Namaz borcu hiç unutulmamalı

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 14 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Namaz borcu hiç unutulmamalı konusu Namaz borcu hiç unutulmamalı


    Namaz borcu hiç unutulmamalı

    [​IMG]

    Okuyucumun hayatının başından beri devam edip gelen ibadet ihmallerini düşünerek daha fazla gecikmeyip namazlarını kaza etme azmine girmesi dikkatimi çekti.

    Geçmişin sorumluluğunu olanca ağırlığıyla duyarak yaptığı bu nefis muhasebesi sonunda sorusunu şöyle soruyor:

    - Gençliğimizde dalgın devreler yaşadık. İbadetlerimizdeki ihmal ve tembelliklerimizin farkına bile varmadık. Hayatımızın büyük bir kısmı maalesef muhakeme ve muhasebesiz şekilde geçti. Şimdi ise geç de olsa şükürler olsun bir ölçüde aklımız başımıza geldi. İhmallerimizi düşünmeye başladık. Baliğ olduğumuz on beş yaşımızdan itibaren namaz borçlusu olduğumuzun farkına vardık. Baştan beri kılamadığımız bunca namazlarımızın borcundan artık bir an evvel kurtulmalıyız diye düşündüğümüz sırada, bazı sorumsuz kimselerin, kılınamayan geçmiş namazların kazası yoktur, şeklindeki sözleri geldi kulağımıza.
    Niyetimizden vazgeçiremedi ise de hızımızı keser gibi oldu. Bizlere geçmişte kılamadığımız namazların kazası gerektiği konusunda bilgi verirseniz yanlış söylentilerin tesirinden kurtulacak, belki de namaz borçlarımızı ödeme konusunda aldığımız kararımızı hemen uygulamamıza sebep olacaksınız. Yeter ki kaza namazı konusunda bizi şüphelerden kurtaracak kesin bilgiler verin, uyulması gereken ölçüleri sunun.

    ***

    Okuyucumun hassasiyetini çok yerinde buluyor, zararın neresinden dönersen kârdır, gerçeğini hatırlayarak bu konuda temel ölçüyü arz ediyorum.

    Rabb'imiz bize sayılamayacak kadar çok nimetler ihsan etmiştir. Bu nimetlerin hepsini de hayatımız boyunca peşin olarak kullanmışızdır. Ancak nimetlerin şükrü manasına da gelen ibadetlerimizi peşin olarak eda etmeyip onları veresiye bırakanlarımız da olmuştur. Halbuki insan her vaktin girişinde üzerine farz olan namazlarını asla ihmal etmeyip mutlaka kılma titizliği göstermeli, tehir etme günahını asla göze almamalı, lütfedilen nimetlerin şükrünü de böylece bir ölçüde peşin olarak eda etmiş olmalıdır.

    Şurası unutulmamalı ki, namaz borcundan kurtulmanın tek çaresi, vaktinde kılmaktır. Vaktinde kılınamayıp da borç olarak kalanları da bulunan ilk fırsatta kaza ederek tehir etme günahına son vermektir. Namaz borcuyla bekleyenlerin önce dikkate alacakları temel ölçü budur.

    Hemen kılmaya başlamak, kılmadıklarını da kaza ederek bir an önce borçtan kurtulmaya yönelmek.

    24 saat içinde üç kerahet vakti dışında tüm vakitlerde kılınabilecek bu kaza namazlarına niyet etmek öyle karışık ve zor da değildir:

    - Niyet ettim en son kılamadığım sabah namazının farzını kaza etmeye. Ya da 'en son öğlenin farzını, ikindinin, akşamın, yatsının farzını kaza etmeye' diyerek niyet etmek yeterli olabilir.

    Zaten niyetin özü, "hangi namazı kıldığının bilincinde" olmaktır. Dille söylemese de, sadece kalbinde kıldığı namazın hangi namaz olduğunu bilse, bu bilgi farz olan niyetin kendisi sayılır. Yeter ki geçmişini düşünmeye başlayan bu bahtiyar insan, ümitsizliğe kapılmadan bulduğu fırsatları kaza namazı kılarak değerlendirmekten geri kalmasın, hayatının en hayırlı kararını uygulamakta şüphe ve tereddütlere düşmesin.

    Şurası da unutulmasın ki, namaz başka ibadetlere benzemez. Kılınması halinde sevabı, kılınmaması halinde vebali çok ağır şekilde kayda geçer. Nitekim Efendimiz (sas) Hazretleri'ne 'Sevabı en çok ibadet hangisidir?' diye sorulduğunda cevabı şöyle olmuştur:

    - Sevabı en çok ibadet, önce vaktinde kılınan namaz, sonra ana-babaya yapılan hizmettir!

    Öyle ise sevabı ve vebali en çok olan bu ihmale gelmez ibadetin farkında olunmalı, daha fazla ihmal ve tehir günahını sürdürmeden namazı mutlaka vaktinde kılmalı, kılınmamış borçları da bir an önce ödemeye yönelmelidir. Çünkü (hastalık gibi özürden değil de) ihmalden dolayı oluşan namaz borçları ancak kılınarak ödenir, başka türlü ödeme şekli yoktur. Aleyhissalatü vesselam Efendimiz savaşta kılma imkânı bulamadığı namazını bulduğu ilk fırsatta asla tehir etmeden hemen kaza ederek bizlere böyle örneklik etmiştir.
     

Bu Sayfayı Paylaş