Necip Fazıl Kısakürek Güzel Sözler - Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

'Güzel Sözler-Mesajlar' forumunda SeLeN tarafından 6 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Necip Fazıl Kısakürek Güzel Sözler - Necip Fazıl Kısakürek Sözleri konusu Necip Fazıl Sözleri - Necip Fazıl Söyledikleri





    Dostlarım ev eşyamdı, bir bir gitti diyorum
    Artık boş odalarda ölümü bekliyorum


    Bir anlık emanete ne türlü övünelim
    Gel, rahmet kapısında ağlaşıp dövünelim


    Tel tel ve iple iplik dikseler de ağzımı
    Tek ses duyarlar, ALLAH..yoklayanlar nabzımı


    Anlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var
    Akıl için son tavır, saçlarını yolmak var


    Ellerime uzanan dudakları tepeyim
    Allah diyen, gel, seni ayağından öpeyim

    Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık
    Anla ki yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık


    Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde
    Allah’tan nasıl korkmaz, insan onu sevse de



    Bal Sensin ( sav ), varlık petek


    Ben, haritada deniz görmüş boğulmuş
    Dokuz köyün sahibi dokuz köyden kovulmuş


    Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse
    Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse

    Anladım işi ; San’at ALLAH ı aramakmış, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış
    Dipsiz hasrete tuzak
    En yakınken en uzak
    Tadı zehrinde erzak;
    KADIN!

    Gençliğine güvenipte vakit çok erken derken;
    Bir bakmışsın elveda bile diyememişsin giderken
    ALLAH bir demektense, ecel teri dökerken
    Ölüversem, beklenmez bir anda ALLAH bir derken

    Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın Gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın
    Bu yük senden Allah’ım, çekeceğim, naçarım
    Senden Sana sığınır, Senden Sana kaçarım


    Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür
    Sonum yokluk olsa, bu varlık niye…?
    Yarın elbet bizim, elbet bizimdir;
    Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
    ‘Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur’
    ” Necip Fazıl Kısakürek ”



    Tam 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum
    Marifetli hokkabaz başını kaldır da bak
    Gökte bir oynayan var yıldızlarla kaydırak
    ÜSTAD


    Kadın ; Hristiyanlıkta yol kesici bir engel, islamda ise yol açıcı bir kanattır
    Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim
    Görevi olmasaydı, sol elimi keserdim

    Gözler, ya merhamet ya da neferetin ışıldadığı bir kandildir
    Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın
    Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın

    Fikir besler, siyaset öldürür Siyaset, fikrin kendisi değil; posasıdır
    Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya
    Alsa buz gibi taşlar, alnımdan bu ateşi
    Dalıp; sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
    Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi!

    imanın ticaretini yapanda, iman arama !
    1400 e bir yıl var, yaklaştı zamanımız
    Bu asırda gelir mi dersin kahramanımız

    Bir hadiseyi düşünebilmek için filozof olmaktan başka çare görmemek, düşünme hakkından vazgeçmek değil midir ?
    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar
    Onu ‘İstanbul’ diye toprağa kondurmuşlar

    Bir tohumda ; gövdesi, dalları, yaprakları ve meyvesiyle bütün bir ağaç gizlidir
    Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı
    Elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı

    Ruh, dal budak salmış bir ağaç gibi göz önünde bulunan hakikatlerde değil, en derin ve en gizli yerdedir Ruh, insanın tohumudur
    Ne hasta bekler sabahı
    Ne taze ölüyü mezar
    Ne de şeytan bir günahı
    Seni beklediğim kadar



    Sabır, çekilen şeyi duymamak değil, ona dayanmayı bilmektir

    Arı bal yapar, fakat balı izah edemez
    Beni kimsecikler okşamaz madem
    Öp beni alnımdan, sen öp seccadem

    Zaman insanları değil armutları olgunlaştırır
    Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir
    Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan
    Dakika düşelim senelik paydan
    Zindanda dakika, farksızdır aydan
    Karıştır çayını zaman erisin
    Köpük köpük, duman duman erisin



    Biz hohlaya hohlaya buz dağlarını erittik; şimdi ortalık çamurdan geçilmiyor
    Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber
    Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber( sav )?

    İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kafidir
    Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu?
    Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu?

    Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum
    Tutuşturanşlar lügat kitabını elime
    Bilsin, Allah’tan başka bilmiyorum kelime

    Olunmayacak herşeyle olabilecek herşeyin kefalet ve keyfiyeti islamda Herşey islamda
    Geçti, isteme gelmeni
    Yokluğunda buldum seni

    Bir kalbim var ki benim,sevdiğinden burkulurKahredenden ziyade,sevilenden korkulur
     

Bu Sayfayı Paylaş