MUĞLA Patara (Ovagelmiş)

'Muğla Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 24 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    MUĞLA Patara (Ovagelmiş) konusu

    MUĞLA Patara (Ovagelmiş) Resimleri ve Tarihi

    [​IMG]

    Patara, Fethiye ile Finike arasında, Xanthos Çayının (Eşen çayı) ağzında ve Xanthos antik kentinin bulunduğu tepenin eteklerindeki düzlüktedir. Patara Luwi dilinden bir sözcük olup, Prof. Bilge Umar’a göre “büyük suyu olan” anlamına gelmektedir. Prof. Fahri Işık ise Hititlerin “Patar” daha sonra Lykler’in “Pttara” ve “Pttareze” Hellenlerin de “Patara “ diye adlandırdıklarını söyler.
    Lykia bölgesinin en eski ve en önemli kentlerinden biri olmasının bir sebebi de tanrı Apollon’un burada doğduğuna inanılmasıdır. Kentin kuruluşu kesinlik kazanamamakla beraber Hitit Kralı IV. Tudhaliya (M.Ö.1250-1220) Lukka seferi sırasında buradaki Patar dağının karşısında adaklar sunmuş, steller diktirmiş bununla da yetinmeyerek kutsal alanlar yaptırmıştır.
    Herodotos kentle ilgili bilgi vermemesine karşılık Pataros isimli bir kahramanın kentin kurucusu olduğundan söz etmiştir. Bu kahraman Tanrı Apollon’un, Lykia nymphesinden olan oğludur. Bir başka öyküye göre de Pataros Lapeon’un oğlu ve Ksanthos’un erkek kardeşidir.
    Başka bir mitolojik hikayede ise kahramandan değil “kutu” anlamında “Patara “ sözcüğü kullanılır. O da şöyledir: Yunanistan’dan Lykia’ya içinde lir, yay ve ok şeklinde, Apollon için adak kurabiyeleri bulunan bir kutuyu taşıyan bir kız varmış. Yolculuğu sırasında kutuyu yanına koyarak uykuya dalar, o sırada çıkan kuvvetli bir rüzgar kutuyu denize uçurur. Uyandığında kutuyu bulamayan kız gözyaşları içinde evine döner, fakat kutu dalgalarla Lykia kıyılarına ulaşır. Kutuyu bulan biri kızın adağını yerine getirir. İşte kutunun sahile çıktığı yer Patara’dır.Tanrı Apollon’dan ötürü kehanet merkezi oluşundan dolayı bütün Antik Çağ boyunca kendinden bahsettirmiştir.

    [​IMG]

    Patara , Ksanthos’un denize açılan tek limanı oluşundan önem kazanmıştır. Kentin kuruluş tarihi M.Ö.VII.yüzyıla kadar iner. Prof.Fahri Işık’ın 1988’de Akropol’de başlattığı kazılarda bulduğu geometrik desenli çanak-çömlek ve arkaik parçalar bu yy.a aittir. Patara tarihinde önemli olaylar dizisi Büyük İskender zamanında başlar. M.Ö.333’de kent savaşmadan İskender’e kapılarını açmış ve bu yüzden de zarar görmemiştir. İskender’in Atinalı general Phoikon’a gelir kaynağı olarak sunduğu 4 şehir içinde Patara da vardır. Fakat general bu öneriyi geri çevirir. İskender’in ölümünde sonra önce M.Ö.315’de Antigonos’un, 304’de de Demetrius’un işgaline uğramıştır. Bunun ardından bölgedeki diğer kentlerde olduğu gibi II.Ptolemaios Philadelphos ile Mısır’ın boyunduruğuna girdi.
    Strabon , Ptolemaios’un kenti imar ettiğini ve karısı Arsione’nin adını vererek ismini değiştirdiğini yazmaktadır. Ne var ki bu isim benimsenmemiş ve kısa bir süre sonra terk edilmiştir. M.Ö. 196’da III. Antiokhos’un egemenliğine girer ve bu M.Ö.189’daki Apameia Antlaşmasına kadar sürer. Kent Roma’nın Doğu eyaletleri ile bağlantısını sağladığı bir liman şehri olmasından ötürü önemini korumuştur. Bu dönemde Anadolu’dan gelen hububatın Roma’ya nakledildiği önemli bir güzergahın son durağıydı. İmparator Hadrianus, Andreake’de olduğu gibi burada da büyük tahıl ambarları (Granarium) yaptırmıştır. Hadrianus zaman zaman buraya eşi Sabine ile gelerek dinlenmiştir. Bu dönemde Lykia ve Pamphylia eyaletlerinin başkenti olmuştur.

    [​IMG]

    23 kentten oluşan Likya Birliğine giren kent, üç oy hakkına sahipti ve M.Ö.167-68 de ilk birlik sikkelerini basan 24 kent arasında da yerini alıyordu. Birlik toplantıları çoğu kez Patara’da yapılıyordu. Aynı zamanda kent Roma valiliği ve Birlik arşivinin de korunduğu yer olarak önem kazandı. Bu arşiv muhtemelen Apollon tapınağında saklanıyordu. Daha sonra kent metropol unvanını alır ve M.S.IV.yy.da da Myra piskoposu Nicholaos’un doğum yeri olmasından ötürü Hıristiyan çevrelerinde büyük bir onur kazanır. Bizans döneminde Myra metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi idi. M.S.325’deki Nikaia konsilinde Patara piskoposu Eudemos’un Lykia’nın tek imza yetkilisi din adamı oluşu kentin devrindeki önemini yansıtır.
    Zamanla 1600 m. uzunluğunda ve 400 m. genişliğinde olan limanı doğal koşullar nedeniyle kumlarla dolmaya ve bataklığa dönüşmeye başlayıp sivrisinekler de burayı istila edince önemini yitirmiş ve terk edilmiştir. Kumlar zamanla kenti örtmüş ve yapılar kumların altında kalmıştır.

    Patara’da Yapılan Araştırmalar ve Yapılar

    [​IMG]

    Patara’ya ilk gelenlerden Ch. Texier 1836’da buraya gelmiş ve bazı yapıların resimlerini çizmiştir. Uzun bir aradan sonra, Akdeniz Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fahri Işık 1989’da burada kazılara başlayarak kumlar altında kalan bu kenti gün ışığına çıkarmaya başlamıştır. Fahri Işık ve ekibi öncelikle kentin topoğrafik bir haritasını çıkararak kazılacak yapıların yerlerini tespit etmiştir. Öncelikle Doğucasarı tepesindeki savunma ve gözetleme tesislerinin ve dini mimarinin üzerine eğilmiştir.
    Patara’nın en ünlü yapısı limana giden yol üzerindeki, Roma’nın Lykia-Pamphilya valisi Mettius Modestus’un M.S. 100 yıllarında yaptırmış olduğu zafer takıdır. Bu tak aynı zamanda Patara’ya su getiren su kanalları içinde kullanılmıştır. Takın her iki yüzünde heykellerin konulduğu boşluklar dikkati çekmektedir. Büyük olasılıkla buralara valinin, ailesinin veya kent yöneticilerinin büstleri konulmuştur. Kuzey cephesindeki bir yazıtta:“Lykialıların metropolü Patara’nın halkı tarafından..” inşa edildiğini ifade eder.
    Zafer takının üzerinde, kazılarda ele geçen bir Apollon başı, hâlâ bulunamamış olan Apollon Mabedinin belki de burada olduğunu göstermektedir. Apollon Kehanet Merkezi Roma İmparatorluğunun buradaki hakimiyeti sırasında eski önemini yitirmiştir. Zeus ile Leto’nun oğlu olan Apollon’un doğum yeri olarak birçok yer gösterilirse de onun Patara’da doğduğu kabul edilir. Bir Anadolu Tanrısı olan Apollon’dan İliada’da ışıklı anlamına gelen “Phoibos” ve “Ün salmış okçu Lykialı Apollon” diye bahsedilir. Işık soylu olarak betimlenen Apollon’dan dolayı bütün Antik Çağ boyunca Lykia “Işık Ülkesi” olarak simgelenmiştir.

    [​IMG]


    Prof.Dr.Fahri Işık’ın çalışmalarında, sular altında kalmış üç nefli bir Bizans kilisesi, Lahitler, Vespasianus hamamı, Korinth Mabedi, Tiyatrı,Granerium (Hububat Deposu), Arslanlı Mezar, Tepecik Nekropolü, Doğu Nekropolü, su yolları dağıtım şebekesi, Hurmalık Hamamı, Ana Cadde, Kent Bazilikası, Kısık Köprüsü, set duvarları, surlar, İustinianus suru, Doğucasarı Akropolü, Ambar yanı, Tepecik, Tepecik Hyposorion yer altı mezarları, çömlek fırını, Doğucasarı taş ocağı ve Kutsal Alan ortaya çıkarılmıştır.
    Küçük Hamamın 300 m. güney-doğusundaki hamamı İmparator Vespasianus (M.S.69-79) yaptırmıştır. Yaklaşık 105 x 48 m. ölçüsünde, birbirleriyle kapılarla birleşen beş bölümden meydana gelmiştir. Burada bulunan bir yazıttan öğrendiğimize göre Vespasianus’un “yüzme havuzları ve ek dekorasyonları ile birlikte” bu amaç için ayırdığı para ile Birlik tarafından yapılan bağışlarla inşa edilmiştir.
    Hamamın yanında Patara’nın mermer döşeli, 12,5 m. genişliğinde Anadolu’daki antik kentlerin en geniş caddesi bulunur. Ayrıca birçok yollara ayrılan bu caddenin altında kanalizasyon sistemi de yapılmıştır.

    [​IMG]

    Bir yamacın eteğine kurulmuş olan tiyatronun 34 oturma sırası vardır. Orkestra yaklaşık 30 m. büyüklüğünde olup tek diazomalıdır.Sahne binasının alt katından beş kapı ile sahneye geçilir. Sahne binasının dış duvarındaki bir yazıtta,M.S.147’de Patara vatandaşlarından Vilia Procula proskene binası ile heykelleri ve mermer kaplı sahne binasını babasının yaptırıp İmparator Antonius Pius ve şehrin tanrılarına adadığı yazılıdır. Bir başka yazıtta ise Tiberius döneminde (M.S. 14-37) Apollon’un rahibi olan bir Polyperkhon tarafından yapılan onarımlardan söz etmektedir.
    Bizans döneminden kalan kalenin doğusunda muntazam taşlardan yapılmış M.S. II.nci yy.a ait mimari bezemeleri ile dikkati çakan Korint Mabedi bulunmaktadır. İn antis plânlı olan bu mabet 13 x11 m. ebadındadır.
    Patara’da kazılar devam etmekte olup, Lykia tipi mezar anıtları ve kentin diğer yapıları da ortaya çıkarılmaktadır.
     

Bu Sayfayı Paylaş