Ne olurdu sabretseydi

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda Mavi_Sema tarafından 5 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ne olurdu sabretseydi konusu
    Ne olurdu sabretseydi

    Übey ibni Kâ’b radıyAllahu anh anlatıyor peygamber Efendimdimiz (SAv) şöyle buyurdu:
    Birgün Mûsâ Peygamber insanları etrafına toplamış konuşuyordu

    Halktan biri:
    "En bilgili kimdir?"diye sordu

    Mûsâ aleyhisselâm:
    "En bilgili benim"dedi

    Mûsâ Peygamberin"En bilgili benim" demek yerine,"Kimin daha bilgili olduğunu Allah bilir"demesi gerekirdi
    Böyle demediği için Allah Teâlâ onu uyardı ve şöyle buyurdu:

    "İki denizin bitiştiği yerde kullarımdan biri varO senden daha bilgilidir"

    Bunun üzerine Mûsâ aleyhisselâm:
    "Yâ Rabbî!Ben o kulunu nasıl bulabilirim?"diye sordu

    Allah Teâlâ da:
    "Bir sepete tuzlanmış bir balık koyup yola çıkSepetteki balık nerede kaybolursa,o bilgili kulumu orada bulursun"buyurdu

    Mûsâ aleyhisselâm emredildiği şekilde bir sepete tuzlanmış bir balık koyduSonra da hizmetkârı Yûşâ’yı alıp yola çıktıGünlerce yol yürüdülerBir akşam vakti iki denizin bitiştiği bir yere vardılarİyice yorulmuşlardıSepeti yere bırakıp uyudular
    Onlar uyurken tuzlu ölü balık canlandıSepetten sıyrılıp kurtuldu,denize daldıO sırada uyanan Yûşâ,balığın denizi yararak gittiğini gördü,Buna şaşıp kaldı
    HzMûsâ uyanınca,gece serinliğinde tekrar yola koyuldularKuşluk vakti girince HzMûsâ yorulduğunu anladı
    Daha önce böyle bir yorgunluk duymamıştı

    Yûşa’ya:
    "Yemeğimizi getir,yiyelimNedense çok yoruldum"dedi

    Yûşâ:
    "Bak hele!İki denizin bitiştiği yerde,kayanın dibinde biz uyurken balık canlanmış,denize dalıp gitmiştiSana söylemeyi unuttumOnu bana şeytan unutturdu"dedi

    HzMûsâ:
    "Bizimde aradığımız bu idiO bilgin kişiyle balığın kaybolduğu yerde buluşacaktık"dediSonra geri dönüp o kayanın yanına geldilerKayanın dibinde,elbisesine iyice bürünmüş yatan bir adam gördüler

    HzMûsâ:
    "Selâmün aleyküm"diye seslendi

    Yatan adam yüzündeki örtüyü açarak doğrulduBu Hızır aleyhisselâm idi

    HzMûsâ’nın selamını duyunca:
    "Hayret doğrusu!Senin bulunduğun yerde böyle selâm ne gezer!"dedi

    HzMûsâ:
    "Ben Mûsâ’yım"dedi

    "İsrailoğullarının Mûsâ’sı mı?diye sordu HzHızır

    "Evet,o"dedi HzMûsâ
    Sonra da

    "Allah Teâlâ’nın sana öğrettiği bilgilerden bana da öğretmen için yanında kalabilir miyim?" diye sordu

    Hızır:
    "Sen benimle hiç mi hiç edemezsin,
    Ey Mûsâ!Bende Allah’ın kendi ilminden bana verdiği öyle bir bilgi vardır ki,sen onu bilemezsin
    Sende Allah’ın verdiği öyle bir ilim vardır ki,onu da ben bilemem"dedi

    Onun bilgisinden faydalanmayı çok isteyen
    HzMûsâ:
    "Beni inşAllah sabırlı bulursunSana hiçbir işinde karşı gelmeyeceğim"dedi

    Hızır:
    "Öyleyse,ben sana açıklayana kadar,yaptığım bir işi niçin öyle yaptığımı sormayacaksın,tamam mı?"dedi

    HzMûsâ,ona birşey sormayacağına söz verdiBöylece anlaştılar
    Deniz kenarında konuşarak yürümeye başladılarOradan geçmekte olan bir gemiye bindilerHızır’ı tanıyan gemiciler onlardan ücret almadılar
    O sırada bir serçe,geminin kenarına kondu,Gagasını denize daldırıp bir yudum su aldı

    Hızır,Mûsâ’ya serçeyi gösterdi:

    "Bak Mûsâ!Benim bilgimle senin bilgin,Allah Teâlâ’nın bilgisini,bu serçenin denizden aldığı bir damla su kadar bile eksiltmez"dedi

    Sonra da geminin tabanındaki tahtaları sökmeye başladı
    HzMûsâ onun yaptığı işe şaştı kaldı:

    "Adamlar beş para almadan bizi gemilerine bindirdilerSen de kalkmış geminin tahtalarını söküyorsunİçindekileri batırmak mı istiyorsun?"dedi

    Hızır aleyhisselam HzMûsâ’ya dönerek:
    "Ben sana benimle olmaya dayanamazsın,demedim mi?diye söylendi
    İşte o zaman HzMûsâ hatasını anladı

    "Dalgınlığıma verArtık sana bir zorluk çıkarmam"diye özür diledi
    Ona verdiği sözü gerçekten unutmuştu
    Gemiden indikten sonra yine yürümeye başladılarÇocukların oyun oynadığı bir yere geldiler
    Hızır aleyhisselâm çocuklardan birini tuttuğu gibi boynunu koparıverdi

    HzMûsâ dayanamadı:
    "Öldürmeyi gerektirecek bir suç işlemeyen günahsız ve tertemiz bir çocuğu nasıl öldürüyorsun?"diye çıkıştı

    Hızır aleyhisselam ona:
    "Ben sana, benimle edemezsin,demedim mi?"dedi

    HzMûsâ:
    "Eğer bundan sonra sana birşey sorarsam,artık benimle arkadaşlık etme"dedi

    Oradan ayrıldıktan sonra yine yürüyüp gittilerÖnlerine bir köy çıktıİyice acıkmışlardıKöy halkıdan yiyecek birşeyler istedilerFakat köylüler onlara hiçbir şey vermediler
    Köyün içinden geçerken yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördülerHızır aleyhisselâm eliyle işaret ederek duvarı doğrulttu

    HzMûsâ Hızır’a dönerek:
    "İsteseydin,hiç olmazsa yaptığın bu iş karşılığında bir ücret alabilirdin"deyince,

    Hızır aleyhisselâm:
    "Bu andan itibaren ayrılalım"dedi:

    HzMûsâ’nın söyleyecek birşeyi kalmamıştıHızır aleyhisselâm,HzMûsâ’nın anlamakta zorluk çektiği olayların içi yüzünü anlatmaya başladı:

    "Tahtalarını söktüğüm gemi,denizde çalışan birtakım yoksul kimselere aittiGemiyi özellikle kusurlu hale getirmek istedimÇünkü varacakları şehirde,her sağlam gemiyi sahiplerinin elinden alan zalim bir kral vardıGeminin tahtalarını sökmek suretiyle o yoksullara iyilik etmiş oldumNitekim o zalim kralın adamları gemiye el koymak istedilerFakat kusurlu olduğunu görerek bundan vazgeçtilerO yoksul gemi sahipleri de sökülen tahtaları yenisiyle değiştirerek gemilerine sahip oldular

    "Başını kopardığım çocuğa gelince,onun annesi ve babası Allah’a inanmış iyi kimselerdiBüyüdüğü zaman çocuğun onları azdırmasından ve dinden çıkarmasından korktukBu çocuğun yerine Allah Teâlâ’nın o anne ve babaya daha temiz ve daha şeftakli bir çocuk vermesini diledik

    "Doğrulttuğum duvara gelince:Bu duvar o köydeki iki yetim çocuğa aittiDuvarın altında onların eline geçmesi gereken bir define vardıBu çocukların babası iyi bir insandıAllah Teâlâ,o çocukların ergenlik çağına gelince defineyi çıkarmalarını dilediBen bu işleri kendi görüşümle değil,Allah Teala’nın buyruğu ile yaptım

    "İşte sabredemediğin olayların açıklaması budur"

    Peygamber Efendimiz Mûsâ ile Hızır kıssasını anlattıktan sonra şöyle buyurdu:

    "Allah Mûsâ’ya rahmet etsin

    Ne olurdu sabretseydi de,aralarında geçecek diğer maceraları Allah Teâlâ bize anlatsaydı"​
     

Bu Sayfayı Paylaş