Namazda Üç Mertebe Vardır ..

'Dinimizin Direği Namaz' forumunda Dine tarafından 3 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Namazda Üç Mertebe Vardır .. konusu Namazda Üç Mertebe Vardır

    1 Mükellefiyet olarak eda edilen namaz: Ülfet alaşımlı ve sadece Cenâb-ı Hakk’ın emrini yerine getirmiş olmakla sınırlı kılınan namazlar bu mertebeye dahildir Hiç namaz kılmamaya göre elbette ki bu da bir mertebedir Ancak, böyle namaz sahipleri, namazı terketme mes’uliyetinden kurtulsa da namazdan elde edilebilecek feyizlere tam mazhar olamazlar

    2 Kötülüklerden koruyan namaz: Namaz insanları fuhşiyattan ve dinin çirkin gördüğü bütün kötülüklerden korur Evet, Cenâb-ı Hakk, namaza böyle bir husûsiyet vermiştir Ne var ki, namazdan bu ölçüde istifade edebilmek, gerçek namaz ruhunu yakalamakla mümkün olur Şuurlu eda edilmiş her namaz, sahibini, koruyucu bir atmosfer gibi kuşatır ve münkeratın yol bulup ona ulaşmasına mani olur Efendimiz (sav) namazdaki bu hususiyeti, kapısının önünden geçen nehirde, her gün beş defa yıkanan insanın kirlerden temizlenmesi teşbihiyle de anlatır Zaten namazdaki bu husûsiyettir ki, sel sel olup üzerimize gelen münkerattan bizleri koruyup muhafaza etmektedir Aksi halde bu kadar çirkinliğe ruhumuzun direnç göstermesi nasıl mümkün olurdu ki!

    3 Mi’rac buudlu namaz: Her dakikası seneler kazandırabilecek çapta kılınan namaz Mi’rac televvünlü namazdır Böyle bir namazı yakalamak çok zordur ve ancak seçkin ruhlara mahsustur; ama yine de mümkündür Madem mümkündür, herkes gayret etmeli ve hiç olmazsa hayatının belli dönemlerinde böyle bir namazı yakalamaya çalışmalıdır
    Burada şu hatırlatmayı yapmakta da fayda var: Namaz herşeyden evvel bir mükellefiyettir; dolayısıyla da istenen seviye ve keyfiyette eda edilmese de, mutlaka kılınmalıdır Seviyeli namaz kılamıyorum diye namazı terketmek, bir şuur emaresi değil, aksine şeytana maskara olmanın ifadesidir Mü’minler bu oyuna gelmemelidirler

    Diğer taraftan, namazın belli rükünleri, belli vakitleri vardır Hiç kimsenin bunlarla keyfî tasarrufta bulunmaya hakkı ve selahiyeti yoktur Kendisinde böyle bir hak görenler de kesinlikle sağdan gelen şeytana yenik düşmüş kişilerdir Dedikleri de söyledikleri de, ilmin, bilginin değil bu yenilginin delili ve işâretidir


    (alıntı)
     

Bu Sayfayı Paylaş