Nüfus Coğrafyası

'Diğer Mesleki Bilgiler' forumunda NeslisH tarafından 19 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Nüfus Coğrafyası konusu
    NÜFUS COĞRAFYASI

    Nüfus Coğrafyası; nüfusun çeşitli özellikleri, dağılışını ve göçleri inceler. Nüfusun yaş yapısı, cinsiyet yapısı, doğumlar, ölümler, nüfus artışı, eğitim durumu ve çalışma kollarına dağılımı nüfus coğrafyasının konuları arasında yer alır.

    Sınırları belli olan bir alanda yaşayan insan sayısına nüfus denir. Yeryüzünün belirli bir sahasında yaşayan insan sayısı nüfus sayımları yolu ile tespit edilir. Nüfus sayımı, sınırları belirli olan bir alanda yaşayan insanların belirli bir günde sayılması işlemidir.



    Nüfus ve Nüfus Sayımları

    Nüfusun coğrafi incelenmesinde, mekan büyüklüğü ne olursa olsun, genellikle şöyle bir yol izlenir:
    a. Nüfusun miktan ve çeşitli özelliklerinin dağılışının ana çizgileriyle tanı tılması,
    b. Nüfusun miktan ve özelliklerinin mekansal biçimlenmesinin açıklan ması,
    c. Nüfus olayının mekansal analizi (inceleme alanında yer yer farklı nüfus alanları ve de başka elemanlar arasındaki karşılıklı ilişkiler vb. özellikler).
    Kuşkusuz nüfusun "mekansal analizinde özellikle türlü sorunlar ve önerilere ağırlık verilmesi, coğrafyada gittikçe güçlenen uygulama eğilimine uyarak yaygınlasın aktadır36.
    Nüfusun sistematik incelenmesiyle uğraşan coğrafyacılann karşılaştıktan en büyük güçlüklerden biri, dünyanın farklı ülke ve bölgelere ait nüfus verilerinin birbirinden çok farklı nitelikte olmasıdır. Genel olarak ekonomik bakımdan gelişmiş ülkelerin gelişmekte olanlardan daha doğru ve ayrıntılı istatistiklere sahip olduklan kabul edilmektedir. Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler Örgütü demografik verilerin toplanmasında birçok ülkelere yardımcı olmaktadır.

    SAYIMLAR

    Nüfusla ilgili bilgiler genellikle sayımlarla toplanır. Genellikle diyoruz, çünkü, bazı gelişmiş ülkelerde yıllarca sayım yapılmadan nüfusa ilişkin değişimer "Registers of population" denilen "nüfus tahrirleri"yle günü gününe izlenebilmektedir. Adı geçen kayıtlar doğumlar, ölümler, evlenmeler, boşanmalar, evlatedinmeler vb. gibi hayati olayları düzenli olarak kaydederler. Birçok bakımdan sayımlardan çok daha kesin ve doğru olarak kabul edilen bu bir tür tahrirlerin birçok ülkede ulusal sayımlardan çok daha eskiye gittikleri bilinmektedir (Osmanlı İmparatorluğu'nda olduğu gibi).
    Bugün ister 5 yıllık isterse 10 yıllık aralarla, isterse çok düzensiz bir şekilde olsun, nüfusla ilgili bilgilerin toplanması için birinci derecede başvurulan yöntem nüfus sayımlarıdır. Birleşmiş Milletler herhangi bir sayım olayını şöyle tanımlamaktadır: "Belirli bir zamanda bir ülke ya da ülkenin iyi tanımlanmış bir bölgesindeki tüm kişilere ilişkin demografik, ekonomik ve sosyal verilerin toplanma, birleştirme, değerlendirme, analiz edilme ve yayınlama işlemlerinin tümü".
    İnsanlar çok eski zamanlardan beri nüfus sayımı yapma girişimlerinde bu-lunmuşlarsa da, modern sayımlar çok yeni bir olaydır, Eski sayımlardan çok azının bugüne aktarılabilmiş, olmasının yanı sıra zamanımızda bile birçok ülkede varolan ve sayımlara karşı özellikle askere alma, vergiler vb. korkularla doğmuş olan güvensizlik, genellikle hükümdarlar, krallar Larafından tertiplenen eski sayımların değerini azaltmıştır. Bunun yanında, geçmişi M.Ö. 3000'lere kadar giden eski sayımlardan (örneğin Çin ve Babil'de yapılanlar) bugün elde bir şey kalmamış gibidir.
    Modern sayımlar Fransız ve İngilizlerin kolonilerinde yaptıkları sayımlarla başlamıştır (1665'te Kanada'da, 1703'te İzlanda'da). İlk periyodik sayımlar ise, bugün de nüfus hakkında en doğru bilgileri toplamasında başta gelen İskandinav ülkelerinden İsveç'te 1748, Danimarka'da 1769'da yapılmaya başlanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nde, mükemmel olmasa da, ilk sayım 1790'da, Büyük Britanya'da ise 1801'de yapılmıştır. Ondokuzuncu yüzyıl içinde dünya ülkelerinin çoğunda geniş kapsamlı sayımlar yapılmaya, düzensiz de olsa, başlandı. Ancak modem anlamda sayımlar Rusya'da ancak 1897'de, Türkiye'de ise 1927 yılında başlatılabilmiştir.
    Nüfus sayımlarını kullanmadaki sorunlar: Genel kanının tersine, nüfus sayımı istatistikleri atlamalar ve çift yazılmalardan doğan birçok hatalar ve sınırlamalara konu olmaktadır. Hayati istatistikleri tutanlar da aynı hatalardan yakınmaktadırlar. Uzak kırsal alanlarda sayımdan önce ölmüş bulunan bir çocuk, kayıttan düşürülmeycbilmektedir: Örneğin A.B.D.'nde bile doğumların tahminen yüzde 2'si hâlâ kayıtlardan kaçabilmektedir.

    Sayım istatistikleri üzerinde çalışan bir coğrafyacının karşısına çıkacak çok sayıda sorun vardır. Bu sorunlardan bazıları sayım yıllarının aralıklarında bozulma olması ya da düzenli bir devre izlenmemesinden doğar. Örneğin Fransa'da 5 yıl aralıkla yapılacağı varsayılan sayımların ritmi İkinci Dünya Sava-şı'ndan sonra bozulmuş ve 1946, 1954, 1962, 1968 ve 1974 yıllarında sayım yapılabilmiştir. Diğer devletler de düzenli bir aralıkla sayım yapma konusunda hassas davranmamaktadırlar: Örneğin Rusya (eski S.S.C.B.) yalnızca 5 kez sayım yapabilmiştir: 1879, 1926, 1939, 1959, 1970 ve 1979'da. Çin'de ilk sayım 1953'lere kadar yapılamamıştır. 1953'te yapılan sayım ile dünya nüfusunun beşte biri resmî istatistiklere katılmıştır. Çin'de 1953'tcn sonraki ikinci sayım ise 1982'de yapılmış ve 1 milyar 200 milyon kişinin sayıldığı bu sayımda yaklaşık 15 milyon kişi görev almıştır. Ayrıca, ülke nüfuslarının sürekli bir artış eğilim içinde olması da giderek sayım yapılmasını, daha da önemlisi sayım sonuçlarının değerlendirmesini güçleştirmekte ve geciktirmektedir. Bu durum da sayım yıllan aralığının genişletilmesi zorunluluğunu doğurmaktadır. Örneğin, 1935'ten 1990'a kadar düzenli olarak her beş yılda bir sayım yapan Türkiye artık 10 yılda bir sayıma başvuracaktır. Bu nedenle bir sonraki sayım yılı 2000 olacaktır.
    Nüfus istatistiklerinin uluslararası karşılaştırması, sayım aralıklarındaki bu tür çeşitlilikler yüzünden son derece güç olmaktadır. Bunun yanında farklı ülkelerin veri toplamada farklı yöntemler kullandıklarını ve bu yöntemlerinde zaman içinde değişebildiğim de belirtmek gerekir. Örneğin İngiltere'de bireyler daha önce sayım esnasında nerede bulunuyorlarsa orada sayılırken (de facto), şimdi, A.B.D.'ndeki gibi, devamlı ikametgahlarının, bulunduğu yerde (de jure) kaydedilmektedirler. Bundan daha ciddi bir sorun ise toplanan verilerin kategorilere ayrılmasında ve yayınlanmış istatistiklerde kullanılan sınıflandırma sistemlerinde aynılık olmamasından doğmaktadır (örneğin faal nüfus Türkiye sayım sonuç-İannda bazen 12 ve daha yukan yaş ya da 15 ve daha yukan yaşlardaki nüftıs olarak verilmektedir). Bunlardan bazılarını sıralarsak: Nüfusun yaş gruplarına aynlmasında çeşitli sınıflandırmalar kullanılmaktadır; kırsal ve şehirsel nüfus tanımlan ülkeden ülkeye geniş ölçüde değişmektedir (örn. B.M.'e göre 20 bin, Türkiye'de Köy Kanunu'na göre 20 bin, DiE'ne göre 10 bin, araştırmacılann kimine göre 5, kimine göre 10 bin gibi); meslek gruplarının tanımlan da aynı şekilde değişik olmakta, göçle ilgili istatistiklerin çok eksik ve yanıltıcı olduğu artık tüm dünyaca bilinmekte ve bu yüzden de istatistiklerin toplanmasında yöntem farklılıkları olduğundan uluslararası karşılaştırmalar olanaksızlaşmakta ve geçici ile sürekli göçlerin tanımlamalarında da uluslararası birlik sağlanamamaktadır. B.M. İstatistik Bürosu bazı yıllar için ülkeleri aynı yılda sayım yapmaya ve uluslararası tek bir veri sınıflandırma sistemi izlemeye teşvik ederek yukarıdaki sorunlara çare bulmaya çalışmıştır. Fakat sorunlar hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Dünyanın birçok kısımları için elde edilebilenlerin hiçbiri güvenilir demografik veriler değildir. İstatistik konusunda en ileri ülkelerde bile, belirsizlik miktarı hâlâ oldukça fazladır.
    Son olarak, belirtilmesi gereken önemli bir diğer sorun da nüfus sayımlan için seçilen alan birimlerinin durumudur. Sayımlar çoğu kez idari birimlere ya da keyfi olarak seçilmiş sınırlar içinde kalan alanlara göre yapılmaktadır. Bunların da coğrafi önlemleri ya çok azdır, ya da hiç yoktur. Bundan başka, bu sayım birimleri sık sık değiştirilmekte ve bu nedenle de uzun bir zaman dönemi içinde karşılaştırma yapma olanağını da ortadan kaldırmaktadır (mahalle ya da köylerin bağlandıkları idari merkezlerin sık sık değşitirilmesi gibi). Örneğin, Türkiye'de il ve ilçe sayısının arttırılmasının sınırlan değiştirmesi gibi.
    Dünya nüfusuna ilişkin sayısal bilgiler yanında, bunların çeşitli niteliklerinin bilinmesindeki önem açıktır. Bu nedenle zamanla nüfus sayımlarında insanın diğer özelliklerine daha çok yer verilmeye başlanmıştır. Modern sayımlarda bugün nüfusun miktan yanında, yaşı, cinsiyeti, yaşama ve çalışma koşullan ile din, dil, eğitim durumu ve başka özelliklerine ait bilgiler de yer almaktadır. Bazı ülkelerde yapılan sayımlarda gelir kaynaklan, üretim ve hizmetlere ait bilgiler de vardır.
    Nüfus sayımlarında sorulan sorular bakımından ülkeler arasında giderek daha çok bir birlik sağlanmasına çalışılmaktadır. Kapsam bakımından da sayımlar ekonomik ve sosyal hayatın çeşitlenmesi ve türlü sorunların ortaya çıkmasına uyarak genişletilmiştir37. İlk zamanlar yalnızca sayı ve cinsiyet bakımından saptamalar yapılırken, zamanla nüfusun diğer özellikleri de kapsanmaya başlamıştır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde 1790 yılında yapılan sayımda adres, ad, cinsiyet ve yaş ile özgür beyazlar, özgür olmayan beyazlar ve köleler (zenciler)

    sorulmuştu. 1968'de ise 28 tane soru yer alıyordu ki bunlar arasında ilk evlenme yaşı, kaç kez evlenildiği gibi özel sorular yanında "ırk" sorusu hâlâ soruluyordu. Öte yandan sayımların kapsamı özel sayımların çoğalmasıyla da değişime uğramıştır. Böylece, örneğin tarımla ilgili tanm işletmesinin sahiplik ya da kiralık durumu, ya da sanayiyle ilgili işyerine ilişkin sorular tanm ve sanayi sayımlan gibi sayımlarda sorulmaya başlanmıştır. Öte yandan, mekansal araştırmalarda nüfus topluluğunun çeşitli özelliklerinin belirlenmesinin önemi yakın zamanlarda yeni yöntemlerin denenmesini yoğunlaştırmıştır.
     

Bu Sayfayı Paylaş