Nereye Gİdersİn SevdİĞİm

'Güzel Aşk Sözleri' forumunda GizLi_ÖzNe tarafından 13 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Nereye Gİdersİn SevdİĞİm konusu Nereye gidersin sevdiğim.

    Hatırlamak için harcadığımızdan çok daha fazla çabayı unutmak için
    harcıyoruz herhalde.

    Unutmak...

    Çaresizlerin, fırtınalar arasında, bir gün oraya ulaşmanın düşünü kurdukları o acıklı sığınak.Hayatımıza girenleri ya da girmek için kapılarımızı zorlayanları silmek aklımızdan, onlar yokmuş gibi davranıp onlar yokmuş gibi yaşamak.

    Geçmişimiz ve geleceğimizle bir kazı yerine çevirmek hayatımızı.
    Nasıl bir öğüt vermeliyiz kendimize?
    "Unut " mu demeliyiz?
    Hiçbir zaman yekpare bir kıta olamayıp birbirine köprülerle bağlı yüzlerce,binlerce küçük adacıktan oluşan hayatın parçalarını birbirine iliştiren köprüleri yakmalı mıyız?
    Hafızamızın en çok dönmek istediği, en çok özlediği adacığı mı, köprülerini yıkıp, hayat haritamızdan silmeliyiz?

    Geçmişimizde en çok özlediğimiz mi en çok unutmaya çalıştığımız?
    En unutulmaz olan mı en unutulmak istenen?

    Hatırlamak için harcadığımız çabadan çok daha fazlasını unutmak için
    harcıyoruz.
    Unutabiliyor musunuz bari?
    Hayatınıza kazdığınız o çukurların etrafından dolaşıp geçebiliyor musunuz?
    "Nereye gidersin sevdiğim, yatağında yalnızken? "

    Nerelere gidiyorsunuz yalnızken yatağınızda? En çok gitmek ve en çok kaçmak isteğiniz yere mi?

    Geçmişte en yakınınız olmuş olan"şimdiki yabancıyı" ya da gelecekte en yakınınız olabilecek "şimdilik yabancıyı" hafızanızın derinliklerinden söküp uzak sürgünlere gönderdiğinizde onunla birlikte giden birşeyler olmuyor mu?

    Her "unutuş" bir "eksiliş" gibi gelmiyor mu size?

    Unuturken eksilmiyor musunuz?

    Ve korkmuyor musunuz, sımsıkı kapadığınızı sandığınız o sürgün kapıları bir gün aniden açılıverecek, sürgünleriniz, "nerelere gittiğinizi"hiç söyleyemeyeceğiniz yalnız yataklarınıza gülümseyerek geliverecekler diye?

    "Gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır"

    Acıyor mu gözleriniz, göze alamadığınız yakınlıklardan?
    Geçmişe ya da geleceğe doğru uzanan kaç köprü yaktınız bugüne dek;
    hayatınızın haritasını çizerken kendi ellerinizle, sevgiyle, gülümseyişle,sevişmeyle denizlerinize kondurduğunuz kaç adanın, unutuluşun depremleriyle suların derinliğine battığına tanıklık ettiniz?

    Kaç adayı batırmak için kaç deprem yarattınız, bir adanın üstünü kapatsın diye depremlerinizle yükselttiğiniz o dalgalar, o adayla birlikte daha başka neler yuttu sizden?

    Yıllar sonra bütün bu depremleri yarattığınız için affedebilecek misiniz kendinizi?

    " ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak"

    Acıyor mu gözleriniz?

    Gözlerinizi bağışlayacak "öbür" gözleri aramıyor musunuz?
    Unutulanlar arasında en zor unutulanı olan o gözleri aramıyor musunuz?

    kim bağışlayacak?
    Kim bağışlayacak bu unutuşları?

    "sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim"

    Hatırlamak için harcadığımız çabadan çok daha fazlasını unutmak için
    harcıyoruz
    Bize zevk verenleri ya da zevk vaat edenleri unutmak, onları aklımızın haritasından silmek için.

    Unutuyoruz, her unutuşta biraz daha eksilerek.En hatırlanacak olanları unutmak derin sürgün yaraları açıyor içimizde.

    Ve biri soruyor bize şarkılar söyleyerek: "
    "Nereye gidersin sevdiğim, yatağında yalnızken"
    Geçmiş köprüleri yakıyor, geleceğe uzanan köprülerin başında, o gelecek de kaybolsun diye bekliyoruz, geçmişi unuttuğumuz gibi geleceği de unutmaya çalışıyoruz.

    Gözlerimiz unutmaktan ve ayrılıktan acıyor.
    "biri hepimizle göz göze gibi hala uykusuz,biri sis içinde kirpiklerine kadar açık bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
    konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde."

    Bu sessizliği kim bıraktı size?
    Gözleriniz birbirine değmiyorsa gecenin iki şehrinde bunun suçu kimde, neden değmiyor gözleriniz?

    Neden tek sözcük bile yok o konuşkan gözlerde?
    Geçmiş. Olan her şeyi biliyor ve unutmak için kıvranarak unutuyorsunuz.
    "İki şehri var gecenin, biri gözümde tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur gibi çöken siste, bana bu uykusuz şehri niye bıraktın, göze alamadığım bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin."

    Belki de hatırladıklarımızdan ziyade unuttuklarımızı taşıyoruz şehirlerden şehirlere, "göze alamadığımız bir şehir" yerine her şehirde, yalnız yatağımıza yattığımızda unuttuklarımıza gidiyoruz.

    Hatırlamak için harcadığımızdan daha fazlasını unutmak için harcıyoruz.

    Ve bir şehirde unuttuklarımızı her şehirde hatırlıyoruz.

    Unuttukça eksiliyorsunuz.

    Eksiliyorsunuz, ama unutabiliyor musunuz?

    Gözleriniz acımıyor mu gerçekten?

    Gözlerinizi bağışlayabildiniz mi?

    Peki şu şarkıyı dinliyor musunuz?

    "Nerelere gidersin sevdiğim, yalnızken yatağında?
     

Bu Sayfayı Paylaş