Ne Olaydı da Müslüman Olup...

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda NeslisH tarafından 6 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ne Olaydı da Müslüman Olup... konusu Ne Olaydı da Müslüman Olup...


    Abdüllah ibni Abbâs (r.a) anlatıyor;
    Bu ümmetden bir tâife sırat üzerinde hapis olunur. Hâlbuki Muhammed Mustafâ (s.a.v.) hazretleri bütün Peygamberlerden önce Cennete dâhil olur. Ümmeti de bütün ümmetlerden önce Cennete dâhil olur. Resûlullah (s.a.v.) Cennete girdikden sonra Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri sıratda kalan tâifenin Cehennemden tarafa gönderilmesini ve Mâlik'e teslîmini emr eder.

    Mâlik onları görünce
    - Yâ eşkiyâ cemâ'ati siz kimsiniz ve kimin ümmetindensiniz. Cehenneme girenlerin son bulduğunu işitmişdim. Cehennem ehlinin hepsi bana bağlı ve zincire vurulmuş hâlde ve yüzleri üzerine sürünüp ve yüzleri kara gözleri göğermiş hâlde gelirler. Ammâ sizin elleriniz bağlı değil ve zincire vurulmamışsınız. Yüzleriniz kararmamış. Gözleriniz göğermemiş. Ayaklarınız üzerine yürürsünüz; kimsiniz der.

    Onlar derler ki
    -Yâ Mâlik bunu bize sorma. Zîrâ biz muhakkak sana bunu haber vermeğe hayâ ederiz. Velâkin biz; Kur'ân-ı kerîme uyan Ramezân ayında oruc tutan hacca giden cihâda giden zekât verenvyetîmlere ikrâm eden cünüb olunca gusl eden beş vakt nemâz kılıcılardanız.

    Mâlik der ki
    -Ey mahşer eşkiyâsı! Allahü teâlâ Kur'ân-ı azîmde sizi ma'siyyetden men' etmedi mi.

    Onlar derler ki
    -Yâ Mâlik bize tevbîh etme. Şimdi Allahü teâlânın tevbîhinden ve süâlinden kurtulduk.

    Sonra onlar bu hâlde iken Arş tarafından bir nidâ edici şiddetli nidâ eder ve der ki
    - Yâ Mâlik onları Cehennemin üst tabakasına dâhil et.

    Hâlbuki onlar Cehennemin kenârında dururlar.
    Mâlik der ki
    -Yâ mahşer eşkiyâsı! Şübhesiz söyleneni işitdiniz. Fehm etdiniz.
    - Evet işitdik lâkin bize mühlet ver. Bir sâat nefslerimiz üzerine ağlıyalım derler.
    -Benim size mühlet vermeğe izn yokdur.
    Mâlike Arş tarafından nidâ gelir ki
    - Yâ Mâlik terk et onları nefsleri üzerine ağlasınlar.
    Sonra nefsleri üzerine ağlamağa başlarlar. Derler ki
    -Biz Cehennemde nasıl sabr edelim. Biz güneşin harâretine sabr edemezdik. Katran elbisesi giymeğe nasıl sabr edelim. Biz yumuşak elbiseler giymeyi tercih ederdik. Zakkum yimeğe ve hamîm içmeğe nasıl sabr edelim. Biz hep güzel yemekler yir soğuk içecekler içerdik.
    Bunlar böyle ağlarlar iken Arş tarafından bir nidâ gelir.
    -Yâ Mâlik! Bunları Cehennemin birinci tabakasına gönder.
    Sonra onların yanına şiddetli melekler gelir. Onlar kalb olmadığı için acıması olmıyan zebânîlerdir. Herbir insana bir zebânî yapışır. O sırada hepsi seslerini yükseltirler ve derler ki
    - Yâ Muhammed Yâ Ebel Kâsım Yâ Ebel Erâmil velyetâmâ. Yâ Fahrel kıyâmeh. Yâ Fâtihal bâb. Yâ nârın kapısını ümmetine kapayan! Yâ ümmetine şefâ'at eden. Biz ümmetinin za'îfleriyiz. Cehennemin ateşine dayanamayız. Şefâ'atin ile bize imdâd et. (Yâ Mâlik biz ümmet-i Muhammeddeniz.
    Sonra Mâlik hazretleri Cennetden tarafa döner. Ellerini kulaklarına koyar. Müezzinler gibi yüksek ses ile nidâ eder ki:
    - Yâ Muhammed! Muhakkak sen Cennetde ni'metler içindesin. Senin za'îf ümmetlerin Nârda feryâd ederler. Onların feryâdına yetiş. Zîrâ za'îfdirler. Cehennemin harâretine sabrları yokdur.
    O hâlde Muhammed (s.a.v.)hazretlerine haber gelir. Hemen tahtından sıçrayıp ve Buraka biner ve buyurur
    -Yâ Burak çabuk ol ki ümmetim za'îfdirler Cehennemin harâretine sabr edemezler.
    Burak da ayaklarını kaldırıp Cehennemin kenârına koyar. Muhammed (s.a.v.) hazretleri onların seslerini işitdiği vakt ağlarlar. Sonra Muhammed aleyhisselâm Arşın kenârına erişir. Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerine secdeye varır. Ve şefâ'at eder. Allahü teâlâ ve tekaddes onların hakkındaki şefâ'atini kabûl eder. Resûlullah (s.a.v.) hazretlerinin şefâ'ati ile Cehennemden kurtulurlar. O vakt kâfir oldukları hâlde ehl-i nâr temennî ederler; ne olaydı müslimân olup Ümmet-i Muhammedden olaydık. Allahü teâlâ hazretlerinin kavl-i şerîfi buna işâretdir ki [Hicr sûresi 2.ci âyetinde; meâlen] (Kâfirlerden müslimân olmağı temennî etmiyen çok az kimse vardır!) buyurulmuşdur.
     

Bu Sayfayı Paylaş