılıyor. Bu durumda İslâm hukuku açısından eşler, karı koca oluyorlar; fakat resmî nikâhları daha sonraya bırakıldığından, evlilik işlemleri resmen yürürlüğe girmiyor
    Bununla beraber, iki şahit huzurunda icap ve kabul esaslarına u¬yu¬larak kıyılan bir nikâh, tarafları birbirine helâl kılar. Baş başa görü¬şüp konuşabilirler, tokalaşabilirler, gezebilirler.
    Her ne kadar çiftler “evet” dedikten sonra birbirle¬rinin helâli olmuşlar, ömür boyu bir ve beraber olmaya karar ver¬miş¬ler, birtakım riskleri göze almış olsalar da, en kötü ihtimalleri he¬saba katarak, nişanlılık devresinde, ölçülü olmanın sayılamayacak kadar çok faydaları vardır.
    Özellikle damat adayının, kız tarafının hassasiyetini anlayışla karşılaması gerekir. Bu hassasiyetin bir itimatsızlıktan değil de, haklı bir ihtiyattan kaynaklandığı bilinmelidir. Allah göstermesin, bir nişan bo¬zulması sırasında tarafların vicdan azabı çekmemesi ve ikinci evlilik te¬şebbüslerinin akamete uğramaması için böylesine bir ihtiyata ihtiyaç vardır.

    Resmi nikâh gününde yapmak daha iyi
    Bu vesileyle şu hususa da açıklık getirelim:
    Nikâhlı olduğu halde nişanı bozulan kadının başka bir erkekle evlenmesi dinen caiz değildir. Başkasıyla yaptığı nikâh sahih olmaz. Kadının nikâhının sahih olması için önceki nişanlısının (kocasının) ka¬dını boşaması gerekir. Boşadığı takdirde, kadın başka bir erkekle ev¬lenebilir. İddet beklemesine gerek kalmaz.
    Aksi takdirde, eski nişanlısı boşamadan kız bir başkasıyla evle¬ne¬mez. Bu hususta karı-koca olup olmamaları şart değildir; yani cinsel temasta bulunmasalar da taraflar dinen karı-kocadırlar. Yapılmış olan nikâh tarafları dinen nikâhlı gösterir. Kız boşanmadan bir başkasıyla evlendiği takdirde nikâhı batıl olduğundan bu evlilik sayıl¬maz.
    Erkeğin durumu ise farklıdır. Erkek nikâhlı olduğu halde başka bir kadınla evlenebilir.
    Bu açıdan düğün gününden önce nikâh kıymak birçok sakıncaları da beraberinde getireceğinden, dini nikâhı da resmi nikâh merasimi günlerinde yapmakta büyük fayda vardır.




    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş