Muhasebe Bilgileri - Azalan Bakiyeler Yöntemine Göre Amortisman

'Muhasebe' forumunda Mavi_inci tarafından 15 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Muhasebe Bilgileri - Azalan Bakiyeler Yöntemine Göre Amortisman konusu Muhasebe Bilgileri - Azalan Bakiyeler Yöntemine Göre Amortisman

    Azalan Bakiyeler Yöntemine Göre Amortisman

    İşletme faaliyetlerinde 1 yıldan uzun bir süre faydalanmak için edinilmiş olan duran varlıkların gerek fiziki ve gerekse ekonomik nedenlerden dolayı değer kaybına uğramaları söz konusudur. Bu değer kayıplarının tek bir döneme yüklenmesi “dönemsellik” ilkesine uygun düşmez. Çünkü bu varlıklar kullanım süreleri boyunca işletme faaliyetlerine olumlu katkılar sağlayarak gelir yaratırlar. Faydaları birden fazla yıl için söz konusu olan bu varlık yatırımlarının harcamalarını da ilgili yıllara dağıtmak uygun olur. Temel olarak, amortisman ayrılmasını gerektiren nedenleri üç grupta toplamak mümkündür:
    Teknik Nedenler
    - Yıpranma ve aşınma
    - Bozulma ve eskime
    - Bakım-onarımın ve parça değişiminin zamanında ve gerektiği şekilde yapılamaması
    - Beklenmedik olaylar nedeniyle duran varlığın yararlanılamaz duruma düşmesi
    Ekonomik Nedenler
    - Duran varlığın yetersiz kalması
    - Duran varlıkların üretim akışı içindeki etkinliklerini arttırma gereği
    - Teknolojik gelişme sonucunda moda ve benzeri değişikliklerin mamule olan talebi azaltması ve onu üreten teknolojilerin eskimesi
    - Sosyal, kültürel ve siyasal gelişmelerin duran varlığın ekonomik ömrünü sona erdirmesi
    Süreli İlişkilerin Ortaya Çıkarttığı Nedenler
    - Varlıkların tükenmesi
    - Kuruluş çalışmalarının belirli süreyle sınırlanmış olması
    - Yasal düzenlemelerin getirdiği sınırlamalar
    Amortisman ayırma yöntemleri VUK’nda normal amortisman (VUK md.315), azalan bakiyeler usulüyle amortisman (VUK mükerrrer md.315), madenlerde amortisman (VUK md.316) ve fevkalade -olağanüstü- amortisman (VUK ma.317) olarak sıralanmıştır.

    İşletmeler, normal amortismanda, 4008 sayılı yasaya göre, amortismana tabi iktisadi kıymetlerinin değerini %20 den fazla olmamak üzere serbestçe belirledikleri oranlar üzerinden yok ederler. Ancak; bu uygulama 1.1.1995 tarihinden sonra aktife girmiş bulunan varlıklar için geçerli olup bu tarihten önce aktife girmiş olan duran varlıklar için azami oran %25 dir. Yani, 4008 sayılı yasa ile getirilen bu değişiklik, normal amortisman oranını 1.1.1995 tarihinden itibaren aktife giren varlıklar için %20′ ye indirmiş ve normal amortisman süresini de 5 yıl olarak belirlemiştir.

    Diğer yandan, normal amortisman yöntemine göre amortisman hesaplanması durumuna ilişkin son kanun 2.6.1995 tarihinde yayınlanan 4108 sayılı kanundur. Bu kanuna göre 4008 sayılı yasanın yayınlanmış olduğu 6 Temmuz 1994 tarihinden sonra aktife giren binek otomobiller için “Kıst Amortisman” uygulaması getirilmiştir.

    Azalan bakiyeler Yönteminde amortisman oranı normal amortisman oranının 2 katı olup 1.1.1995 tarihine kadar aktife girmiş bulunan varlıklar için %50′ yi, 1.1.1995 tarihinden sonra girenler için %40′ ı geçemez. Hızlandırılmış yöntem olarak da bilinen bu yöntemde amortisman süresi normal amortisman süresi kadardır. Yatırıma yönelen işletmelere, yatırımı gerçekleştirdikleri ilk yıllarda daha fazla amortisman ayırmak suretiyle başlangıçta ödeyecekleri verginin bir kısmını daha sonraki yıllara aktarma olanağı tanınmıştır. Bu özelliği dolayısıyla enflasyonda bu yönteme göre amortisman ayıran işletmeler normal amortisman yöntemini uygulayanlara göre enflasyonda daha az etkilenmektedirler. Çünkü, bugün ödeyecekleri vergileri bu yöntem sayesinde hem asgariye indirecek hem de bu fonları işletmede tutacak ve böylece fiyat yükselmelerinden bir ölçüde korunmuş olacaklardır.

    VUK’nun mükerrer 315.maddesine göre sadece bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerden isteyenler amortismana tabi olan varlıklarını azalan bakiyeler üzerinden amortisman yöntemi ile yok edebilirler. Bu usulün uygulanmasında;
    1-Her yıl, üzerinden amortisman hesaplanacak değer, önceki yıllarda ayrılmış amortismanlar toplamının düşülmesi yoluyla belirlenir.
    2-Bu usülde uygulanacak amortisman oranı %40’ı geçmemek üzere normal amortisman oranının iki katıdır.
    3-Amortisman süresi normal amortisman oranına göre hesaplanan süreyi geçemez. Bu sürenin son yılına devreden bakiye değer, o yıl tamamen yok edilir.
    4- Bu yöntem, arazi ve binalara uygulanamaz Bir işletme 25.04.1995 tarihinde 600 milyon TL ye makine satın almış ve bu makineye azalan bakiyeler yöntemini uygulamaya karar vermiştir. Aktife giriş tarihi 1.1.1995 den sonra olduğu için makine için uygulanacak olan amortisman oranı %40 olacaktır.

    Yıllar Maliyet-Birikmiş Amortismanlar Amortisman Oranı Amortisman Tutarı
    1- 1995 600.000.000 %40 240.000.000
    2- 1996 360.000.000 %40 144.000.000
    3- 1997 216.000.000 %40 86.400.000
    4- 1998 129.600.000 %40 51.840.000
    5- 1995 77.760.000 77.760.000
    Toplam - - 600.000.000

    Enflasyon dönemlerinde amortisman süresi sonunda ayrılan amortismanların tutarları enflasyon oranı ile değerlendirildiğinde azalan bakiyeler yönteminin işletmelerce enflasyona karşı önlem olarak kullanımındaki haklılığı görülmektedir Bu durum işletmenin yeniden değerleme yapması durumunda da aynı sonuçları vermektedir. Enflasyon oranının yeniden değerleme oranından fazla olması halinde işletmeler azalan bakiyeler yönetimine göre amortisman ayırmakla enflasyonun etkisi normal yönteme göre giderilebilir. Azalan bakiyeler yöntemi (hızlandırılmış amortisman) enflasyon dönemlerinde işletmelere fon kaynağı sağlamakta vergilemede erteleme nedeniyle duran varlık yoğun işletmelerde enflasyona karşı koruyucu olmaktadır.

    Bilindiği üzere, değerleme gününde bilanço kalemleri arasında yer alan parasal değerler (nakit ve nakitle tahsil edilecek alacaklar ve nakitle ödenecek borçlar) dışında kalan kalemler o tarihteki satın alma gücünü ifade etmeyen rakamlar ile, yani farklı ölçü birimleri üzerinden sunulmakta, gelir tablosu rakamlarının da farklı tarihlere ait satın alma gücü ile ifade edilmiş olmaları nedeniyle mali tablolar anlamsız biçime dönüşmektedir. Bu özellikteki mali tablolara yönetim muhasebesi veya finansal analiz teknikleri uygulandığında anlamsız sonuçlar elde edildiği için bu teknikler sağlıklı bir biçimde uygulanamamakta veya bilinçsizce kullanımlar sonucu yanıltıcı yorumlar çıkarılmaktaydı. Özellikle sermaye piyasasına yönelik bilgi açıklamaları, kamuyu aydınlatma amacını yerine getirememekte, daha da tehlikelisi kamuyu yanıltıcı nitelik taşımaktadır.

    Bir ülkenin ulusal parasının değişim aracı olma özelliğini büyük ölçüde kaybettiği hiperenflasyon ortamında muhasebe verilerinin de kullanılamaz biçime geleceği açıktır. Enflasyonun hangi aşamadan sonra hiperenflasyon kabul edilmesi gerektiğini Uluslararası Muhasebe Standartları ile TMUDESK* aşağıdaki gibi tanımlamıştır:
    * Ellerinde kendi ulusal paralarını nakit olarak bulunduranların, onu hızla elden çıkarma eğilimleri varsa,
    * Kişiler nakdi varlıklarını, değeri daha az değişen yabancı paralara (dolar, mark gibi) dönüştürerek tutma eğiliminde bulunuyorlarsa,
    * Faiz, ücret ve fiyatların her fırsatta endekslenmeye (bir fiyat endeksine göre ayarlanması) çalışılıyorsa,
    * Kredili alış-verişlerde kredi süresi çok kısa dahi olsa bu sürede kaybedilen faiz satış fiyatının belirlenmesinde hesaba katılıyorsa,
    * Üç yıllık kümülatif enflasyon oranı %100′ e yaklaşıyor veya aşıyorsa,
    bu koşullar hiperenflasyonun göstergesi kabul edilmelidir.

    Ülkemizde yaklaşık son 20 yıldır kronik biçimde devam eden enflasyon, muhasebe bilgilerine olan etkisi yönünden incelendiğinde, Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu’nun ve TMUDESK’in tanımına göre “hiperenflasyon” tanımına girmektedir. Buna göre ülkemizdeki bilançolarda yer alan bilgilerden parasal varlıklar ve borçlar dışında kalan diğer bilanço kalemleri ile gelir tablosundaki tüm veriler yararlı olmaktan tümüyle uzaklaşmışlardır. Bu verilerin herhangi bir düzeltmeye bağlı tutulmadan karar alma amacıyla kullanılması da mümkün değildir.

    Enflasyon muhasebesi, tarihi maliyetlerle kayıt altına alınmış işletme varlıkları ve kaynakları üzerinde fiyat hareketlerinin etkisini gösteren bir muhasebe türüdür. Türkiye’ de enflasyon muhasebesi uygulaması yerine enflasyonun finansal tablolar üzerindeki etkilerini azaltmak için veya bir ölçüde geçici bir koruma sağlamak için aşağıdaki vergisel önlemler alınmaktadır. Bu önlemleri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:
    * Yeniden Değerleme (213. Sayılı VUK Mükerrer Md. 298)
    * Azalan Bakiyeler Yöntemine Göre Amortisman (213 Sayılı VUK Mükr. Md. 315)
    * Duran Varlıklar Yenileme Fonu (213 Sayılı VUK Md. 328 ve 329)
    * Alacak ve Borç Senetlerinin Reeskontu (213 Sayılı VUK Md. 281 ve 285)
    * Finansman Fonu (4369 Sayılı Kanunun 82/4-d maddesi uyarınca yapılan son değişiklik ile 1.1.1999 tarihinden geçerli olmak üzere finansman fonu uygulaması -KVK mükerrer 8. Madde- yürürlükten kaldırılmıştır.)
    * Gayrimenkul ve İştirak Satışlarından doğan Karın Sermayeye ilavesinde Vergi İstisnası (4108 Sayılı Kanunla eklenen geçici 23/a maddesi, kendiliğinden yürürlükten kalkmıştır)
    * Maliyet Bedeli Arttırımı (GVK Md. 38 ve 39)
    * Stok Değerlemede LİFO Yöntemi (VUK Md. 274 ve 275)
    * Araştırma-Geliştirme Fonu (KVK Md. 14)
    * Yatırım İndiriminde Endeksleme (GVK Ek Md. 4)

    Yukarıda sıralanan vergisel önlemlerin kullanımı dışında aşağıdaki önlemler ile işletme ve muhasebe enflasyondan korunmaya çalışılmaktadır. Örneğin, enflasyonist ortamda kar dağıtmamak, etkin alacak tahsili, teşviklerden yararlanma, dikkatli finansman politikası, borçların konsolidasyonu, halka açılma, şirket evlilikleri, fason iş yaptırmak, yeni teknolojiler, mamul çeşitlendirmesi, dış pazar aranması ve stok devir hızını arttırarak minimum stok ile çalışmak gibi.
     

Bu Sayfayı Paylaş