Namusumuz onurumuzdur

'Yurt İçi Haberler' forumunda *B*U tarafından 13 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. *B*U

    *B*U Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Namusumuz onurumuzdur konusu [​IMG]
    DÖKH tarafından başlatılan “Namusumuz Özgürlüğümüzdür” kampanyasına destek verdiğini açıklayan Akademisyen Özgür Sevgi Göral, kadınların namus anlayışının toplumun algıladığı biçimde olmadığını, namusu inandıkları değerler ve onur olarak algıladıklarını söyledi.



    Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin (DÖKH) başlattığı “Namusumuz Özgürlüğümüzdür” kampanyasına destek verdiğini açıklayan Akademisyen Özgür Sevgi Göral, “Kürt kadanalarına destek vermek için illa ki Kürt olmak gerekmiyor. Kadınlar birbirine güvenerek, mücadele etmeli” dedi. Feminizm ve kadın hareketleri konusunda araştırmalar yapan Akademisyen Özgür Sevgi Göral, DÖKH’ün 25 Kasım 2008’de kadına yönelik şiddete, tacize, tecavüze karşı çıkmak için başlattığı “Kimsenin namusu değiliz. Namusumuz özgürlüğümüzdür (Em ne namusa kesene. Namusa me azadîya me ye!) kampanyasına destek verdiğini söyledi. Göral, 25 Kasım’ın Latin Amerika’da Dominik Cumhuriyeti’nde, Trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesini veren Mirabel kardeşlerin (Patria, Minerva ve Maria) devletin gözaltına alıp tecavüz ettikten sonra katlettiği tarih olduğunu hatırlatarak, kampanyanın böyle bir günde başlamasının anlamlı olduğunu vurguladı. Toplumun, namus anlayışını çeşitli biçimlerde kadınların cinselliklerinin denetlenmesi olarak gördüğünün altını çizen Göral, kadınların namusu, toplumun algıladığı gibi değil de inandıkları değerler ve onur olarak algıladıklarını söyledi. Bütün kadınların ortak sorunlarını olduğunu dile getiren Göral, “Türk, Kürt, Ermeni de olsa biz kadınlar geceleri dışarıda yalnızsak taciz ve tecavüz riski altındayız. Evlenip evlenmeyeceğimize, çocuk yapıp yapmayacağımıza, nikah kıyıp kıymayacağımıza kendimiz karar veremiyoruz. Bütün bunlara erkekler karar veriyor. Ailenin kadınları ortak bir biçimde denetleniyor” dedi.

    ‘Kadın olmanın ortak yanları var’

    Türkiye’de Türk ve Kürt olmanın ayrı şeyleri ifade ettiğini belirten Göral, “Kürt ve Türk kadınlarının kadın olmaktan kaynaklı ortak yanları var. Ancak Kürt kadınları kendi anadillerinde konuşamıyor, çocuklarına istediği adı veremiyor, sarı yeşil eşarp taktıkları için gözaltına alınıyor” diye belirtti. Bu nedenle Kürt kadının iki kez ezildiğini ifade eden Göral, Türk kadınlarının Kürt kadınlarına destek olması gerektiğini belirterek, “Kürt kadınlarına destek olmak için Kürt olmak şart değil” diye konuştu.

    ‘Devlet şiddeti deşifre edildi’

    Kürt özgürlük hareketinin ortaya çıkışı ile devletin Kürt kadınları üzerinde hem bölgede hem de metropollerde sistematik bir biçimde baskı uyguladığını söyleyen Göral, “Siyasetle ilgilenen Kürt kadınları kaçırılıyor, gözaltına alınıyor ve çoğu kez bunları gayri resmi bir biçimde yaşıyorlar” dedi. Gözaltında taciz ve tecavüze sadece politika yapan kadınların uğramadığını, adli suçtan gözaltına alınan herhangi bir kadının da buna uğradığına dikkat çeken Göral, adli suçtan gözaltına alınan kadınların örgütlü olmadıkları için kedilerine uygulanan şiddeti açığa çıkaramadıklarını belirtti. Göral, “Kürt kadınları Kürdistan ve metropollerde kendilerine uygulanan şiddetin utancının kendilerine ait olmadığını o şiddeti onlara uygulayanların utancı olduğunu çok iyi ifade ettiler” dedi. Göral, DÖKH’ün başlattığı kampanya ile birlikte kadınların şiddete daha yüksek sesle “Hayır” demenin vesilesi olacağını belirterek, kampanyayı yürekten desteklediğini söyledi.

    DİHA/İSTANBUL
     

Bu Sayfayı Paylaş