'Mustafa' - Can Dündar

'Sinema Film Tanıtımları' forumunda NeslisH tarafından 14 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    'Mustafa' - Can Dündar konusu MUSTAFA
    Yapım yılı: 2008
    Süre: 115'
    Yazan ve Yöneten: Can DÜNDAR
    Özgün Müzik: Goran BREGOVİC
    Yardımcı Yönetmen: Hacı Mehmet DURANOĞLU
    Görüntü Yönetmeni: Candan Murat ÖZCAN
    Kurgu: Andreas TRESKE
    Görsel Efekt - Animasyon: Uğur ERBAŞ
    Yapımcı: Dilek DÜNDAR
    Atatürk Seslendirme: Yetkin DİKİNCİLER
    Genel Koordinatör: Nazan GEZER
    Sanat Yönetmeni: Yusuf AKÇURA
    Storyboard - Organik Modelleme: Bahadır YAZICI
    Mimari Modelleme: Nejat SEMERCİ
    Harita Tasarım: Melih TÜRER
    Araştırma: Cemalettin CANLI
    Danışman: Faruk ALPKAYA
    Kurgu Asistanı: Ayhan DEMİR
    Zübeyde Hanım Seslendirme: Beyhan SARAN
    Telgraf-Gazete Haberi Seslendirme: Arif SOYSALAN
    Yurtdışı Görüntü ve Arşiv Sorumlusu: Saadet ÖZEN
    Fotoğraf Arşivi: Saadet TÜRKER
    Bas Ses Tasarımcısı: Ufuk ÖNEN
    Ses Tasarımcısı: Ogün DALKA
    Ses Tasarım Asistanı: Nihan ÜNLÜSOY
    Web: Erdem ÖZTÜRK - Saim TOKAÇOĞLU
    Set Sorumlusu: Mustafa SÜTÇÜ
    Final Miks: Ulaş AĞCE
    Ses Kurgu: Yaşar ÖZDEMİR
    Optik Transfer: Erdi GÜVEN
    MAKİNA PRODÜKSİYON
    SİNEFEKT
    POST PRODUKSİYON HİZMETLERİ YAPIM SORUMLUSU: Emre ONEL
    Film Transfer: Özgür TAPARLI - Bülent TANOBA
    Laboratuvar Şefi: Yusuf ÖZBEK
    Renk Düzeltme: Yusuf ÖZBEK - Burcu DOĞANAY
    Kopya Baskı: Mustafa KOÇ - Ersan GÜMÜŞ - Ayhan Kısa

    ... FRAGMANLARI ...


    Türkiye'de şimdiye kadar çok fazla Atatürk belgeseli yapıldığı söylenemez. Selanik'ten Dolmabahçe'ye kadar hayatım başından sonuna mercek altına alan, onu şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliği hep hissedildi. Mustafa, bu ihtiyaca cevaben hazırlandı. Filmin müziklerini, Atatürk gibi Balkanlardan yetişmiş Goran Bregoviç besteledi.

    Basında 'Mustafa'

    Posta – Rauf Tamer,


    Mustafa
    Can Dündar, Atatürk'ün bütün hayatını sinemaya yansıtıyor.
    Film, 29 Ekim'de 180 kopya ile vizyona girecek.
    Can Dündar'ı şimdiden kutluyorum. Atatürk'ü böylesine incelemek, Selanik ve Manastır'dan ta Dolmabahçe'ye gelebilmek, başlıbaşına bir ömür'dür. Yani Dündar'ın emeği, bir filmden, bir çekimden, bir senaryodan ibaret değil.
    Eseri izlerken bir de bunu düşünün.
    Atatürk'ü, 6 farklı oyuncu canlandırıyor. Çocukluk ve gençlik dönemi, orta yaşları ve son yıllan, değişik oyunculara dağıtılmış.
    Ama onları ille de Atatürk'e ' benzetmek için özel bir çaba harcanmamış. Belli ki Can Dündar bütün ezberleri bozmuş. Ve kendi Atatürk'ünü yaratmış.
    Nitekim diyor ki: - Herkesin bir Atatürk'ü var.
    Herkes başka anlatıyor. Ben de bir Atatürk anlattım. Bu da benim Atatürk'üm.
    Demek ki, kumandan, kahraman Atatürk'ten gayrı bir de insan Atatürk var. Annesinin Mustafa dediği, belki sokakta ıslık çalan, coşkunluğu taşkınlığı olan, zaman zaman üzülen, bazen öfkelenen, içkisini içen, Hicazkâr şarkısını söyleyen, yâni bizim gibi etten ve kemikten yapılmış bir Mustafa.
    Çok merak ediyorum.
    Ünlü müzisyen Goran Bregovic'in Balkanlardan estireceği yorumlar, yağmur ve toprak kokan Anadolu'yla kimbilir nasıl kucaklaşacak.
    Ve Warner Bros herhalde bu filmi dünyaya dağıtacak.
    Teşekkürler Can Dündar.
    Tebrikler NTV-KOMEDYA.

    Sabah Cuma,

    Mustafa
    Tür: Belgesel, tarihi Yönetmen-senaryo: Can Dündar
    Türkiye'de şimdiye kadar çok fazla Atatürk belgeseli yapıldığı söylenemez. Selanik'ten Dolmabahçe'ye kadar hayatım başından sonuna mercek altına alan, onu şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliği hep hissedildi. Mustafa, bu ihtiyaca cevaben hazırlandı. Filmin müziklerini, Atatürk gibi Balkanlardan yetişmiş Goran Bregoviç besteledi.


    Yeni Asır Alışveriş Gazetesi,

    10 Kasım 2008, Atatürk'ün ölümünün 70. yıldönümü... Türkiye 70 yılda Ata'sı için dört başı mamur bir film yapamadı. Hazırlanan belgeseller, Türkiye ölçeğiyle sınırlı, belli bir dönemle kısıtlı ve resmi bir dile tutsak kaldı. Selanik’ten Dolmabahçe'ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına alan, onu şablonlardan uzak olarak, askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliği hep hissedildi. Mustafa, işte bu ihtiyaca cevaben hazırlandı.


    Bursa Meydan - Kemal Sulaoğlu,

    ‘Mustafa’yı tanımak
    Gazeteci Can Dündar'ın senaryosunu yazıp, yönettiği ilk sinema filmi "Mustafa", Antalya Film Festivali’nde gösterildi ve izleyiciler Dündar'ı ayakta alkışladılar... Filmin Avrupa ülkelerinde gösterimi de sürüyor... Bizler 29 Ekim'i bekliyoruz... Atatürk'ü anlatan bir filmin seyirci ile buluşması için anlamlı bir tarih seçilmiş...
    "Gazi Mustafa Kemal Atatürk" denildiğinde öylesine geniş bir ufuk yayılıyor ki önüme... "Gazi" sıfatının ardında sıralanan her isim bize, Büyük Önder’in farklı bir yönünü anlatır... Attila İlhan O'na yalnızca "Gazi" derdi... "Gazi Mustafa Kemal", "Mustafa Kemal", "Kemal Atatürk" ve "Atatürk"... Bu adlar bize birbirinden farklı bir kişiliği değil, bir liderin gelişim evrelerini, bir toplumun onunla birlikte "ümmetten ulusa" yürüyüşünü anlatır... Ama bugüne değin hiç kimse O'na -annesi Zübeyde Hanım'ın dışında- "Mustafa" demedi, "Mustafa"yı kimse anlamadı, anlatmadı... Belleklerimize, küçük yaşta öksüz kalmış, dayısının çiftliğinde karga kovalayan çocuk silueti yerleşti ve öylece kaldı...
    1993 yılında hazırladığı "Sarı Zeybek" ile Türk insanına "şablon bakış tarzı”nın ötesindeki Atatürk’ü sunan Can Dündar, bu kez de "Mustafa"yla tanıştırıyor bizi...
    Ama siyasi ve askeri başarılarıyla andığımız o büyük insan değil. "Zübeyde Hanımın oğlu Mustafa" var karşımızda... Can Dündar bu çalışmayla yeni kuşağı, "içimizden biri" olan Atatürk'ü keşfetmeye çağırıyor... Biz yetişkinleri de O'nu yeniden tanımaya davet ediyor...
    YAŞANMAMIŞ YILLAR
    Filmi henüz izlemedik... Ama fragmandaki o ilk sahne bile, film üzerine söz söylemek için yeterli...
    1938 yılının Eylül ayının son günlerinden biridir.... Atatürk'ün sağlığı giderek ağırlaşmakta; Dolmabahçe Sarayı'ndaki odasında bilinci kapalı halde yatmaktadır... Bir ara kendine gelir, gözleri yatağın karşınındaki duvarda asılı tabloya takılır... "Dört Mevsim" adlı bu tabloyu, doğup büyüdüğü Rumeli topraklarına benzetir... Başucundaki Afet İnan’a "Oraya gidelim Afet... Her şeyi bırakalım, şöyle basit bir ev, ocaklı bir oda, çekip gidelim ormanlara... Hele ben bir iyi olayım da" der ve bilinci yeniden kapanır... Bu sözler yaşanmamış çocukluk yıllarına özlemdir... Sonrası ise, ülkesine ve ulusuna adanmış bir ömür... Saygı duyulan, sevilen, korkulan bir liderin korkulan ve yalnızlığı...
    ÖZEL BİR FİLM
    Can Dündar, "Mustafa"da O'nun bilinmeyen yanlarını perdeye taşıdıklarını söylüyor: "Herkesin bir Atatürk'ü var, herkes başka anlatıyor. .. Bu da benim Atatürk'üm... Onu şablondan kurtarmaya çalıştık... Bu belgeselin en önemli misyonu bu... Denizin altında büyük bir hazine var ama biz iki saatlik belgeselde, sadece iki avuç çıkarıp gösterebildik..." "Mustafa" yoğun bir emeğin ürünü olan bir film... Filmle ilgili bilgilerden etkileniyor insan... Çekimleri yaklaşık 9 ayda tamamlanan film 1 milyon Euro'ya mal oldu... Film için Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı arşivleri başta olmak üzere, yerli ve yabancı pek çok arşiv,özel izinle açıldı... Atatürk'ün daha önce görülmemiş fotoğraflarına, hatıralarını yazdığı not defterlerine, yakınlarına yolladığı çok özel mektuplarına, günlüğüne, elyazmalarına ulaşıldı... Çekim ekibi Selanik'ten Manastır'a, Şam'dan Berlin'e, Sofya'dan Karlsbad’a kadar Atatürk'ün ayak bastığı her yere giderek; doğduğu odadan, öldüğü odaya dek her mekana girerek onun hayatını yerinde görüntüledi...
    Geniş ve deneyimli bir kadro, Atatürk'e dair yazılmış kitapları, yerli yabancı basını, diplomatik yazışmaları tarayıp onlara dayanarak objektif, sıcak bir hayat hikayesi anlatmaya çalıştı...
    Ondan kalan eşyalar, onu anlatan anılar, çalıştığı karargahlar, yaşadığı evler, geride bıraktığı belgeler, sevdiği müzikler, söylediği sözler titizlikle derlendi... Yeni kuşağın okulda öğrendiği klasik bilgilerden ve eski, siyah beyaz görüntülerden sıkılmış olacakları varsayımıyla filmde samimi bir dil ve modern animasyon teknikleri kullanıldı... Ve filmin müziklerini, Atatürk gibi Balkanlardan yetişmiş dünya ölçeğinde ünlü bir müzisyen olan Goran Bregovic besteledi...
    SON SÖZ
    "Mustafa"da toprağını kaybetmiş olmanın derin acısını yaşayan, kendisine yeni bir yurt kurmayı başaran bir çocuğun hayatı işlenmekte ve alışılmıştan farklı bir Atatürk profili çizilmektedir... Can Dündar, yeni kuşağa gerçek Atatürk'ü sunuyor: " O'nun bazı zaaflarını da ele aldık... Yalnızlığını, eşinden ayrılışını ve gece karanlıkta asla uyuyamadığını anlattık... En çok etkilendiğim sahnelerden birisi de annesini kaybettiğini anlattığı andı... En uca gittik; Atatürk gibi bir liderin de korkularının olduğunu anlattık... Yalnızlık önemli bir motifti... Özellikle Atatürk'ün hayatinin son dönemlerindeki yalnızlığını işledik... Devrimcinin kaderidir yalnızlık..." 29 Ekim'i sabırsızlıkla bekliyorum...

    Zaman Cumartesi – Özge Yalın,

    "Mustafa'yı çektik, ya Atatürk?"
    29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'na az kaldı.
    Bu yılki Cumhuriyet kutlamalarına bir film de eşlik edecek; Can Dündar'ın hazırladığı 'Mustafa' belgeseli.
    Dündar, Türkiye 70 yılda Ata'sı için dört başı mamur film yapamadı' fikrinden hareketle böyle bir çalışma hazırlamış. Bu gerçekten doğru, çünkü sinema tarihimiz çekilemeyen Atatürk filmleriyle dolu.
    Mustafa'yı çektik, ya Atatürk" Bu söz, ayda bir sanal olarak yayınlanan 'www.cinedergi.com'un hazırladığı 'çekilemeyen Atatürk filmleri' dosyasının başlığı. Dergi Serdar Akbıyık, Banu Bozdemir ve Fırat Sayıcı tarafından hazırlanıyor. Serkan Akbıyık imzasıyla hazırlanan dosyada tarihimizde birçok nedenle çekilemeyen Atatürk filmlerine ve bu başarısızlıkların nedenlerine yer verilmiş. İşte Akbıyık'ın kaleminden Mustafa Kemal Atatürk'ün sinemadaki durumu:
    Senaryosunu Atatürk yazmış ..."Biray Dalkıran, Atatürk'ün kendi yazdığı bir senaryoyu filme çekme çalışmaları içinde şu günlerde. Bu senaryonun ikinci sinemaya çekilme çabası. İlk olarak 1938 Kasım ayında hayatını kaybeden Atatürk'ün 1937 yılında bir film senaryosu yazdığı ortaya çıkmış. 1930 yılında "Atatürk'ün Gezi Belgeseli" adlı ilk projesiyle Türkiye'nin önemli sinemacılarından olan Münir Hayri Egeli, Atatürk'e, "Ben Bir İnkılâp Çocuğuyum" adlı senaryosunu çekeceğine dair söz vermiş, ancak Atatürk'ün hastalığı nedeniyle rafa kalkmış. 1938 yılında Atatürk'ün vefatı üzerine tamamen rafa kalkmış görünen 137 sayfalık senaryo, 81 ili temsil eden Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu'nun kararıyla 2008 yılında hayata geçiyor. Şu ana kadar en ciddi çalışma diyebiliriz Dalkıran'ın Atatürk filmi için...

    Sabah'la Günaydın,

    'Mustafa' aslında büyük bir yalnızlık hikayesi
    Yıllardır çekilmesi planlanan Atatürk filmini nihayet yapan Can Dündar, bilinmeyen pek çok gerçeğe ulaştıklarını belirterek ekledi: Ana-oğul ilişkisi kuramadığı annesine "Hayattaki en büyük arkadaşım" diyecek konuma gelmiş..

    Can Dündar'ın Atatürk filmi 'Mustafa' kimi yerde üç boyutlu animasyon ve küçük drama sahneleriyle beslenen bir belgesel olarak 29 Ekim'de vizyona girecek.
    * Filmin müziklerini Goran Bregoviç'e hazırlatmak nereden geldi aklınıza? Atatürk'ün hemşehrisi diye mi?
    Aynen öyle. Öncelikle bir defa ben Bregoviç severim. İkincisi, Atatürk çok dillendirilmese de aslında Makedonyalı. Atatürk'ün çıktığı topraklardan çıkma ve onun yetiştiği iklimi Bregoviç'in ezgileri daha iyi anlatabilir diye düşündük.
    BİZİM GİBİ BİRİ
    * İnsan, Atatürk'le ilgili pek fazla kişinin bilmediği yönlerini ya da hareketlerini öğrenince, gizli bir şey bulmuş gibi oluyor. Çünkü bizim için Atatürk, Nutuk'ta olduğu gibi 19 Mayıs 1919 günü başlıyor.
    Temel tartışma da bu zaten. Bugüne kadarki anlayış zannediyorum onu bizden biri gibi göstermenin ondan bir şey kaybettireceği gibi bir yanılgıya dayanıyor. Halbuki ben bunun tam tersine inanıyorum. Bizim gibi acı çeken, uykusuzluk sorunu yaşayan, yetim kalmış, İstanbul'un gece hayatını görünce dersleri sermiş. Rakı içen, yürekler yakan bir adamın çok daha sıcak, bize dokunan, içselleştirebileceğimiz bir lider olduğunu düşünüyorum.
    * Yanlış anlaşılır mı diye zorlandığınız sahneler oldu mu?
    Zorlandık. Çünkü şablonlar var ya, öğrendiğiniz her şeyde risk alıyorsunuz. O risk de sadece yasal sonuçlar ya da oradan buradan gelecek tepkiler olmuyor. Hakikaten yanlış anlaşılma riski de var.
    * Filmi hazırlarken bildiğinizin dışında neler çıktı karşınıza?
    Biz zaman içinde Atatürk'ü herkes sevsin diye biraz oraları yontmuşuz. Görmezden gelmeye çalışmışız. Çanakkale zaferi gibi ortak paydada yoğunlaşmışız ama laiklik konusunda da ne düşünüyor, din meselesinde ne düşünüyor, Muhammed konusunda ne düşünüyor? Oralara hiç girmemeye çalışmışız. Kadınların başörtüsü ve Kürt meselesi hakkında yazıları var mesela. Filmin içinde herkesin hoşlanacağı ve rahatsız olacağı bölümler olabilir.
    * Etkilendiği arkadaşları ya da kişilere rastladınız mı?
    Napolyon... Not defterlerinde çok yoğun bir şekilde Napolyon var. Bütün savaşlarını inceliyor, komutan olarak inceliyor, uzun uzun üzerine yazılar yazıyor. O not defterlerini okuyunca ben de ilk kez fark ettim. Özellikle Harp Okulu ve Akademisi günlüklerinde Napolyon çok bariz bir şekilde çıkıyor. Sonraki savaşlarda tuttuğu günlüklerde de Napolyon var. Tabii Fransız İhtilali. Bir de "Allah'ı inkar mümkün müdür?" adlı bir kitabı özel olarak okuduğunu fark ettim.
    ÖNYARGILARIMIZ VAR
    * Filmi zamanlama olarak şimdi yapmanızın özel bir nedeni var mı?
    Benim çok basit bir nedenim var, oğlum ortaokul çağına geldi. Doğru bir şeyle tanışsın istiyorum. Ona anlatıyordum, anlattığım şeyi şimdi filmde anlatmaya çalışıyorum. Bu tanışma bizim kuşak için belki biraz geç. Bizim önyargılarımız, kalıplarımız, tabularımız var. Ve onlar belki bizimle mezara gidecek. Yeni kuşak, daha samimi, insanları kabullenebiliyor. Daha tabuları olgunlaşmadı.
    * 'Mustafa' kaç sinemada birden gösterime girecek?
    Sadece Türkiye'de 195 kopya giriyoruz. Şu anda okullardan yoğun talep alıyorlarmış. 29 Ekim günü okullar gidecek. Onların tepkilerini merakla bekliyorum.
    O çınarın dalları bir yurdun simgesi
    * Afişteki Mustafa'nın hikayesi ne?
    Kız kardeşinin anılarında bahsettiği bir şey. Karga kovalama hikayesi olarak biliyoruz biz bunu. Karga kovalamaya gittikleri yer Langada diye bir yer. Merak ettim, karga kovaladığı yere gittik. Orada bir çocuğa karga kovalattık. Ve onu çektik. Ama o sahnenin özelliği, Atatürk'ün yurtsuzluğunun başlangıç yeri olması. Evini terk ediyor ve yurt özlemi, yurt arayışı ilk orada başlıyor. Makbule Atadan, "Orada boş zamanlarında kendine ev yapardı. Evin altına ya da içine girip saklanırdı" diyor.
    * Yurt ve yuva özlemi için mi yapıyor bunları?
    Selanik'ten ayrıldıktan sonra belki Çankaya'ya kadar bir evi yok Atatürk'ün. Her şeyden önce bir muhacir. Bu da çok görmediğimiz yanı. Yurdunu kaybetmiş, yerine yeni bir yurt kuran bir adamdan bahsediyoruz. Onun için Selanik'i kaybetmek çok büyük bir travma. Sadece evini değil, doğduğu yeri ve ortamını kaybediyor. Onun koca çınarın dallarından bir kulübe yapması, ileride kuracağı yurdun simgesi gibi geldi. Afişte de bunu kullanmak istedik.

    * 'Mustafa' neyin hikayesi? Annesiyle ilişkileri,
    babasız yetişmesi, annesiyle bir türlü anaoğul ilişkisi kuramaması, ama yıllar içinde onu "Hayatta en büyük arkadaşım" diye tanımlayacak noktaya gelmesi. Üç kardeşini kaybetmesi. Bu bir yalnızlık hikayesi aslında baştan sona. Uzun vadeli bir ilişki hiçbir zaman yok. En yakını kim? İsmet İnönü. İsmet'le küstüler, Rauf'la ayrılıyorlar, Ali Fuat'la bir suikast davası var, Karabekir'le yine bir suikast davası var. Arkadaşı yok. Yalnız bir adam...
     

Bu Sayfayı Paylaş