~~ Namazın Rükünleri ~~

'Dinimizin Direği Namaz' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 11 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    ~~ Namazın Rükünleri ~~ konusu
    Namazın Rükünleri
    [​IMG]


    1 İftitah tekbiri.



    İftitah "başlamak kapıyı açıp girmek" anlamındadır.

    İftitah tekbiri (tahrime) namaza başlarken alınan tekbir olup "Allahu Ekber"cümlesini söylemektir.

    ALLAH Resûlü'nün (aleyhissalatü vesselâm) tekbir alırken ellerini omuz hizasına kadar kaldırdığına dair rivayet bulunduğu gibi kulak hizasına veya kulaklarının üstü hizasına kadar kadar kaldırdığına dair rivayetler de vardır. Bu rivayetlerin birleştirilmesi durumunda tekbir alırken başı hafifçe öne eğerek başparmak kulak memesine değecek şekilde elleri kaldırmanın uygun olduğu belirtilmiştir.

    Kalbe bütünlük kazandırmak bulunduğu buudların üstüne çıkıp ayrı bir âleme girerek "Allahu Ekber"demek namaz kılmak için bir başlangıç teşkil etmektedir.

    Zira dikkat edilirse tarih boyunca tapılan putların ilahlaştırılıp takdis edilen ve boyun eğilen kuvvetlerin kendilerine körü körüne itaat edilen liderlerin ortak özellikleri hep azamet ve kibirlilik üstünlük ve yükseklik duyguları olmuştur.

    Bu yüzden "Allahu Ekber"diyerek namaza başlayan mümin bütün cebbar ve mütekebbirlerin üstesinden gelmiş onları dize getirmiş ve hiçbir zaman ALLAH'tan başka bir güç tanımadığını bildirmiş olur Dolayısıyla kendisini ALLAH'tan alıkoyan her şeyi arkaya atar nazarını lâhut âleminin menfezlerine diker ve oradan gelecek şeyleri beklemeye durur.

    O başka bir sözle namaza giremez

    ALLAH Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) : "Namazın anahtarı temizliktir.

    (Namaz dışı şeylerle meşguliyeti) haram kılan şey iftitah tekbiridir (namaz dışı meşguliyeti) helal kılan şey (de sondaki) selâmdır"buyurur ve bu hususa dikkat çeker.

    Başka bir hadislerinde ise : "Abdesti yerli yerinde almadıkça sonra kıbleye dönüp "Allahu Ekber"demedikçe hiçbirinizin namazı tam olmaz"buyurur Bu yüzden namaza iftitah tekbiri ile girmek namazın bir rüknüdür .



    2 Kıyam



    Kıyam "doğrulmak dikilmek ayakta durmak" demektir.

    Namazı oluşturan ana unsurlardan biri olarak kıyam iftitah tekbiri ve her rekâtta Kur'ân'dan okunması gerekli asgarî miktarı okuyacak kadar bir müddet ayakta durmak anlamına gelir.

    Hasta veya ayakta durmaya gücü yetmeyen kişiden kıyam vecibesi düşer Bu kişi oturmaya güç yetiriyorsa namazı oturarak kılar Bu durumda oturma o kişi için hükmen kıyam yerine geçer Oturmaya da gücü yetmiyorsa nasıl kılabiliyorsa öyle uzanarak veya ima ederek kılar.

    Müminin Rabbin karşısında el-pençe divan durarak huzura gelmesi ona yeryüzünde iki ayağı üzerinde isbat-ı vücut eden ilk varlık olduğunu hatırlatır.

    Kimi mahlukat yerde sürünüp kimisi de dört ayağı üzerinde iki büklüm yürürken Cenab-ı Hak insana âdeta bir "elif"(harfi) gibi dimdik ayakta durmayı ve yürümeyi lutfetmiştir.

    O en başta iç ve dışıyla ahsen-i takvime mazhar bir varlık olarak yaratılmıştır.

    Cenab-ı Hak onu camid kılıp cansız yapmamış ; canlılar arasında şuursuz kılmamış ; şuurlular arasında ona bir de akıl ve irade vermiştir.

    Yine onu kâfir topluluklar içine dahil etmemiş ; aksine onu temizleyip tasfiye ede ede insanlık mertebesine ondan da müminlik mertebesine yükseltmiştir ki bu haliyle âdeta onun her tekamülünde sırtında taşıdığı küfeye bir nimet daha koymuştur.

    İşte insan kıyamda olduğu vakitte küfesindeki bu nimetleri hatırlayıp kendisini daima mahşerde hesap vermek üzere Rabbin huzurunda tasavvur edecek ve Rabbi'nin "Hayatın boyunca alıp verdiğin nefeslerin hesabını ver"sualini hatırlayacaktır.



    3 Kıraat



    Sözlükte "okumak"anlamına gelen kıraat "Kur'ân okumak"demektir

    Namazda bir miktar Kur'ân okumak gerekir.

    Namazda Kur'ân kıyam halinde iken yani ayakta dururken okunur

    Namazda okunması farz olan asgari miktar kısa üç ayet veya buna denk bir uzun ayettir.

    Kıraat nafile namazların vitir namazının ve iki rekâtlı farz namazların bütün rekâtlarında dört veya üç rekâtlı farz namazların ise herhangi iki rekâtında olması farzdır Kıraatin ilk iki rekâtta olması ise vaciptir İkinci rekâttan sonraki rekât veya rekâtlarda Fatiha suresini okumak Hanefî imamlardan nakledilen bir görüşe göre vacip diğer bir rivayete göre ise sünnettir.

    Kul "Allahu Ekber"deyip ALLAH'ın büyüklüğünü ilan ve itiraf ederek namaza başlar kılacağı namazda şeytanın bir payı olmaması arzusuyla "Eûzu billâhi mine'ş-şeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim"der ve şeytandan ALLAH'a sığınır.

    Bu söz daha ilk başta insanın kendi aczini itiraf etmesi demektir.

    Namazda bu şekilde aczini itiraf eden bir insan kırık kalbiyle ALLAH'a teveccüh eder.

    Diğer taraftan kul okuduğu bu ayetlerle ALLAH'la (cc) konuşmuş gibi olur.





    4 Rükû



    Rükû sözlükte "eğilmek"anlamına gelir Namazın ana unsurlarından olan rükû kıyamdan sonra eller dizlere erecek şekilde öne doğru eğilmek demektir ALLAH Resûlü'nün (aleyhissalatü vesselâm) uygulamasına en uygun rükû şekli sırt ve baş düz bir satıh oluşturacak biçimde eğilmektir .

    Yine rükûda bu kavisli duruş iki büklüm yürüyen mahlukatın ibadetidir ki mümin onu da hatırlar ve orada yaptığı dua ile sanki: "Sana hamdolsun Rabbim! Beni iki büklüm yürüyen mahlukatın gibi değil de elif gibi dümdüz yarattın her ne kadar şimdi senin azamet ve ululuğunu ifade ve itiraf için eğildim ise de yine doğrulacağım"demek ister.



    5 Secde



    Secde sözlükte "itaat teslimiyet ve tevazu içinde eğilmek yere kapanmak yüzü yere sürmek"anlamına gelir.

    Namazın her rekâtında belirli uzuvları yere veya yere bitişik bir mahalle koyarak iki defa yere kapanmak namazın rükünlerindendir ALLAH Resûlü'nün (aleyhissalatü vesselâm) uygulamasına en uygun secde yüz eller dizler ve ayak parmaklarının üzerine olmak üzere yedi uzuv üzerinde yapılanıdır.

    Mümin bütün bu manaları rükûda kalbinde duyduktan sonra Rabb'inden gelen bir recâ (ümit) meltemi ile yeniden başını kaldırır ve yeniden O'nun rahmetine doğru nazar eder.

    İşte kul rükûdan tekrar doğrulurken bir inşirah hisseder sonra da Cenab-ı Hakk'a karşı şükranın ifadesi olarak yüzünü yere koyup secdeye kapanır.

    Bu defa da Efendimiz'in : "Kulun Rabbine en yakın olduğu zaman secde halidir Öyle ise secdede iken çok dua edin"buyurduğu Rabb'e en fazla yakın olma anını ihraz eder.

    Orada da üç defa : "Yüce Rabbim (her çeşit kusurdan) münezzehtir"demek suretiyle Rabbi tazimde bulunur.

    Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ;

    "ALLAH'a secde et ve yalnızca O'na yaklaş"(Alak 96/19) emrine imtisal edip secde ediyor ;

    bazen "ALLAH'ım! Büyük-küçük evvel-âhir gizli-açık bütün günahlarımı mağfiret buyur"diyerek kendinden geçiyor ;

    bazen de : "ALLAH'ım! Sana secde ettim Sana inandım Sana teslim oldum.

    Yüzüm de kendisini yaratıp şekillendiren ona kulak göz takan Yaratanına secde etmiştir.

    Yaratanların en güzeli olan ALLAH ne yücedir!"şeklinde dua ederek Rabbine karşı tazimat ve tekrimatını ifade ediyordu.

    Hasılı mümin yaptığı bu secde ile tıpkı Efendimiz'in kulluğuyla yükselip miracda Rabbisiyle görüştüğü gibi bir görüşme ve mülâkat için O'nun arkasında ihraz etmesi gereken yeri ihraz edecektir.

    O namazını eda ederken bu muallâ mevkii ihraz etme niyetiyle kılmalıdır.

    Rabbisinin kendisine yaptığı emir ve teklifi yine Rabbinin kendisine vadettiği şeyi elde etmek için yapan mümin namazın bütün erkânında tatlı bir zevk ve namütenahi bir lezzet duyacaktır.

    Zira bu vaadin arkasında rıza-yı ilahiyi elde etme cemal-i ilahiyi müşahede vardır ve bu büyük vazifeyi eda ederken de rehber olarak önde Peygamber Efendimiz vardır.





    6 Ka'de-i Ahîre



    Ka'de-i ahîre "son oturuş" demektir.

    Namazın sonunda bir süre (teşehhüt miktarı) oturup beklemek namazın rükünlerindendir.

    İki rekâtlık namazlardaki oturuş daha önce oturuş bulunmadığı için son oturuş sayılır.

    Son oturuşta olması gereken asgari süre "teşehhüt"miktarıdır.

    Teşehhüt miktarı ise "tahiyyat"duasını okuyacak kadar bir süredir

    Tahiyyatta mirac ; yani Resulü Ekrem'e halkın yüz çevirmesine mukabil gök kapılarının açılıp sema ehlinin tebessüm ettiği ve ALLAH'ın "Buyur ey kulum!"diye iltifatta bulunduğu kutlu yolculuk destanlaştırılmaktadır.

    Evet tahiyyat miracı anlatmaktadır.

    Öyle anlaşılıyor ki kendi kendimize Rabbin huzuruna çıkmamız çok zor ; ne kadar kulluk yapsak da bizden evvel gelip geçen iz bırakan ve bir şehrah açan Peygamber Efendimiz'e uğramadan O'na selâm çakıp O'nun aracılığını temin etmeden Cenab-ı Hakk'ın huzuruna çıkmak imkânsızdır.

    Onun içindir ki Rabbimize karşı tahiyyatımızı yani yaptığımız bedenî ve mâlî bütün ibadetlerimizi O'nun için yaptığımızı ifadeden hemen sonra Resulü Ekrem'e selâm veriyor "es-selâmu aleyke eyyühennebiyyü"diyoruz.

    Bunun tasavvufta manası ; günah ve seyyiatımızla Cenab-ı Hakk'ın huzuruna giderken Peygamber Efendimiz'in arkasında saf bağlama ve bu tatlı mülâkatta konuşulan şeylere kulak kesilme ne dendiğini anlamaya çalışmadır.

    Orada miracın bir semeresi olan namazın alınması ve ümmet-i Muhammed'e hediye edilme muamelesi anlatılır.

    Orada önce Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) : "Tahiyyat tayyibat ve salavat ALLAH içindir" yani ; zerrat-ı vücudumuzla yaptığımız bütün ibadetler kazanıp topladığımız maldan sarf ettiğimiz şeyler Sanadır ve Senin rızan içindir ALLAH'ım! Ben böylesine ahd ü peymanımı ve sadakatimi dile getirmek için huzuruna geliyor bu sözlerle seni selâmlıyorum der ve ALLAH'a (cc) selâm verir.

    Cenab-ı Hak da kendisine bu şekilde selâm sunan Habibine : "Ey Nebi! Selâm ALLAH'ın rahmet ve bereketi senin üzerine olsun"sözleriyle mukabelede bulunur ve âdeta "ey şanı yüce Nebi! Selâmına mukabil sana da selâm olsun"der.

    Bütün bu konuşmalar aklın almayacağı mekânın var mı yok mu idrak edilemeyeceği bir makamda cereyan ederken melekler : "Selâm bizim üzerimize ve ALLAH'ın salih kulları üzerine de olsun"der ve bu sözlere kulak kesilirler.

    En sonunda Cebrail (aleyhisselâm) bu senfonizmaya tatlı bir hava ve bir âhenk katar arş ve ferşi çınlatacak şekilde "Şehadet ederim ki ALLAH'tan başka ilah yoktur yine şehadet ederim ki Muhammed ALLAH'ın Resulü'dür!"der; ALLAH'ın Mabud-u Mutlak ve Maksud-u bi'l-İstihkak olduğunu ; Peygamber Efendimiz'in ise şanı yüce bir nebi olduğunu bütün yer ve gök ehline haykırır.





    1 İftitah tekbiri :



    İftitah "başlamak kapıyı açıp girmek" anlamındadır.

    İftitah tekbiri (tahrime) namaza başlarken alınan tekbir olup "Allahu Ekber"cümlesini söylemektir.

    ALLAH Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) :

    "Namazın anahtarı temizliktir.

    (Namaz dışı şeylerle meşguliyeti) haram kılan şey iftitah tekbiridir (namaz dışı meşguliyeti) helal kılan şey (de sondaki) selâmdır"buyurur ve bu hususa dikkat çeker.

    Başka bir hadislerinde ise :

    "Abdesti yerli yerinde almadıkça sonra kıbleye dönüp "Allahu Ekber"demedikçe hiçbirinizin namazı tam olmaz"buyurur

    Bu yüzden namaza iftitah tekbiri ile girmek namazın bir rüknüdür.



    2 Kıyam :



    Kıyam "doğrulmak dikilmek ayakta durmak" demektir.

    Namazı oluşturan ana unsurlardan biri olarak kıyam iftitah tekbiri ve her rekâtta Kur'ân'dan okunması gerekli asgarî miktarı okuyacak kadar bir müddet ayakta durmak anlamına gelir.



    3 Kıraat :



    Sözlükte "okumak"anlamına gelen kıraat "Kur'ân okumak"demektir

    Namazda bir miktar Kur'ân okumak gerekir.

    Namazda Kur'ân kıyam halinde iken yani ayakta dururken okunur

    Namazda okunması farz olan asgari miktar kısa üç ayet veya buna denk bir uzun ayettir.



    4 Rükû :



    Rükû sözlükte "eğilmek"anlamına gelir.

    Namazın ana unsurlarından olan rükû kıyamdan sonra eller dizlere erecek şekilde öne doğru eğilmek demektir.

    ALLAH Resûlü'nün (aleyhissalatü vesselâm) uygulamasına en uygun rükû şekli sırt ve baş düz bir satıh oluşturacak biçimde eğilmektir.

    Yine rükûda bu kavisli duruş iki büklüm yürüyen mahlukatın ibadetidir ki mümin onu da hatırlar ve orada yaptığı dua ile sanki : "Sana hamdolsun Rabbim! Beni iki büklüm yürüyen mahlukatın gibi değil de elif gibi dümdüz yarattın her ne kadar şimdi senin azamet ve ululuğunu ifade ve itiraf için eğildim ise de yine doğrulacağım"demek ister.



    5 Secde :



    Secde sözlükte "itaat teslimiyet ve tevazu içinde eğilmek yere kapanmak yüzü yere sürmek"anlamına gelir.

    Namazın her rekâtında belirli uzuvları yere veya yere bitişik bir mahalle koyarak iki defa yere kapanmak namazın rükünlerindendir .

    ALLAH Resûlü'nün (aleyhissalatü vesselâm) uygulamasına en uygun secde yüz eller dizler ve ayak parmaklarının üzerine olmak üzere yedi uzuv üzerinde yapılanıdır.

    Mümin bütün bu manaları rükûda kalbinde duyduktan sonra Rabb'inden gelen bir recâ (ümit) meltemi ile yeniden başını kaldırır ve yeniden O'nun rahmetine doğru nazar eder.

    İşte kul rükûdan tekrar doğrulurken bir inşirah hisseder sonra da Cenab-ı Hakk'a karşı şükranın ifadesi olarak yüzünü yere koyup secdeye kapanır .

    Bu defa da Efendimiz'in : "Kulun Rabbine en yakın olduğu zaman secde halidir Öyle ise secdede iken çok dua edin"buyurduğu Rabb'e en fazla yakın olma anını ihraz eder

    Orada da üç defa :

    "Yüce Rabbim (her çeşit kusurdan) münezzehtir"demek suretiyle Rabbi tazimde bulunur

    Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ;

    "ALLAH'a secde et ve yalnızca O'na yaklaş"(Alak 96/19) emrine imtisal edip secde ediyor ;

    bazen "ALLAH'ım! Büyük-küçük evvel-âhir gizli-açık bütün günahlarımı mağfiret buyur"diyerek kendinden geçiyor ;

    bazen de : "ALLAH'ım! Sana secde ettim Sana inandım Sana teslim oldum

    Yüzüm de kendisini yaratıp şekillendiren ona kulak göz takan Yaratanına secde etmiştir

    Yaratanların en güzeli olan ALLAH ne yücedir!"şeklinde dua ederek Rabbine karşı tazimat ve tekrimatını ifade ediyordu

    Hasılı mümin yaptığı bu secde ile tıpkı Efendimiz'in kulluğuyla yükselip miracda Rabbisiyle görüştüğü gibi bir görüşme ve mülâkat için O'nun arkasında ihraz etmesi gereken yeri ihraz edecektir

    O namazını eda ederken bu muallâ mevkii ihraz etme niyetiyle kılmalıdır



    6 Ka'de-i Ahîre :



    Ka'de-i ahîre "son oturuş" demektir

    Namazın sonunda bir süre (teşehhüt miktarı) oturup beklemek namazın rükünlerindendir[/



    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş